ÇEVRE - 10 Mayıs 2025 Cumartesi 18:36

Bakan Kurum: "Bu yılın sonunda da tüm depremzedeler evlerine kavuşacak"

A
A
A

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Kahramanmaraş’ta yapımı süren afet konutlarını yerinde inceledi. Bakan Kurum, "Dile kolay burada 11 ilde 14 milyonun etkilendiği bir depremde, bu kadar kısa zamanda bir ülke inşa ediyorsunuz. İki yıl geçmeden 200 bin konutu teslim ediyorsunuz ve bu yılın sonunda da inşallah tüm depremzedeler evlerine ve iş yerlerine kavuşacaklar" dedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 6 Şubat depremlerinin merkez üssü Kahramanmaraş’ta yapımı süren afet konutlarını yerinde inceledi. Azerbaycan Mahallesi’nde yürütülen çalışmalar hakkında açıklamalarda bulunan Bakan Kurum, yürütülen projenin şehircilik açısından örnek teşkil ettiğini ifade etti. Depremzedelerin evleri konusunda önemli bir açıklamada yapan Bakan Kurum, bu yılın sonunda tüm depremzedelerin evlerine ve iş yerlerine kavuşacaklarını müjdeledi.

"Biz Maraş’ımızı eskisinden çok daha güçlü hale getireceğiz"

Bugün Kahramanmaraş’ta, Maraş’ın adeta kalbinde yer alan Azerbaycan Mahallesinde olduklarını belirten Bakan Kurum, "Azerbaycan Mahallemiz çok ama çok değerli. Azerbaycan’la birlikte omuz omuza yürüttüğümüz bu proje gerçekten ulaşım altyapısıyla, Maraşlıların yaşam kalitesini arttıracak sosyal donatılarıyla, yeşil alanlarıyla inşallah şehrimize değer katmaya hazırlanıyor. Burada toplamda yaklaşık 3 bin bağımsız bölümümüz var. Hemen yanı başında da Evren sitemiz var. Burada birçok vatandaşımızı, kardeşimizi kaybettik. Onların acısı hala yüreğimizde, nazik. Onların acısını bir nebzede olsun dindirebilmek, hatıralarını iade edebilmek için şehitlerimize bir sözümüz var. Biz Maraş’ımızı eskisinden çok daha güçlü hale getireceğiz. Hep birlikte depremin ilk saatleri itibariyle başlattığımız bu birlik beraberliği son güne kadar sürdüreceğiz dedik. Hamdolsun bugün bu konutları gördüğümüzde, buradaki esnafımızın bize girerken teşekkürlerini duyduğumuzda, burada yaşayacak vatandaşlarımızın sabırsızlıkla evlerine geçme gününü beklediğini, gözlerindeki parıltıları, sevinçleri hep birlikte görüyoruz, şahitlik ediyoruz. Bütün yorgunluğumuz bitiyor, bütün sıkıntılarımız bitiyor. Onlar için, Kahramanmaraşlı kardeşlerimiz, hemşerilerimiz için, onlarla birlikte yaşayan vatandaşımız için ne yapsak az. İşte bu örnek şehircilik projesini Kahramanmaraş’a kazandırarak depremin izlerini silerken, burada yaklaşık 3 bin bağımsız bölümde insanımız, hemşerilerimiz huzur içerisinde vakit geçirecekler. Bugün itibariyle projemizin hemen hemen yarısını tamamladık. İnşallah kalan yarısını da yıl sonuna kadar bitirmek suretiyle Azerbaycan Mahallesi’ni Kahramanmaraş’ımıza yeniden kazandırmış olacağız" diye konuştu.

"Maraş’ta 74 bin konutu vatandaşlarımıza teslim edeceğiz"

Konuşmasını deprem sonrası yürütülen kapsamlı konut çalışmalarıyla ilgili bilgi vererek sürdüren Bakan Kurum, 11 ilde eş zamanlı yürütülen çalışmalarda ciddi bir ilerleme kaydedildiğini söyledi. Kurum, "Çok kapsamlı, çok boyutlu, her adımı incelikle düşünülmüş, tasarlanmış bir şehircilik stratejisini kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Maraşlı kardeşlerimize 6 Şubat sabahı ne söz verdiysek fazlasını yerine getirmeye çalışıyoruz. 11 ilimizde olduğu gibi Maraş’ta da söz verdiğimiz konutlarımızın tamamının inşasını başlatmış durumdayız ve şu ana kadar 28 bin konutumuzu, işyerimizi hak sahibi vatandaşlarımıza teslim ettik. Burada hayat başladı. Allah’ın izniyle hızımızı daha da artıracağız ve 2025 yılı sonuna kadar Maraş’ta 74 bin bağımsız bölümü, konutlarımızı, ticaretlerimizi, işyerlerimizi vatandaşlarımıza teslim edeceğiz. Tabi burada yeni uydu kentimize dair de ayrı bir parantez açmak istiyorum. Hatırlayacaksınız bir söz daha vermiştik ve Altınova Mahallemizde yeni bir uydu kenti okuluyla, altyapısıyla, yollarıyla, sosyal donatısıyla Maraş’a güç katacak bir uydu kenti yapacağımızı ifade etmiştik. Bu sözümüzü de hamdolsun tuttuk ve şu anda orada 10 bin 600 konutluk bir şantiye var. Büyük bir şantiye var. Yaklaşık 50 bin kardeşimizin yaşayacağı, burada vakit geçireceği bir alanı, uydu kenti Kahramanmaraş’ımıza kazandırıyoruz. Tüm bu konutlarımızın yanında medeniyetimizin, bin yıllık ecdadımızın bize bıraktığı tarihi eserleri de yine tarihi ve kültürle yoğrulmuş çarşılarımızı da gün yüzüne çıkarıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Yıl sonuna tüm depremzedeler evleri ve iş yerlerine kavuşacak"

2025 yıl sonu tüm depremzedelerin evlerine yerleşeceğinin altını çizen Bakan Kurum, "Bu şantiye alanındaki gördüğümüz çalışma, tecrübe, kalite ve hız inanın her hangi bir devletin üstesinden gelebileceği bir iş değildir. Dile kolay burada 11 ilde 14 milyonun etkilendiği bir depremde, bu kadar kısa zamanda bir ülke inşa ediyorsunuz alt yapı ve üst yapısı ile sosyal donatıları. İki yıl geçmeden 200 bin konutu teslim ediyorsunuz ve bu yılın sonunda da inşallah tüm depremzedeler evlerine ve iş yerlerine kavuşacaklar. İnşallah deprem bölgesindeki bu birikimi ve tecrübeyi başta İstanbul olmak üzere 81 ilimize yayacağız. 81 ilde ülkemizin daha güçlü, daha dirençli hale gelmesi için bu mücadeleyi ortaya koyacağız. Deprem siyaset üstü bir konu bu yaklaşımla hareket ediyoruz. Her vatandaş ve siyasi partimizden de bunu bekliyoruz. Allah bizleri aziz milletimize ve afetzede kardeşlerimize mahcup etmesin diyorum" diyerek sözlerini tamamladı.

"Evimiz de rezerv alanına girdi çok mutluyum"

Öte yandan Bakan Kurum, kente bir önceki ziyareti sırasında kendisinin yanına gelen Fatma Yılancı’nın, eşine "İsmail neredesin gülüm?" diye seslenmesi ve yaşanan diyalog sosyal medyada gündem olmuştu. Bakan Kurum, bu gelişinde de Yılancı çiftinin evinin de yeniden yapılacağını bölgedeki 6-7 mahalleden oluşan eski mahallelerinde yerinde dönüşüm çerçevesinde yeniden ayağa kalkacağını söyledi.

Bakanın programına katılan İsmail’in eşi Fatma Yılancı da, "Murat Kurum’u gördüm mutluyum, evimiz de rezerv alanına girdi çok mutluyum" dedi.

Halil Ulubey



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Trabzon’da APP plaka kuyruğu Trabzon’da APP plaka kullanan araç sahipleri, yeni düzenlemeye göre ağır cezalar uygulanacak standartlara aykırı plakalarını değiştirmek için plaka basım atölyeleri önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Yürürlüğe giren yeni Trafik Ceza Kanunu’na göre araçlarında standartlara aykırı (APP) plaka kullanan sürücülere ilk ihlalde 140 bin para cezası kesilecek ve sürücü belgeleri 30 günlüğüne geri alınacak. İhlalin aynı yıl içinde ikinci tekrarında ise ceza miktarı 280 bin lira olacak ve sürücülerin ehliyetine 60 günlüğüne el konulacak. Yeni düzenleme çerçevesinde ceza yememek için Trabzon’da sürücüler, plakalarını değiştirmek için plaka basım atölyelerine akın etti. Atölyeler önünde uzun kuyruklar oluştu. APP plakalarla ilgili durumu sosyal medyadan öğrendiğini ifade eden Adem Uludüz, "APP plakadan dolayı burada bulunuyoruz. APP plakalarıyla ilgili durumu sosyal medyadan öğrendim. Plakadaki yazıların kalın olması standartlara uygun değilmiş. Trafik kurallarındaki ve trafik kanunundaki standartlara uygun olmadığından dolayı 140 bin TL’ye kadar para cezası var. Şu anda işlemlerimi yaptım. Notere paramızı ödedik, plaka için de bankaya para yatırdık. Şimdi bekliyoruz "diye konuştu. Sürücülerden Mehmet Bahadır, aracının plakasını söküp teslim ettiğini belirterek, "10 yıl önce aldığım aracımın plakasının geçerli olmadığını söylüyorlar. Muayenelerden geçen, trafik cezası almayan araca bugün ’Plakanız geçerli değil, yeniden plaka satın alacaksınız’ deniliyor. İşlemi yapmadığımız takdirde 140 bin TL ceza kesileceği söyleniyor. Biz de aracımızın plakalarını söküp teslim ettik. Şimdi kuyrukta bekliyoruz; 10 yıllık arabamıza yeniden plaka almak için sıra bekliyoruz" dedi. Recep Yenigün, APP plakadan dolayı sırada beklediğini belirterek, "APP plakadan dolayı burada sıradayız. Plakayı da şoförler odasından almıştık" derken, Ali Kamen ise, "Plakaları değiştiriyoruz. Yazıları kalın olduğu için değiştirileceği söylendi. Değiştirmezseniz 145 bin TL cezası var denildi" diye konuştu.
İstanbul Fatih’te boşanma aşamasındaki eşini öldüren şüphelinin ifadesi ortaya çıktı: ‘‘Silahın kurulu olduğunu unutmuşum’’ Fatih’te kızını okuldan almaya giden boşanma aşamasındaki eşi Semiha Deniz’i silahla öldüren E.D., adliyeye sevk edildi. Şüphelinin polise verdiği ifadesinde, ‘’Cep telefonuyla çekmesini engellemeye çalıştım. Korkutmak için üzerimde bulunan silahı çıkardım, kafasına doğru doğrulttum. Silahın kurma kolunun çekili olduğunu unutmuştum, kafasına doğru iteklerken bir anda patladı’’ dediği öğrenildi. Olay, dün saat 12.30’da Fatih ilçesi Seyyid Ömer Mahallesinde bulunan Vedide Baha Pars İlkokulu önünde meydana gelmişti. 14 yaşındaki kızını okuldan almaya giden 33 yaşındaki Semiha Deniz, 2011 yılında evlendiği boşanma aşamasındaki eşi E.D. (40) tarafından silahla başından vurularak öldürülmüştü. Saldırgan koca ise olay yerinden kaçmıştı. Cinayet şüphelisi E.D.’nin kısa süre sonra olayı gerçekleştirdiği silahla birlikte polis ekiplerine teslim olduğu öğrenilirken, şüpheli işlemleri için Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirildi. Uzaklaştırma kararının kalkmasına 3 gün kala eşini katletti Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından sürdürülen çalışmalarda çiftin; amca çocukları olduğu, 2011 yılında evlendikleri ve iki kızlarının bulunduğu öğrenildi. Öte yandan çiftin aralarında şiddetli geçimsizlik yüzünden birbirleri hakkında birçok kez emniyete müracaat ettikleri öğrenilirken şikayet kapsamında E.D.’nin 8 Ocak itibarıyla iki aylık uzaklaştırma kararının olduğu ve kararın kalkmasına 3 gün kala cinayeti işlediği ortaya çıktı Şüphelinin ifadesi ortaya çıktı: ‘‘Silahın kurulu olduğunu unutmuşum’’ Cinayet şüphelisi E.D.’nin polis ekiplerine verdiği ifadesinde, çocuklarını görmek amacıyla okul önüne gittiğini ve Semiha Deniz ile karşılaşmasının tesadüf olduğunu belirtti. E.D., ifadesinin devamında okula yakın bir yerde ilk olarak baldızıyla tartışma yaşadığını, tartışmanın sürmesi üzerine eşinin araya girip kendisini cep telefonuyla videoya aldığını, sonrasında sinirlenerek eşinin cep telefonuyla çekmesini engellemeye çalıştığını ve eşini korkutmak için üzerinde bulunan silahı çıkardığını anlattı. Şüphelinin cinayet anını ise ‘’ Silahı kafasına doğru doğrulttum. Silahın kurma kolunun çekili olduğunu unutmuştum, kafasına doğru iteklerken bir anda patladı’’ diye anlattığı öğrenildi. Şüpheli, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği’ndeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi
İstanbul Yemek yardımı düzenlemesinde lokantalar ve küçük işletmeler için eşitlik çağrısı İstanbul Ticaret Odası (İTO) 17. Restoran ve Yiyecek İçecek Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Ebru Koralı, yemek yardımı uygulamasına ilişkin gündemde yer alan düzenlemelerin sektörde rekabet dengelerini etkileyebileceğini belirtti. Koralı, aynı yemek hizmeti için farklı prim uygulamalarının oluşmasının restoran ve lokanta işletmeleri açısından önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesinde yapılması planlanan değişiklik kapsamında, işyerinde yemek verilmesi dışındaki durumlarda çalışanlara sağlanan yemek yardımının günlük 300 TL’ye kadar olan kısmının SGK priminden istisna tutulması, bu tutarı aşan kısmın ise prime tabi olması öngörülüyor. Restoran ve lokantalarda tüketilen yemeklere getirilen bu prim sınırlamasının hem işverenler hem de yeme-içme sektörü açısından ekonomik etkiler doğurabileceği ifade ediliyor. Konuyu değerlendiren Ebru Koralı, yemek yardımının çalışanların iş günü içinde beslenme ihtiyacını karşılamak amacıyla oluşturulmuş önemli bir sosyal hak olduğunu belirterek uygulamanın amacına uygun şekilde korunması gerektiğini vurguladı. "Uygulama farklılığı sektörü doğrudan etkiler" Koralı, yemek hizmetinin hangi işletme tarafından sağlandığına bağlı olarak farklı prim uygulamalarının ortaya çıkabildiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "İşyerine tabldot veya catering hizmeti verilmesi ile çalışanların restoran veya lokantalarda yemek yemesi arasında farklı prim uygulamaları oluşabiliyor. Oysa verilen hizmetin özü aynıdır; çalışan yine yemek tüketmektedir. Hizmetin temin edildiği işletme türüne göre farklı prim yükü ortaya çıkması sektörde rekabet eşitsizliği oluşturabilir. Restoran ve lokanta işletmeleri şehir ekonomisinin ve istihdamın önemli bir parçasıdır. Uygulama farklılığı işveren tercihlerinde değişime yol açarsa bu durum doğrudan restoran cirolarına ve sektördeki istihdama yansıyabilir. Özellikle öğle servisine odaklı çalışan binlerce işletme ve yaklaşık 200 bin çalışan bu sürecin etkisini doğrudan hissedebilir." "Yemek yardımı kayıtlı ekonomiyi de destekler" Restoran ve lokantalarda yapılan yemek harcamalarının doğrudan kayıt altına alındığını ifade eden Koralı, bu sistemin gıda sektöründen lojistiğe kadar uzanan geniş bir ekonomik zinciri desteklediğini belirtti. Koralı, "Yemek yardımının gerçekten yemek amacıyla kullanıldığı sistemler hem çalışanların sosyal hakkını korur hem de sektörün sürdürülebilirliğine katkı sağlar. Aynı zamanda harcamaların kayıtlı ekonomiye dahil olmasına destek olur." "Amaç çalışanı desteklemek ve sektörel dengeyi korumak olmalı" Koralı, yapılacak düzenlemelerde çalışanların sosyal haklarının korunmasının temel öncelik olması gerektiğini vurgulayarak, yemek yardımına ilişkin uygulamaların sektörler arasında eşit rekabet koşullarını gözeten bir çerçevede ele alınmasının sektör açısından daha sağlıklı sonuçlar doğuracağını ifade etti.