EKONOMİ - 11 Mayıs 2022 Çarşamba 09:19

Fideler görücüye çıktı

A
A
A
Fideler görücüye çıktı

Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde sebze fideleri görücüye çıktı.

Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde sebze fideleri görücüye çıktı. Artan sebze fiyatları nedeniyle vatandaşların ilgi gösterdiği fideler, ortalama 2 liradan alıcı buluyor.


Elbistan’da, güneşin kendisini hissettirmesiyle birlikte fide satışları da başladı. İlçeye bağlı Karaelbistan ve Yapraklı gibi mahallerde seralarda bin bir zahmetle yetiştirilen fideler, Güneşli Mahallesi’nde kurulan pazarda vatandaşların beğenisine sunuldu. En çok satılan fidelerin başında ise domates, biber ve patlıcan geliyor. Fideler, tüplü ya da demet olarak satılıyor. Bu yıl fide fiyatları da birçok ürün gibi zamlandı. Geçtiğimiz yıl 1 liradan alıcı bulan fidelerin fiyatları yüzde 100’e yakın oranda zamlandı. Fidelere en çok rağbet gösteren kesim ise, müstakil evlerde oturanlar ile kırsal mahallelerdeki bahçelerinde kendi sebzesini yetiştirmek isteyen vatandaşlar oluyor. Şehir merkezinde ya da apartmanlarda yaşayanlar da; hayat pahalılığı ve artan fiyatlar nedeniyle kendi sebze ve meyvelerini balkonlarında saksılar içerisinde yetiştirmek için fide alıyor.


Elbistan’a bağlı Karaelbistan Mahallesi’nde 20 yıldan fazla bir süredir fide yetiştiriciliği yapan Ahmet Alkaya, bu işin emek istediğini söyledi.


Tohumun toprakla buluşturulmasından satışa hale gelinceye kadar adeta bebek gibi ilgilendiklerini belirten Alkaya, “Serayı yaptık sonra toprağı hazırlama işine başlıyoruz. Toprağın hazırlanması, fideciliğin olmazsa olmazı. Toprağın sadece hayvan gübresi ile tavlandırılması gerekiyor. Tohumu da iyi seçmek gerekiyor. Tüplü ve köklü fide için ayrı ayrı çalışıyoruz. Tohumu toprakla buluşturduktan sonra iyice suluyoruz. Daha sonra da serayı hava almayacak şekilde kapatıyoruz. 20 senedir bu işin içindeyim. Biz, organik fide yetiştiriyoruz” dedi.


Tohum fiyatlarında ciddi artış yaşandığını anlatan Alkaya, “Geçen seneye oranla tohumdan fide için kullandığımız poşetlere kadar her şeyin fiyatı yüzde 100’den fazla arttı. Mecburen biz de bunu fide fiyatlarına yansıttık. Allah’a şükür işlerimiz açılıyor. Talebin daha da artmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.


10 senedir fide yetiştirip sattığını dile getiren Feriha Sarıkaya adlı üretici ise, “Bu iş, dışarıdan kolay gibi görülse de çok zor. Soğuğu var, sıcağı var. İkisi de fide için önemli. Sıcak olursa ayrı dert, soğuk olursa ayrı dert. Aylarca içinden elimiz çıkmıyor. Çok zor bir şey fide yetiştirmek. Elimizin emeği ile yetiştirip burada satıyoruz. Şimdilik işler tam istediğimiz gibi değil. İnşallah açılır. Bu iş bizim ekmek kapımız” şeklinde konuştu.


Burtu Mahallesi’nde fidecilik yapan başka bir üretici ise, “Havaların geç ısınmasından dolayı bazı vatandaşların fide alırken tereddüt ediyor. Sebze fiyatlarının yüksek olmasından dolayı da insanlar talep gösteriyorlar. Bahçesi olan insanlar bahçelerine olmayanlar ise saksıya ekiyorlar. İnsanlar bir şekilde çareler üretip kendi ürünlerini yetiştirmek istiyorlar. Vatandaş en çok domates ve bibere talep gösteriyor” değerlendirmesini yaptı.


Fide pazarında, demet halindeki fideler 10 liradan, tüplü fideler ise 2 liradan satılıyor. Fide pazarında, ürün çeşidi de oldukça bol. Domates ve biberde vatandaşlara farklı seçenekler sunuluyor. Vatandaşlar reyhan, karpuz, kavun ya da lahana gibi sebzeleri de tercih ediyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş Ovası’nda yağış sonrası menderesler güzel manzaralar sundu Muş Ovası’nda etkili olan yağışların ardından su seviyesi yükselen menderesler, doğada eşsiz görüntüler oluştururken koyun ve mandaların su kenarında otlanması görsel şölen sundu. Muş’ta son günlerde etkili olan yağışlar, Muş Ovası’nda doğayı adeta yeniden canlandırdı. Yağışların ardından su seviyesi yükselen menderesler, kıvrılarak uzanan yapısıyla dikkat çekerken ortaya güzel manzaralar çıktı. Ovada oluşan su birikintileri ve dolup taşan menderesler, bölgeye ayrı bir güzellik kattı. Muş Ovası, yağış sonrası sunduğu bu eşsiz görüntülerle göz kamaştırdı. Hayvanlarını merada otlatan Mesut Güler, Muş Ovası’nda mendereslerin kıvrım kıvrım aktığını söyleyerek, "Ben Muş’un Karağaç beldesinde çobanlık yapıyorum. Bu yıl çok fazla kar ve yağmur yağdı. Her yerde su birikintileri oluştu. Muş Ovası’nda menderesler kıvrım kıvrım akıyor. İnsanlar gelip bu menderesleri izliyor. Gerçekten çok güzel görüntüler ortaya çıkıyor" dedi. Merada hayvan otlatan amcası Mesut Gülen’e çay getiren Cennet Gülen ise "Bizim buralar çok güzel, menderesler çok güzel. Bugün hava da çok güzel. Her gün yağan yağmur Allah’ın bereketi. Menderesler kıvrıla kıvrıla akıyor, gidip geri geliyor. Aslında anlatmaya gerek yok; gözlerinizle görüyorsunuz. Biz de görüyor, şahit oluyor ve mutlu oluyoruz. Allah’ın bereketine ve yağan her yağmura şükürler olsun" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümünden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, Akdeniz anemisinin doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini söyledi. Genetik geçişli bir hastalık olan talasemide taşıyıcılığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini vurguladı. Talasemilerin, otozomal resesif geçiş gösteren, eritrosit (kırmızı kan hücrelerine) kırmızı rengini veren protein yapısındaki hemoglobin zincirlerinden birinin veya bir kaçının hatalı sentezi sonucu ortaya çıkan hipokrom mikrositer anemi ile karakterize bir grup hastalık olduğunu belirten Prof. Kadıköylü, "Talasemi, alfa, beta, gama, delta olarak tanımlanan hemoglobin zincirinin veya zincirlerinin az sayıda veya hiç yapılamaması ile oluşur. Alfa zincir yapımı azlığı alfa talasemiye, beta zincir yapım azlığı beta talasemiye neden olmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü beta talasemi taşıyıcısı, Güneybatı Asya’da nüfusun yüzde 5-10’u alfa talasemi taşıyıcısıdır. Ülkemizde Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde talasemi taşıyıcılığı çok sıktır" dedi. "Sessiz taşıyıcı hematolojik olarak normal iken talasemi minörda (taşıyıcı, heterozigot) hafif hipokrom mikrositer anemi görülür" diyen Kadıköylü, "Talasemi taşıyıcılığında herhangi bir yakınma olmaz iken tedaviye gerek yoktur. Genetik danışmanlık mutlaka verilmeli ve hasta anne, baba ve kardeşleri taşıyıcılık yönünden taranmalıdır. Talasemi intermediada (hasta, homozigot) kan transfüzyonu ihtiyacı çok değildir ancak orta derecede bir anemi mevcut olup anemiye bağlı halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve efora toleranssızlık ortaya çıkabilir. Hemoglobin düzeyi 6-10 g/dl arasında olup enfeksiyon, cerrahi gibi durumlarında kan transfüzyonu gerekir. Sarılık, dalak büyüklüğü, idrar renginde koyulaşma, yüzdeki ve uzun kemiklerdeki değişiklikler, demir emiliminin artışı ve sık kan transfüzyonuna bağlı olarak kalp, karaciğerde ve diğer organlarda demir birikimi nedeniyle çeşitli bulgular görülür" diye konuştu. Talaseminin majorda klinik bulguların genellikle 6 ay-2 yaş arasında ortaya çıktığını aktaran Kadıköylü, "İlk 4-6 ayda anemiye bağlı bulgular görülür. Solukluk, kısa boy, yüz kemikleri çıkık görünümlü, baş büyüktür, büyüme geriliği, karında şişlik, sarılık, karaciğer ve dalak büyüklüğü, kemik kırıkları tespit edilir. Bu hastalar küçük yaşlardan itibaren kan transfüzyonlarına bağımlıdır. Talasemi tanısında rutin hemogram (hemoglobin ve hematokrit düşüklüğü, bunlarla uyumsuz olarak eritrosit sayısında yükseklik, hipersplenizm gelişirse lökosit ve trombosit sayısında düşüklük), periferik yayma (hipokromi, mikrositoz, bazofilik noktalanma, eritrosit öncül hücrelerinin görülmesi), demir parametreleri (demir ve demir doygunluğunda normallik/artış, normal/yüksek ferritin düzeyleri) yardımcıdır. Ancak tanı hemoglobin elektroforezinde hemoglobin yapımına bağlı olarak HbA azalması, HbA2 ve HbF artışı tespit edilir. Genetik olarak mutasyonlar tespit edilebilirir" şeklinde konuştu. Talasemili hastalarda kan transfüzyonun amacının doku oksijenlenmesini sağlamak olduğunu kaydeden Prof. Kadıköylü, "Büyümeyi engellemeyecek, kemik iliğindeki yetersiz kan yapımını baskılayabilecek hemoglobin düzeyinin sağlanmasıdır. Hemoglobin düzeyinin 9-10 g/dl’nin altına düşürmemek için taze eritrosit süspansiyonları verilmelidir. Talasemide demir şelasyon tedavisi vücutta demir birikiminin önlenmesi, mevcut demir birikiminin azaltılması ve böylece artmış vücut demir birikimine bağlı gelişen kalp (en sık ölüm nedenidir, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ritm bozukluğu), karaciğer (siroz ve kanser), endokrin (gelişme-büyüme geriliği, kemik gelişimde zayıflık, kırıklar, ergenlikte gecikme, hipogonadizm, tiroid ve paratiroid bezinde yetersiz çalışma, diyabetes mellitus), enfeksiyonlara yatkınlık gibi komplikasyonların önlenmesidir. Demir birikiminin önlenmesi ve takip için serum ferritin düzeyi (1000 ng/ml’nin altında tutulmalı) izlenmelidir. Karaciğer ve kalpte demir birikiminin tespit edilmesi için magnetik rezonans (MR) incelemesi gereklidir. Demir şelasyonu için desferrioksamine (pompa ile kullanılmaktadır, günümüzde çok tercih edilmemektedir), deferiprone (ağızdan kullanılır, kan değerlerinde kısmi düşüklük yapabilir) ve deferasiroks (ağızdan kullanılır, en çok tercih edilen ilaçtır, böbrek fonksiyonları izlenmelidir) gibi ilaçlar kullanılmaktadır" dedi. Splenektominin çocuklarda ölümcül enfeksiyon riski nedeniyle erken çocukluk çağında önerilmemekte olduğunu söyleyen Kadıköylü, "5 yaşından sonra yapılmalıdır. Splenektomiden 3-6 hafta önce pnömokok, hemofilus influenza, meningokok aşıları yapılmalı, splenektomi sonrasında antibiotik proflaksisi kullanılmalıdır. Kemik iliği (kök hücre) nakli talasemide tek kesin tedavi şeklidir. Bütün talasemi majör hastalarına tanı sonrası sağlıklı kardeşi varsa doku grupları (HLA) araştırılmalı, donörü olma ihtimali değerlendirilmelidir. HLA uygun kardeşten donör bulma şansı yaklaşık %25’tir. Kök hücre nakli kemik iliği, periferik kan, göbek kordon kanından yapılabilir. Karaciğer büyüklüğü ve biyopsi fibrozis varlığı, şelasyon tedavisine uyuma göre hastalar kök hücre nakli açısından sınıflandırılarak risk değerlendirilmesi yapılır. Talasemide en önemli nokta koruyucu/önleyici tıptır. Eğitimler okul çağında başlanmalı ve evlilik öncesi taramalar yapılmalıdır. Talasemi taşıyıcısı olan anne-babalara genetik danışmanlık verilmelidir. Prenatal tanı için fetal kan örnekleri 19-20. haftada, amniyosentez 16-20. haftalarda, koryon-villus örnekleri 10-11. haftada DNA analizi yapılır" ifadelerini kullandı.