ASAYİŞ - 16 Nisan 2026 Perşembe 14:05

Saldırganın babasının geniş ifadesi ortaya çıktı

A
A
A
Saldırganın babasının geniş ifadesi ortaya çıktı

Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde 10 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı gerçekleştiren 8’inci sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli’nin babası Uğur Mersinli’nin ifadesi ortaya çıktı. Baba Mersinli ifadesinde oğlunun sık sık savaş oyunu oynadığını belirterek, "Yaklaşık 2 aydır evimizin yakınında bulunan özel bir uzman psikoloğa İsa Aras’ı götürüyordum. Söz konusu psikolog ise oğlumun toplumla uyumu noktasında problem yaşayacağını, biraz takip edilmesi gerektiğini, ilerleyen zamanlarda psikiyatrik tedavi gerekebileceğini söyledi. En son 3 hafta önce psikoloğa gitmişti ancak son zamanlarda psikoloğa gitmekten kaçındı" dedi.

Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 9’u çocuk 10 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı gerçekleştiren 8’inci sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli’nin babası Uğur Mersinli’nin ifadesi ortaya çıktı. Baba Mersinli ifadesinde, "Çocukların öldüğünü ve oğlumun vefat ettiğini öğrenmiş oldum. Daha sonra savcı talimatıyla gözaltı işlemleri yapıldı. Oğlum İsa Aras’ın olay kapsamında kullandığı silahlar ve mermiler bana aittir. Benim kendime ait 7 tane taşıma ruhsatlı silahım vardır, 2 tane de av tüfeğim vardır. Bunlar mevzuat kapsamında sahipliği kendi adıma olan tüfeklerdir. Oğlum İsa Aras, olay yerine bana ait silahlardan 5 tanesini alıp götürmüş. Benim silahlarım yatak odasında muhafaza edilmektedir. Silahların ve mermilerin hepsi kilitli Maraş sandığı içerisindedir. Şarjörler silahlara takılı vaziyette bulunmaz. Ben silahları üzerime alacağım zaman silahları ve şarjörleri farklı sandıklar içerisinden alarak dışarı çıkarırım. Söz konusu Maraş sandıkları kendinden kilitli sandıklardır. İsa Aras sandıkların nasıl açıldığını öğrenmiş ancak ben kendisinin yanında sandıklarımı açtığımı hatırlamıyorum. Sandıklar sürekli olarak kilitli vaziyettedir. Olay günü oğlum İsa Aras’ın sandıkları nasıl açtığını bilmiyorum. Oğlum İsa Aras söz konusu sandıkların nasıl açıldığını internetten öğrenmiş olabilir. Oğlum Aras çok iyi bir internet kullanıcısıydı. Kendisine ait VPN’i bile varmış. Ana dili gibi İngilizce konuşmaktadır. Çok zeki bir çocuktur. Oğlumun tipik ergenlik ve sınav sorunları, stresleri bulunmaktaydı. Oğlumu bu durum nedeniyle emniyetteki psikolog arkadaşlara götürdüm ancak emniyetteki psikolog arkadaşlar olumsuz bir durumun olmadığını, oğlumun çok zeki olduğunu söylediler" ifadelerini kullandı.

"Oğlumun sık sık savaş oyunu oynadığını görürdüm"

Baba Mersinli, "Yaklaşık 2 aydır da evimizin yakınında bulunan özel bir uzman psikoloğa İsa Aras’ı götürüyordum. Söz konusu psikolog ise oğlumun toplumla uyumu noktasında problem yaşayacağını, biraz takip edilmesi gerektiğini, ilerleyen zamanlarda psikiyatrik tedavi gerekebileceğini söyledi. En son 3 hafta önce psikoloğa gitmişti ancak son zamanlarda psikoloğa gitmekten kaçındı. Oğlum bilgisayar ve cep telefonunu İngilizce modda kullandığı için benim de İngilizce bilmemem nedeniyle oğlumun cep telefonu ve bilgisayarda ne ile meşgul olduğunu takip edemedim. İsmini bilmemekle birlikte oğlumun sık sık savaş oyunu oynadığını görürdüm. Ben kendisine ne yaptığını sorduğumda ise bana 'Öf ya' tarzında cevap vererek geçiştirirdi, sağlıklı bir cevap alamazdım. Oğlum İsa’nın öncesinde silahlara merakı yoktu ancak yaklaşık 1 ay öncesinde bana arkadaşlarının silahla atış yaptığını, kendisine ne zaman atış yaptıracağımı sordu. Yine yaklaşık bir ay önce işten gelip, kısa süreliğine silahı yatak odasında şifonyer üzerine bırakmıştım. Oğlumun silahı eline almaya yeltendiğini gördüm ve kendisine kızdım. Kendisinin silahlara merakı olduğunu fark ettiğim için kendisine silah kültürümüzden bahsettim, silahın ‘namus' olarak adlandırıldığından bahsettim. Yine kendisine emekli olduğumda silahlardan bir tanesini bırakacağımı söyledim. Bu söylemdeki kastım oğlumun silaha karşı hevesini ötelemekti. ‘İleride sicilin temiz olursa ve iyi bir okul okursan sana da silah alabiliriz’ diyerek kendisine umut verdim. Bunun üzerine oğlum bana 'Amerika’da herkes silah alabiliyor' dedi. Ben de kendisine ülkemizde kimlerin silah alabileceğini ve taşıyabileceğini söyledim" dedi.

"Oğlum atış yaparken birkaç fotoğraf ve videosunu çektim"

Oğlunun silah sıkarken fotoğrafını çektiğini söyleyen baba Mersinli, "Oğlum, arkadaşlarının silah ile ateş ettiklerini, benim de kendisine silah ile ateş ettireceğimi söyledi. Bu konuşma geçtiğimiz hafta perşembe ya da cuma gerçekleşmiş olabilir. Ben de kendisine haftaya güneşli bir günde poligona atış yapmaya gideceğimi, kendisini de götürebileceğimi söyledim. Daha sonra bu hafta pazartesi günü emniyetin poligonuna giderek kendime ait silahla atış yaptım. Oğluma da birkaç el atış yaptırdım. Oğluma karşıdaki hedefi gösterdim, silahın rastgele kullanılmayacağını, hedef alınarak atış yapılacağını söyledim. Oğlum atış yaparken birkaç fotoğraf ve videosunu çektim. Bundaki kastım hatıra olarak kalmasıydı ve hevesini köreltmekti. Fotoğrafları daha sonra WhatsApp üzerinden oğlum İsa’ya gönderdim. Emniyetten öğrendiğime göre oğlum söz konusu fotoğrafları arkadaşlarına göstermiş, arkadaşları hayretle karşılamış. Benim evimdeki silahlar, mermiler ve şarjörler dolu vaziyette bir arada bulunmaz. Oğlum gördüğü bir şeyi unutmaz. Silahların ve mermilerin muhafaza edildiği Maraş sandıklarının üç düğmesi vardır. Söz konusu üç düğmeye temas edildiği anda sandıklar açılır. Çocuğum sürekli bilgisayar ve cep telefonu ile meşgul olduğu için merak edip kontrol etmek istedim ancak oğlum bana şifreleri vermedi. Zararlı içeriklerden etkilenebileceğini düşünerek kontrol etmek istemiştim. Oğlum cep telefonu ve bilgisayarda oyun oynarken bir taraftan İngilizce konuşurdu ancak ben ne konuştuğunu anlamazdım" ifadelerine yer verdi.

"Odasına girdiğimizde ise her şeyi kapatırdı"

Oğlunun okula kısıtlı gittiğini söyleyen Mersinli, "Oğlum interaktif (konuşmalı, çevrim içi) oyunlar oynardı. Odasına girdiğimizde ise her şeyi kapatır, bize bir şey göstermek istemezdi. Bu nedenle bu zamana kadar olumsuz bir durumunu tespit edemedik. Olay günü ve öncesinde herhangi bir tartışmamız olmadı. Oğlumun dakikası dakikasını tutmazdı, duygu durumu sürekli değişkenlik gösterirdi. Oğlumun daha öncesinde rehber öğretmeni ile görüşmüştük. Sınavlardan düşük not aldığı zaman agresif hareketler sergilerdi ancak öğretmenlerine veya öğrencilere karşı herhangi bir olumsuz hissiyat beslediğini fark etmedim. Hatta zaman zaman okulda zorbalık yapan biri olup olmadığını sorardım, kendisi bana ‘Hayır’ derdi. Oğlumun arkadaş çevresi çok kısıtlıydı. Oğlum İsa toplam 8 senede sadece 3 yıl okula gidebildi. Çünkü eğitim döneminin bir kısmı pandemi, bir kısmı deprem dönemine denk geldi" dedi.

Fatma Altınbaş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Havza 25 Mayıs Festivali, sel felaketi nedeniyle iptal edildi Samsun’un Havza ilçesinde 12 Mayıs’ta yaşanan sel felaketinin ardından toplanan 25 Mayıs Festivali Tertip Komitesi, bu yılki şenlikleri iptal etme kararı aldı. 25 Mayıs’ta yalnızca resmi anma programı gerçekleştirilecek. Havza’da 12 Mayıs 2026 tarihinde meydana gelen ve ilçe merkezini göle çeviren sel felaketinin yaraları sarılmaya devam ederken, ilçenin en önemli etkinliklerinden biri olan 25 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Termal Turizm Festivali ile ilgili beklenen karar kamuoyuyla paylaşıldı. Havza Kaymakamı Mustafa Ayvat ve Havza Belediye Başkanı Av. Murat İkiz’in katılımıyla bugün toplanan Festival Tertip Komitesi, selin getirdiği yıkım ve ilçedeki mevcut durumu değerlendirdi. Yapılan oylama sonucunda, bu yılki festival etkinliklerinin iptal edilmesine oy birliğiyle karar verildi. Festival Tertip Komitesi Başkanlığı tarafından yayımlanan 2026/7 numaralı resmi kararda şu ifadelere yer verildi: "İlçemizde, 12 Mayıs 2026 tarihinde meydana gelen sel felaketi nedeniyle 25 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Termal Turizm Festivali iptal edilmiş olup, sadece 25 Mayıs 2026 Pazartesi günü, 25 Mayıs resmi programı Mehmetçik Meydanı’nda yapılacaktır." Alınan bu karar, felaketin hemen ardından ilçe halkının acısını ve mağduriyetini paylaşmak adına atılmış önemli bir adım olarak değerlendirildi. Yüzlerce ev ve iş yerinin hasar gördüğü ilçede, tüm kamu kurumları ve belediye ekiplerinin önceliğinin temizlik, hasar tespiti ve afetzedelere yardım ulaştırmak olduğu biliniyor. 25 Mayıs Pazartesi günü düzenlenecek resmi törenin ardından, ilçedeki normalleşme çalışmalarına hız kesmeden devam edilecek.
Van Muradiye’de 630 kilo inci kefali ele geçirildi Van’ın Muradiye ilçesinde jandarma ekiplerince düzenlenen denetimlerde, kaçak avlandığı belirlenen 630 kilogram inci kefali ele geçirildi. Olayla ilgili 1 kişiye 16 bin 106 TL idari para cezası uygulandı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin korunmasına yönelik çalışmalar sürüyor. Van İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, üreme döneminde tatlı sulara göç eden inci kefalinin kaçak avlanmasının önlenmesine yönelik denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Edinilen bilgiye göre, Van İl Jandarma Komutanlığı Çevre Koruma Timi ile Muradiye İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Karahan Mahallesi’nde önleyici kolluk devriyesi gerçekleştirildi. Devriye sırasında Bendimahi Köprüsü altında şüpheli hareketlilik fark eden ekipler, S.R.A. isimli şahsı takibe aldı. Yapılan kontrolde, şahsın yumurtlama döneminde avlanması yasak olan inci kefallerini fileli kepçe yardımıyla dereden topladığı tespit edildi. Şahsın yanında ve çuvallar içerisinde yapılan incelemelerde 630 kilogram canlı ve cansız inci kefali balığı, 2 adet fileli kepçe ile 1 adet balıkçı tulumu ele geçirildi. Ele geçirilen balıklar ve av malzemeleri muhafaza altına alınırken, 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu’na muhalefet ettiği belirlenen şahıs hakkında yasal işlem başlatıldı. Kaçak avcıya yasak dönemde avlanmaktan dolayı 16 bin 106 TL idari para cezası kesildi. Van İl Jandarma Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, yasak dönemde avcılık faaliyetlerinin önlenmesi ve doğal kaynakların korunmasına yönelik denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi.
Bursa Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun Afife gururu Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu ödülüne layık görülen Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu’nun yapımı "İlk Bakışta Prima Facie"nin başrol oyuncusu Rabia Zehra Şafak ve yönetmeni Barış Ayas, üretim süreçlerini anlattı. İkili, Nilüfer’de sağlanan özgür sanat ortamının ve kurumsal desteğin bu başarıdaki en büyük etken olduğunu vurguladı. Nilüfer Belediyesi Nilüfer Kent Tiyatrosu (NKT), 28. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nden "Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu" ödülüyle döndü. Ödülü "İlk Bakışta Prima Facie" oyunundaki performansıyla alan Rabia Zehra Şafak ile oyunun yönetmeni Barış Ayas, prodüksiyon sürecini ve NKT’nin yıllar içinde oluşturduğu üretim anlayışını anlattı. Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun yıllara yayılan kolektif vizyonuna dikkat çeken ikili, Nilüfer Belediyesi’nin tiyatroya sunduğu katkıların Türkiye için taşıdığı önemi anlattı. "Hayallerimi süsleyen bir ödüldü" Afife Tiyatro Ödülleri’nin alanında Türkiye’nin en önemli törenlerinden biri olduğunu söyleyen Rabia Zehra Şafak, ödül anını şu sözlerle anlattı: "Benim için yeri çok ayrı olan, hayallerimi süsleyen, ‘bir gün olur mu acaba’ dediğim bir şeydi. ‘İşte oldu, başardım’ duygusundan ziyade bir patlama, rüya gibi bir andı. Sadece bir başarı değil, insana bir sorumluluk, bir taşıyabilme güdüsü de hissettiriyor." Mesleğinin zirvesindeki rasyonel avukat Tessa’nın, hayatın beklemediği bir yüzüyle karşılaşmasını sahneye taşıyan Şafak, tek kişilik bir oyunun zorluklarına da değindi. Süreci, "Kaçacak hiçbir yerinizin olmadığı bir er meydanı" sözleriyle özetleyen oyuncu, "Nefesinizin, bedeninizin, ritminizin bir arada çalıştığı bu süreçte işimi en çok yönetmenimiz Barış kolaylaştırdı. Birbirimize tutunduk. Karakterin kendi içinde yaşadığı kırılmada dürüst kalmaya çalışarak ben de pek çok dönüşüme uğradım, yüzleşmeler yaşadık. Kısa sürede, kan, ter ve gözyaşıyla tamamladığımız, öğretici bir süreçti" ifadelerini kullandı. "Ödüller yeni bir eşik" Kazanılan ödülün mutluluk verici olmasının yanı sıra büyük bir sorumluluk da getirdiğini belirten oyunun yönetmeni Barış Ayas ise, bu başarıyı Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun uzun yıllara dayanan birikiminin yansıması olarak değerlendirdi. Seyirciyi sadece izleyen değil, deneyimleyen ve motive eden bir tarafa taşımak istediklerini belirten Ayas, "Nilüferli olmanın, Nilüfer’de uzun yıllardır üretim yapan, entelektüel birikimini katan herkesle beraber oluşturduğumuz bir vizyon var. Alınan adaylıklar ve ödüller bizim için sonuçtan ziyade bundan sonra ne yapacağımıza dair heyecan veren birer eşik" diye konuştu. Yönetmenliğin yanı sıra kendisinin aynı zamanda oyuncu olmasının da çalışma sürecini kolaylaştırtığını belirten Ayas, "Düzenli olarak oyunlar oynayan, oyuncular yetiştiren bir tiyatronun giderek kendi yazar ve yönetmenlerini de çıkarması çok kıymetli. Bizim asıl amacımız yenilikçi repertuvarımızla yapılmamış olanı denemek" dedi. Nilüfer belediyesinden örnek tiyatro modeli Başarının temelinde Nilüfer Belediyesi’nin sunduğu destek ve özgürlük alanı olduğunu belirten Rabia Zehra Şafak, "Bir belediye tiyatrosunun otosansür kullanmadan, risk alarak böyle güçlü bir kadın metnine alan açması bence çok büyük bir şey. Seyircilerin gelip ‘Ne kadar cesur bir iş ortaya koymuşsunuz’ demeleri bizi ekstra onurlandırıyor" diye konuştu. Nilüfer Belediyesi’nin Türkiye tiyatro literatüründe ilçeler için örnek bir yapılanma kurduğunu belirten Barış Ayas da şöyle konuştu: "Nilüfer Belediyesi ve NKT olarak kentteki sanat anlayışını besleyen, diğer ilçelere örnek olan bir yapı kurduk. Meslektaşlarımız burada sadece üretmeye odaklanabiliyor. Nilüfer Belediyesi’nin sunduğu bu vizyon sayesinde herhangi bir sansürle karşılaşmadık; herkes bu işin arkasında durdu." İkili konuşmalarında oyunun sahnelenmesinde ve hazırlanmasında sağladıkları destekler ve katkılar için Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkan Yardımcıları ile Adem Mülazim, Burak Etöz, Okan Temizarabacı, Deniz Göl ve Cem Yılmazer başta olmak üzere tüm ekip arkadaşlarına teşekkür ettiler. "İlk Bakışta Prima Facie" oyununu ve oyunun ele aldığı konuları farklı şehirlere taşımayı hedeflediklerini belirten ekip, hayallerinin kapsamlı bir Anadolu turnesi olduğunu ifade edere, "Kadın haklarını, adaleti ve sistemleri açıkları tartışmaya ve konuşturmaya devam edeceğiz" mesajını verdiler.
Gaziantep Gaziantep Kolej Vakfı’nda 19 Mayıs coşkusu 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okullarında düzenlenen kutlamalar büyük ilgi gördü. Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları Konferans Salonunda düzenlenen GKV Özel Liseleri öğrencilerinin hazırladığı "19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı" törenine Gaziantep Kolej Vakfı Mütevelli ve Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Esra İbanoğlu, Mütevelli ve Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Aysel Tokatlı, Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları Genel Müdürü Fevzi Gürsel, idareciler, öğretmenler ve çok sayıda davetlinin yanı sıra öğrenciler katıldı. GKV Özel Okulları çok amaçlı salonunda düzenlenen tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın anlam ve önemini anlatan konuşmasında GKV Özel Liseleri Müdürü Sadık Murat Öngen, " Bugün Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’da tutuşturduğu Kurtuluş meşalesinin Anadolu’da elden ele, gönülden gönüle dolaşmasının 107. yıl dönümünü büyük bir coşkuyla kutluyoruz. Milletimizin tüm onur ve asaleti ile Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün rehberliğinde Tarih sahnesinde şaha kalkışının başlangıcıdır 19 Mayıs" dedi. Yapılan konuşmaların ardından 19 Mayıs konulu belgesel filmin gösterimi gerçekleştirildi. GKV Özel Liseleri öğrencileri "Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini" ve "Gençliğin Ata’ya Cevabı" isimli mektubunu okudular. 19 Mayıs Oratoryosunu sahneleyen öğrenciler izleyenler tarafından ayakta alkışlandı. Etkinlikleri değerlendiren GKV Özel Okulları Genel Müdürü Fevzi Gürsel programın hazırlanmasında emeği geçen öğretmen ve öğrencileri kutlayarak etkinliklerin hafta boyunca devam edeceğini açıkladı.