ÇEVRE - 02 Mayıs 2025 Cuma 13:27

‘İzmir’in Çernobili’ artık temiz

A
A
A
‘İzmir’in Çernobili’ artık temiz

İzmir’in Gaziemir ilçesinde yıllardır çevresel tehdit oluşturan eski kurşun fabrikası alanında başlatılan temizlik ve iyileştirme çalışmaları sürüyor. Özellikle kimyasal reaksiyon sonucu duman çıkaran ve 400 dereceye ulaşan sıcaklıkta atıkların bulunduğu 20 metrekarelik alan güvenli şekilde temizlendi. Şirket yetkilileri, "Sahanın doz seviyesi Gaziemir ve Karabağlar ile aynı noktada. Şu anda ölçebildiğimiz radyoaktif madde sahada kalmadı" ifadelerini kullandı.


Gaziemir’deki eski Aslan Avcı Dökümhanesi arazisi, geçmişte yapılan kurşun geri dönüşüm faaliyetleri nedeniyle hem kimyasal hem de radyolojik kirlilik barındırıyordu. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun (TAEK) yıllar önce yaptığı ölçümlerde radyasyon bulaşığı tespit edilen alan, uzun süredir halk sağlığı açısından tartışma konusuydu. 2022 yılında Ekovar Çevre Grup A.Ş. ile fabrika sahibi Aslan Avcı A.Ş. arasında yapılan anlaşma sonrası, alanın temizliği için önemli bir adım atıldı. Çalışmalar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) ve Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) denetiminde yürütülüyor.



400 dereceye ulaşan atık bertaraf edildi


Nükleer Düzenleme Kurulu’nca 2022 yılında radyoaktif atıkların temizlenmesine yönelik Ekovar Şirketi yetkilendirilirken, Temmuz 2024’te sahada başlayan çalışmalar kapsamında, tehlikeli atıkların bertarafı titizlikle sürdürülürken özellikle kimyasal reaksiyon sonucu duman çıkaran ve 400 dereceye ulaşan sıcaklıkta atıkların bulunduğu 20 metrekarelik alan güvenli şekilde temizlendi. Radyoaktif atıklar, TENMAK yönetmelikleri doğrultusunda özel ambalajlarla taşınarak İstanbul Küçükçekmece’deki Radyoaktif Atık Yönetimi Koordinatörlüğü’ne (RAYK) gönderiliyor. Diğer tehlikeli atıklar ise Mobil Tehlikeli Atık Takip Sistemi (MoTAT) ile lisanslı firmalarca bertaraf ediliyor.



Şeffaf ve bilimsel izleme sistemi


Sahadaki radyasyon seviyesi, RADİSA (Radyasyon İzleme ve Uyarı Sistemi Ağı) ile 24 saat boyunca izleniyor. Ölçüm sonuçları Avrupa Radyolojik Veri Değişim Platformu (EURDEP) üzerinden kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşılıyor. Ekovar Çevre Grup’tan yapılan açıklamada, yalnızca eğitilmiş personelin sahada görev yaptığı, radyasyon dozlarının dozimetrelerle sürekli izlendiği ve şimdiye dek hiçbir olumsuzluk yaşanmadığı belirtildi.



"Toplumsal sorumlulukla hareket ediyoruz"


Ekovar yetkilileri, projeyi tamamen bilimsel temeller ve uluslararası standartlara uygunluk içinde yürüttüklerini vurgulayarak, "Bu alanda toplumsal sorumlulukla hareket ediyor, geleceğe güvenli bir çevre bırakmayı hedefliyoruz" açıklamasını yaptı.



"Kaçak döküm alanında herhangi bir radyoaktif atık tespit edilmedi"


Alandan çıkan dumanlar ile ilgili şu ifadelere yer verildi:


"Radyasyonun dumanı olmaz. Kanser ile ilgili de bir veri yok hastalananlara dair bilgi yok. Oradaki sıkıntı kimyasal reaksiyondan dolayı bir yanmadır. Havanın yağışlı olduğu zaman ve sabah saatlerinde kimyasal bir duman çıkıyor. Başladıktan 15 gün sonra gerekli çalışma yapıldı ve numuneler gönderildi. Erken uyarı sistemi bakanlık tarafından online izleniyor. Sahanın doz seviyesi Gaziemir ve Karabağlar ile aynı noktada. 70 dönümlük bir arazide yönetmelik gerektiği şekilde radyoaktif atık gönderildi. Şu anda ölçebildiğimiz radyoaktif madde sahada kalmadı. O çevrede canlılara zarar verebilecek noktada değil. Çok az elleçleme işlemi kaldı. Sevkiyat işlemi gerçekleştikten sonra beton çalışması var. Muhtelif derinliklerde sondaj yapılacak analizler yapılacak bunlar sonucunda, bir kirlilik çıkmasını beklemiyoruz."



‘İzmir’in Çernobili’ artık temiz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Palandöken: "Esnaf ve sanatkârlar yeni yıldan ümitli" Esnaf ve sanatkârların mali zor bir yılı geride bıraktığını söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 2026 yılına girerken esnaf, hem ekonomik gelişmeler hem de yapılması beklenen düzenlemeler nedeniyle daha umutlu bir beklenti içerisindedir. Enflasyonun düşmesi yönündeki beklentiler ve bugüne kadar kadük kalan bazı kanunların hayata geçirilmesiyle esnafı rahatlatacak adımların atılması, 2026 yılının daha olumlu geçeceğine dair umudu artırmaktadır" dedi. "7 bin 200 prim günü sözü artık hayata geçirilmeli" 2026 yılına girdiğimiz bu günlerde esnafın en büyük beklentilerinden birinin sosyal güvenlik alanında verilen sözlerin yerine getirilmesi olduğunu vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Özellikle norm birliği sağlanması beklenen sektörlerde ve sosyal güvenlik alanında önemli sorunlar devam etmektedir. Esnafın uzun süredir yaşadığı 7200 prim günü mağduriyeti hâlen giderilememiştir. Aynı şekilde perakende sektöründe haksız rekabetin önlenmesi ve tüketicinin korunmasına yönelik düzenlemeler de bu yıl içinde sonuçlandırılamamıştır. Esnafın temel beklentileri açıktır. Sosyal güvenlikte 7200 prim gününün 9 bin günle eşitlenmesi ve perakende sektörünü düzenleyen yasa tasarısındaki eksikliklerin giderilmesi öncelikli talepler arasındadır" şeklinde konuştu. Yıllardır dile getirdikleri Perakende Yasası’nın güncellenmesi talebinin de artık ertelenmemesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, "En azından haftada bir gün zincir marketlerin kapatılması, esnafla doğrudan rekabet eden sigara ve ekmek gibi belirli ürün gruplarının satışına ilişkin sınırlamaların, yasal düzenleme çıkıncaya kadar tebliğlerle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu adımlar, esnafın ayakta kalabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bir diğer önemli sorun ise kira stopajı uygulamasının devam etmesidir. Bu uygulama hem devlet açısından vergi kaybına yol açmakta hem de esnafın çifte vergi ödemesine neden olmaktadır. Gayrimenkul sahibi kira geliri üzerinden vergi öderken, esnaf da yüzde 20 oranında stopaj yüküyle karşı karşıya kalmaktadır. Ortalama 20 bin liralık bir kira bedeli düşünüldüğünde, esnafın aylık 4 bin lira ek vergi ödemesi gerekmekte, bu durum, zaten yüksek olan giderleri daha da artırmaktadır" ifadelerini kullandı. "Esnaf aylık binlerce lirayı çifte vergiye ödüyor" Enerji maliyetlerinin esnafın en büyük yüklerinden biri olduğuna dikkat çeken Palandöken, "Doğal gaz ve elektrik kullanımında bugüne kadar uygulanan devlet destekleri ve kilovat başına sağlanan indirimlerin kaldırılması, belirli tüketim miktarlarını aşan esnaf için ciddi maliyet artışlarına neden olmuştur. Bugün birçok esnaf, dükkân kirasını aşan elektrik ve doğal gaz faturalarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Kira stopajı, enerji giderleri ve diğer girdi maliyetleri bir arada değerlendirildiğinde, esnafın mali yükü sürdürülemez bir noktaya gelmektedir" diye konuştu. "Esnafı güçlendirmek türkiye ekonomisini güçlendirmektir" Esnafın korunmasına yönelik Anayasa’nın 173’üncü maddesi kapsamında esnafa sağlanan kredilerin, piyasa faizlerine kıyasla düşük görünse de esnaf için hâlen yüksek kaldığını belirten Palandöken, "Bunun temel nedeni, esnafın müşterileriyle yıllardır sürdürdüğü faizsiz deftere yazma usulüyle çalışması ve bu kültürün devam etmesidir. Bu nedenle ortaya çıkan kredi modeli, piyasaya göre ucuz ancak esnaf açısından pahalı bir yapı oluşturmaktadır. Ayrıca KDV oranlarında da adil ve sürdürülebilir bir birlikteliğin sağlanması gerekmektedir. Esnafı en çok mağdur eden uygulamalardan biri, yüzde 1 oranıyla alımı yapılan bir ürünün satışta yüzde 10 KDV oranına tabi tutulmasıdır. Yüzde 1’le giriş yapan bir ürünün yüzde 1’le çıkmasının sağlanması, esnafın mağduriyetinin giderilmesi açısından vazgeçilmez bir düzenleme olacaktır. Ekonomik istikrarın sağlanması, esnafın rahatlaması ve güçlenmesi adına gerekli düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi zorunludur. Çünkü esnaf güçlendiğinde ülke ekonomisi de güçlenecek, esnafın ayakta kalmasıyla birlikte rekabet gücü korunacaktır" şeklinde konuştu.
Hatay Dünyanın en iyi tatlısı seçilen ‘Antakya Künefesi’ down sendromlu Mehmet’in ellerinde tat buluyor HATAY (İHA) – Hatay’da yaşayan down sendromlu Mehmet Doğru, 6 ay önce çırak olarak başladığı künefecide kendini geliştirerek künefe yapmayı öğrendi. Ustası Müslüm Günal’ın öğrettikleriyle dünyanın en iyi tatlısı olan Antakya künefesini yapmayı başaran Doğru’nun kendine özel müşterileri bulunuyor. Türkiye’nin medeniyet şehri olan Hatay, yöresel yemekleri ve tatlılarıyla gastronomi şehir olarak öne çıkıyor. Bölgeye özgü lezzetlerden olan Antakya künefesi, 2008 yılında tescillenerek kayıtlara girdi. Gıda sektörü hakkında araştırma yapıp bilgi sunan ‘TasteAtlas’ dergisi tarafından yapılan çalışmalarda Antakya künefesi dünyanın en iyi tatlısı seçildi. Dünya’da bulunan 2 bin 274 tatlının yarıştığı ‘Dünyanın En İyi 100 Tatlısı’ listesinde, 97 bin 422 değerlendirme sonucunda 4,51’lik puan ortalamasıyla en iyi tatlı seçildi. Tuzsuz peynir, kadayıf ve tereyağının bir araya gelmesiyle oluşan künefe, şehrin simgesi haline geldi. Antakya ilçesi Kisecik Mahallesi’nde yaşayan Müslüm Günal, 20 yıldır dünyanın en iyi tatlısı olan künefe yaparak vatandaşların damaklarında tat bırakıyor. Künefe yemek için Müslüm Usta’yı tercih eden 21 yaşındaki down sendromlu Mehmet Doğru, her gün künefe yediği işyerine 6 ay önce çırak olarak başladı. Müslüm Usta’nın künefe yapmanın inceliklerini anlattığı Doğru, kısa sürede künefe yapmayı öğrendi ve kendine özel müşteri kitlesi oluşturdu. "Bütün insanları Hatay’a künefe yemeye davet ederek, down sendromlu Mehmet ustanın ellerinden dünyanın en iyi tatlısını tatmalarını istiyoruz" Down sendromlu Mehmet’in yaklaşık 6 aydır yanında çıraklık yaptığını söyleyen künefe ustası Müslüm Günal, "Ben yaklaşık 20 yıldır künefe ustasıyım ve 15 yıldır ise işletme sahibiyim. Künefe yapmayı aileden öğrendim. Künefenin içinde; kadayıf, yöreye ait tuzsuz peynir ve tereyağı kullanılır. Künefe, dünyanın en iyi tatlısı seçildi. Bu da bizim için gurur vericiydi, dünyanın en iyi tatlısı künefedir. Mehmet 21 yaşında down sendromludur ve aynı zamanda benim köylümdür. Her gün künefe yemeye yanıma gelirdi. Mehmet’i işe alarak künefe ustası yapmaya karar verdik. Mehmet, yaklaşık 6 aydır künefe yapmayı öğreniyor ve kendisinin özel müşterileri var. Hatay, gastronomi şehridir. Künefemiz zaten coğrafi tescil aldı. Künefe, 2025 yılının en iyi tatlısı seçildi. Bütün insanları Hatay’a gelip künefe yemeye davet ediyoruz. Mehmet ustanın ellerinden dünyanın en iyi tatlısını tatmalarını istiyoruz" ifadelerini kullandı.