EKONOMİ - 09 Mayıs 2022 Pazartesi 10:18

Enerji üretiminde artış

A
A
A
Enerji üretiminde artış

Enerji maliyetlerinin tüm dünyada artmasına rağmen Türkiye’nin sübvanse sistemi uygulaması en çok üretime yaradı.

Enerji maliyetlerinin tüm dünyada artmasına rağmen Türkiye’nin sübvanse sistemi uygulaması en çok üretime yaradı. 2022 yılı Şubat ayında bir önceki döneme göre artış ile lisanlı üretimde 52.933.917 MHW ile rekor kırıldı.


Enerji Piyasası Düzenle Kurumu (EPDK) verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye’nin 2022 yılı Şubat ayı enerji haritası çıkarıldı. 2 ayda bir çıkarılan rapora göre, 2022 yılı Şubat ayında 3 şehir Türkiye’nin kurulu gücünde lider oldu. En çok kurulu güce sahip İzmir 5.145,96 MV ile Türkiye elektriğinin yüzde 5,58’ini, 4.524,97 MV ile Çanakkale yüzde 4,91’ine, 4.407,29 MV ile Kahramanmaraş Türkiye elektriğinin kurulu güçte yüzde 4,78’ini ürettiği belirlendi.


Raporun, lisanslı yenilenebilir enerji kısmında ise rüzgar enerjisinin kurulu güç bakımından 2021 yılı Şubat ayında 9.121,39 MV olurken bu rakam 2022 yılı şubat ayında yüzde 16,63 artarak 10.637,97 MV’ye ulaştı. Şu anda dünyanın yeni enerji politikası olan güneş enerji santrallerinde ise yine Türkiye üretim rekoru kırdı. 2021 yılı şubat ayında (GES) yüzde 101 oranında artış sağlandığı görüldü. Kurulu güçte 2021 yılı Şubat ayında 469,86 MV üretim yapılırken, bu rakam 2022 yılı Şubat ayında yüzde 101 artış ile 949,011,03 MV oldu



“Yurt dışından enerji alımında düşüş yaşanıyor”


Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de gösterdiği kararlı duruş ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapması dolayısıyla 2022 yılında Yunanistan’dan enerji alımında çok ciddi düşüşler yaşandı. Öte yandan Türkiye’nin Yunanistan’a gönderdiği enerji miktarında ise rekor denecek bir artış yaşandığı gözlemlendi. 2022 yılında Yunanistan’dan Türkiye’ye gelen enerji miktarı 0,13 MHW olurken giden enerji miktarı ise 350.405,59 MWh seviyelerine ulaştı.


İkinci Karabağ Savaşında Türkiye’nin yanında duran Gürcistan’da iyi ilişkilerin enerji alım konusuna da yansıdığı görüldü. 2022 yılı Şubat ayında Gürcistan’dan ülkeye 167.343,42 MWh enerji alındığı öğrenildi. 2010 yılından bu yana siyasi ve politik istikrarsızlığın yaşandığı Suriye’ye ise Türkiye enerji gönderimine devam ediyor. Barınma, içme suyu, ısınma ve enerji manasında ensar ilişkilerini her daim gösteren Türkiye 2020 yılında Suriye topraklarına 31.663,28 MWh enerji gönderdi



“Kaynak bazlı üretimde GES rekor kırdı”


Şubat 2022 döneminde lisanslı elektrik üretiminin kaynak bazında dağılımında; 2021 Yılı Şubat Ayı değeriyle karşılaştırılmasının verildiği raporda; doğalgaz ve ithal kömür ile elektrik üretimlerinde düşüş, yenilenebilir enerji kaynaklarında artış olduğu görüldü.


Rapora göre, 2021 yılı Şubat ayında Güneş Enerjisi Üretimi (GES) 69.322,50 MWh olurken bu rakam yüzde 72,45 artış ile 119.544,34 MWh’ye ulaştı. Rüzgar Enerji Santralleri (RES) üretimi 2021 yılı şubat ayında 2.495.807,45 MWh olurken, bu rakam 202 yılı Şubat ayında yüzde 6,7 artarak 2.647.257,46 MWh’ye ulaştı.



“Anadolu şehirleri İstanbul’u geride bıraktı”


Şubat 2022 döneminde lisanslı elektrik üretiminin il bazında dağılımına bakıldığı zaman ise Anadolu şehirlerinin mega kent İstanbul’u geride bıraktığı görüldü. Rapora göre; Çanakkale 2.428.787,24 MWh, Zonguldak 1.878.188,59 MWh, Adana 1.754.483,18 MWh, İzmir 1.573.691,41 MWh, Balıkesir 1.028.169,67 MWh, Hatay 863.430,44 MWh, Kahramanmaraş 838.669,30 MWh, İstanbul 596.876,45 MWh üretim yaptı.



“Lisansız GES üretimde Konya birinci oldu”


Şubat 2022 döneminde lisanssız elektrik üretiminin illere göre dağılımında en çok Konya’da oldu. Raporda yer alan bilgilere göre Konya’da 58.673,35 MW, Şanlıurfa’da 44.934,11 MW, Kayseri’de 33.719,83 MW, Ankara’da 32.729,24 MW, İzmir’de 27.534,49 MW, Afyonkarahisar’da 25.409,22 MW, Kahramanmaraş’ta ise 22.907,82 MW oldu.


Öte yandan, lisansız GES üretiminde geçen yıl ile bu yıl arasında yüzde 65,4 bir artış yaşandı. 2021 yılı Şubat ayında 72.607,0 MW güneş enerjisi üretimi yapılırken bu rakam, 2022 yılı Şubat ayında yüzde 65,4 artarak 120.265,87 MW oldu.



“Tarımsal sulama artıyor”


Türkiye geneli; faturalanan elektrik tüketiminin tüketici türü bazında dağılımının dönemler arası karşılaştırılmasına bakıldığı zaman ise tarımsal sulama 2021 yılı Şubat ayına göre yüzde 94,85 oranında arttı. Rapora göre 2021 yılında 551.906,42 MW enerji kullanılırken bu rakam 2022 yılı Şubat ayında yüzde 94,85 artarak 1.075.376,93 MW oldu



“Kahramanmaraş’ın rakamları artıyor”


Tüketici sayısının il bazında dağılımının dönemler arası karşılaştırılmasına bakıldığı zaman ise Kahramanmaraş’ta 512 bin abone bulunduğu bildirildi. Raporun 2021 yılı Şubat ayında Kahramanmaraş’ta aydınlatmaya 5.232 abone, meskende 395.130 abone, sanayide 1.467 abone, tarımsal sulamada 15.729 abone, ticarethanede 94.807 abone olduğu belirtildi.


2022 döneminde faturalanan elektrik tüketiminin il ve tüketici türü bazında dağılımına bakıldığı zaman ise Kahramanmaraş’ta, aydınlatmaya 6.649,3 MW, meskende 54.428,9 MW, sanayide 238.870,7MW, tarımsal sulamada 1.521,4 MW, ticarethanede 47.064,3 MW genel toplamda ise 348.534,6 MW, enerji kullanıldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş Ovası’nda yağış sonrası menderesler güzel manzaralar sundu Muş Ovası’nda etkili olan yağışların ardından su seviyesi yükselen menderesler, doğada eşsiz görüntüler oluştururken koyun ve mandaların su kenarında otlanması görsel şölen sundu. Muş’ta son günlerde etkili olan yağışlar, Muş Ovası’nda doğayı adeta yeniden canlandırdı. Yağışların ardından su seviyesi yükselen menderesler, kıvrılarak uzanan yapısıyla dikkat çekerken ortaya güzel manzaralar çıktı. Ovada oluşan su birikintileri ve dolup taşan menderesler, bölgeye ayrı bir güzellik kattı. Muş Ovası, yağış sonrası sunduğu bu eşsiz görüntülerle göz kamaştırdı. Hayvanlarını merada otlatan Mesut Güler, Muş Ovası’nda mendereslerin kıvrım kıvrım aktığını söyleyerek, "Ben Muş’un Karağaç beldesinde çobanlık yapıyorum. Bu yıl çok fazla kar ve yağmur yağdı. Her yerde su birikintileri oluştu. Muş Ovası’nda menderesler kıvrım kıvrım akıyor. İnsanlar gelip bu menderesleri izliyor. Gerçekten çok güzel görüntüler ortaya çıkıyor" dedi. Merada hayvan otlatan amcası Mesut Gülen’e çay getiren Cennet Gülen ise "Bizim buralar çok güzel, menderesler çok güzel. Bugün hava da çok güzel. Her gün yağan yağmur Allah’ın bereketi. Menderesler kıvrıla kıvrıla akıyor, gidip geri geliyor. Aslında anlatmaya gerek yok; gözlerinizle görüyorsunuz. Biz de görüyor, şahit oluyor ve mutlu oluyoruz. Allah’ın bereketine ve yağan her yağmura şükürler olsun" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümünden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, Akdeniz anemisinin doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini söyledi. Genetik geçişli bir hastalık olan talasemide taşıyıcılığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini vurguladı. Talasemilerin, otozomal resesif geçiş gösteren, eritrosit (kırmızı kan hücrelerine) kırmızı rengini veren protein yapısındaki hemoglobin zincirlerinden birinin veya bir kaçının hatalı sentezi sonucu ortaya çıkan hipokrom mikrositer anemi ile karakterize bir grup hastalık olduğunu belirten Prof. Kadıköylü, "Talasemi, alfa, beta, gama, delta olarak tanımlanan hemoglobin zincirinin veya zincirlerinin az sayıda veya hiç yapılamaması ile oluşur. Alfa zincir yapımı azlığı alfa talasemiye, beta zincir yapım azlığı beta talasemiye neden olmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü beta talasemi taşıyıcısı, Güneybatı Asya’da nüfusun yüzde 5-10’u alfa talasemi taşıyıcısıdır. Ülkemizde Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde talasemi taşıyıcılığı çok sıktır" dedi. "Sessiz taşıyıcı hematolojik olarak normal iken talasemi minörda (taşıyıcı, heterozigot) hafif hipokrom mikrositer anemi görülür" diyen Kadıköylü, "Talasemi taşıyıcılığında herhangi bir yakınma olmaz iken tedaviye gerek yoktur. Genetik danışmanlık mutlaka verilmeli ve hasta anne, baba ve kardeşleri taşıyıcılık yönünden taranmalıdır. Talasemi intermediada (hasta, homozigot) kan transfüzyonu ihtiyacı çok değildir ancak orta derecede bir anemi mevcut olup anemiye bağlı halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve efora toleranssızlık ortaya çıkabilir. Hemoglobin düzeyi 6-10 g/dl arasında olup enfeksiyon, cerrahi gibi durumlarında kan transfüzyonu gerekir. Sarılık, dalak büyüklüğü, idrar renginde koyulaşma, yüzdeki ve uzun kemiklerdeki değişiklikler, demir emiliminin artışı ve sık kan transfüzyonuna bağlı olarak kalp, karaciğerde ve diğer organlarda demir birikimi nedeniyle çeşitli bulgular görülür" diye konuştu. Talaseminin majorda klinik bulguların genellikle 6 ay-2 yaş arasında ortaya çıktığını aktaran Kadıköylü, "İlk 4-6 ayda anemiye bağlı bulgular görülür. Solukluk, kısa boy, yüz kemikleri çıkık görünümlü, baş büyüktür, büyüme geriliği, karında şişlik, sarılık, karaciğer ve dalak büyüklüğü, kemik kırıkları tespit edilir. Bu hastalar küçük yaşlardan itibaren kan transfüzyonlarına bağımlıdır. Talasemi tanısında rutin hemogram (hemoglobin ve hematokrit düşüklüğü, bunlarla uyumsuz olarak eritrosit sayısında yükseklik, hipersplenizm gelişirse lökosit ve trombosit sayısında düşüklük), periferik yayma (hipokromi, mikrositoz, bazofilik noktalanma, eritrosit öncül hücrelerinin görülmesi), demir parametreleri (demir ve demir doygunluğunda normallik/artış, normal/yüksek ferritin düzeyleri) yardımcıdır. Ancak tanı hemoglobin elektroforezinde hemoglobin yapımına bağlı olarak HbA azalması, HbA2 ve HbF artışı tespit edilir. Genetik olarak mutasyonlar tespit edilebilirir" şeklinde konuştu. Talasemili hastalarda kan transfüzyonun amacının doku oksijenlenmesini sağlamak olduğunu kaydeden Prof. Kadıköylü, "Büyümeyi engellemeyecek, kemik iliğindeki yetersiz kan yapımını baskılayabilecek hemoglobin düzeyinin sağlanmasıdır. Hemoglobin düzeyinin 9-10 g/dl’nin altına düşürmemek için taze eritrosit süspansiyonları verilmelidir. Talasemide demir şelasyon tedavisi vücutta demir birikiminin önlenmesi, mevcut demir birikiminin azaltılması ve böylece artmış vücut demir birikimine bağlı gelişen kalp (en sık ölüm nedenidir, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ritm bozukluğu), karaciğer (siroz ve kanser), endokrin (gelişme-büyüme geriliği, kemik gelişimde zayıflık, kırıklar, ergenlikte gecikme, hipogonadizm, tiroid ve paratiroid bezinde yetersiz çalışma, diyabetes mellitus), enfeksiyonlara yatkınlık gibi komplikasyonların önlenmesidir. Demir birikiminin önlenmesi ve takip için serum ferritin düzeyi (1000 ng/ml’nin altında tutulmalı) izlenmelidir. Karaciğer ve kalpte demir birikiminin tespit edilmesi için magnetik rezonans (MR) incelemesi gereklidir. Demir şelasyonu için desferrioksamine (pompa ile kullanılmaktadır, günümüzde çok tercih edilmemektedir), deferiprone (ağızdan kullanılır, kan değerlerinde kısmi düşüklük yapabilir) ve deferasiroks (ağızdan kullanılır, en çok tercih edilen ilaçtır, böbrek fonksiyonları izlenmelidir) gibi ilaçlar kullanılmaktadır" dedi. Splenektominin çocuklarda ölümcül enfeksiyon riski nedeniyle erken çocukluk çağında önerilmemekte olduğunu söyleyen Kadıköylü, "5 yaşından sonra yapılmalıdır. Splenektomiden 3-6 hafta önce pnömokok, hemofilus influenza, meningokok aşıları yapılmalı, splenektomi sonrasında antibiotik proflaksisi kullanılmalıdır. Kemik iliği (kök hücre) nakli talasemide tek kesin tedavi şeklidir. Bütün talasemi majör hastalarına tanı sonrası sağlıklı kardeşi varsa doku grupları (HLA) araştırılmalı, donörü olma ihtimali değerlendirilmelidir. HLA uygun kardeşten donör bulma şansı yaklaşık %25’tir. Kök hücre nakli kemik iliği, periferik kan, göbek kordon kanından yapılabilir. Karaciğer büyüklüğü ve biyopsi fibrozis varlığı, şelasyon tedavisine uyuma göre hastalar kök hücre nakli açısından sınıflandırılarak risk değerlendirilmesi yapılır. Talasemide en önemli nokta koruyucu/önleyici tıptır. Eğitimler okul çağında başlanmalı ve evlilik öncesi taramalar yapılmalıdır. Talasemi taşıyıcısı olan anne-babalara genetik danışmanlık verilmelidir. Prenatal tanı için fetal kan örnekleri 19-20. haftada, amniyosentez 16-20. haftalarda, koryon-villus örnekleri 10-11. haftada DNA analizi yapılır" ifadelerini kullandı.