KÜLTÜR SANAT - 04 Nisan 2019 Perşembe 09:54

Kayseri’de yerin altında gizli kalan tarih: Pervane Bey Medresesi

A
A
A
Kayseri’de yerin altında gizli kalan tarih: Pervane Bey Medresesi

Kayseri’de 13’üncü yüzyılın ikinci yarısında Selçuklu Devleti vezirlerinden Pervane Muineddin Süleyman tarafından yapıldığı bilinen Pervane Bey Medresesinin durumu yılan hikayesine döndü.

Kayseri’de 13’üncü yüzyılın ikinci yarısında Selçuklu Devleti vezirlerinden Pervane Muineddin Süleyman tarafından yapıldığı bilinen Pervane Bey Medresesinin durumu yılan hikayesine döndü. Bugüne kadar temelleri kalan medrese, yerin altında kaderine terk edildi.


Kayseri’deki tarihi Kapalıçarşı’nın Kazancılar Çarşısı adı verilen sokağının arkasından başlayarak Camiikebir’e kadar uzanan bölgede yerin altında bugüne kadar temelleri gelebilmiş olan Pervane Bey Medresesi, 1980’lerden sonra başlayan Kapalıçarşı onarımı ile birlikte fark edildi.



Medreseye demir kapı yapıldı, kapıya da kilit vuruldu


Yapılan araştırmalarda medresenin, 13’üncü yüzyılda Selçuklu Devleti vezirlerinden Pervane Muineddin Süleyman tarafından yapıldığı tespit edildi. Aynı dönemde medrese temellerinin bulunduğu alanda başka tarihi eserlere de rast gelindi. Temelleri üzerinde yer alan yaklaşık 60 esnafın bodrum katlarının medrese yapısına bitişik olması ve alanda başka tarihi eserlerin bulunmasından dolayı onarım çalışmaları durduruldu. Bu süreçte esnaf da dükkanlarını başka bir yere taşımak ya da kapatmak zorunda kaldı. 13 yıl civarında onarım çalışmaları sona ermedi ve Pervane Bey Medresesi için de bu süreçte çevresinin kapatılması dışında herhangi bir koruma gerçekleştirilmedi. Medrese turistlerin gelebileceği gibi tefriş de edilmedi. Koruma maksatlı üzeri demir malzeme ile kapatılan ve kapısına kilit vurulan yapının parmaklıklı kapısının anahtarı da mağdur esnaflardan birine teslim edildi.



60’a yakın esnaf mağdur oldu


Hem onarım çalışmalarının uzun sürmesinden dolayı dükkanını taşımak ya da kapatmak zorunda kaldığı için hem de galeri bedeli de dahil olmak üzere kendisinden onarım bedeli istendiği için mağdur olan esnaf, çareyi o dönemde varlığını sürdüren Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Kültür Bakanlığına dava açmakta buldu. Söz konusu davaların avukatlığını yapan Levent Büyükkeçeci, konuyu şöyle özetledi:


“1980 ya da 81 yılında Türkiye’deki Kapalıçarşılarla ilgili Onarım Kanunu çıkarılıyor. Bursa, İstanbul ve Kayseri’deki Kapalıçarşıların onarımı ile ilgili bir kanun çıkarılıyor; Bursa ve İstanbul’dakiler onarılıyor. Kayseri’de 1985-86’lı yıllarda onarım çalışmaları yapılmaya başlandı ve Kapalıçarşı’nın büyük bir bölümü onarıldı ama 60 adet dükkanın olduğu bölgede, ki bu da tam olarak Kazancılar Çarşısı’nın arka tarafını kapsıyor. Bu arada kazım esnasında tarihi esere rastlanıyor. Yapılan araştırmalarda buranın Selçuklu döneminden kalma Pervane Medresesinin temel taşları olduğu anlaşıldı. Temel taşı tespit edilince buraya Anıtlar Kurulu müdahale etti ve oradaki 60 dükkanı içeren adanın inşaatını durdurdu. Bu da yaklaşık olarak 1986-1987 yılı idi. Ama Anıtlar Kurulu buraya uzun bir süre ne yapacağına karar veremedi. Yaklaşık 15 yıl burası adeta bir çukur vaziyetinde durdu. Burası açık halde bekledikten sonra vatandaşa bir şey olmasın diye yanlarını kapattılar. Bu sefer de burası çöplüğe dönüşmeye başladı. Sonra 2000 yılından itibaren buranın tarihinin korunması ile ilgili projeler geliştirilmeye başlandı ve buranın galeri yapılmasına, dükkanların da üste çıkmasına karar verildi. Bunu düşünüp yapmaları 15 yıl sürdü.”



Mağdur olan esnaf dava açabiliyor


Daha sonraki süreçte esnaftan galeri bedeli de içinde olmak üzere onarım bedeli istendiğini belirten Avukat Büyükkeçeci, “Biz de buna itiraz ettik; 2005 yılında yaklaşık olarak 30 esnaf için dava açtık galeri bedelini onarım bedelinden düşün diye ve Bölge İdare Mahkemesi bunu kabul etti. Kalan miktarı vatandaştan tahsil etti ama dava uzun sürünce, zaman da geçince tekrar faiz işledi ve derken vatandaş yine mağdur oldu. 2017 yılında da Kültür Bakanlığı kamulaştırmasız el atma bedeli istediğimiz bir mahkeme açtık. Şu anda birkaç dava bitti, birkaç tanesi de devam ediyor. Dava açmak isteyen vatandaş Kültür Bakanlığı aleyhine dava açabilir ve ittifak hakkı bedelini Bakanlıktan isteyebilir” diye konuştu.



“Kendi mülkümüze ikinci kez para ödemek zorunda kaldık”


Mağduriyet yaşayan esnaflardan Mehmet Gülhan ise, zaten kendi mülkleri olan dükkanlara onarım bedeli istenmesi nedeniyle ikinci kez para ödemek zorunda kaldıklarını ifade etti. Gülhan, “Anıtlar Yüksek Kurulu burayı müze olarak ilan edince biz de, bodrumlarımız elimizden alındığı, hakkımız gasp edildiği, 13-14 yıl dükkanlarımız kapalı kaldı, arkasından bizden duvarlarımızın tavanlarımızın yapılması için 2007’nin miktarıyla 1 buçuk kilo altın bedeli aldıkları için biz de, dükkanlarımızı geri almak için mahkemeye verdik. 13 yıldır da mahkememiz devam ediyor. Bir arkadaşımızın davasını emsal gösterdik. Hayırla sonuçlanması için de dua ediyoruz, çünkü çoluk çocuk mağdur olduk. 60 kişi, ki çoğu kiracıydı; ya dükkan bulamadığından dolayı ya birinin yanına tezgahtar olarak gitti ya da artık iş yapamam deyip işi gücü bıraktı ve ekmeğe muhtaç oldu. Ancak elinde sermayesi olan benim gibi iki üç kişi ayakta kaldı” ifadelerini kullandı.



Turistler medreseyi bilmiyor


Medresenin anahtarı kendisinde bulunan esnaf Mustafa Atlı ise diğer mağdurlardan. Bugüne kadar hiçbir turisti medreseyi ziyarete gelmediğini söyleyen Atlı, “Buraya kimse gelip gezmiyor. Biz burayı bodrumlarımız için mahkemeye verdik. Bir tek mahkeme heyeti geliyor inceliyor, bakıyor sonra da geri gidiyor” dedi.


Varlığı fark edildiği için Kapalıçarşı’nın onarım çalışmalarının durmasına neden olan ve bu nedenle çok sayıda esnafın da mağdur edildiği, ancak daha sonraki süreçte turizme kazandırılması için bir herhangi bir faaliyetin de yapılmadığı Pervane Bey Medresesinin akıbetinin ne olacağı merak ediliyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul NUN Vakfı Başkanı Albayrak: "Uluslararası sistemin meşruiyetini yitirdiğinin en büyük kanıtı Gazze’dir" NUN Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen "World Decolonization Forum"un açılışında konuşan Esra Albayrak, "On yıllardır süren sömürgeci işgalin 7 Ekim sonrası vardığı boyut, mevcut uluslararası sistemin meşruiyetine yönelik derin bir sorgulamayı beraberinde getirmiştir" dedi. Küresel krizlerin kökenlerini ve sömürgecilik mirasını masaya yatıran "World Decolonization Forum" (Dünya Dekolonizasyon Forumu), Enstitü Sosyal ve NUN Eğitim ve Kültür Vakfı ev sahipliğinde Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) başladı. Forumun açılış konuşmasını yapan NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Esra Albayrak, mevcut dünya düzeninin ahlaki ve siyasi bir meşruiyet kriziyle karşı karşıya olduğunu belirterek, dekolonizasyon sürecinin sadece bir coğrafya meselesi değil, bir "insanlık onuru" mücadelesi olduğunun altını çizdi. "Meseleye ırksal ya da medeniyetsel bir kategori olarak değil, ortak sorumluluk olarak bakmak durumundayız" Albayrak, bugünün sömürgeci aklının kullanageldiği meşruiyet ruhsatlarını geçersiz kılma zamanı olduğunu belirterek, "İhtiyaç duyduğumuz, ’beyaz adamın yükü’nün karşısına reaktif bir şekilde ’siyah adamın yükü’nü koymak değil. Zira bir mantığı tersine çevirmek, onu aşmak değil, yıkılmak istenen hiyerarşinin mimarisinin içinde kalmaya devam etmektir. Bizler, insanın yükünü konuşmayı öneriyoruz. Meseleye ırksal ya da medeniyetsel bir kategori olarak değil, ortak sorumluluk olarak bakmak durumundayız" dedi. "Burada Batısız bir dünya için toplanmadık" Konuşmasında dekolonizasyonun Batı dünyası için de bir özgürleşme çağrısı olduğunu kaydeden Albayrak, "Burada Batı’ya karşı bir başka merkez kurmak veya Batısız bir dünya için toplanmadık. Bilakis dekolonizasyon, Batı’ya da kendisini ele geçirmiş olan ’efendilik kompleksi’nden arınması için açık bir davettir. Tıkanan uluslararası sistemin Paris, Londra, New York ve Amsterdam’da üretilen bilginin sınırlarına dayandığı anlaşılıyor. Dünyanın artık İstanbul, Cakarta, Addis Ababa, Rabat, Kahire ve Gazze’de üretilen bilgeliğe de ihtiyacı var" diye konuştu. "En görünür kanıt Gazze’dir" Tarihin önemli bir eşiğinde olunduğuna ve eski cevapların yeni soruları taşıyamadığına dikkat çeken Esra Albayrak, Gazze’de yaşananları sistemin çöküşünün en somut örneği olarak nitelendirdi. Albayrak, "On yıllardır süren sömürgeci işgalin 7 Ekim sonrası vardığı boyut, mevcut uluslararası sistemin meşruiyetine yönelik derin bir sorgulamayı beraberinde getirmiştir. Üniversiteler veya uluslararası mahkemeler, kendilerini üreten paradigmanın sınırlarına çarpmaktadır" dedi. Uluslararası katılım ve akademik oturumlar Açılışın ardından aktivist Sümeyye Sena Polat moderatörlüğünde Mireille Fanon Mendes-France ve Salman Sayyid’in katılımıyla akademik oturumlara geçildi. İki gün sürecek forum kapsamında "İnsanlığın Yükü: Dekolonizasyonun Bugünü" sergisi ve film günleri de sanatseverlerle buluşacak. Forum, Malezya’dan Rusya’ya, Güney Afrika’dan İngiltere’ye kadar geniş bir uluslararası akademik iş birliğiyle gerçekleştiriliyor.
Şanlıurfa Viranşehir’in uyuşturucu haritası deşifre edildi: Toplam 97 gözaltı Viranşehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın titiz çalışmasıyla ilçedeki uyuşturucu haritası deşifre edilirken, 28 mahallede 97 şüpheli yakalandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in uyuşturucu ile mücadelenin kesintisiz devam edeceği mesajı sahada yapılan operasyonlarla meyvesini vermeye başladı. Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde yapılan uyuşturucu operasyonlarında ‘torbacı’ diye tabir edilen onlarca sokak satıcısına ağır darbe vuruldu. Viranşehir Cumhuriyet Başsavcılığı Uyuşturucu Madde İmal ve Ticareti (TCK-188) suçuna yönelik çalışma yaptı. Yapılan çalışmalarda Başsavcılık ilçenin uyuşturucu haritasını çıkardı. Tespit edilen 28 mahallede uyuşturucu madde satışı yapan ve ‘torbacı’ diye tabir edilen sokak satıcıları tek tek belirlendi. Tespit edilen sokak satıcılarına yönelik yapılan teknik ve fiziki takibin ardından operasyon için düğmeye basıldı. Yapılan takiplerin sonucunda 06 Mart-15 Nisan tarihleri arasında düzenlenen geniş çaplı operasyonlarda 83 ‘güven alımı’ gerçekleştirilip, 97 şüpheliye operasyon yapıldı. Soruşturma kapsamında tespit edilen 50 şüpheliye 5 Mayıs’ta operasyon yapıldı. Yapılan operasyonda 49 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden birinin ceza infaz kurumunda bulunduğu tespit edildi. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda çeşitli miktarlarda uyuşturucu madde, uyuşturucu kullanma aparatları, ruhsatsız tabanca, ruhsatsız av tüfeği ve çok sayıda fişek ele geçirildi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 46’sı tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 1 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi. 2 şüpheli ise savcılık sorgularının ardından serbest bırakıldı. 11 Mayıs’ta 45 şüpheliye yönelik düzenlenen operasyonda 37 kişi yakalanarak gözaltına alındı. 1 şüphelinin cezaevinde olduğu belirlenirken, firari durumdaki 8 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü öğrenildi. Daha önce Adalet Bakanı Akın Gürlek katıldığı bir televizyon programında İstanbul’un kokain haritasını çözdüğünü açıklamıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminden bahseden Bakan Gürlek, "İstanbul’a gelen kokain miktarını, kimlerin getirdiğini ve 6 büyük dağıtıcıyı tek tek ortaya çıkardık. Emniyet ve Jandarma ile çok ciddi çalışmalar yürüttük" demişti. Bütün Başsavcılıklara genelge gönderdiğini anlatan Bakan Gürlek, bu konuda operasyonlardan taviz verilmeyeceğini ifade etmişti. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in uyuşturucuyla mücadele konusunda "Adalet Bakanlığı olarak demir yumruğumuzu hissettireceğiz. Sonuna kadar gideceğiz" sözleri sonrası operasyon haberleri ard arda gelmeye devam ediyor.
İstanbul Şampiyon Castrol Ford Team Türkiye yurda döndü Dünya Gençler Ralli Şampiyonası’nın (JWRC) üçüncü ayağı Portekiz Rallisi’nde podyumun zirvesine çıkan Castrol Ford Team Türkiye ekibi yurda döndü. Castrol Ford Team Türkiye ekibi, Dünya Gençler Ralli Şampiyonası’nda elde ettiği başarının ardından İstanbul’a geldi. Takımın şampiyon pilotu Ali Türkkan ve co-pilotu Oytun Albayrak, İstanbul Havalimanı’nda sevenleri tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Ekip şampiyonaya dair görüşlerini İHA muhabirine aktardı. "Gözümüz artık Finlandiya’da" Güzel bir yarışı geride bıraktıklarını dile getiren, şampiyon pilot Ali Türkkan, "Portekiz Rallisi bizim için önemliydi. Hem yarışı kazandık hem de şampiyonada puan farkını neredeyse sıfıra indirdik. Liderliğe çok yakınız. Bir sonraki yarışımız Finlandiya olacak. Hem Hırvatistan’da hem Portekiz’de üst üste kazanmak çok güzel oldu, hem puantaj hem de moral olarak. Gözümüz artık Finlandiya’da" şeklinde konuştu. "Değişkenliklerle dolu zorlu bir yarıştı" Şampiyon co-pilot Oytun Albayrak ise, "Zorlu Portekiz Rallisinden İstanbul’a geldik. Bizim için zor bir hafta sonu oldu çünkü her zamanı, her anı değişkenliklerle dolu zorlu bir yarıştı. Belki de hakikaten hayatımızın en zorlu yarışı diyebiliriz. Ama bu yarışı kazandık, bizim için güzel sonuçlandı. Önümüzde Finlandiya yarışı var. Daha sonra da Şili yarışı var, şampiyonanın son yarışı. Artık şampiyonada ikinci sıradayız, birinciyle de aramızda iki puan kaldı. Önümüzdeki iki yarışı da kazanıp şampiyon olmak istiyoruz" dedi. "Ülkemize ilk dünya şampiyonluğunu kazandırmayı hedefliyoruz" Liderliğe yaklaştıklarını belirten takım koçu Murat Bostancı ise, "Dünya şampiyonamızdaki üçüncü yarışımızdan geri döndük. Portekiz Rallisi sezonun en zorlu yarışıydı. Hırvatistan’dan sonra ikinci kez birincilikle geri dönüyoruz. Üst üste ikinci birinciliğimiz. Dünya Ralli Şampiyonası’nda olmak bile bundan yıllar önce hayaldi şu anda bir Türk ekiple, Ali’yle Oytun’la, ülkemize üst üste iki yarışta galibiyetle geri dönüyoruz. Kaldı iki yarışımız. Bir sonraki yarış Finlandiya. Sonra da sezon finali Şili’de olacak, biraz uzakta. Castrol Ford Team Türkiye olarak çıktığımız bu yolda şu anda liderliğe çok yaklaşmış vaziyetteyiz. İlk yarışımız İsveç Rallisi, sorunlu geçen bir yarıştı. Orada kaybettiğimiz puanlara rağmen şu anda liderle sadece 2 puan farkla şampiyonada ikinci sıradayız. Kalan iki yarışı da galibiyetle kapayıp ülkemize ilk dünya şampiyonluğunu kazandırmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.