POLİTİKA - 09 Nisan 2025 Çarşamba 14:46

İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan: "Bu saatten sonra bir köpek olayı olduğunda, bir evladımız yaralandığında tartışmasız tüm teftiş ekibimizin görevlileri burada olacaktır"

A
A
A
İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan: "Bu saatten sonra bir köpek olayı olduğunda, bir evladımız yaralandığında tartışmasız tüm teftiş ekibimizin görevlileri burada olacaktır"

İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, sokak köpekleriyle ilgili hayvan severlerin ve STK’ların üzerine düşeni yapması gerektiğini belirtti.


İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, Kars Valiliğini ziyaret etti. Valilik şeref defterini imzalayan Turan, burada Vali Ziya Polat, Belediye Başkan Vekili Turgay Kızılörenli, İl Özel İdaresi genel Sekreteri Fatih Tekcan, İl Emniyet Müdürü Mehmet Ömür Saka, Jandarma Kıdemli Albay Yusuf Mutlu Genç ve Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) Kars Şube Müdürü Resul Gök’ün katımlıyla düzenlenen 5199 sayılı "Hayvanların Korunması Hakkında Uygulama Yönetmeliği" kapsamında Kars Valiliği Toplantı Salonu’nda düzenlenen "Sokak Hayvanları Değerlendirme Toplantısı"na katıldı.


İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, "Sokaklarımızda insanlarımızın öldüğü, kaçarken araç altında kaldığı, çocuklarımızın parçalandığı haberleriyle sarsılıyor. Sokak güvenliği devletin en temel işlerinden bir tanesidir. Nereden gelirse gelsin, kimden gelirse gelsin sokak riski en büyük sorundur. İster sokağa davet olarak terör faaliyeti olsun, ister trafik riski olsun, ister sahipsiz hayvandan kaynaklı olsun. Ama hangi alanda olursa olsun ilk işimiz sokak güvenliğini net sağlamaktır" dedi.


Turan, "Bu konunun asla siyaset konusu olmamalıdır. Bunun bir polemik tarafı da olmaması lazım. Hatırlayın 9 ay önce bir kanun çıktı, ’katliam olacak’ dediler, yürüyüş yaptılar geldiğimiz yerde bir katliam görüntüsü var mı? Bir yanlış var mı? Tüm kamu çalışanlarımız çok büyük bir özveriyle bu sorunun insan merkezli çözümü için adım atıyor, uğraşıyor. Belediyelerimiz ve Özel İdarelerimiz bu konuda yatırım yapıyor, bakım evleri ve doğal ortamlar oluşturuyor ve sokakta hayvan kalmaması için sahipsiz hayvan kalmaması için çok büyük mesailer harcıyor. Avrupa’yı birçoğunuz gittiniz, gördünüz, gezdiniz. Avrupa’da sokakta hiç kedi veya köpek görüyor muyuz? Ya barınaktadır ya da sahiplenilmiş evindedir. O yüzden biz Karsımızda da hayvanlarımızın ya barınakta ya da sahiplenilmiş olarak evlerimizde olmasını talep ediyoruz. Şüphesiz bizim kültürümüzde, inancımızda eziyet haramdır, kanunlarımızda eziyet suçtur. Biz bu suçu dikkatlice takip ederken, eziyet etmeden bu işleri önerirken çocuklarımızın güvenliğini de esas alıyoruz. Geçici, hızlı, pratik barınaklar oluşturuyoruz. Doğal alanlarda etraf tellerle çevrilmiş, az masraf yaparak sonuç almış bir yerler biliyorsunuz hazırlamaya çalışıyoruz" diye konuştu.


Turan, "Bu yeni kanun belediyelerimize çok büyük görevler veriyor. Belli bir tarihe kadar şehirde sahipsiz hayvan kalmaması, tüm sahipsiz hayvanların toplanıp bu barınaklarda rehabilite edilmesi, kısırlaştırılması, yemeklerinin, sağlıklarının kontrol edilmesi gibi görevler veriyor. Binde beş bütçeden pay ayırmak gibi, ayırmak yetmez mutlaka ilgili yerlere kullanmak gibi birtakım görevler veriyor. Fakat bu görevlendirmeye rağmen işi geciktiren, yanlış yapan, yapmayan olursa da bakanlığımız adına söylüyorum ki bu saatten sonra bir köpek olayı olduğunda, bir evladımız yaralandığında tartışmasız tüm teftiş ekibimizin görevlileri burada olacaktır. Kimin kusuru varsa, işlem yapmamışsa, kim eksik davranmışsa, kim bunu görmemezlikten gelmişse valimizden, belediyemizden, ilgili müdürlerimize kadar hepsi ile ilgili konuyu masaya yatıracağız ve gereğini yapacağız. Biz artık ‘bu memlekette sokakta insan öldü" ifade kullanmak istemiyoruz. ’Sokakta çocuğumuz yaralandı, parçalandı’ ifadesini basında görmek istemiyoruz. Herkes görevini yapacak. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bizim ülkemizde de hayvanseverlerimiz evinde sevecek. İhtiyaçsa sahiplenip, sağlık kontrolleri, kısırlaştırılması yapılıp sahiplenilecek. Ama onun dışındaki olan hepsi de mutlaka toplanıp ilgili yerlerde değerlendirilecek. Kars’taki hayvanlarımız ya sahiplenilip evde olacak ya da barınaklarımızda olacak. Tabii hayvanlarımız için çok hassas olan derneklerimiz var, vakıflarımız var. Hepsi baş göz üstüne. Biz her hassasiyeti kıymetli biliriz. Buradan çağrıda bulunuyorum; bu sürece omuz versinler. Bu süreci bir tartışmanın, bir kavganın, bir polemiğin konusu yapmasınlar. Valimiz başta tüm ekibimiz iyi niyetle bu işi toparlamak için uğraşıyoruz. Onlar destek versinler. Hayvanların toplanma süreci, rehabilitasyon süreci, bakım evlerinin giderleri süreci bir sürü farklı başlıklar var. Hepsi onumuz verebilirler. Ama bir özel başlığımızda bizim inancımızda israf haramdır. Kars’ın hiçbir lokantasında, hiçbir restoranında bir çorba kaşığının israf olmasını istemiyoruz. Bir tek ekmek parçasının kaybolmasını istemiyoruz. Toplayalım, makineler alınacak, öğütelim. Onlar hayvanlarımıza uygun bir yem haline getirerek onların beslenmesine katkı sağlayalım. Hem israfı engelleyelim hem de ekstra masraf yapmadan o canlılarımıza yaşam imkanı verelim. Dolayısıyla ben tüm sivil toplum örgütlerimizden, bu konuda hassasiyet duyanlardan da konuya ilişkin omuz vermelerini bekliyorum" şeklinde konuştu.



İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan: "Bu saatten sonra bir köpek olayı olduğunda, bir evladımız yaralandığında tartışmasız tüm teftiş ekibimizin görevlileri burada olacaktır"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.