ASAYİŞ - 24 Nisan 2026 Cuma 10:23

Patlayan kömür kazanı ve tüp villayı küle çeviriyordu

A
A
A
Patlayan kömür kazanı ve tüp villayı küle çeviriyordu

Kastamonu’nun Cide ilçesinde kömür kazanı ve tüp patlaması sonucu villada çıkan yangın, itfaiye ekiplerince söndürüldü.


Olay, dün gece saatlerinde Cide ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Emin Kayran’a ait villada, henüz belirlenemeyen sebeple kömür kazanı ve tüp patladı. Patlamanın ardından çıkan yangını gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine Cide Belediyesi itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın söndürüldü. Yangında villada büyük oranda maddi hasar meydana geldi.


Yangınla ilgili inceleme başlatıldı.



Patlayan kömür kazanı ve tüp villayı küle çeviriyordu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Yunusemre’de 23 Nisan coşkusu yeşil sahada yaşandı Yunusemre Belediyesi tarafından düzenlenen 23 Nisan Futbol Turnuvası, 16 takımın kıyasıya mücadelesine sahne oldu. Minik sporcuların centilmence sergilediği performans izleyenlerden büyük alkış topladı. Yunusemre Belediyesi ev sahipliğinde, Yunusemre Belediyespor koordinesinde gerçekleştirilen 23 Nisan Futbol Turnuvası, Tevfik Lav Spor Tesisleri’nde düzenlenen final müsabakalarıyla tamamlandı. U10 yaş kategorisinde toplam 16 takımın katıldığı organizasyonda, minik futbolcuların sahadaki azmi ve renkli görüntüleri turnuvaya damga vurdu. Büyük heyecana sahne olan turnuvanın sonunda Manisaspor birincilik kürsüsüne çıkarken, Şehitler Spor Kulübü ikinci, Karşıyaka üçüncü, ev sahibi Yunusemre Belediyespor ise dördüncü oldu. Dereceye giren takımlara kupaları protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Başkan Balaban: "Çocuklarımız bizim geleceğimiz" Turnuvanın açılış programına eşi Serap Balaban ile birlikte katılan Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, sporun çocuk gelişimindeki önemine vurgu yaptı. Başkan Balaban, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu anlamlı günü böylesine güzel bir organizasyonla kutlamaktan büyük gurur duyuyoruz. Sahada mücadele eden her bir çocuğumuz bizim geleceğimizdir. Onların sporla iç içe büyümesi, sağlıklı ve özgüvenli bireyler olarak yetişmesi en büyük önceliğimizdir. Çocuklarımızın yüzündeki mutluluk her şeye değer. Bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" Törene ayrıca Belediye Başkan Yardımcıları Seyit Ali Özmen ve Ali Kuyumcu, Yunusemre Belediyespor Kulüp Başkanı Bülent Kanik, Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürü Tuncay Öztürk, TÜFAD Manisa Şube Başkanı Cemil Uğur ile çok sayıda veli katıldı.
Çanakkale Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümü etkinlikleri Şehitler Abidesi’nde törenle başladı Çanakkale Kara Savaşları’nın 111’inci yıl dönümü anma etkinlikleri, Şehitler Abidesi’nde düzenlenen törenle başladı. Törende konuşan Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, "Çanakkale’de ortaya çıkan bu ortak hafıza bizlere, farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşamanın, diyalog kurmanın ve ortak değerlerde buluşmanın mümkün olduğunu açıkça göstermektedir" dedi. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ise, "Çanakkale; ne denizden ne karadan ne havadan ne de deniz altından geçilememiştir" diye konuştu. Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümü töreni, Türkiye Cumhuriyeti adına Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman’ın Şehitler Abidesi önünde bulunan Çanakkale Savaşları kahramanları rölyefindeki Atatürk Anıtı’na çelenk koymasıyla başladı. Şehitler için saygı duruşunda bulunulup, saygı atışı yapılmasının ardından İstiklal Marşı okundu. Şehitler Abidesi’nde düzenlenen törende konuşan Vali Ömer Toraman, "Türkiye Cumhuriyeti olarak bizler, bu tarihî mirası; barışın, iş birliğinin ve karşılıklı anlayışın güçlendirilmesi yönünde önemli bir sorumluluk olarak görmekteyiz. Geçmişin acılarından ders çıkararak, geleceği daha huzurlu ve daha güvenli kılmak ortak görevimizdir. Bugün burada, vatan savunması uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anarken; aynı zamanda bu topraklarda hayatını kaybeden tüm yabancı askerleri de yad ediyoruz. Onların hatırası, bizlere barışın değerini hatırlatmaya devam etmektedir. Çanakkale’de ortaya çıkan bu ortak hafıza bizlere, farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşamanın, diyalog kurmanın ve ortak değerlerde buluşmanın mümkün olduğunu açıkça göstermektedir. Bugün bizlere düşen en önemli sorumluluk; bu anlamlı mirası gelecek nesillere doğru şekilde aktarmak, barış kültürünü güçlendirmek ve insanlığın ortak değerlerini korumaktır. Bu duygu ve düşüncelerle; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyor; bu anlamlı törene katılım sağlayan siz değerli misafirlerimize teşekkür ediyorum. Barışın, dostluğun ve karşılıklı anlayışın hâkim olduğu bir gelecek temennisiyle, sizleri saygıyla selamlıyorum" dedi. Anma töreninde konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Tarihin en çetin mücadelelerinden birine sahne olan Çanakkale’de, Kara Muharebeleri’nin 111. yıl dönümünde sizlerle birlikte olmaktan büyük bir onur duyuyorum. Bugün burada, yalnızca bir askeri mücadeleyi anmak için değil; insanlık tarihine derin izler bırakan bir dönemin hatırasını yaşatmak, o günlerin fedakârlıklarını ve acılarını ortak bir anlayışla yâd etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Çanakkale, savaşın yıkıcılığını ve insan hayatı üzerindeki ağır bedelini en açık şekilde ortaya koyarken; aynı zamanda cesaretin, fedakârlığın ve insanlık onurunun en güçlü şekilde tecelli ettiği bir tarih sahnesi olmuştur. Aradan geçen uzun yıllara rağmen, Çanakkale’nin hatırası ilk günkü anlamını ve önemini korumaktadır. Çünkü burada yaşananlar, yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil; aynı zamanda günümüz dünyası için güçlü mesajlar barındıran evrensel bir tecrübedir" diye konuştu. Çanakkale’nin buluşma, diyalog ve anlayışın simgesi haline geldiğini söyleyen Alan Başkanı Kaşdemir, "Bu anlamlı anma törenleri, geçmişte cephelerde karşı karşıya gelen milletleri bugün aynı değerler etrafında bir araya getirmektedir. Bu yönüyle Çanakkale; ayrışmanın değil buluşmanın, çatışmanın değil diyalogun, düşmanlığın değil karşılıklı saygı ve anlayışın simgesi haline gelmiştir. Çanakkale Kara Muharebeleri’nin başlangıcının 111. yıl dönümü törenleri vesilesiyle bir araya gelmiş bulunmaktayız. Tarihi Alan Başkanlığı olarak, davetimize icabet ettiğiniz için sizlere çok teşekkür ediyor ve sizleri saygıyla selamlıyoruz. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Sözlerimin başında, Çanakkale’yi geçilmez yapan aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi yaptığımız bu mübarek topraklarda bir ölüm-kalım mücadelesi vererek büyük bir zafer kazanan ve rahmet ve şükranla anıyor, o büyük insanları hayırla yâd ediyorum. Ve yine, 111 yıl önce ülkeleri için buraya savaşmaya gelen İtilaf Devletleri askerlerini de saygı ile hatırlıyor, hayatlarını kaybeden askerlerin artık bu toprakların bir evladı olduğunu, barış ve huzur dolu bu topraklarda Mehmetçiklerle yan yana ve koyun koyuna yattıklarını bir kez daha ifade ediyorum" ifadelerini kullandı. Çanakkale Kara Muharebelerinin dünya tarihinde emsali az görünen bir muharebe olduğunu vurgulayan Alan Başkanı Kaşdemir, "Türk milleti, Çanakkale’de büyük ve şanlı bir vatan müdafaası yapmış ve başarılı olmuştur. Çok açık ve haklı bir zafer kazanmıştır. Üzerinde tören yaptığımız bu topraklar, büyük acılara ve gözyaşlarına şahitlik etmiştir. İnsanlık tarihinin gördüğü en büyük ve en çetin savaşlardan birisi bu topraklarda yaşanmıştır. Türk milleti, birlik ve beraberlik içerisinde çok önemli bir mücadele vermiş ve Çanakkale’yi geçilmez yapmıştır. Genç neferler ve genç komutanlar, büyük bir sorumluluk duygusu ve büyük bir cesaretle, tarihine yakışır bir mücadele sonunda galip gelmeyi bilmişlerdir. Zaferin mimarları olan askerler 20’li yaşların başında, komutanlar ise 30’lu yaşların başındaydılar. Bu kahraman gençler, omuzlarındaki tarihi sorumluluğu çok iyi idrak eden o nesil, Çanakkale’de dünyaya meydan okumuş ve devrin süper güçlerine kafa tutmuşlardır. Yaklaşık 8,5 ay süren, şanlı ve şerefli müdafaanın sonunda galip gelen, zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan kahraman Türk ordusu olmuştur" diye konuştu. Çanakkale’nin denizden, karadan ve havadan geçilemediğine dikkat çeken İsmail Kaşdemir, "Çanakkale; ne denizden ne karadan ne havadan ne de deniz altından geçilememiştir. Çanakkale’de, küllerinden yeniden doğan Türk milleti, onurluca verdiği Millî Mücadele’den sonra, Cumhuriyetini kurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin mayasında ve temellerinde Çanakkale kahramanlığı ve Çanakkale ruhu vardır ve bu ruh, hâlâ canlılığını korumakta ve ebediyen de korumaya devam edecektir. Aziz milletimizin evlatları bu ruha her zaman sahip çıkacaktır. 111 yıl önce büyük acılara sahne olan bu topraklar, simdi barışın ve huzurun diyarı olmuştur. Dünyanın en iyi korunmuş savaş alanı ve dünyanın en büyük açık hava müzesi olan Tarihi Alan, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Bizim bir hedefimiz var; bir gün gelecek, bu müstesna toprakları ziyaret etmeyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kalmadığı gibi, buralar milyonlarca yabancı ziyaretçi ile dolup taşacaktır" şeklinde konuştu. Alan Başkanı İsmail Kaşdemir sözlerine şöyle devam etti: "Tarihi Alan Başkanlığı olarak, tüm vatandaşlarımızı bu müstesna topraklara, Çanakkale ruhunu teneffüs etmeye; yabancı misafirlerimizi de daha büyük kalabalıklarla buradaki törenlere katılmaya davet ediyoruz. Sadece törenler zamanı değil, tüm yıl boyunca, onları Tarihi Alan’da misafir etmekten büyük bir bahtiyarlık duyacağımızı ifade ediyoruz. Çünkü Çanakkale Tarihi Alan’ı, hem dünyada hem Türkiye’de bir buluşma noktası haline gelmiştir. Çanakkale’yi geçilmez yapan, başta Çanakkale kahramanı olarak tarih sahnesine çıkan ve milletimizin gönlünü kazanan, Milli Mücadelemizin başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm komutanlarımızı ve aziz Mehmetçiklerimizi rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Onların hatıralarına her daim sahip çıkacağız ve Onları unutturmayacağız. Vatan sağolsun diyerek kara toprağa girenleri, dünya durdukça hatırlayıp, hâyırla anacağız. Bu toprakların kara bağrında, sıradağlar gibi durup, can fedâ edenleri baş tâcı edeceğiz. Bir gül bahçesine girercesine, şu kara toprağa giren civanmertlerin ayak izleri olan bu mübarek toprakları gözümüz gibi koruyup, kollayacağız. Bu topraklar için toprağa düşen şehitlerimizi göremesek de onların bizi gördüklerini aklımızdan çıkarmayacağız. Bu önemli günde, Çanakkale kahramanlarını, aziz şehit ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle bir kez daha anıyorum. Aziz ruhları şâd, mekânları cennet, makamları âli olsun. Allah onlardan razı olsun. Tüm insanlığın ortak mirası olan dünyamızda hep huzur ve barış olsun." Fransa Temsilcisi Koramiral Yannıcık Bossu ise yaptığı konuşmada şu ifadeleri kaydetti: "Çanakkale Savaşı’nın anıldığı bu kutsal günde, bu yarımadada hayatlarını feda eden, çoğu çok genç olan tüm cesur askerlere saygı göstermek üzere, Türk topraklarında sizlerin yanında bulunmak benim için bir onurdur. Bu boğaz, ortak tarihimizin en trajik olaylarından birinin sahnesi haline geldi. Mart 1915’ten Ocak 1916’ya kadar on binlerce asker, izleri bugün hâlâ görülebilen bir siper çıkmazında ateş ve yoksunlukla mücadele etti. Sadece savaşın şiddetine değil, aynı zamanda sıcağa, susuzluğa, açlığa ve hastalığa da göğüs geren bu askerler, tarihte kesin bir iz bıraktı. Bu çatışmaların insan kaybı çok büyüktür. Her iki taraf için de kayıplar ağırdır: İtilaf Devletleri’nde en az 60 bin ölü, buna ek olarak 125 bin yaralı ve hastalık nedeniyle 100 bin ölü. Ne kayıpların büyüklüğü ne de çatışmaların şiddeti bu adamların cesaretini azaltmadı. Onların cesareti ve fedakarlık ruhu asla unutulmayacak. Bugün, düşüncelerimiz bu şiddetli çatışmada savaşan, hayatını kaybeden veya yaralanan Türkiye ve eski Osmanlı Cihan Devleti, Birleşik Krallık ve İrlanda, Avustralya, Yeni Zelanda, İngiliz Milletler Topluluğu, Fransa ve denizaşırı topraklarından gelen askerlere yöneliyor. Bu savaşın ortak hafızamızda bıraktığı iz, ülkelerimizin bu savaşçılara duyduğu minnettarlığın bir kanıtıdır." Koramiral Bossu konuşmasına şöyle devam etti: "Türk milletinin kurucusu ve bu savaşta görev yapmış bir üst düzey subay olan Mustafa Kemal Atatürk, bu yarımadada ölen tüm milletlerin askerlerinin anısını onurlandırmaya önem göstermişti. Bu topraklarda, ordularımızın yaşadığı zorlukların hatırası hâlâ canlıdır. Ancak bu hatıra, barış adına halklarımızı birleştiren ve giderek güçlenen dostlukla zenginleşmiştir: Çanakkale Savaşı’nın anılması, dün savaşan tarafların uzlaşmasını, halklarımızın kardeşliğini ve ülkelerimizin barış için birlikte mücadele etme kararlılığını her zamankinden daha fazla somutlaştırmaktadır. Şiddetiyle hafızalarda yer etse de Gelibolu Seferi, Fransa’nın üç büyük dost ülkesi olan Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda için kurucu bir olay haline gelmiştir. Avrupa topraklarında savaşın yeniden başlamasının üzerinden dört yıl geçti. NATO, topraklarımızı savunma konusundaki etkinliğini sürdürürken, her zamankinden daha fazla dayanışma içinde olmak bizim görevimizdir çünkü Atatürk’ün şu temel sözüne göre ’Büyük işler, önemli girişimler, ancak birlikte çalışma ile elde edilebilir.’ Barış ve istikrar gibi ortak bir hedef doğrultusunda güçlerimizi birleştirerek daha güçlüyüz. Dostlar ve müttefikler olarak bugün gösterdiğimiz teyakkuz, ortak bir anı ve duygu mekanı olmasının yanı sıra, affetme ve uluslararası dayanışmanın da sembolü haline gelen Gelibolu Yarımadası’nda savaşmış olanların torunlarına saygı göstermenin en güzel yoludur. Son olarak, bu anma törenlerini düzenleyen Türk ortaklarımıza teşekkür etmek istiyorum. Fransa ve Türkiye bir zamanlar düşman ittifakların üyeleriydi, ancak düşmanlıklarımızı aşmayı başardık ve bugün birbirimiz için, aynı zamanda ortaklarımız için de güvenilir müttefikler haline geldik. Bu Fransız-Türk ve bugün uluslararası iş birliği, dünyanın geri kalanına bir mesaj olsun. Teşekkür ederim." Konuşmaların ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı ve şehitler için dua edildi. Ardından mehteran takımı gösterisi yapıldı. Daha sonra askeri bando eşliğinde askeri birlik, konuk askerler, gaziler ve izciler resmi geçit töreni gerçekleştirildi. Şehitlik Defteri imzalandıktan sonra da temsili şehit mezarlıklarına karanfil bırakıldı. Türk Yıldızları gösteri uçuşu gerçekleştirdi. Türk Yıldızları gösterisi nefesleri kesti. Törenlere; Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, 1. Ordu Komutanı Bahtiyar Ersay, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Yeni Zelanda Genel Valisi Dame Cindy Kiro, Avustralya Büyükelçisi Sally-Anne Vincent, Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jilly Morris, daire müdürleri, askeri erken, yabancı ülkelerin temsilcileri, gaziler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı.
İstanbul Türk tüketicisinin köklü marka kriteri ’54 yıl’ Türk tüketicisinin köklü marka algısının hangi kriterlere dayandığına dair çalışma yapıldı. Araştırmaya göre, tüketicinin bir markayı ‘köklü’ sayması için beklediği ortalama süre ise 54 yıl. Markanın geçmişten gelen değerlerini koruması, kuşaklar arası bağ kurması ve zamanın testinden başarıyla geçmesi gerekiyor. Türk tüketicisinin köklü marka algısının hangi kriterlere dayandığını araştıran çalışma FutureBright Group ve Yüzyıllık Markalar Derneği ortaklığında gerçekleştirildi. Araştırmada yer alan çarpıcı sonuçlara göre tüketicinin köklü marka algısı slogana ya da logoya değil, nesiller boyu sınanmış olmasına bağlanıyor. Yerellik, köklü marka algısında ayrıştırıcı bir rol oynuyor; isim, mekan ve logo geleneksellik çağrışımı yapmaya yeterli değil, tüketici ikna olmak için markanın geçmişini ve hikayesini de duymak istiyor. Araştırmaya katılanların büyük bir kısmı, markanın köklü ve mirası olan haline gelmesi için nesiller boyu kullanılması gerektiğini belirtiyor. 54 yıl kriteri Tüketicinin bir markayı "köklü" sayması için beklediği ortalama süre ise 54 yıl. Markanın geçmişten gelen değerlerini koruması, kuşaklar arası bağ kurması ve zamanın testinden başarıyla geçmesi gerekiyor. Köklü markanın ismi duyulduğunda belli bir standart ve güven duygusunu geçirmeli. Nesiller boyu değişmeyen kalite algısı ve toplumsal hafızada yer edinmesi, geleneksel değerlerini modern dünyaya adapte etmesi en önemli unsurlar. Kuruluş tarihi köklü marka olmak için yeterli değil Araştırma sonuçlarına göre köklü markanın sırrı sadece kuruluş tarihinde değil, güven verebilme yetisinde yatıyor. Güveni besleyen unsurlar ise değerlerini korumak, yüksek ürün ve hizmet kalitesi, net kimlik ve toplumda saygı görmek olarak sıralanıyor. Her 4 tüketiciden 3’ü bir markanın mirası olduğunu kanıtlaması gerektiğini söylüyor. Miras kanıtı olarak ise en başta kaliteyi gösteriyor. Tüketicinin ürünü her satın aldığında aynı kaliteyi yakalaması markanın mirasının en önemli göstergesi olarak düşünülüyor. Tarihî görünmeye çalışmak ters tepiyor Bir diğer çarpıcı bulgu ise; tarihî görünmeye çalışan markaların güven unsurunu aşındırması. Araştırmaya katılanların çoğunluğu "Bazı markaların köklü olmadığı halde tarihî bir algı oluşturmaya çalıştığını düşünüyorum" diyor. Büyük bir oran ise "Köklü olmadığı halde böyle bir algı oluşturmaya çalışmak güvenimi olumsuz etkiler" diye düşünüyor. Bu alanda yapılan ilk araştırma Araştırmanın lansman toplantısında konuşan Yüzyıllık Markalar Derneği Başkanı Gürsel Arseven, "Köklü marka algısı üzerinde yapılan araştırmanın Türkiye’de bir ilk olması dolayısıyla gururluyuz. Benzer alanda pek fazla çalışma yok. Bu tarz çalışmalar dünyanın kaotik durumunun aşılması için gerçekten büyük önem taşıyor. Hız yüzünden her şeyin hızlıca yıpranıp tüketildiği dünyamızda yüzyıllık markalar 19’uncu yüzyıldan bu yana kadim uğraşlarını devam ettiriyorlar. Kaotik süreçler ve güvensiz ortamlar, köklü kurumlara yönelme eğilimini artırıyor. Bizler de yazılı kayıtlarla daha geniş kitle oluşturmak için gayret ediyoruz. Ülkemizde milli mirasın oluşması için gereken ekonomik ömür ortalama 34 yıl olarak düşünülüyor, oysaki bu rakam İtalya’da yaklaşık 100 yıl. Bu yüzden bu grup ile gerçekleştirdiğimiz bu araştırma çok kıymetlidir. Toplumsal dokuyu kalıcı ve sürdürülebilir kılmak, duygusal bağ oluşturmak ve aidiyet oluşturmak konusunda çalışmalarımız devam edecektir" dedi. Logonun başına tarih koymak bir şey ifade etmiyor FutureBright kurucu ortağı Akan Abdula ise markanın köklülük algısındaki önemli kriterin aslında yaşanmışlık olduğunu belirterek ". tarihinden bu yana" başlığının tüketici nezdinde çok fazla bir şey ifade etmediğini söyledi. Abdula sözlerine şöyle devam etti: " Araştırmada yabancı markalarda olan köklülüğün bizim köklülüğümüz olmadığını ve çok da önemsenmediğini gördük. En köklü markamızın ise İstanbul olarak belirtildiğini gözlemledik. Köklü olmak için nostalji kelimesi ise bazen yük olabiliyor; inovasyon yoksa nostalji herhangi bir işe yaramıyor. X, Y ve Z kuşaklarının da köklü marka algısının değişiklikler gösterdiğini belirledik. Köklü marka olmanın temelleri; tutarlı kalite, kurumsal kimlik ve itibar üçlüsünde yatıyor"