GÜNDEM - 03 Mayıs 2026 Pazar 10:37

İzmir ile Bakü arasındaki 40 yıllık kardeşlik şarkılarla kutlandı

A
A
A
İzmir ile Bakü arasındaki 40 yıllık kardeşlik şarkılarla kutlandı

İzmir ile Bakü arasındaki kardeş kent ilişkisinin 40. yılı, Kültürpark’ta düzenlenen sergi ve dünyaca ünlü muğam sanatçılarının verdiği konserle kutlandı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, eşi Öznur Tugay ve Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Narmina Mustafayeva ile birlikte konseri izledi. Tugay, "Kültürde, sanatta, ekonomide, turizmde ve gençlerimiz arasında bu kardeşliği daha da büyütmek için çalışmaya devam edeceğiz" dedi.


İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle, İzmir ile Bakü’nün kardeş kent olarak kabul edilmesinin 40. yılı Kültürpark’ta kutlandı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, eşi Öznur Tugay ve Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Narmina Mustafayeva ile birlikte, kutlamalar kapsamında Pakistan Pavyonu’nda düzenlenen sergiyi ziyaret etti. Sergide, İzmir ve Bakü’nün şehir manzaralarını yansıtan fotoğrafların yanı sıra 1986 yılında imzalanan kardeş kent protokolü de yer aldı. Sergi ziyaretinin ardından Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda "Kardeşlik Nağmeleri" konseri düzenlendi. Dünyaca ünlü muğam sanatçıları Alim Gasımov ve kızı Fargana Gasımova’nın sahne aldığı konser, izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı; gece boyunca Türkiye ve Azerbaycan ezgileri yankılandı. Başkan Tugay, konseri eşi Öznur Tugay ve Narmina Mustafayeva ile birlikte izledi, program sonunda sanatçılara plaket takdim etti. Konsere katılan Azerbaycanlı sanatseverler de Başkan Tugay ile hatıra fotoğrafı çektirdi. Konseri izleyenler arasında Kazakistan Cumhuriyeti İzmir Başkonsolosu Bauyrzhan Akatayev, Petkim Genel Müdürü Kanan Mirzayev de yer aldı.



"İzmir’de daha çok Azerbaycanlı görmek istiyoruz"


Sergi alanında basın mensuplarına İzmir ile Bakü kardeşliği üzerine açıklamada bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Azerbaycan ve Türkiye, kendini iki ayrı devlet ama tek millet olarak hisseden insanların ülkeleri. Bu nedenle biz de iki kenti yürekten kardeş olarak görüyoruz. Bakü ile İzmir arasında 1986 yılında imzalanan kardeşlik anlaşmasıyla başlayan bu ilişki, yıllar içinde güçlendi. Geçen süre içinde her iki şehir de değişti ve gelişti, ancak birbirimize duyduğumuz sevgi ve saygı azalmadı, aksine arttı." dedi. Tugay, karşılıklı ziyaretlerin ve iş birliklerinin artırılması gerektiğini vurgulayarak, "İzmir ile Bakü’nün birbirini daha yakından tanımasını, daha fazla ziyaret ve ortak projeyle ilişkilerin güçlenmesini istiyoruz. İzmir’de daha çok Azerbaycanlı görmek, İzmirlileri de Azerbaycan’a daha fazla gitmeye teşvik etmek istiyoruz. Sosyal, kültürel ve ticari ilişkilerin gelişmesinin herkese fayda sağlayacağına inanıyoruz." ifadelerini kullandı.



"Bu bağın temelleri Milli Mücadele yıllarına dayanır"


Konser alanındaki konuşmasında İzmir ile Bakü’nün iki kadim kent olduğunu vurgulayan Başkan Tugay, "İki kardeş halkın 40 yıllık yol arkadaşlığı için bir aradayız. 1986’da imzalanan kardeş şehir protokolü, yalnızca bir imza değil; ortak tarihimizin, kültürümüzün ve gönül bağımızın ifadesidir. Bu bağın temelleri 1985’teki ilk resmi adımlardan da öteye uzanır; kökleri Milli Mücadele yıllarına dayanır" dedi. Tugay, İzmir’in işgalden kurtuluşu döneminde Bakü’de yapılan duaları ve Anadolu’ya verilen desteği hatırlatarak, "1920’lerdeki dayanışma ruhu bugün hâlâ İzmir’de ve Bakü’de yaşamaya devam ediyor. Bu ilişki 40 yılla sınırlı değil; aynı dilin, duygunun ve kaderin içinde büyüyen köklü bir bağdır" şeklinde konuştu.



"Kardeşliği büyütmek için çalışmaya devam edeceğiz"


Kardeşliğin yalnızca sembolik bir protokol olmadığını, somut bir iş birliğine dönüştüğünü vurgulayan Başkan Tugay, konuşmasını şöyle tamamladı:


"Aliağa’da yer alan ve Türkiye’nin en büyük dış yatırım projelerinden biri olan STAR Rafinerisi ve Petkim, bu kardeşliğin İzmir’e yansıyan önemli bir göstergesidir. Bakü’den gelen enerji, İzmir üzerinden dünyaya ulaşırken, bu ekonomik köprü binlerce kişiye istihdam sağlamaktadır. Limanlarımız arasındaki ticaret hacmi de her geçen gün artarak iki kentin refahını birlikte yükseltmektedir. Dijitalleşen dünyada İzmir’in bilişim ve teknoloji vizyonu ile Bakü’nün gelişen inovasyon ekosistemini birleştirmek önceliklerimiz arasında. Üniversiteler arası öğrenci değişimleri ve ortak teknoloji projeleriyle 40 yıl önce başlayan süreci, yeni kuşakların katkısıyla geleceğe taşıyacağız. Türkiye ve Azerbaycan’ın birlikte daha da yükseleceğine inanıyoruz. El ele, kol kola ve omuz omuza vererek iki ülke, iki millet ve iki şehir olarak hak ettiği yere birlikte ulaşmalıyız. Bu bağı geçmişin hatırası değil, geleceğin güçlü bir ortaklığı olarak görüyoruz. Kültürden sanata, ekonomiden turizme ve gençler arasında bu kardeşliği büyütmek için çalışmaya devam edeceğiz."



"Kalplerimiz birse mesafe sadece haritada kalır"


Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Narmina Mustafayeva, konuşmasında iki ülke arasındaki dostluğun 40 yıllık bir gönül bağı olduğunu belirterek, "Bugün yıllara meydan okuyan dostluğumuzu ve kardeşliğimizi kutluyoruz. Bu 40 yıl; insan sevgisinin, emeğin ve ortak hafızanın ifadesidir. 1986’daki protokol, yalnızca iki şehir arasında bir imza değil, Hazar’dan Ege’ye uzanan gönül köprüsüdür." dedi. Mustafayeva, zaman içinde hem Bakü’nün hem de İzmir’in geliştiğini ancak aradaki sıcaklık ve samimiyetin değişmediğini vurgulayarak, "Dostluğumuz sınırsızdır ve mesafelerle ölçülemez. Kalplerimiz birse mesafe yalnızca haritada kalır. Şehirleri asıl yücelten insanlardır. Dileğimiz, bu dostluğun genç nesillerin kalplerinde büyüyerek devam etmesidir. Şehirlerimizin birbirine ilham vermesini, insanlarımızın birbirine omuz olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.



İzmir ile Bakü arasındaki 40 yıllık kardeşlik şarkılarla kutlandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Köylünün suyla imtihanı, mezarlar bir görülüyor bir kayboluyor Sivas’ın Hafik ilçesinde bulunan Pusat-Özen Barajı’nda kuraklıkla ortaya çıkan ve köylülerin düzenlediği köy mezarlığı, su seviyesinin artmasıyla yeniden sular altında kaldı, köy sakinleri yürüyerek gittikleri mezarlığa geçmişte olduğu gibi uzaktan bakmak zorunda kaldı. Sivas’ın Hafik ilçesinde inşa edilen ve 2009 yılında su tutan Pusat-Özen Barajı, bir çok köyü sular altında bırakmıştı. Son yıllarda yaşanan kuraklık nedeniyle ilçeye bağlı Maden ve Alanyurt köylerinin mezarları ortaya çıkmıştı. Köy sakinleri yıllar sonra tamamen ortaya çıkan mezarlıklarına yaya olarak gidip, mezarlıkları yeniden düzenlemişti. Ancak bu iki yıl sürdü. Geçtiğimiz kış mevsiminde yağan yoğun karların erimesi barajda su seviyesini yükseltti. Mezarlık 2 yıl sonra yeniden baraj sularına gömüldü. Köy sakinleri, 2 yıl önce yaya gidip onardıkları mezarlığa tekrar uzaktan bakıp dua etmek zorunda kaldı. Onarılan mezarların büyük bir bölümü sular altında kalırken, mezarlıktan geriye kalan küçük bir adacık ve bir kaç mezar oldu. "Bu sene geçme şansımız yok" Alanyurt köyünde yaşayan ve yakınlarının mezarına gitmek isteyen Fuat Yıldız, "Gördüğünüz baraj geçen yıl bu şekilde dolmamıştı. Bu sene güzel doldu, kar ve yağmur yağışı iyiydi. Seviye 4 metre kadar yükseldi. Geçen yıl mezarın oraya çıkmıştık, çekim yapmıştık ama bu sene geçme şansımız yok. Karşısına geçip duamızı edeceğiz" dedi. Kuraklık yıllarında mezarlara ulaşabildiklerini ifade eden Harun Keskin ise, "Bu baraj oldu olalı yollar kesildi. Mezarların karşısına geçip dua edeceğiz, yapacak bir şeyimiz yok" şeklinde konuştu.
Muğla Kadın emeği ile üretilen çiçekler Muğla sokaklarını süslüyor Köyceğiz’in Beyobası Mahallesi’nde Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri ile başlatılan, özellikle kadınların üretime katılmasını sağlayan alım garantili çiçek üretimi kent estetiğini güzelleştirmeye, bölge ekonomisine katkı sağlamaya devam ediyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin, Beyobası Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve üç üreticiyle başlattığı alım garantili çiçek üretimi projesi, bugün 30 üretici ve çok sayıda seraya ulaşarak büyümeye devam ediyor. Yaz ve kış sezonu olmak üzere iki dönemde dikimi yapılan çiçek üretimi ile bugüne kadar 28 milyon çiçek üretildi. 2026 yaz sezonu içinde 1 Milyona yakın çiçeğin dikimine başlandı. Bugüne kadar piyasa değeri yaklaşık 80 milyon TL olan çiçek üretimi yapılarak hem üretici hem de Muğla kazandı. Muğla’nın sokaklarını muğla’nın çiçekleri süslüyor Muğla’nın Köyceğiz ilçesine bağlı Beyobası Mahallesi’nde kadın emeğiyle üretilen alım garantili süs bitkileri, kentin cadde, sokak ve refüjlerini süsleyerek şehir estetiğine katkı sağlıyor. Bugüne kadar 14 milyon adet çiçek satın alarak üreticilere önemli ölçüde ekonomik destek sağladı. Yerli üreticiye can suyu olan bu çiçekler, yalnızca Muğla’da değil; Antalya, Denizli, Isparta, Burdur ve Afyon gibi illerle birlikte ilçe belediyeleri tarafından da tercih edilmeye devam ediyor. Başkan Aras: "Üreten kadınların emeğiyle Muğla’nın sokaklarını güzelleştiriyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, projeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Yerel üretimi destekleyen, özellikle kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendiren projeler bizim için büyük önem taşıyor. Beyobasında başlattığımız alım garantili çiçek üretimi modeliyle hem üreticimize güvence sağladık hem de kentimizin estetik görünümüne kendi değerlerimizle katkı sunduk. Bugün 30 üreticiye ulaşan bu başarı hikâyesi, doğru planlama ve dayanışmanın bir sonucudur. Üreten kadınların emeğiyle Muğla’nın sokaklarını güzelleştirmeye, kırsal kalkınmayı desteklemeye ve yerel ekonomiyi büyütmeye devam edeceğiz" dedi.
Şırnak Şırnak’ta dünyaevine giren gelin, asırlık gelenekle baba evinden alındı Şırnak’ta dünyaevine giren bir çift, asırlık geleneği sürdürdü. Gelin, yöresel kıyafetli davetliler eşliğinde at sırtında baba evinden alındı. Kent merkezinde dünyaevine giren 23 yaşındaki Nazlı Kadırhan ile 25 yaşındaki Yunus Baysal çifti, düğünlerini modern alışkanlıkların dışında, geçmişten bugüne uzanan örf ve adetlere bağlı kalarak gerçekleştirdi. Çift, son dönemde düğün harcamaları ve sadeleşme tartışmalarının gündemde olduğu kentte, geleneksel düğün tercihiyle dikkat çekti. Düğün töreninde herhangi bir çalgı kullanılmadı, program mevlüt ile başladı. Gelin, baba evinden at sırtında alınarak damat evine getirildi. O anlar davetliler tarafından ilgiyle izlenirken, törene katılan kadınların rengarenk kıras-fistan, erkeklerin ise geleneksel şal-u şapik giymesi düğüne renk kattı. Şırnak’ın kültürel zenginliğini yansıtan bu görüntüler, düğünü adeta geçmişe uzanan bir zaman yolculuğuna dönüştürdü. Kürtçe yöresel türküler eşliğinde gerçekleşen törende, geleneksel motifler ön plana çıktı. Düğün boyunca sergilenen kültürel detaylar, genç kuşaklara örnek olacak nitelikte bulundu. Damat Yunus Baysal, atalarından miras kalan bu geleneği sürdürmenin gururunu yaşadıklarını ifade ederek, "Dedelerimizden duyduğumuz kadarıyla eskiden gelinler atla getirilirdi. Ailece karar aldık ve örf-adetimizi yeniden canlandırmak istedik. Bu bizim için sadece bir düğün değil, kültürümüzü yaşatma meselesidir" dedi. Damadın ağabeyi Muhyettin Baysal, eski örf ve adetleri yaşatmak istediklerini belirterek, "Bugün kardeşimin düğününü eski geleneklerimize göre yapıyoruz. Gelinimizi beygir ile getirmeyi düşündük. Kültürümüzü yaşatmak istiyoruz. Darısı tüm bekar gençlerimizin başına" diye konuştu.