GÜNDEM - 19 Mart 2026 Perşembe 10:49

İzmir Şoförler Odası’ndan yeni taksi ihalesi açıklaması: "Sorun sayı değil, Trafik"

A
A
A
İzmir Şoförler Odası’ndan yeni taksi ihalesi açıklaması: "Sorun sayı değil, Trafik"

İzmir Büyükşehir Belediyesinin 215 yeni taksi plakası için ihaleye çıkma kararına, İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasından açıklama geldi. Başkan Erkan Özkan, üniversite raporlarına dayanarak yaptığı açıklamada, asıl sorunun taksi eksikliği değil trafik yoğunluğu olduğunu belirterek; "12 dakikalık yola bir saatte gidilen bir şehirde araç sayısını artırmak çözüm değil" dedi.


İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, İzmir Büyükşehir Belediyesinin metropolde 100 ve metropol dışında 115 olmak üzere yeni taksi ihalesine çıkma kararına ilişkin açıklamalarda bulundu. Özkan, "İzmir Büyükşehir Belediyesinin taksiye ihtiyaç var diyerek ihaleye çıkmasıyla ilgili bir sorunla karşı karşıyayız. Biz bunu belediye meclisine gelmeden önce de dillendirdik. Şu an İzmir’de yeni taksiye ihtiyaç yoktur. Kentte taksi problemi yaşanmıyor. Asıl problem belirli pik saatlerde trafiğin yoğun olmasıdır. Bu sebeple taksiye ulaşımda ve müşterinin gideceği yere varmasında sorun yaşanıyor. Bu pik saatlerin dışında vatandaşlarımızın bir sıkıntısı bulunmuyor" dedi.


Bilimsel raporlar trafik yoğunluğunu işaret ediyor


Belediye yetkililerine bilimsel verilerle seslendiklerini vurgulayan Özkan, "Büyükşehir Belediyesi yetkililerine ezbere konuşmadık. Dersimizi çalıştık ve bilimsel bir çalışma yaptırdık. İzmir Şoförler Odası olarak 2025 yılı Mart ayında, 2025 ve 2030 yılları arasında İzmir’de ticari taksi sayısına ihtiyaç var mı diye baktık. Belirli kriterler ortaya konarak bilimsel bir çalışma yaptırdık. Bu çalışmanın sahibi Dokuz Eylül Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesinden ulaşım ve trafik planlaması uzmanı Şehir Plancısı Yrd. Doç. Dr. Yıldırım Oral’dır. Hazırlanan rapor trafik yoğunluğu, korsan taşımacılık ve hizmet kalitesi konularında çözüme ihtiyaç duyulan alanlar bulunduğunu söylüyor. Trafik sıkışıklığının yoğun olduğu saatlerde taksilerin yolcuya ulaşma ve varış noktasına gitme süreleri uzuyor. Bunu ben söylemiyorum, bilimsel çalışma söylüyor" ifadelerini kullandı.


Çözüm araç sayısını artırmak değil


Raporun çözüm önerilerine ve gelecek öngörülerine değinen Özkan, "Eğer araç sayısını artıracaksanız büyükşehir genelinde belirli saatler içerisinde özel taksi şeritleri oluşturulmalıdır. Yolcu istediği zamanda ulaşamıyorsa bu sorun taksi sayısını artırarak çözülemez. Otobüsler ve taksiler için ayrı bir şerit açın. Raporda 2030 yılında toplam 3 bin 150 taksi taşıt sayısı gerekmektedir deniliyor. Bu rapor henüz bir yıllık olmasına rağmen, İzmir’in taksi ihtiyacının yarısına yakınının karşılanmaya çalışılmasında aceleci bir durum söz konusu. İzmir’de trafik yoğunluğu ve otopark sorunları çözüldükten sonra ihtiyaç varsa bunu yapacağız. Bugün arkadaşlarım adeta köşe kapmaca oynuyor. Duraklarda araç dolu ama yolcu yok. Trafiğin yasakladığı yerlerde mecburen bekleme yapıyorlar ve ceza riskiyle karşı karşıya kalıyorlar. Alınan bu karar mevcut trafik yoğunluğuna daha çok zarar verecektir. On iki dakikada gidilecek yere bir saatte gidilen bir şehirde araç sayısını artırmak mantıklı değildir" şeklinde konuştu.


Araçlarımızın yüzde 65’i boş bekliyor


İhale sürecine ve odanın takip sistemindeki verilere dikkat çeken Özkan, "Belediye Meclisinin oy çokluğuyla aldığı karara saygımız var. Bu bir satın alma değil, 29 yıllığına bir kiralama ihalesidir. İzmir için hayırlı olmasını temenni ediyorum ancak kararlar bu kadar hızlı alınmamalıydı. Şu an 7/24 hizmet veren haber merkezimizdeyiz. Harita üzerinde sarı taksiler boş, yeşil taksiler dolu araçları gösteriyor. Bugün bayram arifesi ve İzmir’in en yoğun olduğu günlerden biridir. Araçlarımızın yüzde 65’i boş müşteri bekliyor. Doluluk oranımız ise yüzde 32 seviyesindedir. Pik saatlerin dışında taksi ihtiyacı olmadığının gerçek kanıtı budur. Talebin ihtiyaçtan kaynaklanmadığını bilimle ortaya koyuyoruz. İhaleye girecek arkadaşlarımızın da iş durumunu bu şekilde görerek ve hesaplayarak katılmalarında fayda vardır" açıklamasını yaptı.


Duraklarda iş bekliyoruz


Alsancak’ta görev yapan taksi şoförü Özer Akdemir ise mevcut duruma dikkat çekerek, "Zaten işlerimiz çok az ve sürekli düşüyor. Arife günündeyiz ama şu anda gördüğünüz gibi duraklarda bekliyoruz. İşimiz yok. İzmir’in merkezi Alsancak’ın göbeğinde olmamıza rağmen şu anda iş bulunmuyor. Yeni girecek taksiler için şu anda bir gerek yok gibi görünüyor. Araba alacaklar da bu durumu görerek gelsinler ve ona göre karar versinler" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van’da bahar mevsimi ve yakıt maliyetleri bisiklet sektörünü hareketlendirdi Akaryakıt fiyatlarındaki artış ve bahar mevsiminin etkisiyle Van’da bisiklete olan talep artarken, vatandaşlar hem ekonomik kazanç hem de sağlıklı yaşam için ulaşımda pedal çevirmeyi tercih ediyor. Orta Doğu’da tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki hareketliliğin akaryakıt fiyatlarını yukarı çekmesi, ulaşımda daha ekonomik alternatiflere olan ilgiyi artırdı. Van’da bahar mevsimiyle birlikte hareketlenen bisiklet piyasası, artan yakıt maliyetleri nedeniyle tarihinin en yoğun dönemlerinden birini yaşıyor. Vatandaşlar, kısa mesafeli ulaşımda hem bütçelerini korumak hem de sağlıklı yaşam sürdürmek amacıyla motorlu araçlar yerine bisiklete yönelmeye başladı. "Bisiklet satışları yukarı doğru bir ivme kazandı" İHA muhabirine konuşan bisiklet işletme sahibi Ezdin Kaplan, her yıl olduğu gibi bu yıl da bahar mevsiminin gelişiyle bisikletlerin bakım ve satışlarının artırdığını belirtti. Bu yıl bahar mevsimiyle birlikte Orta Doğu’daki gerilimin akaryakıt fiyatlarının etkilemesinden dolayı bisiklete olan ilgiyi artırdığını ifade eden Kaplan, "ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın, Hürmüz Boğazı’nın etkisiyle akaryakıt fiyatlarının artmasından kaynaklı bisiklet sektöründe bir yukarı doğru ivme kazandığını görüyoruz. Çünkü ulaşımda araçlarını kullanan arkadaşlar, kısa mesafelerde yakıtların cep yaktığını ve bisikleti hem spor hem de ulaşım olarak ve ceplerine ekonomik olarak yansıyacak bir araç olarak tercih ediyorlar" dedi. "Coğrafyamız bisiklet kullanımına elverişli" Van coğrafyasının bisiklet kullanımına elverişli olduğunu dile getiren Kaplan, "Coğrafi yapımızın düz olması bisiklet kullanımının elverişli olduğunu gösteriyor. Bundan kaynaklı zaten bir yoğunluğumuz oluyor baharın. Buna akaryakıt fiyatları zamları eklenince bisiklet satışlarımızın daha yoğun olduğunu ve servis kısmımızda yoğunluğun olduğunu görebiliyoruz" diye konuştu. "Hareketli bir yaşam için bisiklet kullanımını tercih ediyorum" Bisiklet kullanmayı tercih eden Hekim Yamaç isimli sağlık personeli ise hem akaryakıt gerekçeleri hem de sağlık faktörünü ön planda tuttuklarını ifade ederek, "İran-Amerika savaşından dolayı yakıt fiyatlarının artması, onun dışında sürekli hareketsiz bir yaşam sürmemizden dolayı bisiklet tercih etmenin doğru olduğuna inanıyorum. Bu yönüyle bisiklet kullanımının hem kendimiz açısından hem çocuklarımız açısından güzel olacağı düşüncesindeyim. Hem aynı birimde çalıştığımız hem de farklı birimde çalışan arkadaşlarımızla bu muhabbetler geliştiğinde, onlar da bisiklet konusunda burayı tercih ederek, gelip bisikletlerini edindiler" şeklinde konuştu.
Diyarbakır Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Coğrafyamızın da avantajlarını kullanarak lojistikte çeşitlendirme, alternatifleri geliştirme stratejisi izliyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da coğrafyanın da avantajlarını kullanarak lojistikte çeşitlendirme, alternatifleri geliştirme stratejisi izlediklerini belirterek, "Bu noktada önümüzde üç tane kritik lojistik görüyorum. Bunların üçü de aslında Doğu-Güneydoğu ile ilgili" dedi. Bir dizi programa katılmak üzere Diyarbakır’a gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir otelde düzenlenen ’Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Tarım, Gıda ve Sanayi Odaklı Kalkınma Vizyonu Çalıştayı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarının azaltılmasının bir yönüyle bölgelerin refahını yükseltirken, diğer taraftan genel kalkınma süreci içinde sağlam bir zemin teşkil etmekte olduğunu söyledi. Türkiye yüzyılında kapsayıcı ve topyekun bir kalkınma anlayışıyla hareket etmek zorunda olduklarını belirten Yılmaz, Türkiye yüzyılı hedefleri gerçekleştirecekse bunun sadece birkaç metropol şehrin enerjisiyle başarılamayacağını, tüm illerin, tüm bölgelerin enerjisini harekete geçirerek maksimum düzeyde kullanılması gerektiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde güçlenen güven ve istikrar ortamının tarımdan sanayiye, yatırımdan istihdama kadar her alanda çok daha güçlü bir ilerlemenin kapılarını araladığına dikkat çekerek, "Geçtiğimiz 40 yılı aşkın süreçte yaşadığımız ortam, terör ve güvenlik meseleleri maalesef insani kayıplarımızın yanı sıra ekonomik olarak kalkınma bakımından da büyük maliyetler üretmiştir. Doğrudan ve dolaylı ekonomik maliyetlerle ilgili yaptırdığımız bazı hesaplamalarda şunu görüyoruz. Bu da minimum rakam onu söyleyeyim. En az 2 trilyon dolarlık bir kayıptan bahsediyoruz. En az, en hafifinden bu hesaplayabildiğimiz iyi kötü kısmı. Dolayısıyla bu kaynaklar boş yere sarf edilmemiş olsa bu bölgenin ve ülkemizin genelinin kalkınmasına kullanılmış olsa bugün Türkiye Cumhuriyeti çok daha farklı bir noktada olacaktı" dedi. Tüm Türkiye’nin kayıplar yaşadığını, kalkınma anlamında, ekonomik anlamda en büyük kaybı Doğu ve Güneydoğu’nun yaşadığını kaydeden Yılmaz, "Şimdi de tam tersini düşünmemiz lazım. Terörün gündemden düştüğü, huzur ve güven ortamının kalıcı bir şekilde pekiştiği bir dönemde tüm Türkiye kazanacak, 81 vilayetimiz, 86 milyon insanımız kazanacak. Ama en çok da Doğu ve Güneydoğu Anadolu kazanacak, kalkınması, gelişmesi, ivme kazanmış olacak. Bugün sahada gördüğümüz olumlu tablo, terörün gölgesinin çekildiği yerde üretimin canlandığını, şehirlerin nefes aldığını, umutların büyüdüğünü açık biçimde göstermektedir. Hayata geçirdiğimiz projeler, attığımız kararlı adımlar ve illerimizin sahip olduğu büyük imkanlarla bu sürecin önümüzdeki dönemde çok daha ileri bir noktaya taşınacağına yürekten inanıyorum" diye konuştu. 12. Kalkınma Planı’nda bölgesel gelişmişlik düzeylerinde yakınsama sağlanarak toplumsal refahın yaygınlaştırılması hususunu temel bir amaç olarak ortaya koyduklarını aktaran Yılmaz, "23 yıllık hükümetlerimiz döneminde bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması hususunda yürüttüğümüz çalışmaların meyvesini vermeye başladığını ve bölgeler arası farklılığın azaltılması yönünde önemli mesafe katettiğimizi net bir şekilde görüyoruz. Türkiye’de bölgeler arasında en yüksek kişi başına gelirin en düşük kişi başına gelire oranı 2004 yılında 4,83 iken, 2024 yılında bu oran 3,78’e gerilemiştir. Yine 2002 yılında GAP ve DAP bölgelerimizin milli gelirden aldığı pay yüzde 9,1 seviyesindeyken, bu oran 2024 yılında yüzde 10,4 seviyesine yükselmiştir. Her iki bölgemizin ihracat toplamı 2002 yılında sadece 834 milyon dolar seviyesindeyken, 2024 itibarıyla bu rakam 13,7 milyar dolara yükselmiştir. Aynı dönemde bu iki bölgemizin toplam bir ihracatımızdaki payı yüzde 2,3’ten yüzde 5,7’e yükselmiştir. Bunlar önemli rakamlar. Bu ekonomik gelişmelerin yanı sıra her iki bölgemizde de eğitim ve sağlık başlığı olmak üzere pek çok sosyal göstergede önemli ilerlemeler sağlanmıştır" şeklinde konuştu. "Silvan Projesi için 2026 yılında 19,4 milyar lira ödenek ayırdık" "2003-2026 döneminde yapılan kamu yatırımlarının reel değeri, yani enflasyonla bugüne getirdiğimizde GAP bölgemizde 1.9 trilyon TL’yi, DAP bölgesinde ise 1.4 trilyon TL’yi aşmış durumda" diyen Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu kümülatif yatırımlarımız, bunlar sadece kamu, altyapı yatırımları. Bir taraftan da özel yatırımlar var. Onlara tabii teşvikler veriliyor, onlara girmiyorum. Son yıllarda sulama yatırımları, arazi toplulaştırma çalışmaları ve üretim altyapısının modernizasyonu ile önemli bir dönüşüm süreci başlatmış durumdayız. GAP bölgesinde 675 bin hektar, DAP bölgesinde ise 883 bin hektar alanı modern sulama ile üretime kazandırmış durumdayız. Bu sayede pamuk, mısır ve mercimek gibi ürünlerde önemli artışlar sağladık. Hayvancılıkta yem bitkisi üretimini güçlendirdik ve entegre tesisler için güçlü bir altyapı oluşturduk. Bu yatırımların daha ileri bir aşamaya taşınması amacıyla Silvan Projesi için 2026 yılında 19,4 milyar lira ödenek ayırdık. Bir yılda bir tek projeye ayırdığımız ödenek. Bunu da hangi ortamda yapıyoruz? Bölgemizde jeopolitik risklerin arttığı, tüm dünyada savunma harcamalarının yükseldiği bir ortamda. Tarihimizin en büyük depremini yaşadığımız, 90 milyar doların üzerinde ekstra bir yükle karşı karşıya kaldığımız bir dönemde bunu yapıyoruz." "300 bin civarında vatandaşımız iş sahibi olacak" Silvan Projesi’ne hükümetin gösterdiği dikkatin, verdiği önemin en açık göstergesi olduğuna inandığını söyleyen Yılmaz, "Kapsamlı bir proje var. İçinde birçok alt unsurlar var. Tüneller, barajlar, ana kanallar, tarla içine dönük çalışmalar. Bütün bunlar tamamlandığında 235 bin hektar alan sulamaya açılacak ve 300 bin civarında vatandaşımız iş sahibi olacak. Tabii sulama, tarımsal üretim için tek başına değerlendirilmemeli. Bu artan tarımsal üretimin gıda sanayisine yansımaları olacak, ticarete yansımaları olacak. Geniş bir coğrafya var. Orayla ticarete yeni bir güç verecek. Dolayısıyla çok boyutlu bir şekilde. Silvan Projesi’ni sadece bir Diyarbakır projesi olarak da belki görmemek lazım. Bölgesel bir proje olarak görmek lazım. Çevre illerle birlikte bu yansımalarını görüp, bir hazırlık yapılmasında çok büyük fayda var. O çalışmanın başlatıldığını duymaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum" dedi. GAP bölgesinde toplam 2,6 milyon hektar, DAP bölgesinde 1 milyon hektara yaklaşan tarım arazisinde arazi toplulaştırma çalışması yaparak üretkenliği, verimliliği önemli oranda arttırdıklarına değinen Yılmaz, "609 bin hektar alanda bu çalışmalarımız devam ediyor. Ve sadece 2026 yılında bu işler için ayırdığımız ödenek 2 milyar Türk lirası. Bugüne kadar da çok sayıda alanda bunu başardık. Tarım ile sanayi entegrasyonunu güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiğimiz organize tarım bölgeleriyle üretim, işleme ve depolama süreçlerini yine aynı merkezde buluşturuyoruz. Bu kapsamda bölgede yaklaşık 200 bin hektar alanda tarımsal üretim altyapısı kurulmuş, 181 bin büyükbaş ve 400 bin küçükbaş kapasiteli modern tesisler hayata geçirilmiştir. Metropol şehirlerimizden özellikle İstanbul’dan Anadolu’ya doğru sanayinin kaydırılması, belli sanayi kollarının özellikle kaydırılmasında büyük fayda görüyoruz. Hem deprem riski açısından hem yükselen maliyetler ve rekabet gücü bakımından bu sürecin yaşanması gerekiyor. Biz de bunu planlı bir şekilde gerçekleştirme gayreti içindeyiz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız bu konuda çok yoğun bir çalışması yapıyor, diğer bakanlıklarımızla da birlikte çalışıyorlar. Örneğin demir yolu hatlarıyla oluşturacağımız yeni sanayi koridorları arasında bir ilişki kuruyoruz. Birlikte bir planlama yapıyoruz. Yine tarıma dikkat ediyoruz, diğer alanlara dikkat ediyoruz ve bütüncül bir planlama gerçekleştiriyoruz. Bu çerçevede mega endüstriyel parkların kurulacağı dört yeni sanayi koridoru belirlemiş durumdayız. İlk aşamada Samsun-Mersin hattını, ilerleyen fazlarda ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerini kapsayacak Mersin-Şırnak, Sivas-Iğdır ve Trabzon-Şırnak yeni sanayi hatlarını kademeli bir şekilde devreye alacağız" diye konuştu. "Doğu’da, Güneydoğu’da yaptıklarımız, Türkiye’de yaptıklarımızdan kat kat daha fazla" diyen Yılmaz, "Fiziki anlamda gerçekleşmeler. Bölünmüş yol biliyorsunuz bu dönem 6 bin küsurlardan 30 binlere geldi bütün Türkiye genelinde. GAP bölgemizde 2002 yılında sadece 288 kilometre bölünmüştür yol varmış. 2025 yılında 8,5 artışla 2 bin 728 kilometreye ulaşmış durumda. DAP bölgesinde sadece 260 kilometre varmış. Bugün 19 kat artışla 5 bin 220 kilometreye çıkmış durumda. Demir yolu ve lojistik projeleriyle yörelerimizi uluslararası ticaret ağlarıyla da entegre ediyoruz. Bulunduğumuz coğrafyada savaşlar başta olmak üzere krizlerle sık sık karşılaşıyoruz. Ukrayna, Rusya, İran, ABD, İsrail bunun son dönemdeki örnekleri. Biz de coğrafyamızın da avantajlarını kullanarak lojistikte çeşitlendirme, alternatifleri geliştirme stratejisi izliyoruz. Bu noktada önümüzde üç tane kritik lojistik görüyorum. Bunların üçü de aslında Doğu-Güneydoğu ile ilgili. Birincisi Kalkınma Yolu Projesi, ikincisi Zengezur Koridoru. Üçüncü stratejik ulaşım ağı olarak şunu görüyorum; Suriye’de yeni oluşan ortamla birlikte geçmişte de Hicaz Demiryolu vardı biliyorsunuz. Türkiye’den Suriye’yi geçerek Ürdün’e, oradan Hicaz bölgesine inen hat. Şimdi ona da modern bir çerçevede yeniden bakmamızda büyük fayda var diye düşünüyorum. Otoyollarıyla, demir yollarıyla, başka birtakım projeleriyle Suriye de bizim için yeni bir lojistik perspektif açmış durumda. Buna da mutlaka daha yakından bakmak durumundayız" dedi. GAP’ta son ilan edilen planda 198 projeye 496 milyar lira, DAP için ise 151 projeye 531 milyar lira kaynak tahsis etmeyi öngördüklerini kaydeden Yılmaz, "2025 yılı sonu itibarıyla GAP’taki 198 projenin 17’sini tamamladık. Toplamda 88,7 milyar lira ödenek tahsis ederek, şimdiden planımızın yüzde 17.9’unu gerçekleştirmiş olduk. Aynı şekilde DAP eylem planında 151 projenin 17’sini tamamladık. Toplamda 82,2 milyar lira ödenek tahsis ederek, burada da planımızın bir yılda yüzde 15,5’ini gerçekleştirmiş olduk. 2026 ve 2027’de inşallah ivmelenerek bu süreç devam edecektir" dedi. Toplantı sonunda elde edilecek verilerin ve önerilerin raporlaştırılarak, devletin ilgili üst kademelerine sunulacağı bildirildi. Hazırlanacak raporla, bölgenin tarım, gıda ve sanayi alanlarındaki potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi, ticaret hacminin artırılması ve yeni yatırım alanlarının desteklenmesine yönelik somut bir yol haritası oluşturulmasının hedeflendiği kaydedildi. Çalıştaya Vali Murat Zorluoğlu, önceki dönem Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı ve TARPOL Yönetim Kurulu Başkanı Mehdi Eker, AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Mehmet Galip Ensarioğlu, Suna Kepolu Ataman, Mehmet Sait Yaz, bakan yardımcıları Oruç Baba İnan, Mahmut Gürcan, Abdullah Erdem Cantimur ile tarım sektörü temsilcileri katıldı.