GÜNDEM - 04 Şubat 2024 Pazar 10:34

Enkaz altında kalan anne çocuklarını emzirerek hayatta tuttu

A
A
A
Enkaz altında kalan anne çocuklarını emzirerek hayatta tuttu

Kahramanmaraş’ta Baykar konteyner kentin yaşayan enkaz altında kalan Sude Rümeysa Özbek, enkaz altında zorlu süreci anlattı. Özbek “Dedim ki Hz. Yusufu kuyudan çıkaran rabbim dedim. Hz. Yunusu balığın karnında çıkaran rabbim dedim. Çocuklarımı da bu enkazdan çıkarır dedim” şeklinde konuştu.



Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat tarihinde meydana gelen ve asrın felaketi olarak adlandırılan depremlerin üzerinden 1 yıl geçti. Merkez üssü Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde depremler meydana gelmişti. Senesi devriyesinde Baykar Konteyner Kentte kalan 25 yaşındaki Sude Rümeysa Özbek anılarını anlattı. Enkaz altında 3 gün kalan ve çocuklarını emzirerek hayatta tutan Özbek, o günkü zorlu dönemleri anlattı. Enkaz altında kalan zorlu yaşamına değinen Sude Rümeysa Özbek “Dedim ki Hz. Yusuf’u kuyudan çıkaran rabbim dedim. Hz. Yunusu balığın karnında çıkaran rabbim dedim. Çocuklarımı da bu enkazdan çıkarır dedim” şeklinde konuştu.“Ölümün kıyısına 3 gün kaldım ”Enkaz altında kalan Sude Rümeysa Özbek “Buralarda yaşamak çok zor hepimiz için. Şuan ki hedefimiz para biriktirip prefabrik ev alabilmek. Belki arabamızı bilene satıp ona dönüştürmeyi düşünüyorum. Ailecek psikolojimiz hiçiyi değil. Benim kızlarım kafasına karton parçasını geçirip. İmdat deprem oldu. Kurtarın deprem oldu. Benim enkazda söylediğini lafların hepsini tekrarlıyor. Ölümün kıyısına 3 gün kaldım. Bir an o kadar çaresiz kaldım ki Afad ekipleri gelip sesimizi duymadan çaresiz kaldım ki. Annemlere öldüklerini söylediler. Biz o sesleri çok ne duyuyoruz. 7 tane ölü gözüküyor dediler. Biz bütün sesleri duyuyorduk. Eşim küçük kızı korumak için. Beşiğin üstünde kapandı. Beşikle beraber boynu sıkıştı. Sadece uzuvlarımızı kurtarmaya çalıştık. Çocuklarımız hayat kalmalı için gıda arayışına girdik. Küçük kızıma emziriyordum. 2 kızıma da anne sütü takviyesi yaptım. Bir zaman süt kesilince, bezlerini sıkıp idrarlarını içirmek zorunda kaldım. Ölmelerini için bu yolu denedim. Küçük kızım her gece konuşmuyordu. Normalde her gece 2 paket süt bitiren bir çocuk yemek yediği halde. 3 gün ağlamadı. En son takır takır ses geliyor. “Mehmet takır ses geliyor bu bir şey mi yiyor dedim” eşim elini ağzına attı. Ağzında moloz parçası onu kemiriyor. 1,5 gün emzirdim. Dedim ki Hz. Yusuf’u kuyudan çıkaran rabbim dedim. Hz. Yunusu balığın karnında çıkaran rabbim dedim. Çocuklarımı da bu enkazdan çıkarır dedim. Çok geçmedi akşamına ses duyuldu. Sesimi duyan var mı? Kuzene dedim ki ben ve çocuklarda iyi dedim. İnsan bazen şeyleri unutmaması gerekiyor. Hayattan ders çıkarması gerekiyor. Ömür boyu unutamam çocuklarda unutamaz” dedi.


(EB-FKE-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Çeşme’de, duygu dolu Çanakkale anması 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla Çeşme’de anlamlı bir anma programı düzenlendi. 18 Mart’ta okulların ara tatilde olması nedeniyle bugün gerçekleştirilen törende duygu dolu anlar yaşandı. Çakabey Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa ilçe protokolü, daire amirleri, siyasi parti temsilcileri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, Sıdıka Kelami Ertan Ortaokulu tarafından hazırlanırken, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı okul müdürü Hikmet Aykut yaptı. Aykut, konuşmasında Çanakkale Zaferi’nin yalnızca bir askeri başarı olmadığını, aynı zamanda bir milletin kaderini değiştiren tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Çanakkale’de verilen mücadelenin fedakârlık, inanç ve kararlılığın en büyük örneklerinden biri olduğunu ifade eden Aykut, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğine dikkat çekerek, "Onun askeri dehası ve sarsılmaz iradesi olmasaydı bugün bu topraklarda özgürce yaşamak mümkün olmayacaktı" dedi. Konuşmasında gençlere de seslenen Aykut, Çanakkale ruhunun yalnızca geçmişte kalmaması gerektiğini belirterek, bu ruhun bilim, sanat ve üretimle geleceğe taşınmasının önemine değindi. Şehitlerin emaneti olan vatanın korunmasının en büyük sorumluluk olduğunu ifade etti. Öğrencilere ödülleri verildi Program kapsamında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen şiir ve resim yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Öğrencilerin Çanakkale ruhunu yansıtan eserleri, katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. Tören, öğrenciler tarafından sahnelenen "Geçilmez Çanakkale" adlı gösteri ile devam etti. Duygusal anların yaşandığı gösteri, izleyicilerden büyük alkış aldı. Anma programı, toplu hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Kocaeli Patrondan nezarethanede para teklifi iddiası: "Başını kaldır bana bak, sigortalı söyle" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin hayatını kaybettiği parfüm fabrikası yangınına ilişkin davanın duruşmasında, olaydan yaralı kurtulan personel Gülhan Bendi yaşananları anlattı. Olaydan önce elektrik sorunları yaşandığını ve yangın merdiveninin maliyet gerekçesiyle yapılmadığını söyleyen Bendi, ayrıca fabrikada Defacto ve LC Waikiki gibi ünlü markalara parfüm dolumu yaptıklarını belirterek, üretimin iddiaların aksine aktif şekilde sürdüğünü söyledi. Bendi, "Kurtuluş Oransal bana nezarethanede ’Gülhan başını kaldır bana bak. İşçilerin SGK’lı olduğu söyle’ diyerek para teklif etti" dedi. Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki Ravive Kozmetik isimli parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Sanık savunmaları tamamlandı Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 2’si firari 16 sanığın savunmaları tamamlandı. Sanık savunmaları tamamlanmasının ardından müşteki ifadelerinin dinlenmesine geçildi. Müştekilerden, patlamadan yaralı kurtulan çalışan Gülhan Bendi (40), fabrikanın çalışma düzeni, üretim süreci ve yangın öncesine ilişkin beyanlarda bulundu. "Yandım ama sesleri duyuyordum" Olaydan yaklaşık bir hafta önce elektrik tesisatında sıkıntıların başladığını ve şalterlerin sürekli attığını belirten Bendi, "Ravive Kozmetik’te yaklaşık 4,5-5 yıldır çalışıyordum. Olaydan 1 hafta önce elektrikte sıkıntı vardı. Tuncay Yıldız fişi taktıktan sonra patlama oldu. Ben çıktım ama diğerleri çıkamadı. Yandım ama sesleri duyuyordum, çıktığımda ben de yanıyordum. Saniyeler içinde fabrika tutuştu, herkes çığlık çığlıyaydı. Kurtuluş Bey de yoldan geri dönmüş" dedi. "Hafta sonu çalışmamız istendi" Fabrikadaki üretim süreci ve eksiklikler hakkında bilgi veren Bendi, "Kurtuluş Bey bize özellikle ’hafta sonu gelin, yetişmesi gereken ürünler var’ dedi. Defacto, LC Waikiki, Sheliq, Kiva, Shauran ürünleri o gün yapılacaktı. Önce hastaneye, sonrasında karakola gittik. Shauran üretimini de yapıyorduk, yapılmıyordu söylemleri yalandır. Biz Sheliq paketlemesine gidiyorduk, hatta Ataşehir’deki ofiste bizi görmedikleri, tanımadıkları iddiası yalandır. Olay günü Tuncay Yıldız Defacto’nun karışımını yaptı, biz de dolumunu yapacaktık. Tuncay alana getirdi ürünü. Aynı zamanda krem yapıyordu. Yaklaşık bir hafta boyunca şalter atıyordu ama bir problem olmuyordu, aynı zamanda elektrik faturası da geliyordu" diye konuştu. Tutuklu sanıklardan fabrika sahibinin gelini Aleyna Oransal’ın "iş yerine hiç gitmediği" yönündeki savunmasını yalanlayan Bendi, "Eski fabrikada bir makine vardı, ikinci fabrikaya geçince 2 makine alındı. Aleyna Oransal fabrikaya gelmediğini söylüyor ancak geldi, hatta işimiz yoğun olduğu zaman yardımcı da oldu. Çağatay ve Gökberk Güngör de ofise geliyordu" ifadelerini kullandı. "SGK yalanı için para teklif etti" Çalışanların sigortasız çalıştırıldığına ilişkin de konuşan Bendi, gözaltı sürecinde kendisine para teklif edildiğini ileri sürerek, "Kurtuluş Oransal bana nezarethanede ’Gülhan başını kaldır bana bak. İşçilerin SGK’lı olduğu söyle’ diyerek bana para teklif etti. Ben de 3 gün nezarethanede kaldım. Çok merak ediyorum, babaları yaşasaydı suçu yine babalarının üzerine atabilecekler miydi" diye konuştu. "Kurtuluş Oransal çok para dedi" Gülhan Bendi, sözlerine şöyle devam etti: "Tekirdağ’dan ürünler geliyordu, burada dolum yapıyorduk. Kiva, Defacto, LC Waikiki dolumlarını yapıyorduk. Hem kendi fabrikalarına hem de başka fabrikalara üretim ve dolum yapıyorduk. Altay Ali Oransal ve İsmail Oransal (tutuklu fabrika yetkilileri) yeni yere geliyordu. Bazen çalışıyor, müşteri de getiriyorlardı. Daha çok Altay müşterilerle görüşüyordu. Yangın merdiveni için 300 bin TL istediler, Kurtuluş Oransal ’Çok para’ dedi. İkinci kez gelenler 500 bin istedi, yaptırmadı." "Kurtuluş Oransal Kartepe’ye taşınmak istemişti, o da farkındaydı tehlikenin" Gülhan Bendi ayrıca, fabrikaya hiçbir resmi kurumun denetime gelmediğini söyleyerek, "Bize iş güvenliği eğitimi verilmedi. Hiçbir resmi kurum denetime gelmedi. Sadece zabıta geliyordu, çaylarını içip gidiyorlardı. Çevreden şikayet geliyordu, koku ve çöplerle ilgili. Kurtuluş Oransal Kartepe’ye taşınmak istemişti, o da farkındaydı tehlikenin. Zabıtalar parfüm alıp gidiyordu" cümlelerine yer verdi. Bendi’nin ifadesinin ardından duruşmaya ara verildi.