ÇEVRE - 09 Aralık 2025 Salı 09:38

Asırlardır kullanılan şifa noktası: Uyuz Pınarı Çeşmesi

A
A
A
Asırlardır kullanılan şifa noktası: Uyuz Pınarı Çeşmesi

Kahramanmaraş’ın Dulkadiroğlu ilçesi İsa Divanlı Mahallesi’nde yer alan Uyuz Pınarı Çeşmesi ve Hamamı, yaklaşık 4 asırlık geçmişi ve kapalı bölmeden akan doğal suyu ile günümüzde hâlâ çeşitli hastalıklara şifa olduğuna inanılan tarihi bir yapı olarak ilgi görüyor.


Kahramanmaraş’taki tarihi kayıtlarda, yapının inşa sürecine ilişkin iki ayrı görüş öne çıkıyor. İlk görüşe göre hamam, Sultan II. Selim döneminde Hicri 978 / Miladi 1570 yıllarında yaptırıldığı belirtiliyor. Diğer görüşte ise yapının Osman Çelebi bin İsa Divan tarafından 1550 yılında bölgeye kazandırıldığını aktarılıyor. Her iki tarihleme de yapının 16. yüzyıla dayanan köklü bir geçmişe sahip olduğunu gösteriyor. Uyuz Pınarı Hamamı’nın bulunduğu noktanın, tarih boyunca Romalılar, Bizanslılar, Müslüman Araplar, Selçuklular, Dulkadiroğlu Beyliği ve Osmanlı dönemlerinde şifa amaçlı kullanıldığı ifade ediliyor. Özellikle Dulkadiroğlu Beyliği döneminde bölgenin, cüzzam ve cilt hastalıklarının tedavisi için kullanılan önemli bir alan olduğuna da dikkat çekiliyor.


Kapalı yapı içinden sürekli akan doğal kaynak suyunun, yüzyıllar boyunca uyuz, cilt rahatsızlıkları ve benzeri hastalıklar için tercih edildiği bilinirken 20 yıl önce gerçekleştirilen yenileme çalışmaları sayesinde hala ayakta duruyor.


Mahalle sakinleri ise hamamdaki suyun yıllardır hiç kesilmeden aktığını söyledi. Vatandaşlardan Emine Küçük, "Bizim sularımız yaz mevsiminde 3-4 gün kesildi ancak bu su hiç kesilmedi" dedi.


Vatandaşlardan Hamza Çuhadar da "Eskide uyuz hastalığına yakalanan vatandaşlar buraya gelip banyo yapınca iyileştiğini biliyorum" derken Salih Akyol, "Bu pınar ben bildim bileli uyuz olanlar burada yıkanır dedeler ve babalarımızın zamanından beri var. Benim de arkadaşım vardı getirdim yıkandı ve uyuzluğu gitti" ifadesini kullandı.


Vatandaşlardan Nizam Bolat ise "Bu çeşmeden akan su aslında şifa. Özellikle hasta olmanıza gerek yok gelip banyonuzu yapabilirsiniz" diye konuşurken Hamit Uğurlu da, "Geçmiş tarihi milattan öncesine kadar uzandığı söyleniyor. Sedef ve benzeri deri hastalıklarına özellikle uyuz hasatlıklarına iyi geldiği ifade ediliyor" ifadelerini kullandı.



Asırlardır kullanılan şifa noktası: Uyuz Pınarı Çeşmesi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Koza Han’da masalar geri döndü, vatandaş yeniden tarihle buluştu Bursa’nın Osmangazi ilçesinde bulunan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi Koza Han, masa ve sandalyelerin yeniden yerleştirilmesiyle birlikte eski hareketli günlerine geri döndü. Koza Han avlusunda daha önce Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Osmangazi Belediyesi tarafından masa ve sandalyelerin konulmaması amacıyla dubalama çalışması yapılmış, bu uygulama hem esnaf hem de vatandaşların tepkisine neden olmuştu. Dubalar nedeniyle han avlusunda oturma alanları kaldırılmış, tarihi mekânın sosyal kullanımında ciddi bir kısıtlama yaşanmıştı. Esnaf mahkemeye başvurdu, dubalar söküldü Uygulamaya karşı çok sayıda işletme, idare mahkemesine başvurarak yürütmenin durdurulmasını talep etti. Açılan davalar sonrasında, duba uygulaması kaldırıldı ve Koza Han avlusuna masa ve sandalyeler yeniden yerleştirildi. Tarihi han, yeniden Bursalıların ve kente gelen yerli-yabancı turistlerin uğrak noktası haline geldi. Vatandaşlar, Koza Han’ın mistik atmosferinde çay ve kahve keyfi yapmaya başladı. "Burası Bursa’nın hafızası" Koza Han’a yıllardır geldiğini belirten bir vatandaş, yaşanan süreci ve masaların geri gelmesini şu sözlerle değerlendirdi: "Kendi adıma çok iyi oldu. Biz buraya gelmekten büyük keyif alıyoruz. Çocukluğumuzdan beri arkadaşlarımızla, eşimizle dostumuzla Koza Han’a geliyoruz. Bursa dışından gelen misafirlerimizi de mutlaka burada ağırlarız. Çünkü burası Bursa’nın en büyük ve en önemli hanı. Koza Han çok keyifli, otantik ve mistik bir yer. Sabahını ve akşamını burada yaşamak insana büyük huzur veriyor. Günlük hayattan tamamen uzaklaşıyorsunuz. Bu tarihi mekânda çay ve kahve içmekten büyük zevk alıyoruz. Masa ve sandalyelerin kaldırılmasını kesinlikle istemiyoruz. Kaldırıldığı anda Bursa’nın hem yerli hem de yabancı turistleri ağırlayabileceği çok önemli bir alan ortadan kalkar. Bursa denilince akla ipekçiler çarşısı ve Koza Han gelir. Hatta Kraliçe II. Elizabeth bile burada çayını, kahvesini içmiştir. İnşallah bu keyfi yaşamaya devam ederiz." dedi. Tarihi mekânda hareketlilik arttı Masaların yeniden kurulmasıyla birlikte Koza Han avlusunda gözle görülür bir yoğunluk yaşanırken, esnaf da uygulamanın sürmesini istiyor. Vatandaşlar, tarihi dokunun korunarak sosyal yaşama kazandırılmasının Bursa turizmi açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor. UNESCO Dünya Mirası statüsüne sahip Koza Han’da, sürecin yargı boyutunun önümüzdeki günlerde nasıl şekilleneceği merakla takip ediliyor.
İstanbul "Kanser hastaları oruç tutma kararını hekimleriyle vermeli" Ramazan ayında kanser hastalarından gelen oruç tutma sorularının arttığını belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Doğan Uncu, "Oruç tutmak isteyen hastalarımız hastalığın durumu, aldıkları tedaviler ve varsa ek hastalıkları göz önünde bulundurularak mutlaka onkoloji uzmanlarına danışmalıdır. Karar kişiye özel verilmelidir" dedi. İstinye Üniversitesi Medical Park Gaziosmanpaşa’dan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Doğan Uncu, kanser hastalarının oruç tutup tutamayacağına hastalığın durumu ve alınan tedaviye göre karar verilmesi gerektiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Ramazan ayıyla birlikte kanser hastalarından oruç tutma taleplerinin arttığını belirten Prof. Dr. Uncu, "Kanser hastaları oruç tutamaz şeklinde genel bir yargı doğru değildir. Her hasta kendi özelinde, hastayı takip eden onkoloji uzmanı ile birlikte değerlendirilmelidir" diye konuştu. ’’Uzun süreli açlık olumsuz etkileyebilir’’ Kanser tedavisinin hasta açısından zorlu bir süreç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Uncu, kemoterapi ve radyoterapi sırasında bulantı, kusma, ishal, kilo kaybı, sıvı kaybı ve tansiyon düşüklüğü gibi yan etkilerin sık görülebildiğini söyledi. Bu durumun hastaların yeterli beslenmesini zorlaştırdığını ifade eden Prof. Dr. Uncu, uzun süreli açlık ve susuzluğun da hastanın genel durumunu olumsuz etkileyebileceğini vurguladı. ’’Aktif tedavi alanlara oruç önerilmiyor’’ Aktif tedavi sürecinde olan hastaların oruç tutmasının risk taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Uncu, "Kemoterapi, immünoterapi, akıllı ilaç ve radyoterapi sırasında hastaların oruç tutmalarını önermiyoruz. Bu süreçte hekim onayı olmadan oruç tutulması, hem hastanın tıbbi durumunu kötüleştirebilir hem de tedavi başarısını olumsuz etkileyebilir" ifadelerini kullandı. ’’Sıvı alımı hayati önem taşıyor’’ Kemoterapi ve akıllı ilaçların büyük kısmının böbrek ve karaciğer yoluyla vücuttan atıldığını hatırlatan Prof. Dr. Uncu, "Bu nedenle hastaların yeterli sıvı ve gıda alması, hem tedavinin sürdürülmesi hem de yan etkilerden korunmak açısından çok önemlidir" dedi. ’’İleri evre hastalarda risk daha yüksek’’ Aktif tedavi almayan ancak hastalığı ilerlemiş veya metastaz yapmış hastaların da dikkatli olması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Uncu, "İleri evrede olan ve destek tedavisiyle takip edilen, genel durumu düşkün hastalar için oruç tutmak ciddi riskler oluşturabilir" diye konuştu. ’’Bazı hastalar oruç tutabilir’’ Meme kanseri gibi hormonal tedavi alan hastaların durumunun farklı değerlendirilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Uncu, "Hastalığı kontrol altında olan, başka bir ek hastalığı bulunmayan ve sadece hormonal tedavi alan hastalar, doktorlarına danışarak ilaç saatlerini iftar ve sahura göre düzenleyip oruç tutabilir" açıklamasında bulundu. Daha önce kanser tedavisi görmüş ancak şu anda hastalığı kontrol altında olan ve aktif tedavi almayan hastaların da hekim görüşüyle oruç tutabileceğini belirten Prof. Dr. Uncu, her hastanın durumunun farklı olduğunun altını çizdi. ’’Karar kişiye özel verilmeli’’ Kanser hastalarına çağrıda bulunan Prof. Dr. Doğan Uncu, "Oruç tutmak isteyen hastalarımız, hastalığın durumu, aldıkları tedaviler ve varsa ek hastalıkları göz önünde bulundurularak mutlaka onkoloji uzmanlarına danışmalıdır. Karar kişiye özel verilmelidir" dedi.