- 16 Nisan 2023 Pazar 10:44

Dev kaya kütlesi yerinden oynarsa facia olacak

A
A
A
Dev kaya kütlesi yerinden oynarsa facia olacak

Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesinde yaşanan depremler ve yağmurlar sonrası bulunduğu dağ yamacından kopup, mahallede bulunan evlere 20 metre kala duran dev kaya kütlesi, mahalle halkını tedirgin ediyor.

Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesinde yaşanan depremler ve yağmurlar sonrası bulunduğu dağ yamacından kopup, mahallede bulunan evlere 20 metre kala duran dev kaya kütlesi, mahalle halkını tedirgin ediyor.


Andırın ilçesi Başdoğan Mahallesi İnekçiler mevkiinde , 6 Şubat depremlerinin ardından yerinden oynayan ve daha sonraki süreçte bir gece vakti gürültüyle yerinden kopup mahalledeki evlere 20 metre kala duran dev kaya kütlesi mahalle halkını tedirgin ediyor. Jandarma tarafından evlerin boşaltılması istenilen mahallede vatandaşlar evleri boşaltmak yerine dev kaya kütlesinin bulunduğu yerden kaldırılmasını istiyor. Geceleri adeta uykuyu kaybettiklerini belirten mahalle halkından Yusuf Bayram, "10 gün kadar önceydi, depremlerin ardından zaten yerinden gevşemiş ve büyük bir gürültüyle gece vakti yerinden koptu. Bizim evin hemen yukarısında yolda durdu. Gece uyuyamıyoruz korkudan. Yetkililerin duruma çözüm bulmasını istiyoruz" dedi. Yine aynı mahalleden Hürü Bayram ise "Geceleri uyuyamıyoruz korkuyoruz. Sürekli depremler oluyor, Bir daha yuvarlanırsa evimizi yıkıp geçer" dedi. Bir başka mahalle sakini Erhan İnekci ise, "10 gün kadar önce oldu, yağmur yağıyordu. Depremde gevşemiş yerinden oynamış zaten. Koptu geldi şu anki olduğu yerde durdu. Burada yaşayanlar çok korkmuş, insanları karşı mahalleye götürdük" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Kayseri’de hedef pastırmayı Avrupa’ya taşımak Kayseri Ticaret Borsası (KTB) Başkanı Recep Bağlamış, Avrupa Birliği (AB) Coğrafi İşaret Belgesi alan alan pastırmanın endüstriyel ürünlerin ihracata açılmasıyla Avrupa ülkelerinde tercih edilen bir ürün olacağına inandığını kaydetti. Orta Asya’dan batıya göç eden Türk akıncılarıyla Anadolu’ya gelen ve Kayseri’yi kendine mesken tutan pastırmanın AB Coğrafi İşaret Belgesi alması kentte sevinçle karşılandı. KTB Başkanı Recep Bağlamış, Evliya Çelebi’nin 17. yüzyılda kaleme aldığı Seyahatnamesinde bahsettiği pastırmanın belgeyi almasıyla beraber Avrupa’da da tercih edileceğini kaydetti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın endüstriyel ürünleri ihracata açmasını beklediklerini dile getiren Bağlamış, "Pastırmamız AB’den coğrafi işaret belgesini aldı. Kayseri olarak Türkiye genelinde pastırmanın yüzde 65 üretimini yapıyoruz. Biz bu ürünlerimizin ihracata açılma imkanı olduğunu düşünüyoruz. Coğrafi işaret belgesi özellikle Avrupa ülkelerinde Kayseri pastırmamızın tercih edilmesinin en önemli kriteriydi. Bu aşamayı geçtik. Tarım bakanlığımız özellikle endüstriyel ürünlerimizi ihracata açarsa Kayseri pastırmasının da Avrupa ülkelerinde tercih edilen bir ürün olacağına inanıyorum. Çünkü lezzetine her zaman güveniyoruz" ifadelerini kullandı. Bağlamış, "1650’lili yıllardan beri Kayseri pastırmasının Türkiye genelinde ve gurbetçilerde rağbet gördüğünü biliyoruz. Avrupa ülkelerinde de ürünümüzün tercih edilebilmesini, satılabilmesini ve şehrimizin de orada duyurulmasının önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Kayseri pastırmasının artık hem üretim kat sayısının artacağını düşünüyorum. Özellikle Avrupa ülkelerine de ihracat açıldığında o ülkelerde de artık stantlar kurularak Kayseri pastırması satışa sunulacak diye beklentilerimiz var" şeklinde konuştu. (AG-
Bilecik Bilecik’in turizminde hedefi uluslararası alanda tanınan kültür ve turizm şehir olmak Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürü Kürşat Bozkurt, amaçlarının Bilecik’i sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da tanınan bir kültür ve turizm destinasyonu haline getirmek olduğunu söyledi. Bilecik’te 15-22 Nisan Turizm Haftası dolayısıyla Şeyh Edebali Kültür ve Kongre Merkezi’nde kutlama programı gerçekleştirildi. Programa Bilecik Valisi Faik Oktay Sözer, kurum müdürleri, siyasi parti temsilcilileri, STK’lar ve öğrenciler katıldı.Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda günün anlam ve önemini anlatan bir konuşma yapan Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürü Kürşat Bozkurt, "Bugün burada, kültürümüzü, tarihi zenginliğimizi ve eşsiz coğrafyamızı daha görünür kılmak; turizmin önemine dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla kutladığımız Turizm Haftası vesilesiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Turizm; yalnızca bir seyahat ya da ekonomik faaliyet değildir. Turizm; geçmiş ile gelecek arasında kurulan bir köprü, kültürlerin birbirini tanıdığı bir buluşma noktası, medeniyetlerin izlerinin keşfedildiği bir yolculuktur. Bu yönüyle turizm, aynı zamanda barışın, hoşgörünün ve ortak insanlık değerlerinin de en güçlü taşıyıcılarından biridir. Bu anlamlı köprünün en kadim duraklarından biri ise hiç şüphesiz ki, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Bilecik ilimizdir. Bilecik; sadece bir şehir değil, bir başlangıcın adıdır. Bir devletin doğduğu, bir medeniyetin filizlendiği, kökleri derinlere uzanan büyük bir tarihin merkezidir. Bu topraklar, Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna şahitlik etmiş; ilim, irfan ve hikmetle yoğrulmuş müstesna bir coğrafyadır.Bu manevi iklimin en büyük mimarlarından biri ise, hiç şüphesiz ki Şeyh Edebali Hazretleri’dir.Bugün bizlere düşen görev; bu köklü mirası anlamak, anlatmak ve gelecek nesillere en doğru şekilde aktarmaktır" dedi. "Bilecik’i bir kültür ve turizm destinasyonu haline getirmektir" Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürü Kürşat Bozkurt, konuşmasının devamından, "2026 yılının 2026 Şeyh Edebali Yılı olarak ilan edilmesi, işte tam da bu sorumluluğun bir tezahürü, aynı zamanda büyük bir fırsattır. Bu önemli yıl; yalnızca bir anma yılı değil, aynı zamanda kültürel diplomasi açısından güçlü bir imkân, uluslararası tanıtım açısından eşsiz bir fırsattır. Bu kapsamda Bilecik olarak bizler; sadece geçmişi anan değil, geçmişten ilham alarak geleceği inşa eden bir anlayışla hareket ediyoruz.İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak hedefimiz; Bilecik’i sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da tanınan bir kültür ve turizm destinasyonu haline getirmektir., Ulusal ve uluslararası sempozyumlar,, kültürel festivaller ve sanat etkinlikleri, dijital tanıtım kampanyaları, inanç turizmi odaklı projeler, gençlere ve çocuklara yönelik kültürel miras programlar gibi pek çok çalışmayı hayata geçirerek, şehrimizin değerlerini daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki turizm; sadece gezmek ve görmek değil, aynı zamanda hissetmektir. Bir şehri şehir yapan; onun sokakları kadar hatıraları, yapıları kadar ruhudur. Bilecik de işte tam olarak böyle bir şehirdir. Her köşesinde bir hikâye, her taşında bir iz, her eserinde bir anlam barındırır. Unutulmamalıdır ki turizm; sadece ekonomik kalkınma değil, aynı zamanda kültürel kalkınmadır. Bir şehri güçlü kılan sadece altyapısı değil, kimliği ve ruhudur. Bizler de Bilecik’in bu güçlü kimliğini koruyarak, onu geleceğe taşımak için çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Konuşmaların ardından ’2026 Türkiye Tanıtım Filmi’nin izlenmesi, halk oyunları ekiplerinin gösterisi, Yavuz Selim Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerin ’Flambe Gösterisi’, mezuniyet töreniyle devam etti. Ardından protokol üyeleri alanda kurulan yöresel ürünler ve sergileri gezmesiyle prpgram son buldu.
Adana Adana’da eğitimciler Şanlıurfa’daki saldırıyı kınadı Adana’da Eğitim-Bir-Sen üyeleri, Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen silahlı saldırıyı kınadı. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen silahlı saldırı, Adana İstasyon Meydanı’nda Eğitim-Bir-Sen üyeleri tarafından protesto edildi. Türkiye genelinde iş bırakma kararı alan eğitimciler, Adana’da da merkez Seyhan ilçesindeki İstasyon Meydanı’nda bir araya gelerek okullarda artan şiddet olaylarına tepki gösterdi. Grup adına açıklamayı yapan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, "Siverek’te eğitim yuvamızı kana bulayan vahşi saldırı; bizlere acı bir gerçeği bir kez daha tokat gibi çarpmıştır. Öğretmene, okul yöneticisine, eğitim çalışanına el kaldırmanın sıradanlaştığı, eğitim çağındaki çocukların silahlara pervasızca ulaşıp suç makinesine dönüştüğü karanlık bir dönemeçteyiz. Geldiğimiz noktada okullarımızda şiddet münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumsal çürümeyi gün yüzüne çıkarmıştır." Dedi. "Eğitimciye kalkan el, geleceğimize inen darbedir" Mustafa Sarıgeçili, şiddetin ağırlaşan toplumsal maliyeti karşısında çözüm üretmede yetersiz kalındığını belirterek, "Eğitim, şiddeti bitirmesi gereken en güçlü silahken; bugün şiddetin eğitimi tehdit eder boyuta ulaşması geleceğimizi tehlikeye sokmaktadır. Eğitimcilere yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Hele ki bu şiddetin kendi öğrencilerimizden gelmesi, yaramızı daha da derinleştirmektedir. Eğitimciye kalkan el, geleceğimize inen darbedir" şeklinde konuştu. "Siverek’te yaşadığımız bu acı olay son olmalıdır" Yaşam hakkı ve can güvenliğinin anayasal bir hak olduğuna dikkat çeken Başkan Sarıgeçili, daha sonra şunları söyledi: "Devlet; caydırıcı yasaları derhal çıkarmalı, okullarımızda güvenlik tedbirlerini tavizsiz bir şekilde hayata geçirmelidir. Kendi memurunu, kendi öğretmenini, kendi öğrencisini korumak devletin asli görevidir. Siverek’te yaşadığımız bu acı olay son olmalıdır. Eğitimciler savunmasız ve korumasız bırakılamaz. Bugün Türkiye genelinde bıraktığımız iş, aslında geleceğimize sahip çıkma eylemidir. Can güvenliğimiz sağlanana, caydırıcı adımlar atılana ve güvenli çalışma şartları oluşturulana kadar sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz." Şiddete karşı sloganların atıldığı eylem, basın açıklamasının ardından sona erdi.
Tunceli Gülistan Doku’nun ablası: "Ben kardeşimin cinayete kurban gittiğini Altaş ailesinden öğrendim" Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Gülistan Doku ile ilgili soruşturma sürerken, genç kızın ablası Aygül Doku, kardeşimin cinayete kurban gittiğini, Mustafa Türkay Sonel tarafından öldürüldüğünü bizzat Altaş ailesinden öğrendiğini söyledi. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. Tunceli’ye getirilen şüphelilerin sorgulanması sürerken, abla Aygül Doku açıklamalarda bulundu. Aygül Doku, Mustafa Türkay Sonel ismini Altaş ailesinden öğrendiklerini ifade ederek, "Celal Altaş, Nurşen Altaş ve Amerika’ya kaçan Umut Altaş. Altaş ailesinden bu cinayeti öğrendik. Umut beni o süreçte arıyor. 2-3 kere arıyor, aslında bu olayı bana anlatmak istiyor ama anlatamıyor. Bir türlü cesaret edemiyor" dedi. "Belgesiz hiçbir bilgi paylaşmam" Umut Altaş’ın ardından bir not bıraktığını ve notta Gülistan’ın katilinin Mustafa Türkay Sonel olduğunun yazdığını iddia eden Doku, "O nottan sonra biz ‘Altaş ailesi niye bunu söylüyor’ dedik. Umut Altaş bizi arıyor, biz aileyi araştırıyoruz. Annesi Nurşen Altaş ile babası Celal Altaş’mış. Aileyle görüşmeye gittik. Biz daha oturmadan bize ‘Allah rahmet eylesin’ dediler. Orada kuşkulandık. Bugüne kadar kimse Adalet Bakanı, savcı bile bize böyle bir şey söylemedi. Bunlar bir şey biliyor dedik. ‘Siz bize neden başınız sağ olsun diyorsunuz? Bir şey mi biliyorsunuz’ dedik. Ses kayıtları var. Belgesiz hiçbir bilgi paylaşmam" ifadelerini kullandı. Aygül Doku, ailenin kendilerine "Biz oğlumuzu çok uyardık" dediğini aktararak şöyle devam etti: "Çocuk (Mustafa Türkay Sonel) tekin biri değildir, bununla uğraşma. Benim çocuğum onunla arkadaş oldu. Benim çocuğumun başını yaktı’ dedi. ‘Başını yaktı’ deyince biz de ‘Siz niye oğlunuz için başını yaktı diyorsunuz’ dedik. Sonra araştırınca oğlu Amerika’ya kaçmış. ‘Amerika’ya kaçtığına göre sizin oğlunuz Gülistan’ı öldürdü’ dedik. ‘Hayır kesinlikle, alın Umut’un telefonu. Bizim oğlumuz Gülistan’ı öldürmedi’ dedi. Umut’un telefonunu bize verdiler. Ben Umut’la bizzat görüştüm. Bunları ilk defa açıklıyorum. Çünkü artık bu dosya çok kritik bir aşamada." Doku, kardeşinin cinayete kurban gittiğini, Mustafa Türkay Sonel tarafından öldürüldüğünü bizzat Altaş ailesinden öğrendiğini tekrarlayarak, "Şu anda Altaşlar gözaltında, Umut da Amerika’ya kaçmış" diye konuştu. "Gökhan bize kardeşimin ’delillerini silmek karşılığında 10 bin dolar aldım’ dedi" Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ihraç polis memuru Gökhan Ertok hakkında iddialarda bulunan Doku, "Gökhan şu an gözaltında. Gülistan’ın bütün bilgilerini sildi. Dosyada gizlilik kararı vardı diye size söylemiyorduk. 6-7 ay önce Gökhan bize ulaştı. Elimizde belgeleri var. Ben hangisine üzüleyim? Gökhan bize kardeşimin ’delillerini silmek karşılığında 10 bin dolar aldım’ dedi. Gülistan’ın delillerini silmenin fiyatı 10 bin dolar. ‘10 bin dolarla Gülistan’ın kayıtlarını sildirdiler’ dedi. Gökhan bize ‘Gülistan o gün öldürülmedi. Gülistan’ın o gün görüntüsü bende var. O kaydı bizzat ben sildim’ dedi. Yani emniyet 5 Ocak’ta tutanak tutmuştu ya ‘5 Ocak saat 11.00’de köprüden atladı’ diye. Gülistan Gökhan’ın deyişiyle saat 7’ye kadar zaten yaşıyormuş. ‘O görüntüyü de bizzat ben sildim’ dedi" ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükçekmece’de Dünya Sanat Günü etkinliği İstanbul Büyükçekmece’de Dünya Sanat Günü, Büyükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenen bir dizi etkinlikle kutlandı. Etkinlikte, sanatçılara ve eserlerine yoğun ilgi gösterildi. Büyükçekmece Belediyesi, Dünya Sanat Günü nedeniyle bir dizi kutlama programı gerçekleştirdi. Kutlama programına sanatçıların yanı sıra çok sayıda sanatseverde katıldı. Program kapsamında, çocuk korosu, piyano, bale, modern dans sunumları, canlı resim performansları sergilendi. Programda sergilenen performanslar sanatseverler tarafından uzun süre alkışlandı. Programın açılış konuşmasını yapan Büyükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Gürhan Ozanoğlu, " Bir tablo bir ezgi ya da bir dans, insanların duygularını ifade etmesinin en saf ve güçlü yollarından birisidir. Sanat sayesinde geçmişimizi anlar bugünümüzü anlamlandırır ve geleceğimizi hayal ederiz. Aynı zamanda sanat toplumların kültürel zenginliğini yansıtır. Geleneksel halk danslarımızdan modern sanat eserlerine kadar uzanan bu geniş yelpaze kimliğimizin ve ortak hafızamızın bir parçasıdır. Bugün sadece sanatı izleyen değil sanatı destekleyen üreten ve yaşatan bireyler olmanın önemini bir kez daha hatırlamalıyız. Çünkü sanat varsa umut vardır. Sanat varsa insanlık vardır. Bu anlamlı günde bizlere bu imkanı tanıyan ve Büyükçekmece’mizi bir sanat, kültür kenti haline getiren belediye başkanımız Sayın Dr. Hasan Akgün’e şükranlarımızı sunuyoruz" dedi.