ASAYİŞ - 21 Mayıs 2026 Perşembe 13:05

Samanlıkta öldürdüğü kişiyi çuvala koyup dereye atan sanık için haksız tahrik indirimi istendi

A
A
A
Samanlıkta öldürdüğü kişiyi çuvala koyup dereye atan sanık için haksız tahrik indirimi istendi

Kastamonu’da samanlıkta balta ile öldürüldükten sonra çuvala konulup dereye atılan şahsın öldürülmesi olayıyla ilgili yargılanan sanıklar hakkında Cumhuriyet savcısı, mütalaasında haksız tahrik indirimi talep etti.


Olay, 17 Temmuz 2023 tarihinde Kastamonu’nun merkez ilçesine bağlı Ahlat köyünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, evden ayrıldıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan 57 yaşındaki Satı Doğruoğlu’nun cenazesi, Kastamonu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından dere yatağındaki çuval içerisinde bulundu. Çuvalın izlerini takip eden ekipler, izlerin köyün yaklaşık 300 metre yakınındaki Behice Ç.’ye ait evin samanlığına kadar devam ettiğini tespit etti. Jandarma ekipleri, samanlıkta yaptıkları incelemede, 57 yaşındaki Satı Doğruoğlu’nun balta ile öldürüldükten sonra cesedinin çuvala koyulduğu ve sürüklenerek dereye atıldığını belirledi. Olayın ardından gözaltına alınan samanlığın sahipleri Behice Ç. ile eşi Bayram Ç. ve oğlu Ümit Ç., adli makamlarca tutuklandı.


Olayın ardından şüpheliler hakkında "kasten öldürme" suçundan, Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebiyle açılan davanın 11’inci duruşması görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Behice Ç. ile yargılama sürecinde tahliye edilen Bayram Ç. ve oğlu Ümit Ç. ile maktul Satı Doğruoğlu’nun oğlu O. Doğruoğlu ile kızı N.K. ile avukatlar katıldı.



Mütalaa da sanıklar hakkında haksız tahrik indirimi talep edildi


Duruşmada mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, "Alınan ifadeler, tanık beyanları, otopsi raporları, keşif tutanakları, bilirkişi raporları, HTS kayıtları dosya kapsamında değerlendirildiğinde; sanık Behice’nin her ne kadar maktulü kendisinin öldürdüğünü beyan etse de mahkemece düzenlenen keşifte maktulün sürüklendiği yerin taşlık olduğu ve düzgün olmadığı, ağaç ve tümsekle kaplı olduğu değerlendirilerek, tek başına erkek olan maktule yönelik kafasından balta ile öldürmesi sonrası, sürükleyerek taşımasının hayatın olağan akışına aykırıdır. Sanık Behice’nin anlatımından farklı olarak yapılan otopsi raporunda maktulün başında birden çok vuruş izine rastlanıldığının görüldüğü, Behice’nin ise soruşturma aşamasında maktulün başına bir kez vurduğunu beyan etti. Sanık Ümit ile babası Bayram’ın birlikte köyden ayrılarak kesim alanına gittiklerini beyan etmesine rağmen HTS kayıtlarının incelemesi sonucu düzenlenen analiz raporunda; sanıkların telefonlarının köy sınırları içerisinden sinyal verdikleri, bu doğrultuda Bayram ve oğlu Ümit’inde kesim alanında olmadıkları, öldürülen Satı Doğruoğlu ile birlikte köy sınırları içerisinde olduklarının tespit edilmiştir.


Otopsi raporunda maktulün kafa bölgesinde balta ve ya nacak benzeri bir alet ile en az 3 defa vurulmuş olduğu kanaatine varıldı. Maktulün bulunduğu konumun samanlığa olan uzaklığının toplam 293 metre olarak ölçüldüğü, taşınma istikametinin engellerden oluştuğu, yaklaşık 80 kilogram ağırlığındaki maktulü, Behice’nin kaldırmak ve sürüklemek sureti ile taşıyamayacağı, samanlık bölgesindeki delil niteliği taşıyabilecek emarelerin şüphelilerce yer değiştirdiği kanaatine varılmıştır.


Behice’nin olayda kullanmış olduğu baltayı yüksek olan tezgahın üzerinde saklamıştır. Olayda kullanılan uzun saplı balta üzerinde sanıklardan herhangi birinin parmak izinin tespit edilememesi, sanığın ölüm zamanının tam olarak bilinememesi, maktulün başında birçok kez vuruş izine rastlanılması, HTS kayıtlarına göre sanıkların cep telefonlarının aynı bölgelerden sinyal vermeleri ve tüm dosya kapsamı hep birlikte dikkate alındığında açıklanan sebeplerle mevcut delil ve tespitler karşısında maktulün tek bir kişi tarafından öldürülmediği, maktul Satı Doğruoğlu’na karşı balta ile birden çok seferde kafa bölgesine vurulması ve devamında maktulü cesedin bulunduğu bölgeye taşıyıp sürükleyerek ve bu suretle süreç içerisinde ölümüne sebebiyet verilmesi olayında tüm sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek üzerlerine atılı kasten öldürme suçunu iştirak halinde işledikleri, aşamalarda alınan savunmalar ile mevcut dosya kapsamı dikkate alındığında suça konu eylemin haksız tahrik altında gerçekleştirildiği değerlendirildiğinde sanıklar Behice, eşi Bayram ve oğlu Ümit’in haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan ayrı ayrı 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hükümle birlikte adli kontrol şartı uygulanan Ümit ve Bayram’ın da tutuklanması mütalaa ve talep olunur" denildi.



"Maktul samanlığıma gelerek bana tecavüz etmeye kalktı, namusumu korudum"


Mütalaayı kabul etmediğini söyleyen sanık Behice Ç., "Katılanların verdikleri ifadelerin hiçbirini kabul etmiyorum, maktul benim samanlığıma gelerek bana tecavüz etmeye kalktı, ben namusumu korudum. Bir kere değil bin kere yemin ederim oğlum ve eşimin bu olayda hiçbir bilgisi ve alakası yoktur. Ben 60 yaşındayım, katılanların derdi babalarının ölümü değil para peşindedirler, başkaca bir diyeceğim yoktur, beraatımı istiyorum" dedi.


Sanık Bayram Ç. ise, iddia makamının mütalaasını kabul etmediğini belirterek, beraatımı talep etti.


Sanık Ümit Ç. de, "Üzerime atılı hiçbir somut delil olmaksızın yapılan suçlamaları kabul etmiyorum, aksine olay günü ve olay saatinde evde olmadığıma dair gerek tanık beyanları, gerek güvenlik kamerası görüntüleri ve HTS kayıtları ile sabittir. Üzerime atılan suçlamaları kabul etmiyorum, yüce mahkemenizden beraatımı talep ediyorum" şeklinde konuştu.


Katılan N.K. ise, "Ben de ilk aşamalardan beridir sanık Behice’nin değişik ifadelerini takip ediyoruz, bu eylemi tek başına yapmadığını düşünmekteyim, tek isteğim suçluların bulunması ve mahkemenizce gerekli cezanın verilmesidir" dedi.


Katılan O. Doğruoğlu da, "Biz raporu bekliyorduk, zaten rapor da dosyaya geldi, ilk gün de söyledik, şimdi de söylüyoruz, bu kadın bu işi tek başına yapamaz, benim babam 180 boyunda iri yarı bir adamdı, mahkemeniz adaletine güveniyoruz, tüm sanıkların cezalandırılmasını talep ediyoruz" diye konuştu.


Katılan Vekili Av. Osman Yiğit Çınaroğlu ise, "Mütalaayı dinlerken gözlerim doldu. 11. Celsedeyiz. Bu aşamaya kadar tüm beyanlarımızda vicdani yükünü ben üzerimde hissetmiştim, çok mücadele ettik, mütalaa ile birlikte bu yüküm hafifledi, mütalaaya katılıyoruz. Cinayetin sanıklar tarafından birlikte işlendiğine dair deliller ve ayrıntılı değerlendirme mütalaa içerisinde olduğundan sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesini, tutuklu sanığın tutukluluk halinin devamına diğer sanıkların da hüküm ile birlikte tutuklanmalarına karar verilmesini talep etmekteyiz" şeklinde konuştu.


Sanık Av. Mehmet Çiftci de, "İddia makamının esas hakkındaki mütalaasını kabul etmiyoruz, mütalaaya karşı yazılı savunmalarımızı hazırlamak üzere süre talebimiz vardır. Tutuklu kalınan süre, delillerin toplanmış olması ve suç vasfının müvekkil lehine değişme ihtimali göz önüne alınarak Behice’nin tahliyesini talep ediyoruz" dedi.


Sanık Av. Özlem Çiftci ise, "İddia makamının mütalaasını kabul etmiyoruz, süre talebimiz vardır. Biz, iddia makamına müvekkillerimizin bu olaya ne şekilde ve hangi hareketleri ile iştirak ettikleri hususunu sormak istiyoruz. Bu kısımlar açıklanamamak ile birlikte müvekkillerimin olay saatinde olay yerinde olmadıklarını birçok maddi delil ile ispat etmiş durumdayız. Buna tanık anlatımları, HTS kayıtları, kamera görüntüleri dahildir. Hukuk sistemimizde iddia makamının müvekkillerimin suçlu olduğunu ispat etmesi gerekirken biz, suçsuzluğumuza ilişkin tüm delilleri dosyaya sokmuş durumdayız. Atılı eylemler burada iki insanın hayatını karartacak niteliktedir, iddia makamı sadece katılan tarafın delillerini toplamak durumunda değildir. İki tarafında delillerini toplamak durumundadır, olay yerinde dahi olmayan müvekkillerimin bu suça nasıl iştirak ettiklerine dair bir anlatım olmadan kasten öldürme suçundan cezalandırılmasını istiyor, ayrıntılı yazılı savunmamızı vereceğiz" diye konuştu.


Mahkeme heyeti, avukatların süre talebinde bulunması üzerine duruşmayı ileri bir tarihe erteleyerek, sanık Behice Ç.’nin tutukluluğuna, Bayram Ç. ile oğlu Ümit Ç.’nin de adli kontrol şartlarının devamına karar verdi.



Samanlıkta öldürdüğü kişiyi çuvala koyup dereye atan sanık için haksız tahrik indirimi istendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara KARGU sürüsü EFES-2026’da hedefleri otonom imha etti Türk savunma sanayi şirketi STM tarafından geliştirilen KARGU vurucu İHA’ları, EFES-2026 Tatbikatı kapsamında sürü zekâsı altyapısıyla koordineli şekilde görev icra ederek belirlenen hedeflere eş zamanlı taarruz gerçekleştirdi. STM, gerçekleştirilen faaliyetin "dünya askeri literatüründe bir ilk" olduğunu açıkladı. STM’nin geliştirdiği KARGU vurucu İHA’ları, İzmir Seferihisar Doğanbey Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın gece safhasında görev aldı. 50 ülkeden 10 binden fazla personelin katıldığı tatbikat kapsamında 20 adet KARGU, sürü zekâsı altyapısıyla koordineli şekilde belirlenen hedeflere eş zamanlı saldırı düzenledi. "Canlı mühimmatlı sürü harekâtı" vurgusu STM’nin açıklamasına göre, tamamen milli algoritmalar ve dağıtık mimariye sahip sürü zekâsı ile donatılan 20 adet KARGU, tek bir operatörün kontrolünde havalanarak hedef bölgeye otonom intikal gerçekleştirdi. Tatbikatın fiili atışlı safhasında görev yapan KARGU sürüsünün, hedefleri otonom şekilde tespit ve sınıflandırdığı, sürü zekâsı sayesinde birbirleriyle gerçek zamanlı haberleşme ve hedef paylaşımı yaptığı belirtildi. Açıklamada, anti-personel harp başlığı taşıyan İHA’ların eş zamanlı satürasyon saldırısı gerçekleştirerek hedefleri başarıyla vurduğu kaydedildi. STM, söz konusu operasyonun "dünya askeri literatüründe bir tatbikat sırasında canlı mühimmatlı bulutaltı İHA’lar ile sürü harekâtı icra edilen ilk faaliyet" olarak kayıtlara geçtiğini bildirdi. "Dünya savunma tarihinde bir ilki gerçekleştirdik" STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz ise açıklamasında, "Ocak 2026’da Ankara’da gerçekleştirdiğimiz başarılı saha testlerinin ardından, bugün Türkiye’nin en prestijli tatbikatı EFES-2026’da bu kabiliyeti bir adım öteye taşıyarak dünya savunma tarihinde bir ilki gerçekleştirdik. 20 adet KARGU’dan oluşan sürümüzün, tam otonom şekilde hedeflerini imha etmesi, sadece STM için değil Türk savunma sanayii için bir gurur vesilesidir. Dünyada ilk kez bu ölçekte bir sürü drone saldırısının tatbikat ortamında başarıyla icra edilmesi, ülkemizin savunma teknolojilerindeki öncü konumunu daha da güçlendirmiştir. Bu operasyonla, sürü zekâsı ve otonom sistemler alanında dünyada takip eden değil, standart belirleyen ve ilki gerçekleştiren bir ülke olduğumuzu kanıtladık. Oyun değiştirici teknolojilerimizle dünyada ilkleri başarmaya, kahraman Ordumuzun gücüne güç katmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. STM’nin sürü zekâsı kabiliyetleri STM’nin sürü zekâsı mimarisinin merkezi bir kontrol birimine bağımlı olmadan çalıştığı belirtilirken, sistemde yer alan her bir İHA’nın görev kararlarını kendi alabileceği ifade edildi. Açıklamada, sürü içindeki İHA’ların hedef tespiti, paylaşımı ve önceliklendirmesi yapabildiği, görev sırasında sürüye yeni İHA eklenip çıkarılabildiği ve farklı alt görevlerin icra edilebildiği kaydedildi.
İstanbul TFF, Süper Lig’de yabancı kuralının 10+4 olarak uygulanacağını duyurdu Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Süper Lig’in 2026-2027 sezonunda yabancı kuralının 10+4 olarak uygulanacağını duyurdu. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Süper Lig’in 2026-27 sezonu için yabancı kuralında değişikliğe gitti. TFF, yeni sezonda yabancı kuralının 10+4 şeklinde uygulanacağını duyurdu. Federasyondan yapılan ’Süper Lig Futbolcu Uygunluğu’ başlıklı açıklamada şu ifadelere yer verildi: "1 - Kulüpler A takım listesinde Türkiye A Milli Futbol Takımı’nda oynama uygunluğu bulunmayan en fazla 14 futbolcu bulundurabilirler. A takım listesine yazılabilecek 14 yabancı futbolcunun 10’u için herhangi bir yaş kriteri aranmaz. A takım listesine 14 yabancı futbolcu yazılması halinde bu futbolculardan 2026-2027 sezonunda en az 4’ünün 01.01.2003 veya daha sonraki tarihte doğmuş olması zorunludur. A takım listesine yazılabilecek 14 yabancı futbolcu hakkının bir kısmının veya tamamının kullanılmaması, Türkiye A Milli Futbol Takımı’nda oynama uygunluğuna sahip futbolcu sayısının fazla yazılmasına engel teşkil etmez. Önceki sezonlarda bu kapsamda sözleşme yapmış, A takım listesine yazılmış ve halen sözleşmesi devam eden 2002 yılı içerisinde doğmuş yabancı uyruklu futbolcular 2026-2027 sezonu boyunca bu kurala tabi olarak A takım listesine yazılabilirler. 2026-2027 sezonunda bu kapsamda sözleşme yapmış ve A takım listesine yazılmış 2003 yılı içerisinde doğmuş yabancı uyruklu futbolcular ile 1 sezondan fazla süreli sözleşme imzalanması halinde bu futbolcular 2 sezon boyunca bu kurala tabi olarak A takım listesine yazılabilirler. 2 - 14’ten fazla sayıda yabancı uyruklu futbolcu ile sözleşmesi bulunan Süper Lig kulüpleri, A takım listesine yazılmamış yabancı uyruklu futbolcuları A takım müsabakalarında oynatamazlar. 3 - Kulüpler birinci fıkrada öngörülen A takım listesine yazılan Türkiye A Milli Futbol Takımı’nda oynama uygunluğu bulunmayan futbolculara ilaveten; 2023-2024 sezonunda Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan ülkelerinin vatandaşı olarak A takım listesine yazılan 1 futbolcuyu ve Türkiye A Milli Futbol Takımı’nda oynama uygunluğu bulunmamakla birlikte Türk Vatandaşlığı veya mavi kart sahibi olarak A takım Listesine yazdıkları 1 futbolcuyu sözleşme süreleri sonuna kadar müktesep hakları sebebiyle Madde 2’nin e fıkrası kapsamında A takım listesine yazabilirler. Bu futbolcuların sözleşmelerinin sona ermesi halinde; sözleşme yenileme ve diğer kulüplerle imzalayacakları sözleşmeler A Milli Takım’da oynama uygunluğu bulunmayan futbolcu kapsamında tescil edilecek ve A takım listesine bu doğrultuda yazılacaktır. 4 - Kulüpler, 01.01.2006 veya daha sonra doğmuş ve Türkiye A Milli Takımı’nda oynama uygunluğu bulunan tescilli profesyonel futbolcularını A takım listesine yazma zorunluluğu olmaksızın müsabakalarda oynatabilirler. Bu futbolcuların son 6 ay süreyle kulübüne tescilli olması ve 15 yaşını tamamlamış olmaları kaydı ile profesyonel futbolcu olmaları koşulu aranmaz."
Adıyaman "Bu forma benden sana kardeşim" kampanyasıyla çocukların yüzü güldü Beşiktaş camiasının dayanışma projesi kapsamında düzenlenen "Bu forma benden sana kardeşim" kampanyasıyla deprem bölgesindeki çocuklara forma ve spor ayakkabı dağıtıldı. Adıyaman’da gerçekleştirilen organizasyonda çocuklara Beşiktaş formalarının yanı sıra çeşitli spor malzemeleri ve spor ayakkabıları hediye edildi. Etkinlikte çocukların büyük mutluluk yaşadığı gözlenirken, siyah-beyazlı taraftar grupları ve gönüllüler de dayanışma mesajı verdi. Kampanya çerçevesinde Adıyaman merkezde bulunan Zeynep Turgut İlkokulu’nda çocuklarla bir araya gelindi. Organizasyon, Beşiktaş Genel Kurul Üyeleri, taraftar platformları, sivil toplum kuruluşları ve gönüllülerin iş birliğiyle gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında çocuklara yalnızca forma değil, spor ayakkabısı ve çeşitli spor ekipmanları da ulaştırıldı. Kampanya yetkilileri, amaçlarının depremden etkilenen çocuklara moral vermek ve sporun birleştirici gücüyle dayanışmayı büyütmek olduğunu belirtti. Etkinlik sonunda çocuklar Beşiktaş formalarıyla hatıra fotoğrafları çektirirken, organizasyonun farklı illerde de devam edeceği ifade edildi. Hacı Demir: "Depremzede çocuklarımızın kalplerine dokunduysak ne mutlu bize" Kampanyayla ilgili bilgi veren Beşiktaş Genel Kurul Üyeleri Dostluk Gurubu Başkanı Hacı Demir, "Beşiktaş gönüllülerinin, dostluk grubu üyelerinin oluşturduğu bir kampanyayı geçen sene mayıs ayında stadımızda başlatmıştık. Özellikle deprem bölgelerimizi seçtik. Malatya ilimize gittik, Kahramanmaraş, Hatay ve bugün de Adıyaman’dayız. ’Bu forma benden sana kardeşim’ kampanyamız çerçevesinde minik kardeşlerimize Beşiktaş formaları hediye edeceğiz. Onun yanında spor malzemesi, spor ayakkabıları... Onların spor aidiyetlerini geliştirmek istiyoruz. Moral motivasyon olarak yanlarında olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Bir diğer taahhüdümüz var onlara. Okulumuzun en başarılı 3 öğrencisini İstanbul’a bütün ulaşım gideri, konaklama gideriyle karşılamak üzere Beşiktaş Stadı’nda bir maçı izletmek üzere İstanbul’a götüreceğiz. Aynı sözü dün Kahramanmaraş ilimizde de verdik. Başarılı çocuklarımızın, özellikle bu depremde zarar görmüş çocuklarımızın kalplerine dokunup mutlu edebildiysek ne mutlu bize" diye konuştu.