GÜNDEM - 03 Eylül 2025 Çarşamba 10:23

Ege’de fırtınalı mesai başladı: Balık bol, tayfa yok

A
A
A
Ege’de fırtınalı mesai başladı: Balık bol, tayfa yok

Av yasağının sona ermesiyle denizlerde hareketlilik başladı. Balığın bol olduğunu kaydeden sektör temsilcileri, yeni neslin mesleğe yönelmemesi nedeniyle tayfa bulmakta zorlandıklarını belirtti.


Denizlerde av yasağının sona ermesiyle balıkçılar, "Vira Bismillah" diyerek sezonu açtı. Geçen av sezonunun 15 Nisan’da tamamlanmasının ardından Güzelbahçe Balıkçı Limanı’nda demirleyen teknelerde son günlerde hareketlilik yaşanıyor. Çizme ve tulumlarını giyen balıkçılar denize açılarak ağlarını bırakıp rızıklarını arıyor. Bu fırtınalı mesai 7 aylık sezon boyunca devam ediyor. Ancak sektörde eleman bulmak ve yetiştirmek güç olduğu için tekne reisleri yeni tayfa bulamıyor. Kazançlar balık bolluğuna ve çalışma bölgelerine göre değişirken balıkçılar aylık ortalama 70 bin TL kazanıyor. Ayrıca tutulan balık miktarı arttıkça kazanç da yükseliyor. Balıkçılık mesleğinde yarım asrı devirdiğini kaydeden tekne reisi İsmail Özdemir, "Zor, çok zor bir meslek. Madencilik gibi bir şey. Gece gündüz çalışıyorsun; Ege’de yine o kadar zor olmasa da Karadeniz’de, Marmara’da gece gündüz mesai var. Böyle zor bir sezon yaşıyoruz ama mesleğimiz zor da olsa severek yapıyoruz. Şimdiki gençlerde ise bu işe pek düşkünlük yok. Bu işle orta yaş ve 50 yaş üstü, eski kuşak insanlar ilgileniyor. Gençlerde ne merak var ne de çalışma arzusu. Hep baba parasına, hazırdan gelmeye alışmışlar" dedi.



Kazançlar bölgeye göre değişiyor


Kazanılan rakamların tekneden tekneye ve bölgeden bölgeye değiştiğini belirten Özdemir, "Mesela Karadeniz teknelerinde maaşlar daha yüksek çünkü gece gündüz çalışılıyor, işler daha yoğun. Ege’de gece çalışması var ama gündüz gemide eksik varsa onları tamamlıyorsun; onun dışında bir şey olmuyor. Bu yüzden Karadeniz’le Ege arasında 15 bin ile 20 bin TL arasında fark oluşuyor. Ortalama maaşlar 70-80 bin TL civarında. Karadeniz’de gece gündüz çalışma var. Bazen bir hafta, on gün boyunca ayağın karaya değmiyor, liman görmüyorsun. Burada ise akşam çıkıp sabah dönüyorsun; bu rahatlık var. Maaş farkı bu yüzden ortaya çıkıyor" diye ekledi.



Göreve göre kazanç artıyor


Gençlerin bu mesleği zor olduğu için tercih etmediğini vurgulayan Özdemir sözlerini şu şekilde sürdürdü:


"Sezon 15 Nisan’da paydos ediyor. Bu meslekten anlayanlar yazın kimisi tekne boyası yapıyor, kimisi ağ işleriyle uğraşıyor; yani yeni sezona hazırlık yapılıyor. Sezon bu şekilde ilerliyor. İstisna personeller var; örneğin gemici ya da ırgatçı olarak çalışan tek kişi varsa, o kişi mecburen diğerlerinden daha fazla maaş alıyor. Botçu da aynı şekilde, başka yapacak kimse yoksa ona yüksek maaş vermek zorunda kalıyorsun. Kurşunları yığan kişiye ‘hamlacı’ deriz, o da farklı bir pozisyon. Bu tarz görevlerde maaşlar daha yüksek olur. Diğer pozisyonlardaysa maaşlar genelde standart gider."



"Bu işte aile sıcaklığı yaşanıyor"


Balıkçı teksinde yedek botçu olarak çalışan Onurcan Işık ise "2 senedir bu mesleğin içerisindeyim. Bu işe ağabeylerim sayesinde başladım, iyi ki de gelmişim; onlar vesile oldular. İlk başladığımda mapacı olarak işe girdim. Sonrasında mantar toru ve mantar istifi ile devam ettim. Şimdi yedek botçu görevini yapıyorum. Bu işler güzel ve zevkli. Zaten daha öncesinde de balıkçılığı seven, olta ile balık tutan birisiydim. Genç arkadaşlara da tavsiye ediyorum; gelsinler, balıkçılıkla ve denizle tanışsınlar. Tabii ki 7,5 ay gurbette yaşıyoruz. Ama maaşlar olsun, ortam olsun tam bir aile sıcaklığı yaşanıyor. Bu da işi güzel kılıyor" sözlerini kullandı.



Baba mesleği


Yaklaşık 45 yıldır balıkçılık yaptığını ve şuan teknede hamlacı olduğunu ifade eden Fatih Memiş de "Balıkçılık için Ordu’dan İzmir’e geldim. Mesleğimiz balıkçılık olduğu ve ailemizi de bu işle geçindirdiğimiz için her sezon gurbete çıkıyoruz. Yeni gençler bu işlere yönelmiyor çünkü deniz işini pek sevmiyorlar. Biz, dededen, babadan kalma bir meslek olduğu için bu işi icra ettik ve devam ediyoruz. Ancak yeni gençler buna heves etmiyor. Zorluklarından ve deniz hayatının çetinliğinden dolayı bu işe ilgi duymuyorlar. Ağ bakımı gibi işlerde yetişen yok. Mesela şimdi ağ bakımı olacak ama yeni nesil ağ yapmayı bilmiyor. Öğrenmek de istemiyorlar. Yeni nesil artık telefonla, internetle uğraşıyor; bu tür işlerle ilgilenmiyor. Biz bu işi meslek edindik ve artık bu mesleği icra eden son nesiliz. Deniz işini sevmezsen para da kazanamazsın. Ücretler yüksek olmasına rağmen gençler öğrenmiyor. Bu iş zor ama yine de tavsiye ederim, yapsınlar" sözlerini kaydetti.



Emektar kişiler çalışıyor


Tekne reisi olan Tamer Bozoğlu ise meslekte usta adam bulunmadığını belirterek, "Gençler de pek gelmiyor. Çünkü gençler okuyor ve başka mesleklere yöneliyorlar. Bu iş biraz yorucu olduğundan eleman bulmak zorlaşıyor. Bakın, hep yaşlı insanlar çalışıyor; gençler sektöre girmiyor. Eleman bulmak gerçekten zorlaştı, her şey değişiyor. Bizim sabit bir saatimiz ya da düzenli bir zamanımız yok. Balık neredeyse biz oradayız. Balığı tuttuktan sonra limanlara iniyoruz, ardından tekrar denize açılıyoruz. Bu döngü 15 Nisan’a kadar böyle devam ediyor" diye söyledi.



Ege’de fırtınalı mesai başladı: Balık bol, tayfa yok

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Başkentte ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi, sanatseverlerle buluştu Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen Nallıhan İğne Oyası Projesi" kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi sanatseverlerle buluştu. Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen "Anadoludakiler Kültürel Mirasın Korunması, Kadın Üreticilerin Güçlendirilmesi: Nallıhan İğne Oyası Projesi" kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi, Arı Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin küratörlüğünü üstlendiği sergide, fotoğraf sanatçısı F. Dilek Yurdakul’un objektifinden yansıyan 60 eser yer aldı. Sergi, 18 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek. "Kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi" ‘Nallıhan İğne Oyası Projesi’ kapsamında kadınlara çeşitli eğitimler verildiğini ve bu sayede küçük işletmelerin kurulmasına katkı sağlandığını belirten Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu, "2007 yılında, Nallıhan’ı ziyaret etmiştim ve orada ipek iğne oyası üreticisi kadınlarla tanışmıştım. Orada kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi. O zaman kendime verdiğim bir söz vardı, bir gün mutlaka döneceğim ve Nallıhan için bir şey yapacağım demiştim. Bu proje çağrısı da buna vesile oldu. Öncelikle bir kadın kooperatifimiz var, birlikte çalışıyoruz. Onlara dijital pazarlamadan, muhasebeden, ürünlerini dijital zeminde satmaya kadar, çeşitli boyutlarda eğitimler vererek aslında iş yapma tarzlarını geliştirecek ve diğer taraftan Nallıhan’da yeni küçük işletmelerin kurulması vesile olmak üzere bir süreç başlattık. Üniversite olarak bunları destekledik ve akabinde tabii toplumsal farklılığını da arttırmak gerekiyor ki birileri ellerini daha tutsun, birileri iğne oyalarımızı çok daha fazla fark etsin" açıklamasında bulundu. "Geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk" Projeye çeşitli büyük firmaların destek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu, "İlk sergimizi emekçi kadınlarımızın ürünleriyle yaptık. Satış boyutuyla da çok iyi karşılık oldu. Ama bugün dedik ki o ürünlerin arkasındaki elleri görelim, bu hikayeleri görelim, hikayelere dokunalım. Bu sergide de Dilek Yurdakul sanatçımız defalarca emekçi kadınlarımızın o anını çekti ve sonrasında biz o anı alarak belki de dünyada bir ilke imza attık. Şöyle ki, iğne oyası yaparken kadınların duygu durumlarını yapay zeka ile analiz ettik, söze döktük. Oradan da dijital sanat eserleri oluşturduk. Böylece geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk. İnşallah ülkemizin insanlarında iğne oyasının güzelliğini, zarafetini ve kadın emeğinin kıymetini, hayata neler kattığını gösterme imkanımız olur" diye konuştu.
Antalya ‘Demir adam’ Kazan Maratonu’na performansıyla damga vurdu ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı, Rusya’nın Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’da düzenlenen 42 bin 195 kilometrelik Kazan Maratonu’nda kendi yaş kategorisinde beşinci oldu. "Demir Adam" lakabıyla tanınan 76 yaşındaki milli sporcu, binlerce atletin katıldığı organizasyonda gösterdiği performansla dikkat çekti. Rusya’nın en prestijli koşu organizasyonları arasında gösterilen Kazan Maratonu’nda sporcular tarihi dokusuyla öne çıkan parkurda, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Kazan Kremlini, Kul Şerif Camii, Milenyum Köprüsü ve Kaban Gölü gibi önemli noktaların arasından geçti. Organizasyonda 42 kilometrenin yanı sıra 3 kilometre, 10 kilometre ve yarı maraton kategorilerinde de yarışlar düzenlendi. Bu yılki maratona, Rus atlet Vladimir Nikitin’in 2 saat 8 dakika 7 saniyelik derecesi damga vurdu. Nikitin, elde ettiği süreyle Rusya topraklarında koşulan en hızlı maraton derecesine imza attı. 86 yaşındaki sporcu ile bilimsel dayanıklılık karşılaştırması yapıldı BRICS Maraton Ligi kapsamında düzenlenen etkinlik sonrası Ali Bıdı, Rusya’nın Dombay bölgesinde gerçekleştirilen özel bir sağlık ve spor etkinliğine katıldı. 6-7 Mayıs tarihlerinde "Taukel" apart otelde düzenlenen programda Bıdı, düzenli spor ve sağlıklı beslenmenin önemine ilişkin deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Organizasyonda ayrıca Ali Bıdı ile 86 yaşındaki Boris-Hadji Erkenov arasında sağlık ve fiziksel dayanıklılık analizleri yapılarak bilimsel karşılaştırma çalışması gerçekleştirildi.
Sinop Sinop’ta çevreyi kirleten tesise 1.6 milyon TL ceza Sinop’ta katı atık depolama tesisine çevre kirliliği ihlalinin tekrarlanması üzerine 1 milyon 678 bin 244 TL idari para cezası uygulandı. Sinop merkez ilçeye bağlı Hacıoğlu köyü Meşedağı mevkisinde yer alan Katı Atık Düzenli Depolama ve Bertaraf Tesisi, çevre denetimlerinde sınıfta kaldı. Sinop Sahil Belediyeler Birliği bünyesinde faaliyet gösteren tesisten kaynaklanan çöp sızıntı sularının doğaya karıştığı tespit edilince ağır yaptırımlar peş peşe geldi. Vatandaşlardan gelen şikayetler üzerine 30 Ocak’ta yapılan ilk incelemede kirlilik saptanmış ve tesise 839 bin 122 TL ceza kesilmişti. Ancak kirliliğin devam ettiğine dair yeni ihbarların gelmesiyle 23 Nisan tarihinde tesis yeniden denetlendi. İhlalin sürdüğünün rapor edilmesi üzerine bu kez rakam ikiye katlanarak, 1 milyon 678 bin 244 TL idari para cezası uygulandı. Kesilen rekor ceza, Sinop Sahil Belediyeler Birliği Katı Atık Düzenli Depolama ve Bertaraf Tesisi adına kayıtlara geçti. Birliğin kirliliği önlemek adına tesiste teknik çalışmalara başladığı öğrenildi. İyileştirme işlemleri için kesin bir süre verilmezken, sürecin Sinop Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından anlık olarak takip edildiği bildirildi. Suç duyurusunda bulunuldu İdari para cezasının yanı sıra Sinop Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından sorumlular hakkında Sinop Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu açıklandı. Müdürlükten yapılan açıklamada, doğal hayatın korunması için denetimlerin kararlılıkla devam edeceği vurgulandı.