ÇEVRE - 15 Nisan 2026 Çarşamba 12:26

Bakan Yumaklı’dan zirai don açıklaması: "Geneli itibarıyla bir zirai don hadisesi yaşanmadı"

A
A
A
Bakan Yumaklı’dan zirai don açıklaması: "Geneli itibarıyla bir zirai don hadisesi yaşanmadı"

Kastamonu’da gerçekleştirilen Uluslararası Çiftçi Örgütleri Çalıştayı ve Forumu’nda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, geçen hafta itibarıyla etkili olan soğuk havanın tarımsal üretime etkisine değinerek, "Genel itibarıyla bir zirai don hadisesi yaşanmadı. Ancak lokal olarak bazı yerlerde oldu. Bu da üretimimizi büyük ölçüde etkileyecek bir unsur taşımıyor, çok şükür" dedi.


Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kastamonu’da düzenlenecek olan "Uluslararası Çiftçi Örgütleri Çalıştayı ve Forumu"na katıldı. Ilgaz Dağı’ndaki bir otelde gerçekleştirilen çalıştaya, Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Tarım Reformu Genel Müdürü Osman Yıldız, IFAD Bölge Direktörü Naoufel Telahıgue ile Kırgızistan, Tacikistan, İtalya, Moldova, Azerbaycan, Gürcistan ve Hindistan’dan üretici birliklerinin temsilcileri katıldı. Çalıştayın açılışında konuşan Bakan Yumaklı, "Aramızda, Kırgızistan, Tacikistan, İtalya, Moldova, Azerbaycan, Gürcistan ve Hindistan’dan üretici birliklerimiz var. Bu saymış olduğum ülkeler bulundukları bölgeler itibarıyla da tarımsal üretim açısından son derece önemli. Bu vesileyle bu organizasyonun hayırlar getirmesini diliyorum" dedi.



"Geneli itibarıyla bir zirai don hadisesi yaşanmadı"


Konuşmasında geçen hafta yaşanan hava sıcaklığı düşüşünün tarımsal üretime etkisine değinen Bakan Yumaklı, "Bugün artık tarımsal üretimin sadece bir üretim faaliyeti olmanın ötesine geçtiğini ifade ediyoruz. Bunu tüm platformlarda söylüyoruz. Bu manada tarımsal üretimin ulusal güvenliğin, ekonomik istikrarın ve toplumsal refahının temel dayanaklarından birisi haline geldiği hepimizin malumudur. Ancak içinde bulunduğumuz ve yeni normal olarak tariflediğimiz tepkiler tarım sektörünü derinden ve çok boyutlu risklerle yüzleştirecek bir etkiye sahip durumda. Bu risklerin başında küresel iklim krizi geliyor. Hatırlarsınız, bunun en sert etkisini geçtiğimiz yıl ülkemizde zirai don hadisesinde yaşadık. Bu yıl da geçtiğimiz yılın vermiş olduğu o tedirginlikle anbean hava olaylarını takip ettik. Bu hafta, geçtiğimiz haftanın başından itibaren büyük bir risk içeriyordu. Hamd olsun hem üreticilerimiz hem de bütün tarım teşkilatımız el ele vererek adeta hiç uyumadılar. Zirai dona karşı ne yapılması gerekiyorsa onları yaptılar. Sıcaklık değişiklikleri de bizim beklediğimiz kadar büyük oranda gerçekleşmedi. Genel itibarıyla bir zirai don hadisesi yaşanmadı. Ancak lokal olarak bazı yerlerde oldu. Bu da üretimimizi büyük ölçüde etkileyecek bir unsur taşımıyor, çok şükür" dedi.



"Türkiye gıda arz güvenliğiyle ilgili hiçbir sıkıntı yaşamamıştır, yaşamayacaktır"


Son yıllarda artan kuraklığın etkilerine değinen Bakan Yumaklı, "Bir taraftan zirai donu konuşurken diğer taraftan da kuraklığı konuşuyoruz. Küresel iklim değişikliğinin iki önemli etkisi. Her bir derecelik artışın tarımsal üretimde yüzde 8’lik kayba sebep olduğuna dair veriler var. Bu tablo hem çiftçilerimizin hem gıda sistemlerimizin sellerle, kuraklıkla, hastalıklarla, zararlılarla daha fazla mücadele edeceği bir dönemi bize gösteriyor. Bütün bu zorlukları konuşurken başka bir çelişkiyi de söylemeden geçemeyeceğim. O da şu anda bütün dünyada yaklaşık 673 milyon insanın maalesef ki açlıkla karşı karşıya kalması. 2.3 milyar insanın yeterli ve dengeli beslenmeye sahip olmaması. Buna karşılık yıllık 2.3 milyar tonluk gıdanın da israf edilmesi. İki farklı uç. Demek ki mesele sadece çok fazla üretmek değil. Asıl mesele daha doğru, daha dayanıklı ve daha adil bir üretim ve paylaşım sistemini inşa etmektir. Bütün bu gereklilikler tarımsal üretimin sadece arttırılması hedefini değil, aynı zamanda çok fazla risk faktörüyle de mücadele edilmesini gerektirmekte. Buna bir de jeopolitik meseleleri dahil edersek, bugün yakın coğrafyamızda İran ve Amerika Birleşik Devletleri, İsrail çatışması, enerji ve gübre maliyetlerinde çok önemli bir maliyet baskısını tarımsal üretimin üzerine getirmiş durumda. Bununla birlikte Türkiye’nin son yıllarda izlemiş olduğu etkin dış politika ve ileriye dönük stratejik yaklaşımlar sayesinde bu tür dalgalanmalara karşı güçlü bir duruş sergilemiş durumdayız. Bu noktada açıkça ifade etmek isterim ki üreticimiz müsterih olsun, tüketicilerimiz endişe etmesin, sanayicilerimiz de gönül rahatlığıyla yoluna devam etsinler. Türkiye bu süreçte hamd olsun, gıda arz güvenliğiyle ilgili hiçbir sıkıntı yaşamamıştır, yaşamayacaktır. Bunun en önemli nedeni de Türkiye’nin geliştirdiği çoklu tedarik stratejileridir. Proaktif yaklaşım ve küresel şoklara karşı güçlü koruma kalkanıdır" diye konuştu.



"930 milyar liralık finansmanı sektöre sağlamış durumdayız"


Tarımsal desteklerle ilgili konuşan Bakan Yumaklı, "Hamd olsun, Türkiye etrafındaki ateş çemberine rağmen, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bir barış adası ve güvenli liman olma özelliğini sürdürmektedir. Türkiye dünyadaki bütün gelişmeleri doğru okumaktadır ve sürdürülebilir stratejiler üretmeye devam edecektir. Şunu bir parantez olarak ifade etmek istiyorum. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her hal ve şartta devletimiz, bakanlığımız üreticimizin yanında olmuştur, olmaya devam edecektir. Bu doğrultuda 2025’te destekler, zirai don ile ilgili telafiler ve yatırım teşvikleriyle birlikte tarım sektörüne aktarılan kaynak 706 milyar lirayı bulmuştur. 2026 yılında bu çıtayı biraz daha yukarı çıkardık. Sulama yatırımlarından, kredi sübvansiyonlarına kadar bütün destek ve teşviklere kadar toplam 930 milyar liralık finansmanı sektöre sağlamış durumdayız" ifadelerine yer verdi.



"Üretici örgütlerine sadece birer temsil makamı olarak bakmıyoruz"


Üretici örgütlerine seslenen Bakan Yumaklı, "Tarım sektöründe elbette önümüzdeki dönemde en çok üzerinde duracağımız hususlar üretici örgütlerinin süreçte daha aktif rol almasıdır. Özellikle üretici organizasyonlarının değerlendirilmesiyle ilgili 2 yıl önce bir çalışma başlatmıştık. Şuna canı gönülden inanıyoruz, tarımın geleceği güçlü üretici örgütlerinden geçmektedir. Kooperatifler ve tarımsal örgütler sadece ekonomik bir birlikteliği ifade etmez, aynı zamanda üreticinin alın terini ve emeğini koruyan bir vazife, görev ve misyon edinmek zorundadır. Güçlü ölçekli üreticilerin pazarda söz sahibi olması, rekabet gücünün artması ve onların gelir istikrarının sağlanabilmesi sadece ve sadece güçlü üretici örgütleriyle mümkündür. Üretimin sürekliliğini sağlayan, tedarik zincirini güçlendiren ve kriz anlarında sistemi ayakta tutan da eğer güçlüyse bu yapılardır. Bunun altını çizmek istiyorum. Bu manada üretici örgütleri güçlü üretim demektir, güvenli gıda arzı demektir ve bütün bunlar güvenli geleceğin inşası anlamına gelir. Amacımız özellikle üretici örgütlerinin derecelendirmesinde daha kurumsal olunmasını istiyoruz, daha şeffaf olunmasını istiyoruz, daha rekabetçi olunmasını istiyoruz ve sürdürülebilir olunmasını istiyoruz. Biz üretici örgütlerine sadece birer temsil makamı olarak bakmıyoruz. Bu doğrultuda hem kendi üyelerinin hem de ülkemizin tarımsal geleceğini daha yukarıya taşıyacak olan üretici örgütlerinin tekrar kendilerini bir kez daha kontrol etmelerini istirham ediyorum. Bugün ulaştığımız noktada 1. dereceye ulaşan üretici örgütleri bizden sadece bir belge almıyorlar, aynı zamanda başarı hikayesini oluşturmuş oluyorlar, güven göstergesini ifade etmiş oluyorlar ve gelecek inşa ediyorlar. Bu yapılar çiftçimizin özellikle pazardaki gücünü tahkim edebilmesi açısından, üretim zincirini sağlamlaştırması açısından ve ülkemizin gıda güvenliğini sağlaması açısından çok önemli" şeklinde konuştu.


"Örgütlü tarımsal üretim bir tercih değil, bir zorunluluktur" ifadelerine yer veren Yumaklı, "Bu nedenle hem desteklerimize hem teşviklerimize hem de reformlarımızla üretici örgütlerimizi, hep birlikte çalışarak daha güçlü, daha dayanıklı, sürdürülebilir hale getireceğiz. Bu süreçte tarımın tamamında olduğu gibi, Sayın Cumhurbaşkanımızın da bizlere çok önemli desteği ve cesaret var. Bunları da ifade ederek Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı arz ediyorum. En önemli teşekkür ülkemizin tarımsal üretimi için gecesini gündüzüne katan, tarlada, bağda, bahçede, ahırda, tarımsal üretim neredeyse orada olan bütün üreticilerimize, bütün çiftçilerimize ve onların temsilcisi olan tarımsal üretim örgütlerimize teşekkür ediyorum" dedi.



Bakan Yumaklı’dan zirai don açıklaması: "Geneli itibarıyla bir zirai don hadisesi yaşanmadı"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Tera’dan konuta yatırım imkanı Tera Porföy, gayrimenkul yatırımlarında erişimi kolaylaştıran yeni modeli hayata geçiriyor. Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu (TN1), nitelikli yatırımcılara minimum 100 bin liralık katılım payı ile gayrimenkul proje gelirine ortak olma imkanı sunuyor. Türkiye’nin finans alanında yenilikçi ve öncü gruplarından Tera, gayrimenkul yatırımlarında erişimi kolaylaştıran yeni modeli hayata geçiriyor. Tera Grubu şirketlerinden Tera Portföy, ilk proje gayrimenkul yatırım fonu olan Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu’nu (TN1) minimum 100 bin lira katılım bedeliyle nitelikli yatırımcılara sundu. TN1, kurumsal ve bireysel tüm nitelikli yatırımcılara hitap ediyor. Diğer Proje GYF’lere göre katılım tutarının düşük tutulduğu fon, yeni bir bakış açısıyla alım tarafında daha esnek, daha fazla yatırımcıya hitap eden, tek bir projeye değil başka projelere de yatırım yapan bir yapıda olacak. Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje GYF’nin ilk projesi, İstanbul’un yükselen değeri Sancaktepe’deki Sancak Dora Projesi olacak. Sancak Dora Projesi, şirket güvencesinde, yaklaşık 7 bin metrekare arsa üzerinde 218 bağımsız bölümden oluşan bir proje. Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, "Grup olarak yeni yatırım araçları geliştirerek bireysel yatırımcılara sunmayı hedefliyoruz. Bu hedefimiz doğrultusunda ilk proje GYF’mizi hayata geçiriyoruz. Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje GYF’nin diğer GYF’lerden birçok farkı olacak. Özellikle biz yeni projeleri TN1’e dahil ederek sürekliliği olan bir fon oluşturacağız" dedi. TN1’i öne çıkaran özellikleri Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Temmuz 2024 tarihinde yayımladığı tebliğ ile proje gayrimenkul yatırım fonları kurulmasının önünü açarak, konut üretimini artıracak yeni stratejik hamle yaptı. Yeni düzenleme ile fonların doğrudan proje geliştirme faaliyetlerine yatırım yapılabilmesi sağlanırken, bugüne kadar 42 adet proje gayrimenkul yatırım fonu nitelikli yatırımcılara sunuldu. Toplam 250 milyar TL’yi aşan portföy büyüklüğüyle mevduat banka grupları dışındaki portföy yönetim şirketleri içinde ilk sırada yer alıyoruz. Tera Porföy’ün ilk proje gayrimenkul yatırım fonunu kategorideki diğer fonlardan ayıran birçok özellik bulunuyor. Emre Tezmen, TN1 fonuyla ilgili şunları söyledi: "Diğer GYF’ler genelde belirli dönemlerde alım satıma açık. Bizim fon TN1, her gün alıma açık olacak. Diğer GYF’ler genelde yüksek katılım tutarı ve sınırlı yatırımcıya sahip. Biz katılım tutarını düşük tuttuk. 100 bin lirası olan nitelikli yatırımcı doğrudan fon alabilecek. Dolayısıyla yatırımcı sayısı fazla olacak." Tüm sürece ortak olunuyor "Şirket olarak, yatırım fonlarımızdaki performansımızı ve tecrübemizi gayrimenkul tarafına taşıyarak yatırımcılarımıza yeni bir yatırım alternatifi sunuyoruz" diyen Emre Tezmen süreci şöyle anlattı: "Şirket olarak, süreci başından sonuna kadar profesyonel şekilde yönetiyoruz. Yani projenin sahibi fon. Yatırımcı operasyonel hiçbir yük almadan, bir gayrimenkul projesinin hem yatırımcısı hem ortağı oluyor. Yatırımcı arsa alımından projenin satışına kadar olan tüm sürecin kazancına ortak oluyor. Hem proje geliştirme kârı hem de konut satışı geliri elde ediyor." Sancak Dora projesinin toplam büyüklüğünün yaklaşık 3 milyar lira olacağını belirten Tezmen, gerekli resmi izinlerle birlikte inşaata başlamayı ve 18 ay gibi kısa sürede projeyi tamamlamayı hedeflediklerini söyledi. Tezmen "Bu fonumuza sürekli yeni projeleri ekleyeceğiz. Şu anda Türkiye genelinde görüştüğümüz şirketler ve arsa sahipleri var. Projelerini, arsalarını Tera ile geliştirmek istiyorlar" dedi. Alım-satım nasıl olacak? Yapılan açıklamaya göre, Gayrimenkul Yatırım Fonu’nda minimum katılım tutarında alt limit düşük tutuldu. 100 bin TL’si olan nitelikli yatırımcılar alım talimatı verdiğinde işlem ertesi gün gerçekleşecek. Fon’dan 2 yıl öncesinde çıkan yatırımcılardan yasal düzenlemeler dahilinde yüzde 17,5 stopaj vergisi alınırken erken çıkış komisyonu da yüzde 20 olarak belirlendi. Fon 2 yıl elde tutulduğunda ise stopaj sıfırlanıyor. Fona sürekli yatırımcı alımı yapılacak Gayrimenkul Yatırım Fonu’nun (TN1) değerleme süreciyle ilgili bilgi veren Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ethem Umut Beytorun, fonda uzun süre kalanların avantajlı olacağını söyledi. Beytorun, şunları ekledi: "TN1, diğer fonlarda olduğu gibi satışa kapanmayacak, sürekli giriş imkânı olacak. Fonda katılım pay tutarı 100 bin lira olacak. Her ay proje ilerleme raporu hazırlanarak, fonun pay fiyatı güncellenecek. Üçüncü yıldan itibaren de katılımcılara ayrıca kar payı dağıtılacak. Mevzuat gereği fonda iki yıldan uzun süre kalanlar için stopaj sıfıra düşüyor. Erken çıkanlar için de komisyon söz konusu. Uzun vadeli düşünen yatırımcılar kazançlı çıkacak." ’’Kazanan yatırımcı olacak’’ TN1’in yatırımcılarından FCR GYO’nun Yönetim Kurulu Başkanı Fecri Koça "Türkiye’de bugüne kadar gayrimenkul tarafında kazanan taraf genellikle arsa sahibi ve müteahhit oluyordu. Ancak Sayın Emre Tezmen’in fikri ile kurulan bu fon, bu anlayışa farklı bir bakış açısı getiriyor. Arsa sahibi ve müteahhidin kazandığı bu yapıya bir anlamda yeni bir çağrı yapılıyor ve bundan sonraki süreçte bu kazanç artık yatırımcıya da açılıyor" dedi. Peker GYO Genel Müdürü Ramazan Işık da şunları söyledi: "Sancak Dora, Peker GYO olarak içinde yer aldığımız ve kesinlikle inandığımız bir proje. İstanbul’un hızla gelişen bölgelerinden olan Sancaktepe’deki bu lokasyonu çok öncesinden doğru değerlendirdik. Projenin potansiyelini gördük. Emre Bey’in ortaya koyduğu ve sektörde öncü olan fon modelini ise ayrıca değerli buluyorum. Biz bu modelin içinde hem proje ortağı hem de inanan taraf olarak yer alıyoruz. Gayrimenkul Türkiye’de her zaman kazandıran bir yatırım aracı oldu. Bu yapının onu çok daha geniş bir kitleye açacağına inanıyoruz." Proje GYF’ler konut arzına katkı sağlıyor Açıklamaya göre, Gayrimenkul yatırım fonları (GYF) yatırımcılar için düşük miktarlarla gayrimenkul yatırımı yapma imkânı sağlıyor. 2014’te SPK’nın özel tebliğiyle temeli atılan GYF’ler ile yatırımcılar, konut, otel, veya ticari mülkler gibi gayrimenkullere yatırım yapabiliyor. Bu fonlarla gayrimenkul yatırımı yapıldığında yatırımcının tapuyla, vergi dairesiyle veya sigorta işlemleriyle uğraşması gerekmiyor. Geleneksel gayrimenkul yatırım fonlarının portföylerinde sadece bitmiş gayrimenkuller bulunurken, proje GYF’ler ise henüz geliştirilmemiş veya geliştirme aşamasındaki projelere yatırım yaparak ülkedeki konut açığının kapatılmasına katkı sağlıyor. SPK mevzuatı gereği fon, topladığı kaynağın yüzde 80’ini takvim yılı sonuna kadar gayrimenkule yatırmak zorunda. Mevcut mevzuat ve düzenleyici sistemler çerçevesinde Proje GYF’ler güvenli yatırım yapıları konumuna gelirken gayrimenkul projelerinin finansmanında etkin "can suyu" özelliği taşıyor.
Ankara Kızılay 161. kan bağış noktasını Ankara’da hizmete açtı Türk Kızılay, ülke genelinde artan kan ihtiyacını karşılamak ve bağışa erişimi kolaylaştırmak amacıyla 161’inci kan bağış noktasını Ankara’da hizmete açtı. Türk Kızılay, Ankara’daki 11’inci, ülke genelindeki 161’inci kan bağış noktasını Batıkent’te hizmete açtı. Açılış törenine Yenimahalle Kaymakamı Tahsin Kurtbeyoğlu ve Türk Kızılay Genel Sekreter Yardımcısı Şükrü Can da katıldı. Açılışta konuşan Kızılay Genel Sekreter Yardımcısı Şükrü Can, 2025 yılında 3 milyon ünite kan bağışının tarihi bir rekor olduğunu belirterek, "3 milyon ünite kanı nasıl sağlıyoruz? Türkiye genelinde 300’ün üzerinde noktada faaliyet gösteriyoruz. Her gün yaklaşık 9 bin ünite kan alıyor, bunu 18 bölge merkezine taşıyor ve testlerden geçiriyoruz. Ardından yaklaşık bin 200 hastaneye ulaştırıyoruz. Bu inanılmaz bir organizasyondur. Her gün bu sistemi yürütüyoruz. Çünkü kan milli bir meseledir. Bu nedenle bu önemli görevi yaklaşık 4 bin personel ve bine yakın araçla sürdürüyoruz. Yaptığımız bu hizmetle bir yılda katedilen mesafe neredeyse dünyanın etrafını 8 kez dolaşmaya eşdeğerdir" dedi. "Milletimiz Kızılay’a güveniyor ve sahip çıkıyor" Bir ünite kanın üç insanın hayatına can kattığını vurgulayan Can, "Bu nedenle düzenli kan bağışçılarımızın artmasını istiyoruz. 2025 itibarıyla düzenli bağış oranı yüzde 47’ye ulaşmıştır. Bu çok kıymetli bir seviyedir. Bu şu anlama gelir; milletimiz Kızılay’a güveniyor ve sahip çıkıyor. Gönülden bağış yapan vatandaşlarımız bu güvenin en büyük göstergesidir" şeklinde konuştu. "Verdikleri kanın kime gittiğini bilmeden insanlık için bağışta bulunmaktadır" Yenimahalle Kaymakamı Tahsin Kurtbeyoğlu ise, "157 yıl önce yaralı askerlere yardım amacıyla kurulmuş olsa da bugün dünyanın neresinde bir ihtiyaç varsa oraya ulaşmaktadır. Kan bağışçıları da bu anlayışla hareket etmektedir. Verdikleri kanın kime gittiğini bilmeden insanlık için bağışta bulunmaktadırlar. Bu bağışı yapan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu açılışın yenilerine vesile olmasını diliyorum" dedi. Türk Kızılay’ın "Birbirimize candan bağlıyız" sloganıyla yürüttüğü kan bağışı kampanyası kapsamında açılış programı bitiminde hayırsever destekçilere plaket takdim edildi. Türk Kızılay kan bağışında tarihi bir başarıya ulaştı Türk Kızılay, ülke genelinde 18 bölgede 68 kan bağış merkezi ile sabit ve mobil ekipler aracılığıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında her gün yaklaşık bin 140 hastanenin kan ihtiyacını karşılıyor. Günlük yaklaşık 9 bin ünite kana ihtiyaç duyuluyor. Geçtiğimiz yıl hedeflenen 3 milyon ünite kan bağışına ulaşarak tarihi bir başarıya ulaşan Türk Kızılay’ın başta şehir meydanları olmak üzere çeşitli noktalarda kan bağış noktaları bulunuyor. Ankara’da hizmet veren 11’inci kan bağış noktası olan Batıkent Kan Alma Birimi, yılda 10 bin üniteyi aşkın kan bağışı toplanmasını sağlayacak.