SPOR - 21 Mayıs 2025 Çarşamba 12:38

Rasmus Ankersen: "Olumlu bir sezon geçirdik"

A
A
A
Rasmus Ankersen: "Olumlu bir sezon geçirdik"

Göztepe Başkanı Rasmus Ankersen, 2024-2025 sezonuyla ilgili açıklama yaparak, "Genel olarak bakarsak, bence olumlu bir sezon geçirdik. Her şeyden önce, Süper Lig’de kalıcı olmayı başardık. Bu, yeni yükselmiş bir takım için hiç de kolay bir iş değil. Sezonun sonuna kadar Avrupa yarışı içinde kalmayı da başardık" dedi.


Göztepe Başkanı Rasmus Ankersen, 2024-2025 sezonunun tamamlanmasına iki maç kala açıklamada bulundu. İlk olarak sarı-kırmızılı taraftarlara teşekkür eden Ankersen, "Öncelikle, bu yıl gösterdiğiniz inanılmaz destek için hepinize teşekkür ederim. İç saha maçlarında oluşan atmosfer gerçekten inanılmazdı. Neredeyse her maçta stadı doldurdunuz. Aynı zamanda takım, deplasman maçlarında da desteğinizi hissetti. Bu destek için minnettarız. Özellikle zor zamanlarda bile birlik olduk, kenetlendik. Göztepe’de sahip olduğumuz bu eşsiz birlikteliği gelecek sezona da taşımamız gerekiyor" dedi.



"Süper Lig’de kalıcı olmayı başardık"


Genel olarak olumlu bir sezon geçirdiklerini dile getiren Ankersen, "Her şeyden önce, Süper Lig’de kalıcı olmayı başardık. Bu, yeni yükselmiş bir takım için hiç de kolay bir iş değil. Sezonun sonuna kadar Avrupa yarışı içinde kalmayı da başardık. Ne yazık ki, son adımı atacak kaliteyi gösteremedik. Ayrıca, 50 yıl sonra ilk kez Türkiye Kupası’nda yarı finale kaldık. Bu da büyük bir başarıydı. Ancak yine finale kalmak için gereken son kalite dokunuşundan yoksunduk. Eminim herkes bu deneyimden ders çıkaracaktır ve bunu önümüzdeki sezon daha güçlü olmak için kullanacağız. Böylece kupa için yeniden bir hamle yapabiliriz. Evimizde adeta bir kale inşa ettiğimizi de belirtmek isterim. İzmir’de oynamak rakip takımlar için çok zor hale geldi. Her şeyden önce, verdiğiniz destek için çok teşekkür ederim. Bunun için minnettarım" diye konuştu.



"Deplasman karnemiz kötü"


Geliştirilmeleri gereken yönlerinin olduğunu ifade eden Ankersen,"Deplasman karnemizin kötü olduğu açık. Bunu geliştirmemiz gerekiyor. Şu ana kadar deplasman maçlarından yalnızca iki galibiyet almış olmak kesinlikle yeterli değil. Bunu gelecek yıl mutlaka geliştirmeliyiz. İkinci olarak, hepinizin gördüğü gibi sezonun son bölümünde ciddi sakatlık sorunları yaşadık. Şu anda bu durumu detaylı bir şekilde inceliyoruz ve en iyi oyuncularımızın, bu yıla kıyasla çok daha fazla maçta hazır olmasını sağlamak için tam olarak ne yapmamız gerektiğini anlamaya çalışıyoruz. Göztepe’ye yatırım yaptığımızdan beri kulübü ve takımı her yıl daha iyi hale getirmeye çalışıyoruz. Şu ana kadar bu konuda başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Ancak önümüzdeki yıl bir adım daha atmamız gerekiyor. Sonuç olarak, Göztepe Başkanı olarak en büyük hedefim kulübü yeniden Avrupa’ya taşımak. Ve hissediyorum ki, sizin desteğinizle gelecek sezon bu ligde ilk beş içinde yer almak için gerçekten güçlü bir fırsatımız olacak. Ama önümüzde çok ciddi bir çalışma süreci var. Her şeyden önce, yeniden çok rekabetçi bir kadro kurmamız gerekiyor. Takımın iskeletini muhafaza etmeli, biraz istikrar sağlamalı ve bu sezonun olumlu yönlerini korurken, aynı zamanda kadroya kalite katmalıyız" şeklinde konuştu.



"Hırslı, başarıya aç oyuncular istiyoruz"


Transfer sistemlerinden de bahseden Ankersen, "Bizi artık tanıdığınızı düşünüyorum. Bizim büyük kulüplerden yaşını almış yıldız oyuncuları transfer eden tiplerden olmadığımızı da biliyorsunuz. En iyi günleri geride kalmış oyuncuları değil, en iyi günleri henüz önünde olan oyuncuları transfer etmek istiyoruz. Hırslı, başarıya aç oyuncular istiyoruz. Göztepe camiasının mücadele ruhunu yansıtan oyuncular istiyoruz ve biz de tam olarak bunun için oyuncu izliyoruz. Bu yüzden büyük yetenek değil, bizim futbol anlayışımıza ve kulüp kültürümüze uygun doğru yeteneği arıyoruz. Umarım sezon öncesi kampına gitmeden önce bu türden birçok iyi transferi tamamlamış oluruz. Böylece hocamız tüm kampı yeni sezona güçlü bir takım inşa etmeye ayırabilir" dedi.



"Şartlar sağlanmadığı sürece hiçbir oyuncu ayrılamaz"


Oyuncularına gösterilen ilginin doğal olduğunu vurgulayan Ankersen, "Hatta öyle ki, bazı İstanbul kulüpleri oyuncularımıza o kadar takıntılı ki, onları sitelerinde yazma gereği bile hissediyorlar. Size şunu söyleyebilirim: Göztepe’nin şartları sağlanmadığı sürece, hiçbir oyuncu Göztepe’den ayrılamaz. Bu, hem finansal açıdan hem de oyuncunun yerini dolduracak bir ismin hazır olması anlamına gelir. Önümüzdeki sezon için heyecanla bekleyeceğimiz pek çok şey var. Bunlardan biri elbette A Takım ve kadro yapısı ancak benim özel bir tutkum da akademi. Göztepe’ye geldiğimiz günden beri bir akademi inşa etmek istiyorduk. Ne yazık ki, büyük ihtiyaç duyduğumuz tesisi inşa edebileceğimiz araziyi henüz temin edemedik. Önümüzdeki 6 ila 12 ay içinde bu konuda önemli ilerleme kaydedebileceğimizi umuyorum. Ancak bunun için beklemek istemiyoruz. Bir an önce başlamak istiyoruz. Gelecek ay kulübümüz oldukça ilgi çekici bir duyuru yaparak, Göztepe’nin geleceğini inşa edecek özel yeteneklerin yetiştirileceği vizyoner bir yapının temellerini atacak. Tüm Türkiye’den, hatta yurt dışından oyuncular transfer ederek, aslında bir A Takım mantığıyla işleyecek bir genç takım kurmak istiyoruz. Önümüzdeki bir iki ay içinde bu projeyle ilgili daha fazla detayı paylaşacağız. Ancak bu, şahsen benim de büyük heyecan duyduğum bir konu" ifadelerini kullandı.



Rasmus Ankersen: "Olumlu bir sezon geçirdik"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bitlis Köy okulunda büyüdü, köy çocuklarının umudu oldu Bitlis’in Tatvan ilçesi Koyunpınar köyünde görev yapan anasınıfı öğretmeni Hediye Kılıç, öğrencileriyle kurduğu güçlü bağ ve fedakârlıklarıyla takdir topluyor. Kendisi de bir köy okulunda yetişen genç öğretmen, çocukların hayatına dokunarak adeta bir eğitim neferi gibi çalışıyor. Hakkari’nin Şemdinli ilçesine bağlı Erdemli köyünde birleştirilmiş sınıfta eğitim alarak büyüyen genç öğretmen, yıllar önce kurduğu köy okulu öğretmeni olma hayalini bugün Bitlis’te gerçekleştiriyor. Yaklaşık 4 yıldır köy okulunda görev yapan Hediye Kılıç, öğrencilerine yalnızca akademik eğitim vermekle kalmıyor; aynı zamanda onların ablası, arkadaşı ve yol göstericisi oluyor. Sınıfı sinema salonuna çeviriyor, öğrencileri evlerinden alıyor Öğrencileriyle ders saatleri dışında da yakından ilgilenen Kılıç, sınıf ortamını haftanın belirli günlerinde sinema salonuna dönüştürerek çocuklarla çizgi filmler izliyor. Havanın güzel olduğu günlerde okul bahçesinde çeşitli etkinlikler düzenleyen fedakâr öğretmen, öğrencilerin sosyal gelişimine katkı sunmak için yoğun çaba harcıyor. Çocukların mutluluğunu ön planda tutan Kılıç’ın bu yaklaşımı, hem velilerin hem de köy halkının takdirini kazanıyor. Köy okulundaki öğrencilerini çoğu zaman evlerinden alarak okula getiren Hediye öğretmen, ders bitiminde de çocukları tek tek evlerine bırakıyor. Öğrencilerinin ayakkabılarını ve montlarını giydirmesi ise onun çocuklara duyduğu sevgi ve sorumluluk duygusunu gözler önüne seriyor. Okul duvarlarını öğrencileriyle renklendiriyor Zorlu şartlara rağmen görevini büyük bir özveriyle sürdüren Hediye Kılıç, okulun iç ve dış duvarlarını da öğrencileriyle birlikte renklendiriyor. Çizdiği figürler ve hazırladığı görsellerle köy okulunu daha sıcak ve eğlenceli bir eğitim ortamına dönüştüren öğretmen, öğrencilerin okula olan ilgisini artırıyor. Bitlis’te görev yapan köy okulu öğretmeni Hediye Kılıç’ın hikâyesi, eğitimde fedakârlığın ve sevginin en güzel örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. "Köy okulunda öğretmen olmak çocukların hayallerine dokunan kişi olmak demek" Bitlis’teki köy okulunda geçirdiği 4 yılı anlatan Hediye Kılıç, "Aslında bu hikâyenin benim için çok özel bir anlamı var. Çünkü ben de bir köy okulunda okudum. Belki de bugün yaptığım işi bu kadar severek yapmamın en büyük nedeni bu. Çocukluğumda bulunduğum sıralarda nasıl hayaller kurduysam, şimdi öğrencilerimin de aynı umutları taşımasını istiyorum. Tercih dönemimde birçok farklı seçenek vardı ama ben özellikle köy okulunu tercih ettim. Çünkü burada öğretmenliğin sadece ders anlatmaktan ibaret olmadığını biliyordum. Köy okulunda öğretmen olmak, bazen bir rehber, bazen bir abla, bazen de çocukların hayallerine dokunan kişi olmak demek" diye konuştu. "Göreve başladığım ilk günlerde okulun fiziksel şartları beni daha iyisini yapmak için motive etti" diyen Kılıç, sözlerine şöyle devam etti: "Çizim yeteneğimi kullanarak okulun duvarlarını renklendirdim, sınıfları çocukların severek vakit geçireceği alanlara dönüştürmeye çalıştım. Çünkü bir çocuğun kendini güzel bir ortamda hissetmesi öğrenme isteğini de değiştiriyor. Daha sonra öğrencilerimiz için bir kütüphane kurduk. Kitaplarla büyüyen çocukların hayal dünyasında büyüdüğüne inanıyorum. Elbette köy okulunda çalışmanın zorlukları da var. Burada sadece öğretmen olmuyorsunuz. Bazen soba yakıyorsunuz, bazen okulun temizliğiyle ilgileniyorsunuz, bazen de müdür yetkili olarak birçok sorumluluğu aynı anda üstleniyorsunuz. Yani aslında tek bir görev tanımınız olmuyor. Ama bütün bu zorlukların yanında çok özel güzellikler de var. Öğrencilerle kurduğunuz bağ çok daha samimi ve güçlü oluyor. Onların küçük bir başarıdaki mutluluğunu görmek bütün yorgunluğu unutturuyor." Köy okulu öğretmenliğinin büyük bir fedakârlıkla birlikte aynı zamanda büyük bir gönül işi olduğunu düşündüğünü ifade eden Kılıç, "Burada yaptığınız küçük bir dokunuş bile bir çocuğun hayatında büyük bir iz bırakabiliyor. Eğer bugün öğrencilerimin gözlerinde umut görebiliyorsam, bu benim için en büyük mutluluktur" dedi.
Bitlis Köy okulunda büyüdü, köy çocuklarının umudu oldu Bitlis’in Tatvan ilçesine bağlı Koyunpınar köyünde görev yapan anasınıfı öğretmeni Hediye Kılıç, öğrencileriyle kurduğu güçlü bağ ve fedakârlıklarıyla takdir topluyor. Kendisi de bir köy okulunda yetişen genç öğretmen, çocukların hayatına dokunarak adeta bir eğitim neferi gibi çalışıyor. Hakkari’nin Şemdinli ilçesine bağlı Erdemli köyünde birleştirilmiş sınıfta eğitim alarak büyüyen genç öğretmen, yıllar önce kurduğu köy okulu öğretmeni olma hayalini bugün Bitlis’te gerçekleştiriyor. Yaklaşık 4 yıldır köy okulunda görev yapan Hediye Kılıç, öğrencilerine yalnızca akademik eğitim vermekle kalmıyor; aynı zamanda onların ablası, arkadaşı ve yol göstericisi oluyor. Sınıfı sinema salonuna çeviriyor, öğrencileri evlerinden alıyor Öğrencileriyle ders saatleri dışında da yakından ilgilenen Kılıç, sınıf ortamını haftanın belirli günlerinde sinema salonuna dönüştürerek çocuklarla çizgi filmler izliyor. Havanın güzel olduğu günlerde okul bahçesinde çeşitli etkinlikler düzenleyen fedakâr öğretmen, öğrencilerin sosyal gelişimine katkı sunmak için yoğun çaba harcıyor. Çocukların mutluluğunu ön planda tutan Kılıç’ın bu yaklaşımı, hem velilerin hem de köy halkının takdirini kazanıyor. Köy okulundaki öğrencilerini çoğu zaman evlerinden alarak okula getiren Hediye öğretmen, ders bitiminde de çocukları tek tek evlerine bırakıyor. Öğrencilerinin ayakkabılarını ve montlarını giydirmesi ise onun çocuklara duyduğu sevgi ve sorumluluk duygusunu gözler önüne seriyor. Okul duvarlarını öğrencileriyle renklendiriyor Zorlu şartlara rağmen görevini büyük bir özveriyle sürdüren Hediye Kılıç, okulun iç ve dış duvarlarını da öğrencileriyle birlikte renklendiriyor. Çizdiği figürler ve hazırladığı görsellerle köy okulunu daha sıcak ve eğlenceli bir eğitim ortamına dönüştüren öğretmen, öğrencilerin okula olan ilgisini artırıyor. Bitlis’te görev yapan köy okulu öğretmeni Hediye Kılıç’ın hikâyesi, eğitimde fedakârlığın ve sevginin en güzel örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. "Köy okulunda öğretmen olmak çocukların hayallerine dokunan kişi olmak demek" Bitlis’teki köy okulunda geçirdiği 4 yılı anlatan Hediye Kılıç, "Aslında bu hikâyenin benim için çok özel bir anlamı var. Çünkü ben de bir köy okulunda okudum. Belki de bugün yaptığım işi bu kadar severek yapmamın en büyük nedeni bu. Çocukluğumda bulunduğum sıralarda nasıl hayaller kurduysam, şimdi öğrencilerimin de aynı umutları taşımasını istiyorum. Tercih dönemimde birçok farklı seçenek vardı ama ben özellikle köy okulunu tercih ettim. Çünkü burada öğretmenliğin sadece ders anlatmaktan ibaret olmadığını biliyordum. Köy okulunda öğretmen olmak, bazen bir rehber, bazen bir abla, bazen de çocukların hayallerine dokunan kişi olmak demek" diye konuştu. "Göreve başladığım ilk günlerde okulun fiziksel şartları beni daha iyisini yapmak için motive etti" diyen Kılıç, sözlerine şöyle devam etti: "Çizim yeteneğimi kullanarak okulun duvarlarını renklendirdim, sınıfları çocukların severek vakit geçireceği alanlara dönüştürmeye çalıştım. Çünkü bir çocuğun kendini güzel bir ortamda hissetmesi öğrenme isteğini de değiştiriyor. Daha sonra öğrencilerimiz için bir kütüphane kurduk. Kitaplarla büyüyen çocukların hayal dünyasında büyüdüğüne inanıyorum. Elbette köy okulunda çalışmanın zorlukları da var. Burada sadece öğretmen olmuyorsunuz. Bazen soba yakıyorsunuz, bazen okulun temizliğiyle ilgileniyorsunuz, bazen de müdür yetkili olarak birçok sorumluluğu aynı anda üstleniyorsunuz. Yani aslında tek bir görev tanımınız olmuyor. Ama bütün bu zorlukların yanında çok özel güzellikler de var. Öğrencilerle kurduğunuz bağ çok daha samimi ve güçlü oluyor. Onların küçük bir başarıdaki mutluluğunu görmek bütün yorgunluğu unutturuyor." Köy okulu öğretmenliğinin büyük bir fedakârlıkla birlikte aynı zamanda büyük bir gönül işi olduğunu düşündüğünü ifade eden Kılıç, "Burada yaptığınız küçük bir dokunuş bile bir çocuğun hayatında büyük bir iz bırakabiliyor. Eğer bugün öğrencilerimin gözlerinde umut görebiliyorsam, bu benim için en büyük mutluluktur" dedi.
Ankara Site aidatlarıyla ilgili düzenleme tamam Fahiş site aidatlarına yönelik düzenlemeleri de içeren 14 farklı kanunda ve 1 kanun hükmünde kararnamede düzenleme içeren kanun teklifi TBMM’de kabul edilmesinin ardından Resmi Gazete’de yayımlandı. Yeni düzenleme ile fahiş site aidatlarına karşı site yönetiminin fiyat belirleme yetkisi kat maliki vatandaşlara aktarıldı. Düzenleme ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Vatandaşlarımızın ihtiyacı neyse o adımları atıyoruz. Site aidatlarına yönelik düzenlemelerimizden ilki Resmi Gazete’de yayımlandı. Site yönetiminin fiyat belirleme yetkisi vatandaşa aktarıldı. Yönetim planı değişikliği için 3’te 2 çoğunluk zorunluluğu getirildi. Böylelikle site yönetimlerinin başta aidat tutarı olmak üzere keyfi kararlar almasının önüne geçmeyi hedefliyoruz" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu değişikliği ile apartman ve sitelerde aidat belirleme süreçlerinde önemli düzenlemeler hayata geçirildi. Kanunun 35 ve 37’nci maddelerinde yapılan değişiklikle yöneticilerin aidat belirleme yetkisi sınırlandırıldı. Buna göre site ve apartman yöneticileri yeniden değerleme oranının üzerinde aidat artışı yapamayacak. Bu oranın üzerinde artış gerektiğinde yönetici, en geç 3 ay içinde Kat Malikleri Kurulu’nu toplantıya çağıracak ve artış kararı yalnızca kat maliklerinin onayıyla alınabilecek. Aidat artışında son söz kat maliklerinde Mevcut uygulamada yöneticiler, herhangi bir üst sınır olmaksızın yıllık işletme projesi hazırlayabiliyor; kat maliklerinin 7 gün içinde itiraz etmemesi halinde aidatlar kesinleşiyordu. Bu durum birçok vatandaşın yüksek aidatlarla karşı karşıya kalmasına ve icra takiplerine maruz kalmasına neden oluyordu. Yeni düzenlemeyle aidatların belirlenmesinde nihai yetki Kat Malikleri Kurulu’na verildi. Yönetici en fazla yeniden değerleme oranı kadar artış yapabilecek Yöneticiler; çalışan ücretleri, sigorta primleri, yakıt ile ortak alanların elektrik ve su giderleri gibi zorunlu harcamalar için bir önceki işletme projesi üzerinden en fazla yeniden değerleme oranı kadar artış içeren geçici işletme projesi hazırlayabilecek. Kat maliklerine ise apartman veya sitenin ihtiyaçları doğrultusunda aidat tutarını belirleme ve gerekli yapım ile harcama kalemleri için yeniden değerleme oranının üzerinde artış yapılmasına karar verme yetkisi tanındı. İkinci toplantıda çoğunluk sağlanması yeterli olacak Yeniden değerleme oranı üzerinde artış yapılmasına yönelik toplantılarda karar alabilmek için de ilk oturumda site sakinlerinin yüzde 50+1 çoğunluğu gerekecek. Bu katılım oranı sağlanmazsa ikinci toplantıda katılanların çoğunluğu ile belirlenecek tutar yeni aidat olarak kesinleşecek. Bu durumda son tutarı site yöneticileri değil kat malikleri kurulu üyeleri yani site sakinleri belirlemiş olacak. Bu sayede, site yönetimlerinin keyfi harcamaları ve şeffaflıktan uzak şekildeki harcama kalemi belirlemesinin önüne geçilerek site sakinlerinin mağduriyet yaşaması engellenecek. Bakan Kurum: "Site yönetimlerinin keyfi kararlar almasının önüne geçmeyi hedefliyoruz" Yeni düzenlemeye ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yapan Bakan Kurum, "Vatandaşlarımızın ihtiyacı neyse o adımları atıyoruz. Site aidatlarına yönelik düzenlemelerimizden ilki Resmi Gazete’de yayımlandı. Site yönetiminin fiyat belirleme yetkisi vatandaşa aktarıldı. Yönetim planı değişikliği için 3’te 2 çoğunluk zorunluluğu getirildi. Böylelikle site yönetimlerinin başta aidat tutarı olmak üzere keyfi kararlar almasının önüne geçmeyi hedefliyoruz. Hayırlı, uğurlu olsun" mesajını verdi. Yönetim planı değişikliği için 3’te 2 çoğunluk yeterli olacak Yine 634 Sayılı Kanun’un 70’inci maddesinde yapılan değişiklikle, toplu yapılarda yönetim planı değişikliği için gereken karar nisabı 5’te 4’ten, 3’te 2’ye düşürüldü. Bu sayede site yönetimlerinin toplanma ve karar alma süreçleri kolaylaştırılacak, yaşanan sıkıntı ve aksaklıklar önlenecek.