- 11 Mart 2022 Cuma 15:03

Rektör Ak: "Proje ile bölgenin sosyo-ekonomik gelişimine katkı sağlanacak"

A
A
A
Rektör Ak: "Proje ile bölgenin sosyo-ekonomik gelişimine katkı sağlanacak"

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinde (KMÜ), Yüksek Öğrenim Öğrencilerinin Elektrikli Araç Test, Tamir ve Bakım Becerilerinin Geliştirilmesi’ projesi kapanış toplantısı düzenlendi.

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinde (KMÜ), Yüksek Öğrenim Öğrencilerinin Elektrikli Araç Test, Tamir ve Bakım Becerilerinin Geliştirilmesi’ projesi kapanış toplantısı düzenlendi.


Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinin yürütücülüğünü yaptığı, Mevlana Kalkınma Ajansı’nın 2020 Yılı, Mesleki ve Teknik Eğitimin Geliştirilmesi Mali Destek Programı kapsamında desteklenen projenin kapanış toplantısına KMÜ Rektörü Prof. Dr. Namık Ak ile Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Ertekin, MEVKA Genel Sekreteri İhsan Bostancı, Konya Ticaret Odası (KTO) Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü Durmuş Akdoğan, üniversite personeli, davetliler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, üniversite ve proje tanıtım videolarının izlenmesiyle devam etti.



"Proje ile bölgenin sosyo-ekonomik gelişimine katkı sağlanacak"


Programın açış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Namık Ak, projenin içeriği hakkında detaylı bilgiler vererek, "Proje ile öğrencilerin teknolojik okuryazarlık seviyesinin artırılması, yeni teknolojileri kullanabilme kabiliyetlerinin geliştirilmesi ve gelecekte karşılaşacakları problemleri çözme becerisine sahip olmaları amaçlandı. Proje sayesinde bu alanda eğitim gören öğrenci ve kursiyerler hem gerçek araç üzerinde hem de simülasyonla sanal ortamda eğitim alabilecekler. Karaman ve çevre illerde sanayi işletmelerinin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının yetiştirilmesiyle bölgenin sosyo-ekonomik gelişimine katkı sağlanacak. Geleceğin mesleklerinden olan elektrikli araç tamir bakım ve onarım alanında yetiştirilecek öğrenciler, kalifiye teknik eleman olarak elektrikli araç üretim ve satış sonrası hizmetlerinde çalışabilecekler" dedi.



“İş piyasasındaki ihtiyaçlar ‘mesleki eğitimin’ önemini giderek arttırıyor”


MEVKA Genel Sekreteri İhsan Bostancı ise elektrikli araçlarla ilgili dünyada ve ülkemizde yaşanan gelişmelerden bahsederek, "Ülkelerin gelişmesi, kalkınması ve sanayileşmesinin temel unsurlarından birisi hiç şüphesiz bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarına sahip nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi konusudur. Bilim, sanayi ve teknoloji alanlarında dünya üzerinde yaşanan hızlı ilerleme ile birlikte sanayinin yüksek nitelikli ara insan gücüne olan ihtiyacı da aynı oranda arttı. İş piyasasındaki bu ihtiyaçlar da endüstrinin ihtiyaç duyduğu nitelikte bireylerin yetiştirilmesi ve geliştirilmesinde büyük rol oynayan ’mesleki eğitimin’ önemini bir kat daha artırmaktadır. Bizler de kalkınma ajansları olarak, bir tarafta genç insanlara başarılı bir meslek yolunun hazırlanması diğer yandan da ekonomiye vasıflı eleman yetiştirilmesi noktasında adeta köprü vazifesi gören mesleki eğitim konusunu ülkemizin gelecek hedefleri açısından stratejik bir alan olarak görüyoruz" diye konuştu.



“İnsana yatırım, geleceğe yatırım anlayışı ile çalışıyoruz”


Daha sonra konuşan KTO Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü Durmuş Akdoğan da Mesleki Eğitim Merkezi faaliyetleri hakkında bilgi vererek, hayat boyu öğrenme ilkesi ile insana yatırım geleceğe yatırım anlayışıyla çalıştıklarını söyledi. Akdoğan konuşmasının devamında Teknoloji ve Eğitim Kampüsünün fiziki alt yapısı ve proje hakkında teknik bilgiler aktardı. Onurluk takdimleri ile sona eren programın ardından heyet, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunu ziyaret ederek burada Elektrikli Araç Test, Tamir ve Bakım Mesleki Eğitim Laboratuvarını ziyaret etti. Laboratuvardaki simülasyon cihazını inceleyen heyet buradaki teknik altyapı ve faaliyetler hakkında yüksekokul personelinden bilgi alarak öğrencilerle sohbet etti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında doğdu, Diyarbakır’da sağlığına kavuştu Mardin’in Kızıltepe ilçesinde nadir görülen bir doğumsal anomali ile dünyaya gelen bebek, Diyarbakır’da gerçekleştirilen başarılı tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu. Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında (gastroşizis) doğan bebek, doğumun hemen ardından acil müdahale kapsamında ambulansla Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine sevk edildi. Hastaneye ulaştırılan bebek, zaman kaybedilmeden gece saatlerinde ameliyata alındı. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Suat Çal tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından bebek, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde tedavi altına alındı. Yaklaşık bir ay süren titiz tedavi sürecinin ardından bebeğin genel sağlık durumunun iyiye gitmesi üzerine taburcu işlemleri gerçekleştirildi. Op. Dr. Çal, gastroşizisin doğumda karın duvarının tam gelişmemesi sonucu bağırsakların karın dışında bulunmasıyla ortaya çıkan ciddi bir tablo olduğunu belirterek, "Bu tür vakalarda en önemli unsur hızlı sevk ve erken cerrahi müdahaledir. Doğumdan hemen sonra yapılan doğru müdahale ve yoğun bakım süreci sayesinde bebeğimiz sağlığına kavuştu. Multidisipliner ekip çalışması bu başarıda büyük rol oynadı" dedi. Diyarbakır İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Emre Asiltürk ise vaka sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "İlimizde sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve koordineli şekilde yürütülmesi sayesinde bu zorlu vaka da başarıyla sonuçlanmıştır. Sevk sürecinden ameliyata, yoğun bakım takibinden taburculuğa kadar emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın en ileri düzeyde sağlık hizmetine erişimi için çalışmalarımız kararlılıkla devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Zorlu bir süreci başarıyla atlatan bebeğin sağlığına kavuşması, hem ailesine hem de sağlık çalışanlarına büyük mutluluk yaşattı. Yetkililer, bu tür vakalarda erken müdahale ve ekip koordinasyonunun hayati önem taşıdığını bir kez daha vurguladı.
Gaziantep Antikacılardan antika tutkunlarına uyarı: "Her eski antika değil" Son zamanlarda çevrimiçi platformlarda eski ev eşyalarının yüksek fiyatlarla satışa çıkarılması ve bu ürünlerin gerçek değerinin çok üstünde fiyatlarla satılması konusunda vatandaşları uyaran antikacılar, her eskinin antika olmadığını belirtti. Antika piyasasında ürünlerin gerçek değerinin çok üzerinde fiyatlarla satılması vatandaşları özellikle de antika tutkunlarını mağdur ediyor. Bir dönemin vazgeçilmezi olan fincan ve perde gibi eşyalar ile geçmiş döneme ait olan ancak antika olmayan ürünler, çevrimiçi platformlarda veya sosyal medya üzerinden yapılan antika mezatlarında antikacı olmayan kişiler tarafından "nostaljik" ya da "antika" adı altında fahiş fiyatlarla satılıyor. Antikacı olmayan kişilerden alışveriş yapılmamalı 70’li ve 80’li yıllara ait eski eşyaların fahiş fiyatlarla satılmaya çalışıldığına dikkat çeken Gaziantep’teki antikacılar, her eski eşyanın antika olmadığını belirterek, vatandaşlara yeterli araştırma yapmadan ve antikacı olmayan kişilerden alışveriş yapmamaları konusunda uyarıda bulunuyor. Antikacılığı babasından öğrenen ve çocukluğundan beri antikacı olan 65 yaşındaki Menderes Kaya, 40-50 yıl öncesine ait eşyaların antika sayılamayacağını belirtti. "Mutlaka bir uzmana danışılmalıdır" Antikanın belli kriterlere bağlı olduğunu belirten Kaya, eski eşyaların sadece nostaljik bir değere sahip olduğunu ifade ederek, "Antika olması için bir eşyanın hem çok eski hem de nadir olması lazım. Eski tür eşyalar satın alınmadan önce mutlaka bir uzmana danışılmalıdır" dedi. "Bu sanatı babamızın teşvikiyle öğrendik" Küçük yaşlarda babasının topladığı antika eserlerle tanıştığını belirten Kaya, "Rahmetli babam bu sanatla uğraşırdı. Osmanlı dönemine ait tüfek, tabanca, kılıç, kama ve hançer gibi malzemeleri toplardı. Eski malzemelerin namlusunun üzerine ağaçlarla imitasyon süsleme yapardı. Bir kısmı eski parçalar olan eski orijinal parçaları yenileriyle takviye edip bir bütün hale getirirdi. İki kardeşim daha vardı, onlarla birlikte bu sanata başladık. Bu sanatta babam 29 tane eleman yetiştirdi. Bizler de o elemanların yanında yetiştik. Bu yaptığımız tüfek, tabanca ve diğer malzemelerin nakış işlerini bizler yapardık. Antik eski namlulu silahlar bir bütün hale getirildiğinde demir üzerine, ahşap üzerine gümüş veya altın kakma sanatı yapmaya başladık. Bu sanatı babamızın teşvikiyle öğrendik. Yıllardır da hala bu meslekle uğraşıyorum" dedi. "Bir parçanın antika olabilmesi için işlenmiş olması lazım" Her eski malzemenin antika olmadığının altını çizen Kaya, "Eski malzemenin üzerine sanat yapılması lazım. El emeği göz nuru bir emeğin olması lazım. Bir de yapılan malzemenin üzerindeki sanatkarın çalışmış olduğu maden de önemlidir. Orijinal Osmanlı kale tüfeği üzerine yapılan çalışma bile alüminyum sarı telle değil de altın gümüş kakma sanatıyla yapılması lazım. Ticaret amaçlı alüminyum çalışma yapıyorlar. Bu tür eşyalara ‘orijinal’ diyorlar ama orijinal olmadığını, imitasyondan yapıldığını söylemeleri lazım. Her malzeme antika değildir. Antika üzerinde sanat, emek ve göz nuru olmalıdır. Antika eserin tarihi olarak, özgeçmiş olarak antik bir zamanı bünyesinde barındırması lazım. Eserin üzerinden 100 yıl geçmesi lazım. Bir parçanın antika olabilmesi için işlenmiş olması lazım. Eski orijinal malzemeleri yeni döküm olarak yapıyorlar. Sosyal medyada da görüntüyle alıcıyla satıcı arasında bir haberleşme oluyor. Resim gönderiliyor. Satıcı arkadaşımızda, ‘bu eser orijinal mi?’ diye soruyor. Evet, belki resimde orijinal gibi gözüküyor diye orijinal diye satılıyor. Esnaf arkadaşlarımızın buna çok dikkat etmesi lazım" diye konuştu.