GÜNDEM - 29 Şubat 2024 Perşembe 11:14

İzmir’in göbeğinde 40 yıllık bir yılan hikayesi: Basmane Çukuru

A
A
A
İzmir’in göbeğinde 40 yıllık bir yılan hikayesi: Basmane Çukuru

İzmir’in Konak ilçesinde, 40 yılı aşkın bir süredir kentin göbeğinde davalık olan, bir türlü çözüme kavuşturulamayan ve “Basmane Çukuru” olarak anılan arazinin hikayesi, filmlere bile konu olacak bir karmaşa olarak tarihe geçti. Yılan hikayesine dönen araziyle ilgili yoğun mücadele veren İzmir Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanlarından Aziz Kocaoğlu, “Kentin başında çıban başı, kara bulut gibi. Ben 15 sene uğraştım” derken, Burhan Özfatura da, “İzmir için bir utanç çukuru olarak bugüne kadar çözüme kavuşamadı” yorumunu yaptı.


Konak’ta, 40 yılı aşkın sürekli davalık olan, şehrin en önemli noktasında atıl vaziyette bekleyen ve “Basmane Çukuru” olarak anılan arazi, bugüne kadar ne yapıldıysa bir türlü çözüme kavuşamadı. Sayısız belediye başkanının canlandırmak için girişimde bulunduğu, mimari projelerin çizildiği; fakat yargıya takılan arazinin hikayesi, adeta filmlere bile konu olacak cinsten.



Kentin merkezinde tam bir yılan hikayesi


Kentte zaman zaman “utanç çukuru” olarak da anılan 20 bin metrekareyi aşkın büyüklüğündeki alan, 1980’li yılların sonuna kadar otobüs garajı olarak hizmet verdi. İsmet Kaptan Mahallesi’ndeki arazi, şehirlerarası garajın taşınması, bölgede hareketliliğin ve ticaretin azalmasıyla yılan hikayesine dönüştü ve süreç böyle başladı.


Meşhur Basmane Meydanı’nın hemen karşısında bulunan ve bu nedenle Basmane Çukuru olarak anılan arazi, kentin en işlek bölgesinde yer alıyor.



Alanda hareketlilik: Tonlarca molozla dolduruldu, artık dümdüz


“İzmir’in bir sorunu” haline gelen arazi, kısa bir süre öncesine kadar ise kent merkezinde mini göleti andırıyordu. Çeşitli dönemlerde atılan temellerin üzerine yağmur sularının dolduğu arazide ise şu sıralarda hummalı bir çalışma var.


İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri, aylar süren çalışmayla kamyonlar vasıtayla tonlarca molozla araziyi doldururken, 20 bin metrekarelik alan son aşamada dümdüz oldu.



Aziz Kocaoğlu: “Kentin başında çıban başı, kara bulut gibi”


2004 ve 2019 yılları arasında görev yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Aziz Kocaoğlu da, 15 yıllık görev süresince arazinin çözümü için uğraştıklarını belirtti. Kendi döneminde yüzde 12’lik hisseyi yüzde 30’a çıkardıklarını anlatan Kocaoğlu, arazi için, “Kentin başında çıban başı, kara bulut gibi. Ben 15 sene uğraştım. İyi niyetle ve samimiyetle tarafları birleştirdim; ama bir yere kadar aşabiliyorsunuz” dedi.


Yaşanan süreci anlatan Aziz Kocaoğlu, “Burhan Özfatura’nın ikinci döneminde, EGS Holding ve Güç Birliği Holding, bu iki şirket, Basmane Çukuru dediğimiz, eski garaj yerinde bir proje yapmak istiyorlar. Burhan Bey’de bu konuya; kentin kalkınması, gelişmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması için olur veriyor. Bir mukavele yapılıyor, burada bu sözleşmeden sonra dava süreçleri başlıyor. Dava süreçlerinin iki tarafı var; birinci tarafı belediye, diğer tarafı da 1989-1994 yılları arasında Büyükşehir Belediye Başkanlığını yapan Yüksel Çakmur Beyefendi ve meslek odaları. Biz göreve geliyoruz. Bu problemin, sorunun çözülmesi için girişimlerde bulunduk. Önce odalarla topladık. Odalar, buraya; bir alışveriş merkezi, ticaret merkezi yapılmasına karşılar; ama aynı zamanda, daha çok kamu hakkının yendiğine, kamu vicdanının bu yüzde 12 orandan rahatsız olduğu konusunda kamu davası ağırlıklı olarak açıyorlar. Yüksel Bey’de plana karşı ve buranın bu amaçla kullanılmamasını istiyor. ‘İzmir Büyükşehir Belediyesi hissesini yüzde 30’a çıkartabilir miyiz?’ diye bizim başlattığımız bir çalışma oldu. Bu çalışma, odalar tarafından da genel kabul gördü. Yüksel Çakmur Beyefendiden randevu aldım, görüştüm. ‘Yüzde 30’a çıkartırsam, dava açmazsanız bu problem çözülür, hallolur şeklinde düşünüyorum’ dedim. ‘Yüz 30 çıkar, sonra görüşelim’ dedi. Biz de şirketlerle görüştük ve 30’a çıkarttık” şeklinde konuştu.



“Yüzde 30 hisseyi çıkarınca meslek odaları sözünce durdu, Yüksel Bey dava açtı”


Kocaoğlu, şöyle devam etti:


“Odalar, meslek odaları sözlerinde durdular ve dava açmadılar; ama Yüksel Bey’e tekrar gittim, ‘Yüzde 30 çıkartıyorum, kamu zararı telafi ediliyor. Siz de dava açmayın’ dedim. ‘Hepsini almazsanız dava açacağım’ dedi, davayı sürdürdü. İşler tıkırında gitseydi, yürüseydi, dava açılmasaydı ve Güç Birliği Holding ve EGS Holding’in durumu bozulmasa, bugün bir ticaret merkezi ortaya çıkacaktı; ama bozulunca, kamunun hissesi İzmir kamuoyunda tasvip görmeyince bu noktaya geldi.”


Çözüm yolu hakkında önerilerde bulunan ve belediyenin yüzde 30 hissesinin bulunduğu yere İzmir Büyükşehir Belediyesi hizmet binası yapılması gerektiğini ifade eden Aziz Kocaoğlu, “Bunun karşılıklı anlaşmayla çözülmesi gerekiyor. Çözülmeyecek diye bir şey yok. Yeter ki iyi niyetle, samimiyetle çalışılsın; kıymetli bir mülk” ifadelerine yer verdi.



Burhan Özfatura anlattı: “Türkiye’de yargı, istemezükçülere daha fazla prim tanıyor”


1984 ve 1999 yılları arasında görev yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Burhan Özfatura da, arazinin İzmir ekonomisine, turizmine katkısının olabileceğini belirtti.


“İzmir için bir utanç çukuru olarak bugüne kadar çözüme kavuşamadı” diyen Özfatura, “Fuarla beraberce oraya bir canlılık kazandırılması lazım. Türkiye’de yargı, maalesef istemezükçülere daha fazla prim tanıyor ve yapılan icraatlerin de engellenmesine imkan sağlıyorlar. Binlerce insan, orada iş imkanı bulacaktı. İzmir ekonomisine, fuarla bağlantılı olarak, fuarda da yeni bir takım aktiviteler geliştirerek çok güzel bir eser kazandırılabilirdi. Buranın sorununun çözülmemesi için hiçbir gerekçe yok” diye konuştu.


Özfatura, kendi döneminde yapılan satışa ilişkin de bilgi vererek, “Biz ilk başkanlık döneminde, orada 5 yıldızlı bir otel ve ona bağlı birtakım mekanların yapılması için yaptığımız ihaleyi Asil Nadir kazanmıştı. O iş olmadı. İkinci dönem Kemal Zorlu rahmetli, bu İzmir iş adamlarının bütün birlikte yürüttükleri şirket kanalıyla orayı bizden satın aldı. Bize gerçekten çok iyi bir fiyat verdi. Daha sonra, birtakım bizim hizmetlerimizi engellemek isteyen muhalefet mensubu politikacılar, devamı olarak orayı dava konusu yaptılar. Orası böyle sürüncemede kaldı. Bütün ihale mevzuatına hepsi açık ve net. İzmir’in çıkarları açısından en küçük bir problem yoktu” dedi.



Bölge esnafı da durumdan şikayetçi: “Utanç duvarını buradan kaldırsınlar”


Etrafı çevrili Basmane Çukuru çevresindeki esnaflarda, durumdan şikayetini dile getirdi. 39 yıldır esnaflık yapan Ahmet Üzüm (64), “Ben 39 yıldır burada esnafım. Benden eski esnaf çarşıda yok. 23 yıl önce buraya bir temel atıldı. Bu utanç duvarı böyle hanımızın, iş yerlerimizin önüne örüldü. Bütün pisliğini, bütün mikrobunu biz çekiyoruz. Hangi partiden olursa olsun, ricamız; bunu ilk birinci madde olarak gündemlerine alsınlar. Şu utanç duvarını, şu İzmir’in utancını buradan kaldırsınlar” diyerek isyan etti.


Bir başka esnaf Gökçe Özdayı (40) da, şöyle konuştu:


“İzmir’in tam göbeğinde olan bir yer burası ve artık bir çözüme ulaşması gerekiyor. 23-24 yıldır atıl vaziyette duruyor. Yazık. Çok leş bir görüntüsü var. Su varken ayrı bir pislik, şimdi doldurdular. Tozuyla, toprağıyla uğraşmak da çok zor oluyor.”



İzmir’in göbeğinde 40 yıllık bir yılan hikayesi: Basmane Çukuru

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Kış ortasında bahar coşkusu Manisa’da şubat ayında yüzünü gösteren güneşli hava, vatandaşları sokağa döktü. Mevsim normallerinin üzerine çıkan sıcaklıklarla birlikte Atatürk Kent Parkı hafta sonu adeta dolup taştı. Şubat ayının dondurucu soğukları beklenirken günlerdir süren sağanak yağmurların ardından Manisa’da etkili olan güneşli hava, kış ortasında bahar havası yaşattı. Termometrelerin mevsim normallerinin üzerine çıkmasını fırsat bilen Manisalılar, soluğu kentin en büyük cazibe merkezlerinden biri olan Atatürk Kent Parkı’nda aldı. Yaklaşık 170 dönümlük alanı kapsayan park, sabahın erken saatlerinden itibaren yoğunluk yaşadı. Yürüyüş yolları ve bisiklet parkurlarında hareketlilik gözlenirken, yeşil alanlar vatandaşlarla doldu. Çocuklar oyun alanlarını doldurdu Park içerisindeki çocuk oyun alanları miniklerin neşeli sesleriyle yankılanırken, aileler de yanlarında getirdikleri çay ve atıştırmalıklarla güneşin tadını çıkardı. Kış güneşinin keyfini piknik yaparak değerlendiren vatandaşlar, güzel havanın moral verdiğini ifade etti. Sadece kent merkezinden değil, çevre ilçelerden de çok sayıda ziyaretçinin geldiği parkta, kafeteryalar ve dinlenme alanlarında da yoğunluk yaşandı. Vatandaşlar, şubat ayında yaşanan bu bahar havasının tadını doyasıya çıkardı. Meteoroloji yetkilileri ise hava sıcaklıklarının hafta içerisinde yeniden mevsim normallerine dönmesinin beklendiğini bildirdi.
Antalya Serebral palsi hastası genç sporla hayata tutundu Antalya’da yaşayan serebral palsi hastası genç, gönül verdiği fitness sporunda madalya peşinde koşuyor. Antalya’da 26 yaşındaki Abdülkerim Sait, tekerlekli sandalyeye bağımlı yaşamına rağmen fitness sporuna olan tutkusu ve azmiyle dikkat çekiyor. Serebral palsi hastası olan Sait, hem sosyal medyada fitness üzerine videolar çekiyor hem de yarışmalara hazırlanarak dereceler elde etmeyi hedefliyor. Abdülkerim Sait hayatının kolay olmadığını ancak güçlü olmak zorunda olduğunu belirterek, fitness ile tanışma sürecini ve yaşadığı değişimi anlattı. 2013 yılından bu yana sporun hayatında olduğunu ifade eden Sait, asıl dönüşümün 2018 yılında başladığını söyledi. Bu tarihten itibaren kendisini daha fazla geliştirmeye karar verdiğini belirten Sait, yarışmalara katılma hedefinin devam ettiğini belirtti. 2019 yılında katıldığı bir fitness yarışmasında üçüncü olduğunu dile getiren Sait, o dönem fiziksel olarak bugünkü seviyesinde olmadığını ancak kendisini denemek istediğini söyledi. Yarışmaya katılma kararının hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Sait, yeniden yarışarak derece elde etmeyi hedeflediğini ifade etti. Serebral palsi hastalığının iki yaşından sonra fark edildiğini aktaran Sait, "Hastalığım Serebral palsi diye geçiyor. 2 yaşından sonra belli oluyor. Bu çocuk niye yürüyemiyor diye fark ediliyor" dedi. Hastalığın hayatını zorlaştırdığını ancak hiçbir zaman vazgeçmediğini vurgulayan Sait, sporun hem fiziksel hem de mental olarak kendisine büyük güç verdiğini söyledi. Tekerlekli sandalyeye bağımlı olmak çok zor Fitness sporuna başlama sürecini anlatan Sait, "Fitness üzerinde videolar çekiyorum, hayatımda tekerlekli sandalyeye bağımlı olmak çok zor bir şey ve güçlü olmak zorundasınız ben de onun için yarışmanın ve bunun içindeyim ama 2018 yılında başladım. 2013 yılından beri varım ama bu tür değişimi, kendimi büyütmeye şimdi başladım" dedi. "Engelli erkekler vücut yarışmasında üçüncü oldum" 2018 yılında spora başladığını belirten Sait, katıldığı engelli engelli erkekler vücut geliştirme yarışmasında elde ettiği dereceyi ve yeni hedefini şöyle anlattı: "Tamamıyla 2018 yılından itibaren başladım. 2019’da engelli erkekler vücut geliştirme yarışmasına katıldım ve orada üçüncü oldum. Şimdi bir yarışmaya daha katılmak istiyorum ve orada da dereceye girmek istiyorum." Fitness sporuna gönül verdiğini belirten Sait, yarışmalara katılma isteğinin devam ettiğini ve kendisini geliştirmeye kararlı olduğunu da sözlerine ekledi.
İstanbul Sosyal medyada paylaşıldı, Tuzla’daki geyikler ilgi odağı oldu Tuzla Akfırat mevkiindeki ormanlık alanda görüntülenen geyikler, sosyal medyada paylaşılmasının ardından vatandaşların ilgi odağı oldu. Doğaseverler, İstanbul’un yanı başındaki bu doğal yaşamı yerinde görmek için adeta bölgeye akın etti. Tuzla Akfırat’taki ormanlık alanda kaydedilen geyik görüntüleri, sosyal medya platformlarında kısa sürede popüler oldu. Şehrin kalabalığından uzakta ve doğanın kalbinde görüntülenen geyikler, görenlerde büyük merak uyandırdı. Görüntülerin ardından çok sayıda vatandaş, bu eşsiz manzaraya tanıklık etmek ve doğa yürüyüşü yapmak amacıyla bölgeye gitti. Edinilen bilgilere göre geyikler, ormanlık alan içerisinde tel örgülerle çevrili, arka kısmı sık ağaçlıklarla kaplı oldukça güvenli bir bölgede yaşamlarını sürdürüyor. Alanın korunaklı yapısı sayesinde hayvanların dış etkenlerden uzak ve huzurlu bir ortamda bulunduğu görülürken, geyikleri doğal ortamlarında uzaktan izleme fırsatı bulan vatandaşlar bu anları cep telefonlarıyla kaydetti. "Zarar vermeden uzaktan izliyoruz" Sosyal medyadaki paylaşımları görüp bölgeye gelen Recep Sağlam, yaşadığı deneyimi şu sözlerle aktardı: "Burası gerçekten çok sakin ve huzurlu bir orman. Geyikleri böyle bir ortamda, kendi doğalarında görmek harika bir deneyim oldu. Alanın korunaklı olması içimizi rahatlattı; hayvanlara dışarıdan müdahale edilmesi pek mümkün görünmüyor. Biz de onları rahatsız etmeden uzaktan izlemenin keyfini çıkarıyoruz." Öte yandan, bölgeye gelen doğaseverler ve uzmanlar, yaban hayvanlarının doğasına müdahale edilmemesi gerektiğini vurgulayarak geyiklerin beslenmemesi, gürültüden kaçınılması ve yaşam alanlarına çöp bırakılmaması konusunda uyarılarda bulundu. Tuzla’nın bu "gizemli misafirleri"nin korunması için bölge sakinlerinin de büyük hassasiyet gösterdiği öğrenildi.