KÜLTÜR SANAT - 11 Ocak 2024 Perşembe 14:57

Öğrencilerin eski eşyaları sergisi tarihe yolculuk yaptırdı

A
A
A
Öğrencilerin eski eşyaları sergisi tarihe yolculuk yaptırdı

Kastamonu’da öğrencilerin evlerindeki eşyaları bir araya getirerek açtıkları sergi, vatandaşları geçmişe götürdü. 200 parçadan oluşan sergide kentin tarihi ve kültürünü yansıtan birçok eşya yer aldı.


Kastamonu Üniversitesi tarafından hazırlanan ve TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı (BİDEB-2209-A) tarafından desteklenen “Çocuktan Al Tarihi” projesi geçmişe götüren bir sergi ile sona erdi. Proje çerçevesinde Darende Ortaokulunda eğitim gören 5. sınıf öğrencilerince hazırlanan “Benim Ailem, Benim Tarihim, Benim Kültürüm” sergisi büyük beğeni topladı. Kastamonu Üniversitesi Eğitimin Felsefi, Sosyal ve Tarihi Temelleri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ramazan Alabaş’ın yürütücülüğünü yaptığı proje çerçevesinde öğrenciler, evlerinde muhafaza ettikleri ve aile büyüklerinin kullandığı eşyalarla sergi açtı. Ziyaretçilere tarihi bir yolculuk yaşatan serginin açılışına Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Kaçar, Kastamonu Üniversitesi Eğitimin Felsefi, Sosyal ve Tarihi Temelleri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ramazan Alabaş, Kastamonu Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş, Şube Müdürü Halil İbrahim Kara, Darende Ortaokulu Müdürü İlhami Yılmaz, okul müdürleri, öğretmen, öğrenci ve veliler katıldı. Sergide öğrencilerin ailelerinden edindikleri 200’den fazla çeşitli eşya yer aldı.



“Öğrencilerimiz, kültür çalışması yaparak, sözlü tarih ve akabinde asıl hedefimiz olan tarih yazdılar”


Serginin açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Eğitimin Felsefi, Sosyal ve Tarihi Temelleri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ramazan Alabaş, “Günümüzde bilgi güçtür. Bilginin güce dönüşebilmesi için her şeyden önce nitelikli bilgiye ihtiyaç vardır. Nitelikli bilginin oluşabilmesi için de sorgulama temelli araştırmalara ihtiyaç var. Tarih bilgisi söz konusu olduğunda da bu durum geçerlidir. Tarih eğitimi küçük yaşlardan itibaren okullarımızda önemsenen konulardan bir tanesidir. Tarih eğitiminin çeşitli becerilere vurgu yapan disiplin içerikli amaçlarının yanında kültüre, mirasa vurgu yapan sosyal amaçlarıyla karşımıza çıkar. Bu ikisini dengede götürebilmek için öğrencilerimizin tarih ile iç içe kaynaklarla baş başa aynı zamanda o tarihi hissederek işe yarar bilgiler öğrenmesi gerekiyor. Bu açıdan küçük yaşlardan itibaren öğrencilerin adeta birer küçük tarihçilere bürünmeleri önemlidir. TÜBİTAK 2209 projesi çerçevesinde desteklenen projemizde bu amaca uygun olarak çocuklarımızın, sorgulama temelli araştırmalar yapabilmeleri ve bunları özellikle bu proje çerçevesinde sözlü tarih çalışmaları içerisinde ele alarak aile tarihi, aynı zamanda ailelerimizin gözü gibi baktığı kültürel miras unsurlarını öğrenerek, onlar üzerinde analizler yaparak tarihi düşünmeyi gerçekleştirebilmelerine yönelik bir projeydi. Bununla ilgili öğrencilerimizle birlikte üç hedef belirledik. İlk hedefimiz kültür çalışması, ikinci hedefimiz sözlü tarih ve belki de asıl hedefimiz tarih yazıyorduk. Öğrencilerimiz tarih yazabilir miyim diye biraz düşünceliydi. Bazı öğrencilerimiz ben tarih yazamam dedi. Ama projemizin sonunda öğrencilerimizin hepsi birer tarihçi olabileceklerini göstermiş oldular ve kendilerine özgü eserler ortaya çıkardılar. Aile tarihlerini yazdılar, sözlü tarih çalışması çerçevesinde önce yakın tarihten başladılar. Anne ve babalarıyla, kardeşleriyle görüştüler. Projemize anne ve babalarda ortak oldu. Onlarla görüştüler, kendi çocukluklarından, oyuncak oynadıkları günlerden başladılar. Çemberi biraz genişleterek aile büyüklerinin tarihini öğrenmeye doğru ilerlediler. Bunu da başardılar. Ses kayıt cihazlarını ellerine alıp, randevulu bir şekilde görüşmeler yaptılar. Hatta bu süreç içerisinde ailelerinden kalan eserler yanında büyüklerinden kalan o kültürel miras unsurlarını belirlediler. Bunları da arkadaşlarına sundular. Ardından bütün Kastamonu’ya bunları sunmak istediler. Bu yüzden bugün bu sergiyi tertip ettik. Herkesin beğeneceğini umuyorum” dedi.



“Bizler kültürümüzü geleceğe taşıyacağız ve yaşatacağız”


Kentin kültürünü geleceğe taşıyarak yaşatacaklarını söyleyen Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş ise, “Bu çağa ayak uyduracak aynı zamanda medeniyet değerleriyle de barışık, medeniyet değerlerini kişileştirmiş bir nesil yetiştirme gayreti içerisindeyiz. Bilindiği üzere ülkemizin Büyük Türkiye, Güçlü Türkiye hedefi bulunuyor. Türkiye yüzyılı çerçevesinde bizler de öğrencilerimizin sadece akademik anlamda değil sosyal, sportif, kültürel aynı zamanda teknolojik faaliyetlerle de donatmayı düşünüyoruz. Bunları yaparken de kendi medeniyet değerlerimizde var. Bizler köklü bir medeniyetin mirasçılarıyız. Bu mirası da geleceğe devredeceğiz. Bu çerçevede sergide gördüklerimiz aslında toplumun kodları oluyor. Bir insanın varlığını devam ettirebilmesi için nasıl DNA’sı var ise buradaki ürünler de toplumun DNA’sını oluşturuyor. Bu kodlar aracılığıyla da bizler kültürümüzü geleceğe taşıyacağız ve yaşatacağız. Bunu yaptığımız taktirde gerçekten Büyük ve Güçlü Türkiye hedeflerine hep beraber ulaşmış olacağız” şeklinde konuştu.



“Üniversite öğrencilerimizin girişimci ve projeci yanlarını destekliyoruz”


Kastamonu’nun kadim bir şehir olduğunu ifade eden Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Kaçar da, “Osmanlı’nın son döneminden bu yana öğretmen yetiştirmede okullarıyla buna katkı veren bir şehir. Bizler Eğitim Fakültesi olarak 1956 yılında Kız Öğretmen Okulu ile başlayan öğretmen yetiştirme sürecinin bugünkü temsilcileriyiz. Bizler öğretmen yetiştiren bir kurumuz. Bizler, öğretmen yetiştirirken günümüz şartlarıyla donatılmış girişimci ve projeci öğretmenler yetiştirmeye gayret ediyoruz. Proje deyince ülkemizde ilk akla TÜBİTAK geliyor. TÜBİTAK, bilim insanlarına proje verirken meslek mensubu olarak yetişen üniversite öğrencilerinin girişimci ve projeci yanlarını da destekliyoruz. Fakültemiz öğrencileri tarafından Ramazan Alabaş hocamızın danışmanlığında TÜBİTAK tarafından desteklenen Darende Ortaokulumuzun öğrencileri ve velileriyle işbirliği halinde büyük bir özenle oluşan çalışma süreci sonunda tamamlanan projenin tanıtımı ve sonuçlarını burada açtığımız sergi ile göstermek istedik. Bu düşünce ile bu sergiyi düzenlemiş bulunuyoruz” diye konuştu.


Konuşmaların ardından serginin açılış kurdelesi, öğrencilerle birlikte kesildi. Ardından Kaçar, Gümüş ve Alabaş, sergiyi gezerek öğrencilerden evlerinden getirdikleri tarihi eşyalarla ilgili bilgiler aldı. Velilerin de yoğun ilgi gösterdiği sergi büyük ilgi ve beğeni topladı. Ayrıca törende projede yer alan öğrencilere katılım belgesi takdim edildi.



Öğrencilerin eski eşyaları sergisi tarihe yolculuk yaptırdı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul NUN Vakfı Başkanı Albayrak: "Uluslararası sistemin meşruiyetini yitirdiğinin en büyük kanıtı Gazze’dir" NUN Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen "World Decolonization Forum"un açılışında konuşan Esra Albayrak, "On yıllardır süren sömürgeci işgalin 7 Ekim sonrası vardığı boyut, mevcut uluslararası sistemin meşruiyetine yönelik derin bir sorgulamayı beraberinde getirmiştir" dedi. Küresel krizlerin kökenlerini ve sömürgecilik mirasını masaya yatıran "World Decolonization Forum" (Dünya Dekolonizasyon Forumu), Enstitü Sosyal ve NUN Eğitim ve Kültür Vakfı ev sahipliğinde Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) başladı. Forumun açılış konuşmasını yapan NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Esra Albayrak, mevcut dünya düzeninin ahlaki ve siyasi bir meşruiyet kriziyle karşı karşıya olduğunu belirterek, dekolonizasyon sürecinin sadece bir coğrafya meselesi değil, bir "insanlık onuru" mücadelesi olduğunun altını çizdi. "Meseleye ırksal ya da medeniyetsel bir kategori olarak değil, ortak sorumluluk olarak bakmak durumundayız" Albayrak, bugünün sömürgeci aklının kullanageldiği meşruiyet ruhsatlarını geçersiz kılma zamanı olduğunu belirterek, "İhtiyaç duyduğumuz, ’beyaz adamın yükü’nün karşısına reaktif bir şekilde ’siyah adamın yükü’nü koymak değil. Zira bir mantığı tersine çevirmek, onu aşmak değil, yıkılmak istenen hiyerarşinin mimarisinin içinde kalmaya devam etmektir. Bizler, insanın yükünü konuşmayı öneriyoruz. Meseleye ırksal ya da medeniyetsel bir kategori olarak değil, ortak sorumluluk olarak bakmak durumundayız" dedi. "Burada Batısız bir dünya için toplanmadık" Konuşmasında dekolonizasyonun Batı dünyası için de bir özgürleşme çağrısı olduğunu kaydeden Albayrak, "Burada Batı’ya karşı bir başka merkez kurmak veya Batısız bir dünya için toplanmadık. Bilakis dekolonizasyon, Batı’ya da kendisini ele geçirmiş olan ’efendilik kompleksi’nden arınması için açık bir davettir. Tıkanan uluslararası sistemin Paris, Londra, New York ve Amsterdam’da üretilen bilginin sınırlarına dayandığı anlaşılıyor. Dünyanın artık İstanbul, Cakarta, Addis Ababa, Rabat, Kahire ve Gazze’de üretilen bilgeliğe de ihtiyacı var" diye konuştu. "En görünür kanıt Gazze’dir" Tarihin önemli bir eşiğinde olunduğuna ve eski cevapların yeni soruları taşıyamadığına dikkat çeken Esra Albayrak, Gazze’de yaşananları sistemin çöküşünün en somut örneği olarak nitelendirdi. Albayrak, "On yıllardır süren sömürgeci işgalin 7 Ekim sonrası vardığı boyut, mevcut uluslararası sistemin meşruiyetine yönelik derin bir sorgulamayı beraberinde getirmiştir. Üniversiteler veya uluslararası mahkemeler, kendilerini üreten paradigmanın sınırlarına çarpmaktadır" dedi. Uluslararası katılım ve akademik oturumlar Açılışın ardından aktivist Sümeyye Sena Polat moderatörlüğünde Mireille Fanon Mendes-France ve Salman Sayyid’in katılımıyla akademik oturumlara geçildi. İki gün sürecek forum kapsamında "İnsanlığın Yükü: Dekolonizasyonun Bugünü" sergisi ve film günleri de sanatseverlerle buluşacak. Forum, Malezya’dan Rusya’ya, Güney Afrika’dan İngiltere’ye kadar geniş bir uluslararası akademik iş birliğiyle gerçekleştiriliyor.
Şanlıurfa Viranşehir’in uyuşturucu haritası deşifre edildi: Toplam 97 gözaltı Viranşehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın titiz çalışmasıyla ilçedeki uyuşturucu haritası deşifre edilirken, 28 mahallede 97 şüpheli yakalandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in uyuşturucu ile mücadelenin kesintisiz devam edeceği mesajı sahada yapılan operasyonlarla meyvesini vermeye başladı. Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde yapılan uyuşturucu operasyonlarında ‘torbacı’ diye tabir edilen onlarca sokak satıcısına ağır darbe vuruldu. Viranşehir Cumhuriyet Başsavcılığı Uyuşturucu Madde İmal ve Ticareti (TCK-188) suçuna yönelik çalışma yaptı. Yapılan çalışmalarda Başsavcılık ilçenin uyuşturucu haritasını çıkardı. Tespit edilen 28 mahallede uyuşturucu madde satışı yapan ve ‘torbacı’ diye tabir edilen sokak satıcıları tek tek belirlendi. Tespit edilen sokak satıcılarına yönelik yapılan teknik ve fiziki takibin ardından operasyon için düğmeye basıldı. Yapılan takiplerin sonucunda 06 Mart-15 Nisan tarihleri arasında düzenlenen geniş çaplı operasyonlarda 83 ‘güven alımı’ gerçekleştirilip, 97 şüpheliye operasyon yapıldı. Soruşturma kapsamında tespit edilen 50 şüpheliye 5 Mayıs’ta operasyon yapıldı. Yapılan operasyonda 49 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden birinin ceza infaz kurumunda bulunduğu tespit edildi. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda çeşitli miktarlarda uyuşturucu madde, uyuşturucu kullanma aparatları, ruhsatsız tabanca, ruhsatsız av tüfeği ve çok sayıda fişek ele geçirildi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 46’sı tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 1 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi. 2 şüpheli ise savcılık sorgularının ardından serbest bırakıldı. 11 Mayıs’ta 45 şüpheliye yönelik düzenlenen operasyonda 37 kişi yakalanarak gözaltına alındı. 1 şüphelinin cezaevinde olduğu belirlenirken, firari durumdaki 8 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü öğrenildi. Daha önce Adalet Bakanı Akın Gürlek katıldığı bir televizyon programında İstanbul’un kokain haritasını çözdüğünü açıklamıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminden bahseden Bakan Gürlek, "İstanbul’a gelen kokain miktarını, kimlerin getirdiğini ve 6 büyük dağıtıcıyı tek tek ortaya çıkardık. Emniyet ve Jandarma ile çok ciddi çalışmalar yürüttük" demişti. Bütün Başsavcılıklara genelge gönderdiğini anlatan Bakan Gürlek, bu konuda operasyonlardan taviz verilmeyeceğini ifade etmişti. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in uyuşturucuyla mücadele konusunda "Adalet Bakanlığı olarak demir yumruğumuzu hissettireceğiz. Sonuna kadar gideceğiz" sözleri sonrası operasyon haberleri ard arda gelmeye devam ediyor.
İstanbul Şampiyon Castrol Ford Team Türkiye yurda döndü Dünya Gençler Ralli Şampiyonası’nın (JWRC) üçüncü ayağı Portekiz Rallisi’nde podyumun zirvesine çıkan Castrol Ford Team Türkiye ekibi yurda döndü. Castrol Ford Team Türkiye ekibi, Dünya Gençler Ralli Şampiyonası’nda elde ettiği başarının ardından İstanbul’a geldi. Takımın şampiyon pilotu Ali Türkkan ve co-pilotu Oytun Albayrak, İstanbul Havalimanı’nda sevenleri tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Ekip şampiyonaya dair görüşlerini İHA muhabirine aktardı. "Gözümüz artık Finlandiya’da" Güzel bir yarışı geride bıraktıklarını dile getiren, şampiyon pilot Ali Türkkan, "Portekiz Rallisi bizim için önemliydi. Hem yarışı kazandık hem de şampiyonada puan farkını neredeyse sıfıra indirdik. Liderliğe çok yakınız. Bir sonraki yarışımız Finlandiya olacak. Hem Hırvatistan’da hem Portekiz’de üst üste kazanmak çok güzel oldu, hem puantaj hem de moral olarak. Gözümüz artık Finlandiya’da" şeklinde konuştu. "Değişkenliklerle dolu zorlu bir yarıştı" Şampiyon co-pilot Oytun Albayrak ise, "Zorlu Portekiz Rallisinden İstanbul’a geldik. Bizim için zor bir hafta sonu oldu çünkü her zamanı, her anı değişkenliklerle dolu zorlu bir yarıştı. Belki de hakikaten hayatımızın en zorlu yarışı diyebiliriz. Ama bu yarışı kazandık, bizim için güzel sonuçlandı. Önümüzde Finlandiya yarışı var. Daha sonra da Şili yarışı var, şampiyonanın son yarışı. Artık şampiyonada ikinci sıradayız, birinciyle de aramızda iki puan kaldı. Önümüzdeki iki yarışı da kazanıp şampiyon olmak istiyoruz" dedi. "Ülkemize ilk dünya şampiyonluğunu kazandırmayı hedefliyoruz" Liderliğe yaklaştıklarını belirten takım koçu Murat Bostancı ise, "Dünya şampiyonamızdaki üçüncü yarışımızdan geri döndük. Portekiz Rallisi sezonun en zorlu yarışıydı. Hırvatistan’dan sonra ikinci kez birincilikle geri dönüyoruz. Üst üste ikinci birinciliğimiz. Dünya Ralli Şampiyonası’nda olmak bile bundan yıllar önce hayaldi şu anda bir Türk ekiple, Ali’yle Oytun’la, ülkemize üst üste iki yarışta galibiyetle geri dönüyoruz. Kaldı iki yarışımız. Bir sonraki yarış Finlandiya. Sonra da sezon finali Şili’de olacak, biraz uzakta. Castrol Ford Team Türkiye olarak çıktığımız bu yolda şu anda liderliğe çok yaklaşmış vaziyetteyiz. İlk yarışımız İsveç Rallisi, sorunlu geçen bir yarıştı. Orada kaybettiğimiz puanlara rağmen şu anda liderle sadece 2 puan farkla şampiyonada ikinci sıradayız. Kalan iki yarışı da galibiyetle kapayıp ülkemize ilk dünya şampiyonluğunu kazandırmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.