SAĞLIK - 25 Ekim 2023 Çarşamba 11:22

Medicana’dan pembe dokunuş

A
A
A
Medicana’dan pembe dokunuş

Her 8 kadından birinde görülecek kadar yaygınlaşan meme kanseri için farkındalık ayı olan ekim ayında Medicana International İzmir Hastanesi, çok sayıda etkinlik düzenledi. Deneyimlerini paylaşan hastaların yanı sıra uzman hekimlerde seminerler verdi.


Tüm dünyada her yıl, meme kanseri hakkında farkındalık sağlamak ve erken teşhisin önemine çekmek için ekim ayı boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenirken, Medicana International İzmir Hastanesi de bu yıl çok sayıda etkinlik düzenleyerek yüzlerce kadına dokundu. Medicana International İzmir Hastanesinde düzenlenen “Meme Kanserinde Kendi Yolculuğum” adlı panelde, meme kanserini yenen hastalar deneyimlerini paylaştı. Duygu dolu anlar yaşanan toplantıda, Medicana International İzmir Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gülcan Bulut, “Kanser tedavisindeki gelişmelerle, günümüzde bu hastalık bir son değil; ancak ne kadar erken fark edilir ve tedavi başlarsa, bu süreç o kadar başarılı geçiyor” dedi. Meme kanserine dikkat çekilen bir başka etkinlik de Buca’daki İsmet Yorgancılar Ortaokulunda veli ve öğretmenlerin katılımı ile gerçekleştirildi. Medicana International İzmir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sevil Işık, seminerde yaptığı konuşmada “Her kadın, adet tarihinden bir hafta sonra, aynaya bakarak ve eliyle dokunarak memelerini kendi kendine muayene etmeli. Yılda bir kez de 40 yaş altındakiler meme ultrasonu, 40 yaş üstündekiler ise mamografi taramasını mutlaka yaptırmalı” diye konuştu.


Meme kanseri etkinlikleri çerçevesinde, yüz yüze etkinlikler dışında online seminerler ve sosyal medya canlı yayınlarıyla yüzlerce kadın meme taramaları hakkında bilgilendirildi. “Kontrol Sende” sloganıyla yapılan etkinliklerinin finali, pembe kıyafetlerle yapılan “Pembe Zumba” ile son buldu. Medicana International İzmir Hastanesi Aile Hekimliği Uzmanı Uzm. Dr. Ebru Onuker’in öncesinde kısa bir bilgilendirme yaptığı zumbaya, Medicana kadın doktorları da katıldı.



Medicana’dan pembe dokunuş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.