GENEL - 24 Mart 2023 Cuma 09:37

Doğal afetler sonrası devletin yükümlülüğü

A
A
A
Doğal afetler sonrası devletin yükümlülüğü

Yaşar Üniversitesi tarafından düzenlenen “Yaşam Hakkı, İnsan Onuru ve Devletin Pozitif Yükümlülükleri” isimli çevrimiçi panelde doğal afetler sonrası devletlerin pozitif yükümlülükleri konuşuldu.

Yaşar Üniversitesi tarafından düzenlenen “Yaşam Hakkı, İnsan Onuru ve Devletin Pozitif Yükümlülükleri” isimli çevrimiçi panelde doğal afetler sonrası devletlerin pozitif yükümlülükleri konuşuldu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) eski yargıçları Prof. Dr. Işıl Karakaş ve Dr. Rıza M. Türmen, imar barışından faydalanan ancak depremde yıkılan yapılar için devletin, sorumluluğu kat maliklerine yükleyemeyeceğini belirtti.


Yaşar Üniversitesi Uluslararası Hukuk Uygulamaları ve Araştırma Merkezi tarafından “Yaşam Hakkı, İnsan Onuru ve Devletin Pozitif Yükümlülükleri” isimli çevrimiçi panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Yaşar Üniversitesi Uluslararası Hukuk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işıl Özkan’ın yaptığı çevrimiçi panele AİHM eski yargıçları Prof. Dr. Işıl Karakaş ve Dr. Rıza M. Türmen konuşmacı olarak katıldı.



"İmar affı ihlal konusu olur"


Yaşanabilecek doğal afetler sonrası devletlerin AİHM’ndeki sorumluluğu konusunun öne çıktığı panelde konuşan Dr. Rıza M. Türmen, “Yaşam hakkı en temel haktır ve askıya alınamayan maddelerdendir. Devlet, yaşam hakkı için her türlü çabayı göstermeli ve önlemleri almalıdır. Devlet, doğal afetin önüne geçemez. Ancak bu afetlerin doğuracağı sonuçların önüne geçebilmesi için pozitif yükümlülükleri var. Depremde birçok bina yıkıldı. Bunların içinde İmar Barışı’ndan faydalanan yapılar da var. İmar Barışı’nda yer alan ‘Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikine (Sahibine) mahsustur.’ maddesi, affedilen konutlarda sorumluluğun artık malike ait olduğu belirtiliyor. AİHM’ne yapacak bireysel başvurularda, devlet adına bu durumun geçerli olacağını sanmıyorum. Devlet, imar affı ile pozitif yükümlülüklerinden vazgeçmiş oluyor. Prosedür açıdan AİHM’nde ihlal konusu olacağını düşünüyorum.” dedi.



"17 Ağustos ile aynı"


Devletin depremin oluşunu engelleyemeyeceğini ancak gerekli güçlendirici tedbirleri alabileceğini belirten Prof. Dr. Işıl Karakaş, “Yıkılan binaların betonları midye kabuklarıyla dolu. Gerekli kontroller, yapılmadığı için tam yargı davası açılabilir. Deprem riski yüksek bölgelerde yapılan kontroller ve ruhsatlar neye göre veriliyor. Bu sonuçlarda ev yıkılırsa sorumluluk doğurur. 17 Ağustos 1999 yılında Gölcük’te meydana gelen depremde müteahhit Veli Göçer’in yaptığı 17 binalı sitede 189 kişi yaşamını yitirdi. 24 Ağustos 1999’da savcılar, enkazlara giderek tutanak tuttu. Ardından bilirkişi raporları istendi. O gün binalarda yapılan tespitler ile aradan yıllar geçmesine rağmen bugün Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yapılan tespitler aynı. Temeller zayıf, projedeki kat sayısına ek 1 kat daha çıkılmış, bodrum katı ya da istinat duvarı yapılmamış, yıkanmadan deniz kumu kullanılmış, malzeme basınca uygun değil ve teknik denetim yapılmadan inşa edilmiş gibi maddeler söz konusu. AİHM, ‘Afetlerin neden olacağı sonuçlardan korunmak devletin sorumluluğudur.’ diyor. Ayrıca deprem bölgelerinde özel şartlar var. Risklerin önlenmesinde 1. derece sorumlu yerel makamlardır. Güvenliğe aykırı binaların çökmesi sonucu ölümler yaşanıyor. İmara aykırı yapılan evler, imar affı ile yasal hale getiriliyor. İmar affının, en başından itibaren devletin sorumluluğunu ilgilendiren bir konu olduğunu düşünüyorum.” dedi.



"Davalar mülkiyet hakkını kapsar"


Hükümetin, depremde ev ve işyeri yıkılan vatandaşlara yönelik yapacağı konutlardan ödeme talep etmesine de değinen, Rıza M. Türmen, “Devlete karşı açılan davalar, mülkiyet hakkını da kapsayacaktır. Her şeyini kaybeden insana, ev verip para istiyorsunuz. Bu konuyla ilgili olarak AİHM’nde ancak devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği için tazminat davası açılabilir.” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Fatih’te beslenmediği iddia edilen 2 aylık bebeğin şüpheli ölümüyle ilgili 4 tutuklama Fatih’te 3 gün beslenmediği iddia edilen 2 aylık bebeğin ölümü üzerine gözaltına alınan anne, baba, anneanne ve dede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Olay 30 Aralık’ta Fatih’te meydana gelmişti. İddiaya göre dini nikahlı Y.Y. ve B.Y.’nin 5 Kasım’da dünyaya gelen bebekleri 30 Aralık 2025 tarihinde hayatını kaybetmişti. Anne Y.Y.’nin bebeğinin hareketsiz durduğunu fark etmesi üzerine durumu polis ve sağlık ekiplerine haber vermişti. Yapılan ilk incelemelerde bebeğin 5 Kasım 2025’te İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde dünyaya geldiği belirlenmişti. 7 Kasım’da ise 3 kilo 200 gram ağırlığında taburcu edilen bebeğin, hayatını kaybettiği gün yaklaşık 2 kiloya düştüğü ve karın bölgesinde içe çökme olduğu tespit edilmişti. Anne Y.Y.’nin evde dini nikahlı eşi B.Y., annesi A.Y. ve Y.E.Y ile beraber yaşadığı, bebeğin saat 08.00 sıralarında öldüğü ancak ambulansın 12 saat sonra arandığı öğrenilmişti. 19 yaşındaki Y.Y.’nin çelişkili ifade vermesi üzerine, annenin bebeği 3 gün beslemediğini söylediği öğrenildi. Soruşturma kapsamında Y.Y., B.Y. ile aynı evde yaşayan anneanne A.Y. ve dede Y.E.Y. "kasten öldürme" suçundan gözaltına alınmıştı. Emniyette işlemleri biten 4 şüpheli adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından anne Y.Y., baba B.Y, anneanne A.Y. ve dede Y.E.Y, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Olayla ilgili ’kasten öldürme’ suçundan başlatılan soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.
Kırklareli Şehir trafiğini rahatlatacak karar: Zorunlu tır parkı uygulaması başladı Kırklareli’nin Pınarhisar ilçesinde Altın Çağ Projesi muhtevasında ilçe genelinde trafik düzenini sağlamak, güvenliği artırmak ve şehir merkezini korumak amacıyla zorunlu tır parkı uygulamasını bugün itibarıyla hayata geçirdi. Kararın uygulanmaya başlamasıyla ağır tonajlı araçların şehir merkezinde gelişi güzel park etmesinin önüne geçilecek. Pınarhisar Belediyesi’nden yapılan açıklamada, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla haritada belirtilen güzergahlar ile alanlar dışında tır, kamyon ve benzeri ağır tonajlı araçların ilçe merkezine giriş-çıkışlarının ve şehir içinde park yapmasının 7 gün 24 saat esasına göre tamamen yasaklandığı bildirildi. Ağır tonajlı araçların park işlemlerinin yalnızca tır parkı alanında yapılacağı vurgulandı. Açıklamada, alınan kararın trafik güvenliğini artırmak, ilçe merkezindeki düzensiz park yapmayı ortadan kaldırmak, yol ve altyapı yatırımlarını korumak amacıyla uygulamaya konulduğu ifade edildi. Belediye yetkilileri, uygulamanın kimseyi mağdur etmeyi amaçlamadığını ancak Pınarhisar’ın düzeni ve güvenliği için kurallara kesinlikle uyulmasının zorunlu olduğunu özellikle belirtti. Haritada belirtilen alanlar dışında ilçeye giriş-çıkış yapan ya da ilçe içinde park eden ağır tonajlı araçlar hakkında, ilgili mevzuat çerçevesinde cezai işlem uygulanacağı da duyuruldu. Pınarhisar Belediyesi’nden yapılan açıklamada açıklamada ayrıca, ilçenin yalnızca bugünüyle değil geleceğiyle de planlandığı vurgulanarak, daha düzenli, daha güvenli ve daha yaşanabilir bir Pınarhisar için kararlılıkla çalışmaya devam edileceği mesajını verdi.