GÜNDEM - 03 Şubat 2026 Salı 13:13

Aybay ve Yıldırım ailelerinin mutlu günü

A
A
A
Aybay ve Yıldırım ailelerinin mutlu günü

Aybay ve Yıldırım ailelerinin evlatları Elif İrem Aybay ve Alper Yıldırım kıyılan nikah ile aynı çatı altında birleşti.


Mamak Belediyesi Kültür Merkezi Salonu’nda gerçekleştirilen nikah törenine, Aile Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Sevim Sayım Madak, 65.Dönem Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Önceki Dönem Selim Belediye Başkanı Çoşkun Altun, Emniyet Müdürü Ufuk Özben, İş İnsanları, çiftin arkadaşları ve dostları katıldı.


Nikah sonrası 65.Dönem Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan bir ömür boyu mutluluklar dileyerek "Mevlana evliliği tarif ederken, Hazreti Peygamberin yolu olarak tarif eder. Kutlu bir yolculuğa, güzel bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Bu yolculukta birbirinizi muhakkak çok seveceksiniz ama size bir tavsiyem var. Birbirinizi sevdiğiniz, birbirinizi saydığınız ve birbirinize muhabbet beslediğiniz kadar ne olursunuz, kendinizden daha çok, birbirinizden daha çok sizi bu yaşa getiren büyüklerinizi, annelerinizi-babalarınızı birbirinizden daha fazla sevin. Çünkü, aileniz bereket bulur, aileniz huzur bulur" dedi.


Arslan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "en az 3 çocuk" söylemini hatırlatarak, "Bu ülkeye güzel evlatlar yetiştirin. Ailesini seven, vatanını seven, milletini seven. Elbette öyle bir güzel evlilik gerçekleştirin ki herkes sizin evliliğinizi örnek göstersin. Desinler ki, Elif’le Alper’in evliliği gibi evlilik yapın. Sayın Cumhurbaşkanımızın da tavsiyesini unutmayın. En az üç çocuk. Çünkü, dedeler, nineler, babaanneler, anneanneler, hepsi torun bekliyorlar. Onları da bu mutluluktan mahrum etmeyin." diye konuştu.


Aile bütünlüğünü vurgulayan Aile Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Sevim Sayım Madak, "Artık aile birliğiniz kuruldu. Her şeyden önce birbirinize güvenmeniz gerekiyor, birbirinize destek vermeniz gerekiyor. Yüzünüze yansıyan bu güzellik bir ömür devam etsin. Sizlerin mutluluğu bizleri mutlu eder. İki aileye de böyle hayırlı evlatlar yetiştirdikleri için teşekkür ediyorum. Sizin de bundan sonraki göreviniz bu millete, bu devlete, Cumhuriyetin ilkelerine sağlam temellerle bağlı, milliyetçi duygulara bağlı evlatlar yetiştirmeniz ve onlara bu güzelliği tattırmanız. Ben bütün misafirlere bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu evlatlarımızın mutluluğu daim olsun, buradaki tüm misafirlerin duaları sizlerle olsun. Bir ömür boyu en güzel yaşam sizlerle olsun. Yaşayan biri olarak söylüyorum, sevgiyi, saygıyı eksiltmeyin, bunları aştığınız takdirde hayatınız çok güzel geçecektir, buna inanın. Hayırlı uğurlu olsun" diye konuştu.



Aybay ve Yıldırım ailelerinin mutlu günü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Prof. Dr. Scachner: "Anadolu, her zaman iklimin oynaklığına maruz kalan bir bölge olmuştur" Hitit Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "İklim Değişikliği Perspektifinden Su ve Kuraklık Çalıştayı"nda Hititler’den günümüze kadar Çorum’da yaşanan kuraklık süreçleriyle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Andreas Scachner, "Anadolu, her zaman iklimin oynaklığına maruz kalan bir bölge olmuştur, bu yeni bir durum değildir" dedi. Hitit Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen İklim Değişikliği Perspektifinden Su ve Kuraklık Çalıştayı, İlahiyat Fakültesi Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Çorum Valiliği ve Çorum Belediyesi’nin katkılarıyla gerçekleştirilen çalıştayda, küresel bir sorun haline gelen iklim değişikliğinin etkileri masaya yatırıldı. Programda, hem Hititler döneminden alınan tarihi referanslar hem de günümüz verileri ışığında Çorum’da yaşanan susuzluk, kuraklık riski ve bitki örtüsü değişimi gibi kritik konular değerlendirildi. Çalıştayın açılış oturumunda, "Hititlerde Kuraklık ve Su Yönetimi" ile "Kentsel Yeşil Alanların Sürdürülebilir Yönetimi: Doğal Bitki Rehberleri" başlıkları konuşuldu. "Bu tüm dünyanın yaşadığı küresel bir sorundur" Çalıştayın açılış oturumunda konuşan Çorum Valisi Ali Çalgan, "Su ve kuraklık keşke sadece Çorum’un meselesi olsaydı o zaman çözümü çok daha kolay olurdu. Ne yazık ki bu tüm dünyanın yaşadığı küresel bir sorundur. Bu sorunun çözümü sürdürülebilirlikten geçmektedir. Uluslararası örgütler ve kuruluşlar nezdinde bu konuda çeşitli çalışmaların yürütüldüğünü biliyoruz. Devletimiz de meselenin ciddiyetini kavramış, 2011 yılında daha önce Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde koordine edilen su yönetimi çalışmalarını, bağımsız bir genel müdürlük olarak teşkilatlandırmıştır. 2011 yılından bu yana Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, çözüm önerileri geliştirmekte; paydaşların tamamıyla toplantılar yaparak bu konuya kalıcı çözümler üretmeye çalışmaktadır. Üniversitelerimizin bu sürece destek vermesi son derece kıymetlidir. Çünkü alınacak kararların isabetli olmasının en önemli ön şartı, bilimsel anlayışla hazırlanmış raporlarla desteklenmesidir. Bu görev de kuşkusuz bilim insanlarına düşmektedir" dedi. "Öncül meseleler, krizler ve ihtimal sınamalar her zaman önceliğimiz olmuştur" Hitit Üniversitesi olarak her zaman ülkeyi ve insanları yakından ilgilendiren konulara öncelik tanıdıklarını dile getiren Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, "Su, yalnızca çevresel bir mesele ya da felaketlere yol açan bir sorun değildir. Gıda güvenliğinden halk sağlığına, halk sağlığından toplumsal refaha kadar pek çok alanın temel belirleyicisi haline gelmiştir. İklim değişikliğiyle birlikte yağış rejimleri değişmekte, buharlaşma artmakta ve kuraklık riski giderek daha sık ve daha şiddetli biçimde karşımıza çıkmaktadır. Bu çalıştayı, veri temelli, bütünleşik ve sürdürülebilir su yönetimi anlayışına katkı sağlayacak ortak bir zemini güçlendirmek amacıyla düzenledik. Hitit Üniversitesi olarak bilimsel üretim, eğitim-öğretim ve üniversite-sektör iş birliğinin yanı sıra, toplumumuzu, milletimizi ve ülkemizi ilgilendiren öncül meseleler, krizler ve ihtimal sınamalar her zaman önceliğimiz olmuştur. Bu anlamda su ve kuraklık gibi çok boyutlu, farklı disiplinlerin ve kurumların bir araya gelerek çözüm üretebileceği, stratejik sorumluluk gerektiren bir alanda sizlerle buluşmayı planladık. Temennimiz, bu çalıştayın yalnızca tespitlerle sınırlı kalmaması, uygulanabilir önerilerin, pilot projelerin ve kalıcı iş birliklerinin somut biçimde hayata geçirilmesine zemin hazırlamasıdır" diye konuştu. "Kuraklık birçok alanda ciddi sorunlara yol açmaktadır" İnsanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlardan birisinin iklim değişikliği olduğunu vurgulayan Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof Dr. Nurcan Baykam da, "Kuraklık, gıda güvenliği ve ekosistem dengesi gibi birçok alanda ciddi sorunlara yol açmaktadır. Bugün, bu sorunlarla mücadele etmek ve çözüm üretmek için hep birlikte çalışıyoruz. Ancak bir yandan da zihnimizde şu soru belirmektedir. ’Acaba coğrafya kaderimiz midir’ diye sormak da geçmiyor değil" şeklinde konuştu. "Çorum’da 154 adet doğal odunsu bitki türü tespit edilmiştir" Türkiye’nin 12 binden fazla bitki türüne ev sahipliği yaptığı söyleyen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü Yutak Alanlar Daire Başkanı Sezgin Aksu da, "Ülkemiz, 12 binden fazla bitki türüne ev sahipliği yapan ve bu yönüyle tüm Avrupa’dan daha fazla bitki çeşitliliğine sahip bir ülkedir. Ancak özellikle park ve bahçe peyzaj uygulamalarında ne yazık ki genellikle egzotik ve süs bitkileri tercih edilmektedir. Ortalama olarak günümüzde yapılan park ve bahçe uygulamalarının yaklaşık yüzde 70’i egzotik türlerden oluşmaktadır. Bu durum, hem döviz kaybına yol açmakta hem de çalışmamızın da konusu olan değişen iklim şartları göz önünde bulundurulduğunda, bu bitkilerin gelecekte hayatta kalma şansının daha düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Topografya, yükselti, hidroloji ve iklim verilerinin tamamı değerlendirilerek yapılan çalışmada, Çorum’da 154 adet doğal odunsu bitki türü tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, uzun yıllar Çorum’da varlığını sürdürebileceği değerlendirilen 38 egzotik türün de iklim değişikliği ve kuraklıktan gelecekte etkilenmeyeceği öngörülerek uygulayıcılara sunulmuştur" ifadelerini kullandı. "Anadolu, her zaman iklimin oynaklığına maruz kalan bir bölge olmuştur" 1890 yıllarda Boğazkale-Yozgat bölgesinde yüz binden fazla insanın açlıktan öldüğünü ve 3 sene süren bir kuraklığın yaşandığını yaptığı sunumlarda gösteren Çorum’un Boğazkale ilçesinde yer alan Hattuşa Antik Kenti’ndeki arkeolojik kazılara başkanlık eden Prof. Dr. Andreas Scachner, "Anadolu, her zaman iklimin oynaklığına maruz kalan bir bölge olmuştur, bu yeni bir durum değildir. Yeni olan, bugün yaşadığımız sertlik ve anilik gibi unsurlardır. Bunu mutlaka göz önünde bulundurmamız gerekir. Yani iklim açısından bu durum yeni değildir. Kuraklıkta ve su konusunda bölgesellik son derece büyük bir rol oynamaktadır. Burada gördüğünüz alanlar arasında bazen yüzlerce kilometrelik farklar bulunmaktadır. Ancak bölgesellikten kastettiğim yalnızca bu değildir, Boğazköy-Budaközü Havzası ile Çorum arasında bile ciddi farklar olabilir. Bu veriler, 1930-1946 yılları arasında Türk ve Alman coğrafyacıların topladığı ve birleştirdiği verilere dayanan bir haritaya dayanmaktadır. Görüldüğü üzere, Anadolu’nun hemen her yılında bir bölgesinde ağır bir kuraklık yaşanmıştır. Boğazkale-Yozgat bölgesinde 1890’lı yıllarda üç yıl süren ve yüz binden fazla insanın açlıktan hayatını kaybettiği büyük bir kuraklık yaşanmıştır. Yani anlatmak istediğim şudur: Bu tehlike yeni değildir, her zaman var olmuştur. Bugün bizim bir avantajımız bulunmaktadır. Tedariki kamyonlarla ya da diğer modern imkanlarla başka bölgelerden sağlayabiliyoruz. Ancak Hititlerin böyle bir şansı yoktu, Osmanlı döneminde de bu imkanlar mevcut değildi. Dolayısıyla bölgesellik her zaman belirleyici ve son derece önemli bir faktör olmuştur" dedi. Açılış oturumunun ardından katılımcılar, 4 ayrı masada toplanarak gündem maddeleri hakkındaki görüşlerini paylaştı. Çalıştayın açılış oturumuna Çorum Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Bektaş, Çorum Belediye Başkan Yardımcısı Alper Zahir, İl Emniyet Müdürü Arif Pehlivan, İl Jandarma Komutanı Albay Kubilay Ayvaz da katıldı.
Ankara Danıştay tarafından İçişleri Bakanlığının Melih Gökçek için verdiği ‘işleme konulmama’ kararı kaldırıldı Danıştay, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında imar planı değişiklikleri üzerinden sağlanan ’haksız menfaat’ iddialarına yönelik İçişleri Bakanlığının verdiği "işleme konulmama" kararını iptal etti. Karar doğrultusunda dosya, ön inceleme yapılması için yeniden Bakanlığa gönderildi. Danıştay Birinci Dairesi, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve dönemin belediye bürokratları hakkında, imar planı değişiklikleri vasıtasıyla belirli taşınmaz sahiplerine haksız kazanç sağlandığı yönündeki şikayeti karara bağladı. Daha önce İçişleri Bakanlığı tarafından verilen şikayetin işleme konulmaması kararı, Danıştay tarafından incelenerek yerinde bulunmadı. Danıştay Birinci Dairesi, eldeki bilgi ve belgelerin 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca bir ön inceleme yapılmasını zorunlu kıldığını vurguladı. Kararda, imar planı değişikliklerinin kimlerin talebiyle yapıldığının, bu süreçte hangi belediye görevlilerinin imzasının bulunduğunun ve yapılan işlemlerin mevzuata uygunluğunun titizlikle araştırılması gerektiği belirtildi. Hukuki denetim sonucunda Danıştay, plan değişikliklerinin bireysel menfaat sağlayıp sağlamadığının tespit edilmesi amacıyla İçişleri Bakanlığı’nın "işleme konulmama" kararını oy birliğiyle kaldırdı. Bu kararla birlikte dosya, iddiaların detaylı bir şekilde araştırılması ve ön inceleme raporu hazırlanması için tekrar İçişleri Bakanlığı’na sevk edildi.