SAĞLIK - 06 Ağustos 2025 Çarşamba 09:45

80 yaşındaki hastaya kalp durdurulmadan kapalı ameliyat

A
A
A
80 yaşındaki hastaya kalp durdurulmadan kapalı ameliyat

Kahramanmaraş’ta daha önce açık kalp ameliyatı geçirmiş 80 yaşındaki hasta, HG Hospital’da kapalı yöntemle, kalbi durdurulmadan gerçekleştirilen özel bir operasyonla sağlığına kavuştu. Diğer hastanelerin yüksek risk nedeniyle ameliyat edemediği hasta, başarılı müdahalenin ardından taburcu edildi.


80 yaşındaki Ali Bektaş, daha önce geçirdiği açık kalp ameliyatına rağmen kalp kapağında ileri derecede kaçak oluşması üzerine yeniden ameliyat edilmesi gerekti. Ancak yaşı, solunum sorunları ve geçmiş ameliyat öyküsü nedeniyle gittiği merkezlerde ameliyat yapılamayacağı belirtilen hasta, çareyi Özel HG Hospital Kalp ve Damar Cerrahisi ekibinde buldu. Ekip, hastayı kapalı yöntemle ve kalbi durdurmadan ameliyat ederek sağlığına kavuşturdu.


Daha önce koroner bypass geçiren Ali Bektaş’ın, kalp kapağındaki kaçak nedeniyle acil müdahaleye ihtiyacı olduğu belirtildi. Yüksek risk taşıdığı için birçok merkez ameliyatı reddederken, HG Hospital doktorları özel cihazlar kullanarak hastayı kapalı yöntemle ameliyat etti. Operasyon sırasında hastanın kalbi durdurulmadı, kapağı da değiştirilmeden tamir edildi.



"Masada kalır, olamaz’ denilmiş


Operasyonla ilgili bilgi veren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdinç Eroğlu, "Ali bey bize yaklaşık 2 hafta önce gelmişti. Kalp kapağında ileri derecede kaçağı olan bir hastaydı. Ama Ali beyin şöyle bir özelliği var. Özellikle 80 yaşında, daha önce yaklaşık 15 yıl önce koroner bypass ameliyatı olmuş bir hasta. Aynı zamanda bypass damarlarının hepsi de çalışan bir hasta. Ve muhakkak kalp ameliyatı, kalp kapak ameliyatı olması gereken bir hastaydı. Ali amca şöyle bir şey var, kesinlikle ‘ben tekrar bir daha açık kalp ameliyatı olmak istemiyorum’ dedi. Birçok merkeze gitmiş, hiçbiri ‘biz yapamayız’ demişler. Kendisi bize geldiğinde biz değerlendirdik, tetkikleri yaptırdıktan sonra Ali Amca’nın ameliyatını küçük kesiyle, yani kapalı yöntemle yapabileceğimize karar verdik. Daha da özellikli olarak da aynı zamanda özel bir cihaz kullanarak kalbini durdurmadan ameliyat yapmaya karar verdik. Bu çünkü ameliyat riskini en aza indirecekti. Çünkü Ali amcanın ek risk faktörleri var. İleri yaş var, akciğerleri sıkıntılı. Ondan dolayı kalbini durdurmadan yapmak Ali amcanın riskini en aza indirecekti. Biz de ona karar verdik, çok şükür. Ameliyatını gerçekleştirdik. Ameliyatta da kalp kapağını açtığımızda, gördüğümüzde tamire de çok uygun olduğunu gördük. Aynı zamanda kapağını tamir ettik, değiştirmedik. Çünkü ileri yaş hastası olduğu için tamir bu hastalarda daha iyi sonuç veriyor. Gerçekten de çok kısa sürede Ali amca toparlandı. Tüm diğer gittiği merkezlerde ‘masada kalır, olamaz’ denilen şeyi biz hem kapalı yöntemle yaptık, kalbini durdurmadan yaptık, aynı zamanda da kapağını değiştirmeden tamirle yaptık. Bunların hepsi Ali amcanın daha iyi hayat sürmesi için ve ameliyat riskini en aza indirmek için yaptığımız şeylerdi. Çok şükür kendisi de şu anda gayet iyi. Bugün taburcu edeceğiz, her şey yolunda. İnşallah ikinci baharına merhamet edecek" dedi.


Mutlu olduğunu ve sağlığına kavuştuğu belirten Ali Bektaş ise "Biz doktorun yanına geldik. Ameliyat oldum çok rahat geçti. Ameliyatım çok rahat geçti. İnşallah iyi olur. Kapalı ameliyat oldum. Doktorlara teşekkür ederim. Benim yaşım bitti bin şükür bu ameliyat ile 7. ameliyatımı oldum" diye konuştu.



80 yaşındaki hastaya kalp durdurulmadan kapalı ameliyat

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.