GÜNDEM - 26 Şubat 2025 Çarşamba 17:59

Binali Yıldırım: "Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tekrar aday olmasının yolu açılmalı"

A
A
A
Binali Yıldırım: "Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tekrar aday olmasının yolu açılmalı"

İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla, Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) tarafından hazırlanan ’Türkiye’nin Sivil Anayasa Yolculuğu Projesi’ programı İzmir’de yapıldı. Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallılar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, "Sivil anayasa bir an önce yapılmalı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da tekrar aday olmasının yolu açılmalı" dedi.

 

 

İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla, Hukuki Araştırmalar Derneği tarafından hazırlanan ’Türkiye’nin Sivil Anayasa Yolculuğu Projesi’ programı İzmir’de gerçekleştirildi. Bakırçay Üniversitesi Konferans Salonunda düzenlenen programın onur konuğu, 27. Dönem Başbakanı ve Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallılar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım oldu. Sivil anayasa yapım süreçlerinin ele alındığı programda konuşan Yıldırım, halen yürürlükte olan 1982 Anayasas’ında, 23 kez değişiklik olduğunu, 177 maddesinin 135’inin değiştiğini dile getirdi. Türkiye’nin önceliği olan birçok konunun da bulunduğuna değinen Yıldırım, "Uygulanan ekonomik model, sabit gelirlilerin sıkıntıları, hayat pahalılığı, bölgemizde olan gelişmelerin Türkiye üzerinde oluşturduğu tehditler önemli. Bunlar arasında anayasa değişikliği göz ardı edilmeyecek bir iş. Anayasa değişikliği bir anlamda kuşaklar arasındaki değişim ile doğru orantılı. 25 yaşındakilerden sonra gelen ikinci 25, birinci 25 yaşın yaşadığı şartlarda yaşamıyor. Dünya, ülke ve beklentiler değişiyor. Kuşakların ihtiyacını karşılamak için bile tek başına anayasa değişikliği gerekiyor. Vesayet unsurları darbe izlerinin silinmesi bu işin artıları. Ne kadar değişiklik yaparsak yapalım 82 anayasasının üzerinde darbe izi var. Bu darbe izinin kalkması lazım. Bunun yolu yeni baştan sivil anayasa yapmak" diye konuştu.

"Anayasanın ilk 4 maddesini kimse tartışmaya açamaz"

Sivil anayasanın yapılmasını ve herkesin katkısını koymasını söyleyen Yıldırım, "Anayasa ile iki firmanın aralarında yaptıkları sözleşmeden farkı yok. Sözleşme şirketle çalışan arasında, burada da milletle o milleti yönetecek devlet ve onun kurumları arasında anlaşma yapılıyor. Bu anlaşmada vatandaşın hakları, sorumlulukları, devletten beklentileri ne bütün bunlar, Türkiye’nin üniter yapısının teminat altına almak için neler düşünülüyor. Bazen anayasanın değişmez maddeleri neden var deniyor. Bu dünden bugüne olan bir şey değil. Türkiye ne badirelerden geçti, ‘Türkiye’nin ilk 4 değiştirilemez’ maddesi 100 yıllık bir birikimin sonucudur. Dünden bugüne konmuş bir şey değil. Üniter devlet yapısı, demokratik laik cumhuriyet bunlar bize Atatürk ve silah arkadaşlarını emanetidir. Bunun üzerine hiç kimse iş yapamaz, bunları tartışmaya açamaz. Ama başka yapılacak işler var. Yargıyı daha iyi çalıştıracağız. Yargıdaki güven düşük, davalar geç karara bağlanıyor, bağlanan davalarda davacının ve davalının beklentileri tam anlamıyla tesis etmiyor. Bunun için çalışmalar yapılıyor, yeni sivil anayasada bunlara biraz daha fazla ehemmiyet vermemiz gerekecek" ifadelerinde bulundu.

"Vatandaşlık tanımı yeni anayasada gözden geçirilebilir"

Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terörle mücadele ederken, terör örgütlerine destek verenler diyorlar ki anadil konusu hallolsun. Devletimizin adı Türkiye Cumhuriyeti Devleti, vatandaşlık tanımı bu ülkeye vatandaşlık bağıyla bağlı herkes Türk’tür. ‘Türklerden başkasına yaşam hakkı yok’ diyorlar. Böyle bir şey yok, bu bir millet tanımı. Bu milletin unsurları var. Bin yıldır bu topraklarda Kürtler, Türkler, Süryani, Abaza, Çerkez’i var. Vatandaşlık tanımı yeni anayasada gözden geçirilebilir. Bir etnik kimliği tanımlamak, öne çıkartmak değil de etnik kimliğinin kim olduğuna bakmaksızın vatandaşlığı önceleyen bir güncelleme yapılabilir. Bu bazı etnik grupların kendilerini ihmal edilmiş düşüncesinden kurtarabilir. Buna mani yok, şovenizme gerek yok, bizi bağlayan bayrağımız, toprağımız, milletimizdir. Kürdü, Türkü, diğer etnik gruplarıyla milletimizdir. Bunu esas alan bir güncelleme yapılabilir."

"Yeni yapılacak anayasada yapılması gereken önemli konulardan bir tanesi, yerel yönetimlere adem-i merkeziyetçilik" diye sözlerini sürdüren Yıldırım, şunları kaydetti:

"Her şeyi Ankara’dan kontrol etmek yerine, yetki devrinin yapılması. Belediyeleri hem kaynak hem yetki olarak güçlendirmek lazım. Onlar da büyük millet meclisi olduğu gibi yerel meclislerdir. Menemenin işlerini, neyi yapıp yapmayacağını Ankara’daki bakanlık karar vermesin, kendi karar versin. Kaynaklarını kendi oluştursun, tabi ki devletten alacağı payı alsın. Bu da yeni anayasada düşünülebilecek bir husus olarak ele alınabilir."

"Herkesin gözü Türkiye’de"

Zor bir süreçten geçildiğini aktaran Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"Sadece biz değil, bütün bölge bütün dünya. Amerika’da başkan seçildi her gün gündem. Bir gün Gazze’ye, bir gün Ukrayna’ya, Kanada’ya dalıyor. Avrupalıları fırçalıyor, Allah sonunu hayretsin. Bu gelişmekte olan ülkelere zarar veriyor. Döviz artıyor, doğal kaynakları sınırlı olan ülkeler halen dış paraya bağlı olan ülkeler bundan zarar görüyor. Bulunduğumuz konum her zaman bir tehdidin, belanın çıkmasına müsait bir konum. Etrafımız istikrarsızlık ve tehlikelerle sarılmış durumda. Bütün bu şartlar altında Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlü olarak ayakta kalma mecburiyetinde, başka seçeneğimiz yok. Onun için istikrara, güvene, en önemlisi güçlü lidere ihtiyaç var. Onun için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tekrar Cumhurbaşkanı adaylığının yolu açılmalı, yeni anayasa bunu öngörmeli. Geçmişi yaşayan, memleketin ne badirelerden geçtiğini bizzat yaşan biri olarak bunu söylüyorum. Seçimi kim kazanır kim kazanmaz o vatandaşın vereceği bir karar. Maalesef dünyada baş tutan lider kalmadı. 5 lider sayın desek 4 tane ancak çıkar. Sadece Türkiye’den sorumlu değiliz, herkesin gözü Türkiye’de. Türk dünyası 300 milyon, 170 milyonu bağımsız devlet, kalanı başka ülkelerde özerk ya da azınlık olarak bulunuyor. Orta Doğu’da, Filistin’de yaşananlar, kuzeyimizde savaş, Balkanlardaki kırılgan yapı, terörle mücadele dikkate alındığında güçlü liderliğe ihtiyacımız var. Sivil anayasa bir an önce yapılmalı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da tekrar aday olmasının yolu açılmalı. Millet egemenliği esastır, gerisi teferruattır."

HUDER İzmir Şube Başkanı Halit Aydın Kayacan ise, "Sivil anayasa yolculuğu, anayasanın sadece hukuki bir belge olmanın ötesinde, toplumun tüm kesimlerinin kendini içinde ve ait hissedebileceği, özellikle halkın iradesinin vücuda büründüğü bir belge ideali ile tasarlanmaktadır. Türkiye’nin kendi anayasasını tartışarak, yapma zamanı gelmiştir. Bilgiyle desteklenen, gerçekçi ve akılcı bir müzakere süreci için anayasa konusundaki temel bileşenler üzerine bir bilgi birikimi oluşturup paylaştırmak gerekir. Gazi meclisimizde bulunan siyasi partilere, iş dünyasına, sivil toplum kuruluşlarına, hukuk camiasına tarihi bir sorumluluk düşmektedir" diye vurguladı.

HUDER Genel Başkanı Hasan Oymak da şunları söyledi:

"12 Eylül askeri darbesi sonrasında, sıkıyönetim askeri mahkemelerinde, adil olmaktan uzak yargılama süreçleri, aylarca süren göz altı ve işkenceler, sağ ve soldan idam edilen onlarca kişi, işkence ile öldürülenler, idamından sonra suçla ilgisi olmadığı ortaya çıkan mazlumlar bu acı hikayelerin kahramanları olarak tarihte yerini almışlar. 37 yıldan bu yana darbe anayasasından kurtulmak ve sivil bir anayasaya sahip olmak amacıyla pek çok taslak hazırlanmış, çalıştaylar düzenlenmişse de mutabakat sağlanamamış ve sadece bazı maddelerde değişiklik yapmakla yetinilmiştir. Artık zamana uygun, demokratik, özgürlükçü, Türkiye Yüzyılı’na yakışır, milli ve egemen bir anayasa yapmak elzemdir. Türk demokrasisi, yeni bir anayasa hazırlayarak darbe geleneğinden uzaklaşılmasını tamamlamalıdır. Yeni anayasa, en zayıf insanının en kuvvetliden hakkını kolayca aldığı bir hukuk nizamını temsil etmelidir."

Programa İzmir Vali Yardımcısı Mehmet Sadık Tunç, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, HUDER Genel Başkanı Hasan Oymak, HUDER İzmir Şube Başkanı Halit Aydın Kayacan, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı İdris Kizir, İzmir Adli Yargı Komisyonu Başkanı Gökberk Sunal, İzmir Bakırçay Üniversitesi Rektör Prof. Dr. Mustafa Berktaş, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, İl Kültür ve Turizm Müdürü Sadık Doğruer ve ilgililer katıldı.

Mehmet Pamuk - Sinan Yeniçeri



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Burak Elmas’ın ifadesi ortaya çıktı: "Suçlamaları kesin bir şekilde reddediyorum’’ İstanbul’da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında eski Galatasaray Başkanı Burak Elmas’ın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. Elmas ifadesinde, "Ben hiçbir şekilde uyuşturucu kullanmadım, yanımda kullanan bir kişiye rastlamadım. Suçlamaları kesin bir şekilde reddediyorum’’ dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen ’uyuşturucu’ soruşturması sürüyor. Soruşturma kapsamında esik Galatasaray Başkanı Burak Elmas’ın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. Burak Elmas, kimlik tespitinde mesleğinin iş insanı olduğunu ve aylık gelirinin 100 bin lira olduğunu belirtti. Elmas ifadesinde, hiçbir şekilde uyuşturucu kullanmadığını ve yanında kullanan bir kişiye rastlamadığını söyledi. "Böyle bir beyanla ilgili çok şaşkınım’’ Elmas’a D.A. isimli bir tanığın, "Burak Elmas isimli iş adamı mekanlarda uyuşturucu kullanılan partiler düzenler ve fuhuş partileri düzenler. Ben bu şahsın düzenlediği partilere iki kez katıldım. Burak Elmas yanımda deli gibi uyuşturucu kullandı. Evde yaklaşık 7-8 kız ve Burak Elmas vardı. Uyuşturucuyu kimin getirdiğini bilmiyorum. Beni bir aracı davet etti ve parayı herkese nakit bir şekilde dağıttı. Uyuşturucu madde kullanıldığını net bir şekilde gördüm’’ şeklindeki ifadesi soruldu. Elmas ise yanıt olarak, "Ben söz konusu beyanı kesinlikle kabul etmiyorum. Uyuşturucu ve fuhuş iddiası asılsızdır. Böyle bir beyanla ilgili çok şaşkınım. Tanımadığım kişiler. Suçlamaları kesin bir şekilde reddediyorum’’ ifadelerini kullandı.
İstanbul Fikret Orman’ın ifadesi ortaya çıktı: "İtibar suikastı yapıldığını düşünüyorum’’ İstanbul’da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında eski Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’ın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. Orman ifadesinde, "Hayatım boyunca sağlıklı yaşama önem verdim. Bana bu şekilde itibar suikastı yapıldığını düşünüyorum. Benim kimseden saklayacak ahlaka veya hukuka mugayir hiçbir durumum yoktur’’ dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen ’uyuşturucu’ soruşturması sürüyor. Soruşturma kapsamında eski Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’ın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. Fikret Orman, kimlik tespitinde mesleğinin iş insanı olduğunu söylerken, aylık gelirini belirtmedi. Orman ifadesinde, hayatının hiçbir döneminde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmadığını söyleyerek, "Hatta görmedim dahi diyebilirim. Adli Tıp Kurumu’nda saç, kan ve idrar örneği verdim. Bu test sonuçlarının da negatif çıkacağından eminim. Güzide Duran ile 2021 yılı Mayıs ayından beri birlikteyiz. Bu zaman zarfında kendisinin de uyuşturucu veya uyarıca madde kullandığını görmedim. Aksine ikimiz de sağlıklı yaşama önem vermekteyiz. Hakkımda verilen ifadelerin tamamen hayal ürünü olduğu ve bana bu şekilde itibar suikastı yapıldığını düşünüyorum. Hakkımda beyan veren şahısların kim olduklarını bilmemekle beraber kendi menfaatleri veya başka bir amaçla böyle yalan beyanlarda bulunmuş olabilirler. 2 çocuk babasıyım. Maddi durumum el vermesine rağmen çocuklarımın tüm eğitim hayatını uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklara bulaşmamaları için Türkiye’de devam ettirdim’’ dedi. "Burada dikkat çekmek istediğim husus benim kimseden saklayacak ahlaka veya hukuka mugayir hiçbir durumumun olmamasıdır’’ İfadesinde Orman, "İş hayatı haricinde sadece ailemle vakit geçiririm. İfadelerde geçtiği şekilde bir hayatım kesinlikle olmadı. Burada dikkat çekmek istediğim husus benim kimseden saklayacak ahlaka veya hukuka mugayir hiçbir durumumun olmamasıdır. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum’’ ifadelerini kullandı.
İstanbul Sabancıların savcılık ifadeleri ortaya çıktı İstanbul’da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında iş insanları Hakan Sabancı ve Kerim Sabancı’nın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. Sabancılar ifadelerinde, hayatlarının hiçbir döneminde uyuşturucu madde kullanmadıklarını söyledi. Hakan Sabancı, eski kız arkadaşı Hande Erçel’in sorulması üzerine, ‘’Bu kişi yanımda hiçbir zaman uyuşturucu madde kullanmamıştır’’ dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen ’uyuşturucu’ soruşturması sürüyor. Soruşturma kapsamında iş insanları Hakan Sabancı ile Kerim Sabancı’nın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. "Hayatımın hiçbir döneminde uyuşturucu madde kullanmadım’’ Hakan Sabancı, kimlik tespitinde mesleğinin iş insanı olduğunu söylerken, aylık gelirini belirtmedi. Sabancı ifadesinde, hayatının hiçbir döneminde uyuşturucu madde kullanmadığını söyleyerek, "Uyuşturucu kullanılan ortamlarda bulunmadım. Aygün Aydın isimli kişi geçmişte bir kez gördüğüm, daha sonradan beni takıntı haline getiren, hatta hakkında uzaklaştırma kararı aldığım ve bunu ihlal etmesi nedeniyle hapisle tazyik edilen bir kişidir. Hakkımda söyledikleri, etrafta konuşulanlar bundan dolayı iftiradır. Benim bu kişiyle uyuşturucu madde kullanmam kesinlikle iftiradır. Geçmişte Bebek Oteli’ne gitmişliğim vardır ancak bu kişiyle hiçbir yere gitmedim’’ dedi. "Listede ismimin bulunması davetten dolayıdır, benim buraya gitmişliğim yoktur’’ Sabancı’ya, Aydın’ın ifadesinde yer alan ‘’Bir keresinde de kendilerinin Kanlıca’da bulunan yalısının orta katında Hakan Sabancı’nın uyuşturucu madde kullandığına şahit oldum. Kendisinin kontrol problemleri vardır, karışmaktan çekiniyordum. Şevval Şahin’in sevgilisi olan Marcus, Hakan Sabancı ve arkadaşlarına kadın getirir’’ şeklindeki beyanı soruldu. Sabancı buna yanıt olarak, "Sormuş olduğunuz kişiyle bir kez ikametimde buluştum. Buluşmamız orta katta oldu ancak kesinlikle uyuşturucu madde kullanmadım. Marcus isimli kişiyi ismen tanırım. Kasım Garipoğlu isimli kişinin evinde düzenlemiş olduğu eğlence partilerine hiç katılmadım. Sormuş olduğunuz listede ismimin bulunması davetten dolayıdır, benim buraya gitmişliğim yoktur. Bu liste davet listesidir. Ben bu partilere hiç katılmadım" dedi. "Hande Erçel yanımda hiçbir zaman uyuşturucu madde kullanmamıştır’’ Şüpheli Hakan Sabancı’ya, eski kız arkadaşı Hande Erçel de soruldu. Soru üzerine Sabancı, ‘’Hande Erçel isimli kişiyi tanırım. Bu kişi yanımda hiçbir zaman uyuşturucu madde kullanmamıştır. Diyeceklerim bundan ibarettir’’ ifadelerini kullandı. "Partiye katılmamın sebebi ünlü bir DJ’in performans gösterecek olmasıydı, herhangi bir şekilde uyuşturucu madde kullanmadım’’ Şüpheli Kerim Sabancı ise, kimlik tespitinde mesleğinin iş insanı olduğunu söylerken, aylık gelirini belirtmedi. Yurt dışı da dahil olmak üzere hayatının hiçbir döneminde uyuşturucu madde kullanmadığını söyleyen Kerim Sabancı ifadesinde, "Mert Ayaydın ve İbrahim Barut isimli kişiler benim yakın arkadaşlarımdır. Ayaydın ile bir keresinde Kasım Garipoğlu’nun yalısında düzenlenmiş olan eğlence partisine, Ayaydın’ın daveti üzerine katıldım. Bu partiye katılmamın sebebi ünlü bir DJ’in performans gösterecek olmasıydı. Yaklaşık olarak 2 saat burada kaldım. Herhangi bir şekilde uyuşturucu madde kullanmadım. Ortamın karanlık olmasından dolayı içeride kimlerin olduğunu tam olarak hatırlamıyorum ancak buradan DJ performansının bitmesinin ardından ayrıldım. Diğer odalarda ne olduğunu bilmiyorum’’ ifadelerini kullandı.