KÜLTÜR SANAT - 26 Ocak 2026 Pazartesi 12:47

Kastamonu yöresinin kültürünü yansıtan biblo bebekler tescillendi

A
A
A
Kastamonu yöresinin kültürünü yansıtan biblo bebekler tescillendi

Kastamonu’da akademik çalışmayla tasarlanan yöresel kadın kıyafetli minyatür bebekler, tescillenerek koruma altına alındı. Bebekler, Azerbaycan başta olmak üzere birçok ülkeden rağbet görmeye başladı.


Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Seyhan Yılmaz ile öğrencisi olan Kastamonu Bilim ve Sanat Merkezi Görsel Sanatlar Başöğretmeni Alime Belleyici tarafından tasarlanan Kastamonu yöresi biblo bebeği, Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan tasarım tescil belgesi almaya hak kazandı. Kastamonu’nun geleneksel kadın kıyafetlerinden ilham alınarak el işçiliğiyle üretilen biblo bebekler özgünlüğüyle dikkat çekiyor. Tescil süreciyle birlikte bu özel tasarım, hem estetik hem de kültürel bir değer olarak fikri mülkiyet haklarıyla güvence altına alındı.


Yaklaşık 28 santimetre boyutundaki biblo, Kastamonu’nun Azdavay ve Pınarbaşı ilçelerine özgü yöresel kadın giysilerini minyatür ölçekte başarılı bir şekilde yansıtıyor. Biblo tasarımında şal desenli başörtüsü, işlemeli cepken, entari ve geleneksel önlük gibi unsurlar ön plana çıkarken, figür, seramik formunda bir kaide üzerinde ayakta duran kadın figürü olarak tasarlandı. El ve kalıpta biçimlendirme teknikleriyle üretilen biblo, sır altı dekor tekniğiyle hazırlanarak bin 50 derecede sırlı pişirime tabi tutuluyor. Ardından sır üzerine 750 derecede altın yaldız dekor uygulanarak son hali veriliyor. Sanatsal detayların titizlikle işlendiği bebekler hem dekoratif obje hem de kültürel temsil aracı olarak öne çıkıyor.


Prof. Seyhan Yılmaz’ın akademik rehberliğinde geliştirilen çalışma, öğrencisi Alime Belleyici’nin sanatsal katkılarıyla somutlaşarak Kastamonu’nun kültürel tanıtımına önemli katkılar sunan, geleneksel el sanatlarının çağdaş formlarla yaşatılmasına yönelik örnek bir uygulama niteliği kazandı. Hediyelik olarak hazırlanan biblo bebekler, başta Azerbaycan olmak üzere birçok ülkeden rağbet görüyor.



"Kastamonu’nun tanıtımı açısından oldukça önemli"


Kastamonu’nun küresel bir mirasının koruma altına alındığını ifade eden Prof. Seyhan Yılmaz, "Kastamonu’nun geleneksel kadın kıyafetlerinden esinlenerek ortaya çıkarılmış olan biblo bebeğin tescillenerek özgünlüğü belgelendi ve fikri mülkiyet hakları koruma altına alındı. Bu tasarım sadece estetik bir objeyi değil, aynı zamanda Kastamonu’nun kültürel miras öğesini güvence altına alan anlamlı bir adım oldu. Kastamonu’nun geleneksel kadın kıyafetlerinden esinlenerek ortaya çıkarılmış olan bir biblonun en dikkat çekici yönü özellikle Kastamonu’nun Azdavay ve Pınarbaşı ilçelerinde kadınların hala günümüzde de giydikleri işlemeli cepkeni, renkli entarisi, önlüğü, belindeki kuşağa ve başındaki fesi ile bu geleneksel unsurları minyatür ölçekte başarıyla yansıtmasıdır. Biblonun yerel ve geleneksel unsurları taşıması, altındaki kaidesiyle sergilemesinin kolay olması aynı zamanda bir kültür temsil aracı ve hediyelik obje niteliği taşıması Kastamonu’nun tanıtımı açısından oldukça önemli bir gelişmedir. Bu tescil aynı zamanda bir tasarım tescilini yaparken aynı zamanda Kastamonu’nun kültürel miras öğesini de güvence altına almıştır ve bu tasarım aynı zamanda Kastamonu’nun tarihi belleğini, kültürel kimliğini ve geleneksel unsurlara atıfta bulunmaktadır. Somut kültürel miras ögesi olarak hem sanatsal hem de hukuki anlamda bir biblonun tescillenmiş olması Kastamonu için önemli bir adımdır. Bu ve bunun gibi çalışmaları daha sonraki yapılacak olan çalışmalara örnek teşkil edeceğini düşünüyorum" dedi.



"7 coğrafi bölgeden folklorik giysileri bu biblolar üzerinde yansıttık"


Ele aldıkları 15 figürü ilk etapta çalıştıklarını söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, "Turistik gezi amacıyla tarihi, kültürel mekanları gezdiğimiz illerde, çeşitli coğrafyalara gittiğimizde oraya dair bir ana hediye alma aslında düşüncesini ortaya çıktı. Ziyaretlerimiz sırasında çoğu zaman o yöreye özgü hediye oluşturulabilecek çok fazla eser ya da hediyelik obje olarak alacak bazen bir şey bulamıyoruz. O nedenle ’hiç değilse kendi kültürümüze özgü bazı unsurları taşıyan hediyelik obje yapabilir miyiz’ acaba diye düşündük. Fikir böyle çıktı. Bunun üzerine Alime hocama bu tez konusunu verdik. Başarılı bir çalışma yürüttü. 2018 yılında tezini başarıyla bitirdi. 15 figür ele aldık, 7 coğrafi bölgeden folklorik giysileri bu biblolar üzerinde yansıttık" diye konuştu.



"Azdavay ve Pınarbaşı ilçelerinin kıyafetinin daha gösterişli olması sebebiyle bunu seramik lüle olarak yorumlamaya çalıştık"


Projeyle ilgili konuşan Alime Belleyici ise, "Kültürel mirasımızı yaşatabilmek için incelemiş olduğunuz 7 bölgemizden yola çıkarak elde bulunan, yapılmış olan çubuk bebekleri inceleyerek gelecek nesillere aktarmak sebebiyle böyle bir fikirden yola çıkarak ürünümüzü oluşturmaya çalıştırdık. Kastamonu’nun önde gelen yöresel kıyafetiyle dikkat çeken Azdavay ile Pınarbaşı ilçelerini inceledik. Buradaki bebeğin kıyafetinin daha gösterişli ve anlamının öne çıkması sebebiyle bunu irdeleyerek seramik lüle olarak yorumlamaya çalıştık. Aslına uyarak birebir şekillendirme yapıldı, boyama da aynı şekilde devam etti. Bu şekilde ürünümüzü ortaya çıkardık. Çalışma zamanımız biraz zahmetli ve uzun bir zaman alıyor. Haliyle yapılan kalıplar üzerinden yola çıkarak ürünü ilk etapta oluşturmaya çalıştık. Daha sonra elde şekillendirdik. Elle şekillendirme eğer bir gün boyunca sabit durursak başında 10 saatimizi alıyor. Eğer bekleyip de bibloyu yaparsak 1,5 günü bulmaktadır, sonra bunu pişirme aşamaları var. Bin 50 dereceyle bisküvi pişirimi yaptık. Daha sonra renklendirmeye sırlı pişirim dediğiniz 950 dereceyle pişirimi gerçekleştirdik. Üzerine yapılan çalışma motifleri sıra altı dekor ile işledik" şeklinde konuştu.


Biblo bebeklerin rağbet gördüğünü söyleyen Belleyici, "Biblo bebeklerin tanıtılması en önemlisiydi ve bunu bir koruma altına alınması isteniyordu. Bunu da tasarımla gerçekleştirdik. Piyasaya sürüldüğü zaman yoğun talep oldu. Özellikle hediye olarak düşünüldü. Bunu da Azerbaycan’da yaklaşık 30 ürün ile gerçekleştirdik. Önemli kişilere hediye edilmek üzere Azerbaycan’a gönderildi. Kısaca ürünlerimizin kimliğiyle bu şekilde gerçekleştirerek tanıtmayı düşünüyoruz. Zaman ayırabilirsek güzel bir bütün illerimizi de katarak folklorik kıyafetleri eşliğinde bütün illerimizi de katarak bunları bir duyurmaya, bir tanıtmaya hedeflemekteyiz" ifadelerini kullandı.



Kastamonu yöresinin kültürünü yansıtan biblo bebekler tescillendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Minik Aytuna’nın kayak keyfi kabusa döndü: Pistte çarpıp kaçtılar, kalçası kırıldı Edirne’den ailesiyle birlikte tatil için Samsun’daki Ladik Akdağ Kayak Merkezi’ne gelen 11 yaşındaki Aytuna Yazıcı’nın kayak keyfi kısa sürede kabusa döndü. Pistte hızla gelen bir kişinin çarpıp kaçması sonucu yere savrulan Aytuna’nın kalça kemiği kırıldı. Yaklaşık 4 saat süren ameliyatın ardından tedavi altına alınan küçük çocuk, "Benim zoruma giden kemiğimin kırılması değil, o adamın bana çarpıp özür dilemeden kaçmasıydı" sözleriyle yaşadığı travmayı anlattı. Olay, dün Ladik Akdağ Kayak Merkezi’nde düzenlenen festival sırasında meydana geldi. Ailesiyle birlikte kayak tatiline gelen Aytuna Yazıcı, kuzeniyle birlikte pistte bulunduğu sırada arkadan hızla gelen bir kişinin çarpmasıyla metrelerce savruldu. Çarpan kişinin durmadan olay yerinden uzaklaştığı öğrenilirken, pistte kamera bulunmaması nedeniyle şahsın kimliği tespit edilemedi. Bir özür bile dilemedi Yaşadıklarını anlatan Aytuna Yazıcı, kayak merkezine varmalarının üzerinden henüz 10 dakika geçtiğini belirterek, "Kuzenimle yukarı çıkmıştık. Bir adam bana doğru gülerek çok hızlı geliyordu. Çarpınca havada döndüm, ayağım kopmuş gibi hissettim. Adam kızağına binip kaçtı. Yanındaki kişi de ‘ne uğraşacağız bunlarla’ diyerek onu götürdü. Orada hiç kamera yoktu. Benim zoruma giden kemiğimin kırılması değil, o adamın durup özür bile dilememesiydi" dedi. Futbol oynadığını söyleyen Aytuna, yaşadığı sakatlığın spor hayatını da etkileyeceğini ifade ederek, "Uzun süre top oynayamayacağım. Topu kullandığım bacağımda kalçam kırıldı. Futboldan geri kalacağım" diye konuştu. "Tüm ilgili birimlerden gerekli güvenlik ve düzenlemelerin yapılmasını rica ediyorum" Olayla ilgili konuşan baba Hakan Yazıcı ise yetkililere çağrıda bulundu. Akdağ Kayak Merkezi’nde bir etkinlik olduğunu duyduklarını ve uğradıklarını belirten Yazıcı, "Geldikten 5-10 dakika sonra bu olay yaşandı. Çarpan kişiyi biz görmedik, çocuklar birebir yaşadı. Ambulans Ladik’ten geldi, sağlık ekipleri ellerinden geleni yaptı. Çocuğumun kalça kemiği kırıldı ama başını da vurabilirdi, daha ağır bir travma yaşanabilirdi. Telesiyej direklerinde pisti gören güvenlik kamerası olmadığı için çarpan kişi tespit edilemedi. Tüm ilgili birimlerden gerekli güvenlik ve düzenlemelerin yapılmasını rica ediyorum" ifadelerini kullandı.
Muğla Muğlaspor Teknik Direktörü Durmuş: "Bu sezon yaşadığımız en zor 10 dakikaydı" Muğlaspor Teknik Direktörü Besim Durmuş, deplasmanda Beykoz Anadoluspor’u 2-1 mağlup ettikleri karşılaşmanın ardından maçın özellikle son bölümüne dikkat çekti. Deneyimli teknik adam, "Maçın 70 dakikası harikaydı ama son 10 dakika bu sezonun en zor anlarıydı" dedi. Muğlaspor, TFF 2. Lig’de hafta sonu deplasmanda karşılaştığı Beykoz Anadoluspor’u 2-1 mağlup ederek liderlik yarışındaki iddiasını sürdürdü. Yeşil-beyazlı ekip, maç eksiğine rağmen 44 puanla 2. sıradaki yerini aldı. Muğlaspor Teknik Direktörü Besim Durmuş şu açıklamalarda bulundu: "Hafta sonu oynadığımız maçın zor olacağını biliyorduk. Her ne kadar olursa olsun kazanan davranışımızı ortaya koyup yarışmak istiyoruz. Bu sezon başından beri hayalimiz buydu. Ligin boyu kısaldıkça da bulunduğumuz yerden ayrılmak istemiyoruz" "Maç tamamen bizim kontrolümüz altındaydı" Beykoz karşılaşmasının iki takım açısından da zor geçtiğini vurgulayan deneyimli teknik adam, "Beykoz maçı iki taraf için de zordu. Zemin ağırdı. Maçın tamamına yakın bir bölümünü önde geçirdik ve iyi oynadık. Savunmada ve hücumda oyuna hakimdik. 70-80’inci dakikalara kadar çok zevkli bir maç oldu, maç tamamen bizim kontrolümüz altındaydı" dedi. "Kaptanımızın sakatlığı savunmada boyumuzu kısalttı" Maçın son bölümünde ciddi sıkıntılar yaşadıklarını dile getiren Durmuş, şunları söyledi: "Maçın son 10-15 dakikasında çok büyük sorunlar yaşadık. Berabere bitebilirdi, son dakika gol yedik, bir tane daha yiyebilirdik. Maçın 70 dakikası için ‘harika’ diyebilirim ama son dakikalar için aynı şeyi söyleyemem. Skoru aldıktan sonra içgüdüsel olarak daha rahatladık. Ön alan baskısına devam ettik, halbuki daha koruyucu amaçlı ikinci bölgede kalabilirdik. Oyunu kendi haline bıraktık. Maalesef bu süreçte kaptanımız Mehmet’in sakatlanıp çıkması savunmada boyumuzu kısalttı. Rakip uzun toplara dönünce karambol toplardan sıkıntı yaşadık ve oyun kontrolü bizden çıktı. Bu sezon yaşadığımız en zor 10 dakikaydı" Bu sürecin kendileri için önemli bir ders olduğunu vurgulayan Durmuş, sözlerini şöyle tamamladı: "Onun dışında oyunumuz tamamen iyiydi. Oyuncularımız seyrederek ve analizini iyi yaparak maçların sonunda kazandıktan sonra korumayı iyi yapmamız gerektiğini bir kez daha öğrendik. Bu bize ders oldu. Pahalıya da patlayabilirdi. Kazandık, oyuncuları ve emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Bundan sonraki düşüncemiz Buca maçını kazanmak"