GÜNDEM - 16 Şubat 2026 Pazartesi 10:59

MAKUR afetlere karşı teyakkuzda

A
A
A
MAKUR afetlere karşı teyakkuzda

Menemen’de yoğun yağışlar ve istinat duvarı çökmesi sonrası Menemen Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi MAKUR, vatandaşların yardımına koştu. Dere yatakları çevresinde sel riskine karşı önlem alınırken, 41 daire tedbir amaçlı tahliye edilerek vatandaşlar sosyal tesislere yerleştirildi.


Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’ın talimatıyla 17 Ağustos depreminin yıl dönümünde 2001 yılında kurulan Menemen Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi MAKUR, İzmir genelinde etkili olan yağışlarda, Menemen’in dört bir noktasında görev yaparak vatandaşların ve ilçenin afetten en az hasarla çıkması için yoğun çaba gösterdi.



7/24 esasıyla çalışıldı


Afet İşleri Müdürlüğü bünyesinde görev yapan MAKUR ekibi, Buruncuk, Yanık, Doğa, Belen, Haykıran, Hasanlar, Süleymanlı gibi kırsal mahallelerde su taşkınlarına karşı vatandaşların mağdur olmaması ve olası felaketlerin önüne geçebilmek adına yoğun mesai yaptı. Sel riskine karşı dere yataklarına yakın yerleşim noktaları ve yollarda çalışma yapan MAKUR ekibi, vatandaşların yolda kalmaması ve su taşkınlarından etkilenen evlerden mağdurların güvenle tahliye edilmesini sağladı. Afet karşısında alarm durumuna geçerek 7/24 esasıyla çalışan MAKUR, Doğaköy’de Gediz Nehri’nin taşması sonucu sular altında kalan bir bahçedeki tavukları da tahliye ederken, Mermerli Mahallesi’ne bağlı bir çiftlikte de 100’e yakın hayvan, telef olmaktan kurtarıldı.



29 Ekim Mahallesi’ne hızlı müdahale


Yoğun yağış sonrası 29 Ekim Mahallesi’nde yaşanan istinat duvarı çökmesi sonrasında da MAKUR ekibi, AFAD ve itfaiyenin de katılımıyla mağdur vatandaşların yanında oldu. Yaşanan afetlerde toplam 41 ev tedbiren boşaltılırken, vatandaşlar sosyal tesislere yerleştirildi.



Başkan Pehlivan sahada


Gerek kırsal bölgelerdeki yağışlar gerekse de 29 Ekim Mahallesi’ndeki duvar çökmesi sonrası hızla olay yerine giden ve çalışmaları yerinde takip ederek belediye ekiplerine gerekli talimatları veren Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Yoğun yağışlar ve altyapı eksikliği nedeniyle yaşanan afette en büyük tesellimiz hiçbir hemşehrimizin burnunun dahi kanamayışıdır. Menemen Belediyesi olarak, yaşanan felaketin ilk anından itibaren hemşehrilerimizin yanında yer alarak AFAD’ın koordinasyonunda, MAKUR ve ilgili tüm birimlerimizle gerekli çalışmayı yaptık. Hiçbir komşumuzun bu süreçten zarar görmemesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu bağlamda özveriyle çalışan mesai arkadaşlarımı de kutluyorum." dedi.



MAKUR afetlere karşı teyakkuzda

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Eski eşini öldürüp oğlunu yaralayan sanıktan ceza almamak için şok savunma Kocaeli’de boşandığı eşini öldürdüğü, oğlunu da yaraladığı gerekçesiyle yargılanan sanık suçlamaları kabul etmeyerek, "Yüce yaratıcı tarafından insanlara yol göstermek amacıyla gönderildim. Benden sonra kimse gelmeyecek. Yahudilerin beklediği kral, Hristiyanların beklediği Mesih ve Müslümanların beklediği Mehdi benim. Bunu devlet büyükleri de biliyor" dedi. Cumhuriyet savcısı mütalaasında, sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 20 yıldan 32 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Olay, 27 Temmuz 2024’de Gölcük ilçesi Yeni Mahalle Kazım Karabekir Caddesi’ndeki apartmanda meydana geldi. İddiaya göre, eski eşi Sözen Tutci’nin (55) evine gelen Mustafa Y. (50), tabancayla ateş etti. Kurşunların hedefi olan kadın kanlar içinde yerde kalırken; Mustafa Y., oğlu Vedat Y.’yi (33) de bacağından vurdu. Vedat Y. de babasını, silahla ateş ederek yaraladı. Sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrolde Sözen Tutci’nin hayatını kaybettiği belirlendi. Hastanedeki tedavisinin ardından gözaltına alınan Vedat Y., tekerlekli sandalye ile sevk edildiği adliyede adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ağır yaralanan Mustafa Y., Kocaeli Şehir Hastanesi’nde yaklaşık 1 ay süren tedavisinin ardından taburcu edildi. Gözaltına alınan Mustafa Y., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Baba ve oğlu hakkında dava açıldı Mustafa Y. hakkında, ’tasarlayarak kadına karşı ve boşandığı eşe yönelik kasten öldürme’, ’tasarlayarak alt soya yönelik kasten öldürmeye teşebbüs’, ’konut dokunulmazlığını ihlal’, ’ruhsatsız ateşli silah ve mermi bulundurma ve taşıma suretiyle 6136 sayılı yasaya muhalefet’ suçlarından, oğlu Vedat Y. hakkında ise babasına yönelik eylemi için ’üst soya yönelik kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan dava açıldı. Tasarlayarak eylemi gerçekleştirdi Olaya ilişkin Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın 4. celsesine devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık Mustafa Y. ile avukatı katıldı. Savcı, sanık Mustafa Y’nin boşandığı eşi Sözen Tutci’ye yönelik husumet beslediğini ve bu husumetin olayın nedeni olduğunu belirtti. Mütalaada, sanığın Sözen Tutci’nin pornografik videolar çektirdiğini düşündüğü ve oğlu Vedat Y’nin kendi öz oğlu olmadığına inandığı ifade edildi. Bu nedenle sanığın, eşine ve oğluna karşı öldürme kastı oluşturduğu, silah temin ederek plan yapıp olay yerine geldiği kaydedildi. Ağırlaştırılmış müebbet ve ile 20 yıldan 32 yıla kadar toplamda hapis istemi Mütalaada; sanık Mustafa Y’nin Sözen Tutci’ye yönelik eylemi sebebiyle "Boşandığı eşe karşı tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, oğlu Vedat Y’ye yönelik tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçundan 14 yıldan 21 yıl hapse kadar cezalandırılmasını talep edildi. Ayrıca sanığın konut dokunulmazlığını ihlal suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar, vahim nitelikte silah bulundurma suçundan 5 yıldan 8 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Sanık Vedat Y. hakkında ise eylemin saldırıyı önlemeye yönelik olduğu değerlendirilerek meşru müdafaa kapsamında kaldığı ve ceza verilmesine yer olmadığı yönünde mütalaa verildi. "Yahudilerin beklediği kral, Hristiyanların beklediği Mesih ve Müslümanların beklediği Mehdi benim" Duruşmada, geçen celse istenen akıl sağlığı raporuna ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu tarafından kanaate varılamadığı, sanığın gözlem altına alınarak değerlendirilmesi gerektiğinin bildirildiği okundu. Bunun üzerine sanık, "Akıl sağlığım yerindedir. Yüce yaratıcı tarafından insanlara yol göstermek amacıyla gönderildim. Benden sonra kimse gelmeyecek. Yahudilerin beklediği kral, Hristiyanların beklediği Mesih ve Müslümanların beklediği Mehdi benim. Bu durum bana 2023’te tebliğ edildi. Bunu devlet büyükleri de biliyor. Ben bunu açıklamadan gelip beni almayacaklar. Ben bunu açıklamadan gelip beni almayacaklar. Benden mermi geçmez, inanmazsınız deneyelim. Tahliyemi istiyorum. Sözen’i ben öldürmedim, suçum yok " diye konuştu. Sanık Mustafa Y.; önceki celselerde verdiği savunmasında Sözen Tutci’nin Vedat Y. tarafından öldürüldüğünü iddia etmişti. Akıl sağlığı raporu için gözlem altında tutulacak Mahkeme heyeti, ATK ihtisas kararı gereğince sanığın gözlem altına alınarak düzenlenecek raporun mahkemeye gönderilmesine ve tutukluluğunun devamına karar verdi.
Sivas Uzmanı uyardı: "Dijital oyunlar şiddeti normalleştiriyor" Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen silahlı saldırılar bilgisayar oyunlarını akıllara getirdi. Dijital Yaşam Enstitüsü Başkanı ve Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Başkanı Prof. Dr. Tuncay Dilci, dijital oyunların başkalarına karşı şiddet eğilimini normalleştirdiğini söyledi. Türkiye’de 1 gün arayla okullarda meydana gelen silahlı saldırılar, küçük yaştaki çocukların şiddet eğilimi şiddet içerikli dijital oyunları akıllara getirdi. Çocukların erken yaşta suça meyletmesi, diziler ve oyunlarla bağdaştırılırken dizi ve film karakterlerinin çocuklar üzerinde olumsuz davranışlara yol açtığı konusu tekrar gündeme geldi. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Dijital Yaşam Enstitüsü Başkanı, Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Başkanı ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Dilci, "Çocuklardaki davranışsal sapmaların arkasında öğrenilmiş davranışlar olmakla beraber birçok faktör var. Birçok bileşenin bir araya gelmesiyle olgunlaşan bir sorunsal davranış haline dönüşmektedir. Bu sorunlara bağlı olarak da birtakım dürtü bozukluklarıyla, duygusal problemlerin daha zirve yapmasıyla, kontrol becerisinin zayıflaması ve bu zayıflığa bağlı olarak da dışarıya karşı tepki verme söz konusu. Herhangi bir stres sonrası, travma sonrası ki bu çocukların eylemi gerçekleştirdiği bölge daha çok deprem bölgesi olduğu için burada birkaç yıl daha stres sonrası olayları göreceğiz. Buna bağlı olarak da yine aile yapısı ve bağları çok önemli. Aile içerisinde şiddete maruz kalanlar, aşırı otorite kuran aileler veya ilgisiz ailelerin çocuklarında daha çok yaygın olduğunu görüyoruz" dedi. Dizi ve film sektörüne dikkat çekti Oyun bağımlılığının yanı sıra dizi sektörünün olumsuz rol model olduğunu ifade eden Prof. Dr. Dilci, "Türkiye’deki diziler maalesef ciddi bir rol model haline dönüşmüş durumda. Şiddet normalleştirilirken bu çocukların beğendikleri aktörleri, artistleri ve figürleri o dizi içerisindeki bir takım şiddet eylemlerinde rol transferi yoluyla alabilmektedirler. Aileler bu konuda daha ilgili olmalı ve hangi diziyi, hangi içeriği ne derece izlediğine dair daha etkin bir takip içerisinde olmalı" diye konuştu. "Çocukların silahla temasına dikkat edilmeli" Silah bulunduran polis ve asker ebeveynleri uyaran Dilci, "Bildiğini üzere dijital oyunlar hep silah odaklı. Silah odaklı olduğu için çocuklarda silaha erişmek için çevresinde ne var ne yok kontrol edebilmekte. Ailede asker polis, emniyet kökenli veya herhangi bir güvenlik çalışanı söz konusuysa silahlarıyla çocukların kurabileceği temaslarda dikkat etmeleri gerekiyor. Bunun yanı sıra çevreden edinme konusu da gündeme geliyor. Ama Türkiye’de yaygın olan bir şey değil. Türkiye’de daha çok duygusal problemlere bağlı öfke patlamaları ve travmatolojik olaylar sonunda sürdürülen stres bozukluğuna bağlı öfkelenmeler söz konusu. Özellikle intikam duygusuna dikkat çekmek istiyorum. Aile içi şiddet uygulaması veya kaotik aile ortamında da bu tür sorunları görebiliyoruz. Özellikle aile içerisinde yeterince sevgi, ilgi görememiş, toplumsal anlamda arkadaşları ve akranları arasında yeterince saygı görememiş, izole, yaşam süren gençlerimizde daha çok bu tür öfke patlamaları olabilmekte. Dolayısıyla ailelerimizin sorumlu davranması, akran içerisindeki rol ve paylaşımlarına dönük çocuklarımızı takip etmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu. Çocukların söylemleri, karakteri ortaya koyuyor Çocukların günlük hayattaki söylemlerin şiddet eğiliminin belirtisi olabileceğini ifade eden Dilci, "Şu anki dijital oyunlarda başkalarına karşı şiddet eğiliminin normalleştiğini de söyleyebiliriz. Yapılan bilimsel çalışmalarda özellikle olumsuz davranışların yüzde 70 oranında öğrenilmiş davranışlar olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın şiddet haritalarının çıkarılması, bu şiddet eğilimlerinin olması durumunda ne tür önlemler alınacağına dair okul programlarının oluşturulması çok önemli. Yine ailelerin bu konuda uyarılarak okul, aile iş birliğinde sürdürülmesi gerekir. Şiddetle ilgili ‘herkesten nefret ediyorum, herkesin canıma kıymak istiyorum, etrafımdaki herkesi öldürmek istiyorum’ gibi söz ve eylemleri çok sık kullanan çocuklarda bu tür davranışları gözlemleyebiliriz. Bununla beraber bazı çocuklardaki işaretler, doneler de ileride bunun olacağını gösterebilir" ifadelerine yer verdi. "Önlemlerin devlet politikası haline dönüştürülmesi gerekir" Konuya ilişkin alınabilecek önlemleri aktaran Dilci, "Ailelerin özellikle çocukların bütüncül yetişmesine fırsat verecek ortamlar hazırlamaları gerekir. Sonuç olarak bu bir davranışsal kodlama ve öğrenme şeklinde ortaya çıkan bir sorun. Bu anlamda medya içerik üreticilerine, şiddet içerikli oyun, dizi, film karakterlerine dikkat edilmesi gerekir. Bunun bir devlet politikası haline dönüştürülmesi gerekir. Yapıcı, insani ve insancıl olayların örneklerinin çoğaltılması gerekir. Tüm okulların davranışsal risk haritasının çıkarılması gerekmektedir. Ailelerimizin evde silah, bıçak vb. aletler konusunda dikkat etmeleri gerekir. Yine yangın ve patlayıcı maddeler üretme, türetme gibi çocukların meraklı olduğu konular vardır. Ergenlik dönemindeki çocukların özellikle duygu durum eşiğine dikkat etmek gerekir. Duygularını yönetme becerisi, sosyal uyum becerisi ahlaki ve diğer toplumsal değerleri içselleştirme, sorumluluk bilinci gibi birçok yönden kurallara tabi tutulması gerekir ve ailelerin de bu sorumluluk için elini taşın altına koyması gerekir diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.