GÜNDEM - 12 Mayıs 2026 Salı 12:09

Kars’ta Açık Kapı’dan şiddetle mücadele için farkındalık seferberliği

A
A
A
Kars’ta Açık Kapı’dan şiddetle mücadele için farkındalık seferberliği

Kars Valiliği Açık Kapı Müdürlüğü, aile içi ve kadına karşı şiddetle mücadele kapsamında toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla kent genelinde tanıtım ve bilgilendirme çalışmalarını sürdürüyor. Kars Valisi Ziya Polat’ın talimatları doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşların yoğun olarak bulunduğu meydan, park, bahçe ve etkinlik alanlarında bilgilendirme stantları kuruluyor.


Sosyal çalışmacı personeller eşliğinde yürütülen faaliyetlerde vatandaşlarla birebir görüşmeler yapılarak Açık Kapı Müdürlüğü’nün işleyişi, sunduğu hizmetler ve aile içi ile kadına karşı şiddetle mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında detaylı bilgiler veriliyor. Özellikle kadın vatandaşlara yönelik gerçekleştirilen bilgilendirmelerde, şiddet durumunda başvurulabilecek mekanizmalar ve yasal haklar konusunda farkındalık oluşturulması hedefleniyor.


Etkinliklerde, Kadın Destek Uygulaması olan KADES’in kullanımı anlatılırken, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında vatandaşların sahip olduğu haklar hakkında da bilgilendirmeler yapılıyor. Şiddete maruz kalınması ya da herhangi bir şiddet olayına tanık olunması halinde izlenmesi gereken yollar detaylı şekilde vatandaşlara aktarılıyor.


Ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hazırlanan "Kadına Şiddete Sıfır Tolerans" broşürleri dağıtılarak, koruyucu ve önleyici tedbirler konusunda kamuoyu bilinçlendiriliyor. Açık Kapı Müdürlüğü yetkilileri, aile içi ve kadına karşı şiddetle mücadelede vatandaşların yalnız olmadığını belirterek, her türlü mağduriyet durumunda Kars Valiliği Açık Kapı Müdürlüğü’ne başvurulabileceğini ifade etti.


Yetkililer, toplumun her kesiminde bilinç oluşturmayı amaçlayan bu tür çalışmaların önümüzdeki süreçte de devam edeceğini kaydetti.



Kars’ta Açık Kapı’dan şiddetle mücadele için farkındalık seferberliği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ordu Eski dünya şampiyonu Mustafa Genç, 23 yıl sonra yeniden ringlerde Boksta eski dünya şampiyonu olan Ordulu Mustafa Genç, 23 yıl aranın ardından yeniden ringlere döndü. Almanya’da düzenlenecek WBU Açık Almanya Şampiyonası’na hazırlanan 50 yaşındaki Genç, ağır sıklette şampiyonluk hedefliyor. Boksta 1994 yılında gençlerde dünya şampiyonu olan eski milli sporcu ve eski Ordu Gençlik ve Spor İl Müdürü Mustafa Genç, yaşadığı bel fıtığı rahatsızlığı nedeniyle doktor tavsiyesiyle yeniden boksa başladı. En son 2003 yılında Fransa’da ringe çıkan Genç, spora dönüşüyle birlikte hem sağlığına kavuştu hem de önemli ölçüde kilo verdi. Yaklaşık 130 kilodan 103 kilograma kadar düştüğünü belirten Mustafa Genç, 30 Mayıs tarihinde Almanya’da düzenlenecek WBU Açık Almanya Şampiyonası öncesi Ordu’da kamp çalışmalarını sürdürüyor. Ordu 19 Eylül Stadyumu içerisindeki boks salonunda antrenörü ile çalışan Genç, Master Boxen +91 kiloda Bulgar rakibi Viktor Hristoskov karşısında galibiyet hedefliyor. "İçimizdeki tutku yeniden canlandı" 23 yıl sonra yeniden ringlere dönmenin heyecanını yaşadığını söyleyen Mustafa Genç, "Bülent Başer hocamız aradı ve yeniden boks yapmam gerektiğini söyledi. Daveti üzerine Almanya’da bir süre kamp yaptık ve içimizdeki tutku yeniden canlandı. En son 2003 yılında Fransa’da ringe çıkmıştım. Şimdi ise 30 Mayıs’ta Almanya’da ağır sıklet maçına çıkacağım. Bu süreçte Ordu’da kampa girdik. İnşallah çalışmalarımızın ardından Almanya’ya hazır bir şekilde gideceğiz" dedi. Boksa dönüş hikayesinin "Son Raunt" isimli belgesel filmiyle de anlatılacağını ifade eden Genç, yaşadığı sürecin gençlere ve spor yapmak isteyen herkese ilham olmasını istediğini kaydetti. Antrenör Mustafa Genç ise sporcusunun yeniden boksa dönmesinden büyük mutluluk duyduklarını belirterek, "23 yıl sonra yeniden spora başlaması hepimizi sevindirdi. 50 yaşında da bu sporun yapılabileceğini göstermesi açısından önemli bir örnek. Geçmişte nasıl dünya şampiyonu olduysa, veteranlarda da şampiyon olacağına inanıyoruz" diye konuştu.
Ankara Pursaklar’da miniklerin sertifika gururu Ankara’da Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, Pursaklar Yaşam Merkezi’nde düzenlenen "Çocuk Aile Etkinliği" kapsamında kurslarda eğitim alan çocuklarla ve aileleriyle bir araya geldi. Pursaklar Belediyesi’nin Yaşam Merkezi’nde düzenlediği "Çocuk Aile Etkinliği", çocuklar ve aileleri için unutulmaz anlara sahne oldu. Çeşitli kurslarda eğitim alan çocuklar yeteneklerini sergilerken, aileler de çocuklarının mutluluğuna ortak oldu. Programa katılan Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, çocukların eğitimine ve sosyal gelişimine yönelik projeleri artırarak sürdüreceklerini belirterek kursları başarıyla tamamlayan öğrencilere sertifikalarını takdim etti. ‘‘Pursaklar Belediyesi olarak geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın gelişimine katkı sunacak eğitim ve kültür faaliyetleriyle de ilçemize değer katıyoruz’’ Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, ‘‘Çocuklarımızın hem akademik hem de sosyal anlamda güçlü bireyler olarak yetişmesi için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz. Pursaklar Belediyesi olarak geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın gelişimine katkı sunacak eğitim ve kültür faaliyetleriyle de ilçemize değer katıyoruz. Burada çocuklarımızın gözlerindeki mutluluğu görmek bizler için en büyük motivasyondur. Ailelerimizin desteğiyle çocuklarımızın başarılarının artarak devam edeceğine inanıyorum’’ dedi. Başkan Ertuğrul Çetin, kurslarda çaba gösteren çocukların ve onları her zaman destekleyen ailelere teşekkür ederek, Pursaklar Belediyesi’nin çocuklara yönelik sosyal, kültürel ve eğitsel projelerini artırarak sürdüreceğini ifade etti.
İstanbul Getir, yapay zekayla alışverişe harcanan zamanı azaltıyor Getir, on yılı aşkın süredir operasyonunun merkezinde konumlandırdığı yapay zekâ destekli teknoloji altyapısını, kullanıcılarının yeni nesil alışveriş deneyimine de taşıdı. Kişiselleştirilmiş ürün önerilerinden hazır sepet ve alışveriş listesi gibi yapay zekâ destekli akıllı özellikler, kullanıcıların alışverişe ayırdığı zamanı azaltarak kendilerine ve sevdiklerine daha fazla vakit kalmasını sağlıyor. Yapay zekâ bugün küresel ölçekte yeni dönüşüm dalgası oluşturuyor olsa da Getir’in bu teknolojiyle ilişkisi, kurulduğu 2015 yılına kadar uzanıyor. Hızlı market teslimat modelini dünyada ilk kez hayata geçiren şirket, modelin ölçeklenebilir hâle gelmesi için ilk günden itibaren veri, tahminleme ve makine öğrenmesi tabanlı bir teknoloji altyapısı kurdu. Bugün bu birikim, hem sipariş ve teslimat süreçlerinin daha verimli işlemesini sağlıyor hem de kullanıcıların daha hızlı ve pratik bir biçimde alışveriş yapmasına yardımcı oluyor. Getir CTPO’su Kaan Emeç, yapay zekânın şirketin teknoloji yaklaşımındaki yerine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Yapay zekâ bizim için son dönemde gündeme gelen bir teknoloji değil. Platformda hızlı teslimat modelini ölçeklenebilir kılmak için ilk günden itibaren büyük veri ve makine öğrenmesi kullanıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada bu altyapı, milyarlarca veri noktasıyla beslenen, gerçek zamanlı deneyimler oluşturabilen bir teknoloji omurgasına dönüştü. Örneğin İstanbul’da yağmurlu bir pazartesi akşamında oluşan yoğun trafiğin ya da İzmir’de sıcak bir cuma akşamında değişen kullanıcı davranışlarının teslimat sürelerine etkisini anlık olarak analiz ederek her bölge için farklı deneyimler oluşturabiliyor. Aynı sistem; bir kullanıcının sütünün bitme ihtimalini alışveriş alışkanlıklarından öngörüp doğru zamanda doğru ürün önerileri sunmaktan, mağazalardaki stok seviyelerini takip ederek hangi ürünün hangi depoya ne zaman yönlendirilmesi gerektiğin belirlemeye ve hangi kuryenin siparişi ne zaman teslim edeceğine kadar operasyonun yüz binlerce farklı anını eş zamanlı yönetiyor." Her siparişin arkasında çalışan yapay zekâ Yapılan açıklamaya göre, platformda her gün yüz binlerce sipariş ve kurye yolculuğu, farklı yapay zekâ modelleri tarafından eş zamanlı planlanıyor. Tahmini Varış Süresi (TVS) sistemi; kurye yoğunluğu, trafik durumu, sipariş hacmi, hava koşulları ve güvenlik standartları gibi onlarca farklı parametreyi saniyeler içinde değerlendiriyor. Talep tahmini, depo bazında saatlik ve dakikalık ayrıntıda çalışırken; kurye yönlendirme ve aktif kurye sayısından sipariş verme olasılığına kadar farklı verileri aynı anda hesaplıyor. Aynı teknoloji altyapısı, lokasyon, saat ve kullanıcı davranışına göre her kullanıcıya özel kampanya ve promosyonları da sunuyor. Örneğin sistem, sıcak bir yaz akşamında dondurma ve soğuk içecek talebinin artacağını öngörerek ilgili ürünleri öne çıkarabiliyor ya da düzenli olarak bebek bezi siparişi veren bir kullanıcıya, ürünü tükenmeden önce kişiselleştirilmiş bir teklif gösterebiliyor. Böylece kullanıcı deneyimi daha hızlı, ilgili ve ihtiyaca göre şekillenen bir yapıya dönüşüyor. Kaan Emeç, operasyonel yapay zekânın Getir modelindeki rolünü şu sözlerle anlattı: "Yapay zekânın şirketlerde fark yarattığı gerçek nokta nasıl uygulandığıdır. Model kurmak ve özelleştirmek artık görece daha da kolaylaştı. Modeli gerçek bir iş probleminin çözümüne bağlamak ise ciddi bir birikim ve deneyim istiyor. Bizim için her sipariş, arka planda çalışan onlarca küçük modelin ve gerçek zamanlı karar sisteminin uyumuyla ortaya çıkıyor. Getir’in yaklaşık 1.200 kişilik merkez ofis kadrosunun üçte biri yazılım, mühendislik, veri ve ürün ekiplerinden oluşuyor. Ancak yapay zekâ artık belirli ekiplerin kullandığı bir araç olmaktan çıktı; şirketin tamamına yayılan bir çalışma alanına dönüştü. Kritik kararlarda ise son sözü her zaman insan söylüyor. Bizim için yapay zekâ, çalışanlarımızın üreticiliğini, stratejik bakışını ve karar verme gücünü büyüten bir araç." Alışveriş de yapay zekâyla hızlanıyor Açıklamaya göre, platformda kullanıcılarının alışverişini kolaylaştıran yapay zekâ uygulamaları da hızla çeşitleniyor. GetirBüyük hizmetindeki "Hazır Sepetin" özelliği, geçmiş alışveriş alışkanlıklarına göre her kullanıcıya özel ürün önerileri yapıyor. Getir kullanıcıları da uygulamanın kendisine önerdiği sepet üzerinden ürünleri diledikleri gibi ekleyip çıkarabiliyorlar. Yapılan kullanıcı araştırmasına göre kullanıcıların yüzde 90’ı karşılarına çıkan ürünlerin, daha önce sık satın aldıkları ve gerçekten ihtiyaç duydukları ürünler olduğunu düşünüyor. "Alışveriş Listem" özelliğiyle de kullanıcının fotoğraf olarak yüklediği veya telefonundaki notlarda metin olarak yazdığı alışveriş listesini otomatik olarak sepete dönüştürüyor. Online yemek sipariş platformu GetirYemek için geliştirilen Türkiye’nin ilk kişiselleştirilmiş yemek öneri aracı olan "Ne Yesem"le ise kullanıcılar, restoranların en çok tercih edilen ürünlerini, yorumlar ve performans verileri özetiyle görerek yemek seçimlerini daha kolay ve bilinçli yapabiliyor. Yapay zekâ araçlarıyla hazırlanan restoran özetleri ise yorum ve davranış verilerini analiz ederek kullanıcıya hızlı seçim imkânı, restorana da anlamlı geri bildirim sunuyor. Ayrıca yapay zekâ alt yapısını kullanarak menü içeriklerinden kalori tahmini yaparak formunu korumak isteyen kullanıcılara kolaylık sağlanıyor. Kaan Emeç, yapay zekânın kullanıcı deneyimindeki karşılığını şöyle ifade etti: "Alışveriş, aslında sürekli tekrar eden küçük kararların toplamı. Kullanıcılarımız her hafta onlarca seçim yapıyor; ne alacağını, ne yiyeceğini, neyin eksik olduğunu düşünüyor. Bizim hedefimiz, bu karar yükünü azaltmak, tekrar eden seçimlerini hızlandırmak ve seçim yaparken düşünmeye harcadıkları zamanı onlara geri kazandırmak. Tüm bunların sonucu olarak, uygulama içine eklediğimiz yeni özellikle kullanıcılarımıza platformumuz sayesinde ne kadar zaman kazandıklarını gösteriyor ve kazandıkları zamanın finansal karşılığını hesaplıyoruz."
Ankara Ankara’da yeni nesil stratejik analiz sistemi kuruluyor Türkiye’nin ulusal güvenlik ekosistemine akademik destek sunması hedeflenen Ulusal Güvenlik Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (UGSAE), kuruluş sürecinde son aşamaya geldi. Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde faaliyet göstermesi planlanan enstitü, ulusal güvenliği tehdit edebilecek unsurları önceden analiz ederek ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına bilimsel raporlar sunmayı amaçlıyor. Küresel ve bölgesel risklerin giderek karmaşıklaştığı bir dönemde hayata geçirilmesi planlanan UGSAE’nin, sahadaki tecrübeyi akademik yöntemlerle birleştirerek Türkiye’nin stratejik hazırlık süreçlerine katkı sağlaması hedefleniyor. UGSAE’yi klasik düşünce kuruluşlarından ayıran en önemli özelliğin, hazırlanan çalışmaların doğrudan çözüm odaklı olması olduğu belirtildi. Enstitü bünyesinde hazırlanacak raporların veri analizine dayalı, teknik değerlendirmeler içeren ve akademik formatta düzenlenen profesyonel dosyalardan oluşacağı ifade edildi. Bu çalışmalarla, ulusal güvenliği tehdit edebilecek risklerin henüz ortaya çıkmadan tespit edilmesi, risk analizlerinin yapılması ve hazırlanan değerlendirme raporlarının doğrudan ilgili kurumların kullanımına sunulması amaçlanıyor. Enstitünün insan kaynağını; emniyet, istihbarat, diplomasi ve güvenlik bürokrasisinde üst düzey görevlerde bulunmuş uzman isimler ile alanında yetkin akademisyenler oluşturacak. Bu yapı sayesinde teorik bilgi ile saha deneyiminin aynı çatı altında buluşturulacağı, Türkiye’nin karşı karşıya kalabileceği risklere yönelik uygulanabilir ve kapsamlı analizler üretileceği kaydedildi. Yedi ayrı ihtisas masası kurulacak Gölbaşı’ndaki yerleşkede faaliyet gösterecek enstitüde şu başlıklarda ihtisas masaları oluşturulacak: "Ekonomik Güvenlik Masası, Sağlık Güvenliği Masası, Gıda ve Tarım Güvenliği Masası, Enerji Güvenliği Masası, Siber Güvenlik Masası, Medya ve Algı Analiz Masası, Toplumsal Risk Analiz Masası." Her ihtisas masasının, sahada görev yapmış uzman profesyoneller ile kıdemli akademisyenler tarafından birlikte yönetileceği belirtildi. Ticari amaç gütmeksizin oluşturulan enstitünün, tamamen Türkiye’nin stratejik geleceğine katkı sağlamak amacıyla faaliyet göstereceği ifade edildi. UGSAE’nin, Türkiye’nin bekasına yönelik riskleri bilimsel yöntemlerle analiz ederek ilgili makamlara sunan profesyonel bir akademik destek mekanizması olarak hizmet vermesi hedefleniyor.