GENEL - 02 Haziran 2023 Cuma 12:34

Uzmanı uyardı: "Başarılı sınav için stres kontrolü çok önemli"

A
A
A
Uzmanı uyardı: "Başarılı sınav için stres kontrolü çok önemli"

Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, LGS’ye girecek öğrencilerin sınavda başarılı olmaları ve istedikleri sonuca ulaşabilmeleri için hedefe güzel bir motivasyon ile odaklanmaları gerektiğini söyleyerek, “Orta düzeyde bir stres ile istenilen sonuca ulaşılabilir” dedi.

Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, LGS’ye girecek öğrencilerin sınavda başarılı olmaları ve istedikleri sonuca ulaşabilmeleri için hedefe güzel bir motivasyon ile odaklanmaları gerektiğini söyleyerek, “Orta düzeyde bir stres ile istenilen sonuca ulaşılabilir” dedi.


Sınav üzerinde çok düşünülerek sadece oraya odaklanılmasının sonucu olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, “Öncelikle sınava çok az bir zaman kaldı ve bu az zamanı ne kadar verimli geçirebiliriz onu konuşmak gerekirse eğer, çocuklar için çok büyük bir başarı stresi üzerlerine yükleniyor. Bunu ebeveynler olarak yapıyor olabiliriz, öğretmenler olarak yapıyor olabiliriz. Belki çevre ya da arkadaşları olarak da bu başarı stresini sınava girecek öğrencilere biz yüklüyoruz aslında. Başarının getirdiği büyük bir stres var ve burada bilinen iki yanlış var. Öncelikle başarı belki bir yerde stres getirir ama biz toplum olarak sanıyoruz ki stres hiç olmazsa o zaman biz başarılı oluruz. Oysa ki stresi orta düzeyde yaşarsak başarılı oluruz diğer tüm duygular gibi. Eğer biz hiç stres yaşamazsak sınava hiç hazırlanmamıza da gerek kalmaz, sınav için bir kaynak aramamıza da gerek kalmaz. O yüzden herhangi bir önlem de almayız ve sınavımız muhtemelen başarısız olur. Çok streslenirsek, stresi çok yüksek oranlarda yaşarsak o zaman da şu ortaya çıkabilir; her gün sınav sonucunu konuşabiliriz, her gün sınavla ilgili rüyalar görebiliriz, her gün netlerimiz üzerinde hesaplamalar yaparak, sınava olan odağımızı çok fazla arttırdığımız için geri kalan hayatımız doğal olarak performansımızın düşüklüğüne bağlı olacağı için sınavda yine heyecanlanıp istediğimiz sonucu elde edemeyebiliriz. Stresimizi orta düzeyde tutabilirsek eğer, hangi bölüm ve hangi puan için ne kadar soru cevaplanması gerektiğini araştırmak, aynı zamanda tüm sınav stresini önleyebilecek önerilerden de kaçınılması gerektiği için güzel bir yola çıkıp bu noktada hedefe odaklanıp güzel bir motivasyon ve orta düzey bir kaygıyla, stresle istenilen sonuç elde edilebilir” dedi.


Hamurcu, çocuklara sınavın bir yarıştan ziyade onların başarısının görülmesinin istenildiği bir süreç olduğunun hissettirilmesi gerektiğini söyleyerek, “İkinci bilinen yanlış da sınavın sonucuna odaklanmak ve sonuca göre ödüllendirmek. Bu bilinenin aksine çok büyük bir yanlıştır. Çünkü sınav sonucuna değil, sınav sürecine bizim hedeflendirmemiz gerekiyor. Eğer süreçte çocuğun başarılı olduğunu, çocuğun gayretini, çok güzel noktalara gelebileceğini görüyorsak bunun ödüllendirilmesi gerekiyor sınav sonucunu beklemeden. Çünkü o zaman çocuklar beklentilerinin, hedeflerinin bir yarış atından ziyade gerçekten görüldüğünü hissettikleri için çok yeterli bir süreç geçiriyorlar. Burada ’Sen nasıl olsa yaparsın’ gibi sorumluluk verici bir cümleden ziyade, ’Sen daha önce de başarmıştın, sınavdan önce de senin hayatında başardığın birçok şey var. Biz senin başarılı olduğunu biliyoruz’ gibi bir cümle ile çocuklara daha rahat bir motivasyon verilebilir. Günümüzde her ebeveyn de aslında bir öğrencidir. O yüzden eski ebeveynlik tarzlarından yani emredici, sadece kendisinin her şeyi bildiği bir tarzdan ziyade çocuğa ’Bunu bilmiyorum ama istersen birlikte araştıralım mı?’ diyerek yöneldiğinizde çocuk hem kendini daha motivasyonlu hissedecek, hem de daha enerjik bir şekilde ailesinin ona destek sağladığını hissederek daha odaklı bir şekilde ders çalışacaktır. Onlara cesaret verici, kaygıdan uzaklaştırıcı ama aynı zamanda da tembellikten uzaklaştırıcı bir ebeveyn örneği ile bunu sunabiliriz. Nasıl ki bir çiçeğin sulanması ve güzel bir ortam görmesi gerekiyorsa, aynı şey çocukların başarısı için de geçerli. Eğer çocuğun başarılı olmasını istiyorsak sıcak bir aile tablosuna ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ÜNİPERSEN, kurucuları arasında yer aldığı Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu (KASK) kuruldu Üniversite İdari Personel Sendikası’nın (ÜNİPERSEN) kuruluşunda yer aldığı ve 5 sendikanın çatı kuruluşu oluşturacak Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu (KASK) kuruldu. Üniversite İdari Personel Sendikası, (ÜNİPERSEN) kurucuları arasında yer aldığı KASK Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu’nun kuruluşunu kamuoyuna açıkladı. Kamu çalışanlarının haklarını daha güçlü, daha ilkeli ve daha etkili şekilde temsil etmek amacıyla kurulan KASK’ın; farklı hizmet kollarında faaliyet gösteren bağımsız sendikaların ortak iradesiyle hayata geçirildiği belirtildi. Bu doğrultuda Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu’nun; HEP-SEN, ÜNİPERSEN, BİZİM-SEN, Kamu399 ve HEP Büro-Sen ile birlikte kuruldu açıklandı. ÜNİPERSEN tarafından yapılan açıklamada, KASK’ın kuruluşunun yalnızca yeni bir konfederasyon yapılanması olmadığı; kamu çalışanlarının yıllardır biriken sorunlarına, temsil noktasında duyulan güçlü ihtiyaca ve bağımsız sendikacılığın daha etkili bir zemine taşınması iradesine verilen önemli bir cevap olduğu ifade edildi. Açıklamada, kamu çalışanlarının mali, sosyal ve özlük hakları başta olmak üzere; görevde yükselme, unvan değişikliği, tayin ve yer değişikliği sorunları, çalışma şartları, sosyal haklar ve kamuda liyakat gibi birçok alanda çözüm bekleyen sorunlarla karşı karşıya olduğu vurgulandı. ÜNİPERSEN’in de kurucuları arasında yer aldığı KASK’ın; herhangi bir siyasi anlayışın arka bahçesi olmadan, kamu çalışanlarının hak ve menfaatlerini önceleyen, bağımsız, ilkeli, katılımcı ve çözüm odaklı bir sendikal anlayışla faaliyet göstereceği bildirildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "ÜNİPERSEN olarak bugüne kadar üniversite idari personelinin mali, sosyal ve özlük hakları için kararlı bir duruş ortaya koyduk. Üniversite idari personelinin yıllardır çözüm bekleyen sorunlarını gündeme taşıdık, haklı taleplerini kamuoyuna duyurduk ve her platformda güçlü şekilde savunduk. Kurucuları arasında yer aldığımız KASK Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu, bu mücadelenin daha güçlü bir zeminde sürdürülmesi açısından stratejik bir adımdır. KASK; farklı hizmet kollarında faaliyet gösteren bağımsız sendikaların ortak iradesiyle, kamu çalışanlarının daha güçlü, daha etkili ve daha gerçekçi bir şekilde temsil edilmesi amacıyla kurulmuştur." KASK’ın temel hedefinin kamu çalışanlarının haklı taleplerini daha güçlü şekilde duyurmak, hak kayıplarına karşı etkili bir temsil ortaya koymak ve çalışma hayatında hakkaniyetli bir düzenin güçlenmesine katkı sunmak olduğu kaydedildi. ÜNİPERSEN açıklamasında, KASK çatısı altında kamu çalışanlarının sorunlarına gerçekçi çözümler üretmek, toplu sözleşme süreçlerinde daha güçlü bir temsil anlayışı ortaya koymak ve bağımsız sendikacılığı daha geniş bir zeminde büyütmek için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi. "ÜNİPERSEN olarak, üyelerimizin haklarını daha güçlü şekilde savunmaya devam edeceğiz" KASK’ın kamu çalışanlarının alın terini, emeğini ve hakkını esas alan bir anlayışla yola çıktığı dile getirilen açıklamada, "Bu yolda temel ilkemiz; bağımsız sendikacılık, güçlü temsil ve hakkaniyetli çalışma hayatıdır. ÜNİPERSEN olarak, üyelerimizin haklarını daha güçlü şekilde savunmaya ve kamu çalışanlarının ortak sorunlarının çözümü için sorumluluk almaya devam edeceğiz" denildi ÜNİPERSEN, KASK Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu’nun kuruluşunun kamu çalışanlarına, sendikal hayata ve ülkeye hayırlı olması temennisinde bulundu.
Zonguldak Mustafa Sözen Filyos’un kuşlarını anlattı Bülent Ecevit Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sözen, "9. Çaycumalılar Buluşuyor" etkinlikleri kapsamında "Filyos’un Kuşları ve Biyoçeşitliliği" başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Kaymakam Serkan Keçeli Kültür Merkezi’nde düzenlenen söyleşiye çok sayıda davetli katıldı. Prof. Dr. Sözen, 1944 yılından bu yana bölgede yapılan kuş gözlemleri üzerine önemli bilgiler paylaşarak, Zonguldak’ın kuş çeşitliliği açısından son derece zengin bir coğrafyaya sahip olduğunu söyledi. İlk bilimsel çalışmaların 1946-1948 yılları arasında, muhtemelen Çatalağzı Termik Santrali’nde görev yapan Lain H. Ogilvie tarafından Çatalağzı ve çevresinde gerçekleştirildiğini ifade etti. Türkiye’nin göçmen kuşların önemli geçiş güzergâhlarından biri olduğunu belirten Sözen, ülkede bugüne kadar 505 kuş türünün gözlemlendiğini, bunların 300’den fazlasının ise Zonguldak’ta görüldüğünü vurguladı. Bu rakamın bölgenin doğal zenginliğini ortaya koyduğunu dile getirdi. Biyoçeşitlilik yaşamın teminatı İnsan dahil tüm canlıların besin zincirinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sözen, yaşamın sürdürülebilmesi için biyoçeşitliliğin korunmasının hayati önem taşıdığını söyledi. Filyos’ta endüstri bölgesi ilan edilen alanın kuşların konaklama ve üreme bölgeleri üzerinde bulunduğunu hatırlatan Sözen, yoğun girişimler sonucunda 100 hektarlık alanın proje kapsamı dışına çıkarılarak "kuş cenneti" ilan edildiğini belirtti. Bu kararın geri dönüşü olmayan önemli bir kazanım olduğunu vurgulayan Sözen, Filyos’un yalnızca kuşlar değil sürüngen türleri açısından da oldukça zengin olduğunu ifade etti. Toplumda çevre bilincinin artırılması amacıyla yürüttükleri çalışmalara da değinen Sözen, "Zonguldak’ın Biyoçeşitliliği" ve "Zonguldak Kuşları" gibi eserler yayımladıklarını belirtti. Özellikle Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Bülent Ecevit Üniversitesi ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü iş birliğiyle hazırlanan "Zonguldak Kuşları" kitabından 10 bin adet bastırıldığını söyleyen Sözen, bu kitapların başta okullar olmak üzere geniş kesimlere ulaştırılarak farkındalık oluşturulduğunu kaydetti. Söyleşinin sonunda salondan gelen soruları yanıtlayan Prof. Dr. Mustafa Sözen’e teşekkür eden Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı ise Filyos Vadisi’nde belediyeler olarak yürüttükleri "Yeşil Kuşak Projesi" hakkında bilgi verdi. Projeye destek çağrısında bulunan Kantarcı, Sözen’e günün anısına plaket takdim etti.