GÜNDEM - 17 Nisan 2026 Cuma 12:55

"Aidiyet" hissi çocukları dijital mahallelere yönlendiriyor

A
A
A
"Aidiyet" hissi çocukları dijital mahallelere yönlendiriyor

Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, dışlanmış ve yalnız hisseden çocukların kendisini dijital dünyada güçlü görebildiğini söyleyerek, "Dijital dünya çocuklar için yeni mahalleler haline geldi" dedi.


Çocukların kendilerini bir yere ait hissetmediklerinde kapalı gruplara dahil olabildiğini söyleyen Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, "Bu noktada sadece çocuğu düşünmek bizim için aslında eksik kalacaktır. Çocuğun yetiştiği iklimi de gözlemlemek, nasıl ortamda büyüyor, kimlerle büyüyor, ne kadar etkilenerek, ne kadar ihmal edilerek büyüyor gibi noktalarda biz aslında çocuğun yetiştiği iklimi de gözlemleyerek bu sürece dikkat ediyoruz. Burada tabi ki şiddet olaylarında üzücü birçok sebep var. Çocuğun kendini bir ortama, bir gruba, bir aileye ait hissetmesi en sık gördüğümüz sebeplerden bir tanesi oluyor. Çocuk ait hissedemediğinde bu tarz davranışlara ya da farklı gruplara girmek istiyor. Bir çocuk dışlandığında, zorbalığa uğradığında, kendini yalnız hissettiğinde ve ailesine bu duyguları ifade edemediğinde çocuğun kendini ait hissedebileceği kapalı gruplara, dijital ortamlara, kendisinin içerisinde yer aldığı ve doğru-yanlış filtrelemeden kabul gördüğü her gruba girebildiği her ortam ne yazık ki artık dijital dünyada fazlasıyla mevcut. Burada şunun altını çizmek istiyorum. Çocuğun dijital dünyada oynadığı bir oyun, izlediği bir dizi ya da yaptığı herhangi bir oyun davranışı asla şiddetin tek sebebi olamaz" dedi.


Hamurcu, toplum olarak çocukların gözetilmesi gerektiğini söyleyerek, "Kendisini yalnız, dışlanmış hisseden ve risk faktörü içerisinde bulunan bir çocuk için bu tarz durumlar onu çok hızlı bir şekilde bu sonuçlara ulaştırabilir. Yani aslında bu tarz durumlar maalesef destekleyici kaynaklar haline gelebiliyor. Bu yüzden burada ailelere, bizlere, sağlık uzmanlarına, okullara, eğitim veren kurumlara çok büyük işler düşüyor. Burada toplum olarak hep birlikte o çocukları gözetmemiz gerekiyor. Biz bu çocukların aile noktasında ne kadar takip edildiğini görmek istiyoruz. Çocuk herhangi bir durumda kaldığında, rahatsızlık içinde bulunduğunda ’Ben çocukken de bunlar vardı. Ne var böyle şeylerde. Büyütmeye gerek yok’ demek yerine burada bir uzmana götürmek, çocuğum etkilenmesin, etiketlenmesin, siciline işlemesin gibi tepkilerden ziyade artık ‘Çocuğumun ruh sağlığı için benim bir uzman görüşüne çocuğum için gitmem gerekiyor’ diyebilmeliler. Evde anlaşılmayan, dışlanan ve okulda zorbalık yaşayan çocuklar kendilerini ait hissetmek için dijital dünyalara gidebiliyorlar çünkü" ifadelerini kullandı.



"Dijital dünya çocuklar için yeni mahalleler haline geldi"


Dijital dünyanın artık çocuklar için yeni mahalleler haline geldiğini söyleyen Arzu Hamurcu, "Burada da dijital dünyaların altını çizmek istiyorum. Çünkü burası artık çocuklarımız için yeni mahalleler haline geldi. Burada kim kimi yönetiyor, neye yönlendiriyor, oradaki güç dengesi nasıl ve o güç dengesini sağlayabilmek için kendisini sosyal hayatında güçsüz hisseden çocuk, dijital dünyada güçlü hissedebilmek için neleri yapıyor ya da neleri yapmayı planlıyor noktasında birçok dijital oyunun bizlere sunduğu maalesef zararlı alışkanlıklar ediniyorlar. Burada ailelere düşen görev ise çocuk odasında oyun oynuyor, evde yanlarında diye güvende olduğunu söyleyemiyoruz. Bizim asıl istediğimiz şey bizimle sohbet edebiliyor olması, oynadığı oyunu bile bize anlatabiliyor olmasını bekliyoruz ki birçok aile ne yazık ki çocuk oyun oynuyor diye benim yanımda güvende sanıyor. Oysa ki biz o dijital ekranların arkasında asıl yönetilen, asıl güvende olmayan birçok çocuğun seans odalarında görebiliyoruz. Çocuğum etiketlenmesin diye gidilmeyen her seans ne yazık ki çocuğun hayatından ertelenmiş bir travma tepkisi olarak geri dönebiliyor" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kahramanmaraş Okul saldırısında hayatını kaybeden Bayram’ın en büyük hayali Fenerbahçe’nin şampiyonluğu ve futbolcu olmaktı Kahramanmaraş’ta ortaokula düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybeden 10 yaşındaki Bayram Nabi Şişik’in geride bıraktığı en büyük şey, yarım kalan hayalleri oldu. Bayram’ı tanıyan Ahmet Çağrı Yıldırım, "Hayali iyi bir futbolcu olmak ve Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu görmekti" dedi. Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan saldırı sonrası hayatını kaybeden Bayram ve diğer çocuklar için okulun yanındaki Şehitler Camii’nde anma programı düzenlendi. Programda lokma dağıtılırken, Kur’an-ı Kerim okunup dualar edildi. Beşiktaş’ın çarşı grubu da etkinliğe katılarak destek verdi. Henüz 10 yaşında olan Bayram’ın, çevresinde güler yüzü ve futbol sevgisiyle tanındığı belirtildi. Bir kulüpte futbol oynayan küçük çocuğun, yaşıtlarına göre yetenekli olduğu ve ileride iyi bir futbolcu olmasının beklendiği ifade edildi. "Bayramın hayali Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu görmekti" Bayramın ağabeyin arkadaşı Ahmet Çağrı Yıldırım, "Bayramın adını yaşatmak için geldik buraya. Elimizden geldiğince son kişi kalana kadar Bayramının adını her yerde yaşatacağız. Bizim futbol siyaset hiç biriminizin umurunda değil artık. Bayram futbolu seven bir çocuktu. Hayali futbolcu olmakta, Fenerbahçe de, Beşiktaş’ta belki daha güzel yerde oynamaktı. Tatlı sürtüşmelerimiz oluyordu ufak tefek. O bir Fenerbahçeli olduğu için. Biz şampiyonluk gördük, onun hayali şampiyonluk görmekti. Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu görmekti. Hepimizi ortak hayali artık bu. Bayram şehit olduktan sonra Fenerbahçe şampiyon olur, onun adına kutlamalara katılırız. Kendisi gibi güzel futbolculuğu vardı, güzel oynuyordu. Hayalini gerçekleştirebilecek bir çocuktu yaşayabilseydi" dedi. "Çok güzel bir çocuktu" Yiğit Ferhat Özdemir de, "Tüm şehirlerde bütün oluşumlarla beraber, Bayram ve diğer şehit olan için lokma dağıtımı yapacağız. Bayram, üniversite grubunun eski temsilciliğini yapan arkadaşımızın kardeşi. Bayram, arkadaşlarına da çevresinde çok güzel iyi bir çocuktu. Ölümü hak etmiyordu. Ama Allah’ın elinden geldi, Allah sevdiğini önce alırmış. Bayramın hayali futbolcu olmaktı. Bizlerde futbol gruplarının temsilcileri olarak Bayram’ın adını yaşatacağız" diye konuştu.
Ankara Ankara’da teknoloji ve marka buluşuyor: 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları başlıyor ’Beşinci Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın tanıtım programında konuşan Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, "Bu yılki etkinliğimizin temasını bu dönüşümü yansıtacak şekilde belirledik; ’Braind Conference’. Sloganımız ise çok net, ’Marka Yapan Zekâlar, Yapay Zekâ ile Buluşuyor’" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran, Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın tanıtımı amacıyla CerModern Flow Dijital Salon’da düzenlenen basın toplantısında konuştu. Ankara Ticaret Odası olarak 170 bini aşkın üyenin üretim gücünü, ticari kapasitesini ve rekabet yeteneğini artırmak için çalıştıklarını anlatan Baran, ticareti, teknolojiyi ve markalaşmayı aynı eksende buluşturan projelere öncülük ettiklerini söyledi. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın bu vizyonun en güçlü yansımalarından biri olduğunu ifade eden Baran, organizasyonun ilk kez 2015 yılında başlatıldığını hatırlattı. Farklı temalarla düzenlenen etkinliğin yıllar içinde gelişerek on binlerce katılımcıya ulaştığını belirten Baran, "Bugün bu organizasyon Ankara’nın marka yolculuğunun önemli bir parçası haline geldi. Şimdi bu birikimi daha ileri taşıyoruz. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın beşincisini, 24-25 Nisan 2026 tarihlerinde ATO Congresium’da gerçekleştireceğiz" ifadelerine yer verdi. ‘Braind Conference’ temasıyla yeni dönem Bu yıl etkinliğin temasını ‘Braind Conference’ olarak belirlediklerini açıklayan Baran, "Brand, Brain ve Artificial Intelligence kavramlarının birleşiminden oluşan bu tema, aslında içinde bulunduğumuz çağın ruhunu anlatıyor. Sloganımız ise çok net; ‘Marka Yapan Zekalar, Yapay Zeka ile Buluşuyor.’ Yapay zeka, sadece bir teknoloji değil, bir kalkınma modeli, bir rekabet gücü ve bir gelecek inşa aracıdır. Dünyanın en değerli markalarına baktığımızda bunu çok net görüyoruz" diye konuştu. "Ankara, yeni nesil girişimlerin doğduğu, yüksek katma değerli üretimin yapıldığı bir merkez haline gelebilir" Yapay zekanın marka, şehir ve ülke vizyonunun merkezine yerleştiği zaman gündelik hayatın kolaylaştığını ve hayatın hızlandığını dile getiren Baran, bu çerçevede Ankara’nın dünyanın önde gelen teknoloji ve girişimcilik merkezlerinden biri haline gelmesi için yapay zekâ kritik bir kaldıraç olduğunu öne sürdü. Ankara’nın sahip olduğu potansiyele dikkat çeken Baran, "Ankara’nın dünyanın önde gelen teknoloji ve girişimcilik merkezlerinden biri haline gelmesi için yapay zeka önemli bir kaldıraçtır. Çünkü yapay zeka veriyi değere dönüştürür, rekabet gücünü artırır ve tüm ekosistemi de hızlandırır. Aynı zamanda yapay zeka kültürel üretimi de dönüştürerek, endüstrileri büyütür, şehri entelektüel olarak da zenginleştirir. Güçlü üniversiteleri, teknokentleri ve kamu altyapısıyla Ankara, yapay zeka sayesinde yeni nesil girişimlerin doğduğu, yüksek katma değerli üretimin yapıldığı ve küresel markaların çıktığı bir merkez haline gelebilir" diye konuştu. ATO olarak hedeflerinin Ankara’yı teknoloji, değer ve kültür üreten bir marka şehir haline getirmek olduğunu vurgulayan Baran, Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın da bu hedef doğrultusunda önemli bir rol üstlendiğini kaydetti. "Siber güvenlik artık en az fiziki sınırlar kadar önemli hale gelmiş durumda" Baran, yapay zekanın sunduğu fırsatların yanında önemli riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekerek, siber güvenlik, veri güvenliği ve etik konularının bu sürecin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Dijital çağda güçlü olmanın yolunun yapay zeka teknolojilerini etkin kullanmaktan geçtiğini belirten Baran, "Siber vatanın korunması, en az milli coğrafi sınırların korunması kadar önemli hale gelmiş durumda" dedi. İş dünyasının bu dönüşüme uyum sağlaması gerektiğini vurgulayan Baran, şirketlerin risk azaltma stratejileri geliştirmesi, yerli çözümleri benimsemesi ve yeni yönetim modellerini hayata geçirmesi gerektiğini ifade etti. Baran, yapay zekanın insan odaklı bir yaklaşımla geliştirilmesi gerektiğini belirterek, "Yapay zeka adil olmalı, şeffaf olmalı, insan onuruna hizmet etmeli. İnsanlığı ve insanca yaşamı güçlendirmelidir" diye konuştu. Baran ayrıca, yapay zeka teknolojilerinin yüksek enerji ve su tüketimi gibi çevresel etkilerine de değinerek, sürdürülebilirlik perspektifinin göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getirdi. "Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı, yapay zekayı geliştiren bir ülke olma yolunda attığı en güçlü adımlardan biridir" Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısına da değinen Baran, bu alandaki gelişmelerin yapay zeka ile doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Savunma alanındaki birçok teknolojinin yapay zeka ile güçlendiğini ifade eden Baran, "Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı, yapay zekayı sadece kullanan değil, geliştiren bir ülke olma yolunda attığı en güçlü adımlardan biridir" şeklinde konuştu. Savunma sanayisinde geliştirilen teknolojilerin sivil alanlara da hızla adapte edilebildiğini vurgulayan Baran, bunun Türkiye’nin genel teknoloji kapasitesini artırdığını söyledi. "Marka ve teknoloji ayrılmaz hale geldi" Marka ile yapay zeka yani teknoloji arasındaki ilişkinin köklü şekilde değiştiğine dikkat çeken Baran, "Teknoloji markayı büyütür, hızlandırır ve güçlendirir. Marka ise teknolojiye ruh verir, anlam katar ve onu insanla buluşturur. Marka ve değer oluşturma anlamında mottomuzda işaret ettiğimiz ‘Yapan zeka ile yapay zekanın buluşması’ adalet, vicdan, etik, fırsat eşitliği gibi kavramlarla örtüşen insanlık temelinde olmalıdır. Konu çok boyutlu. Bu gelişmelerden kaçamayız, görmezden gelemeyiz. Değişimin ve gelişimin içinde yer almalı, yapay zekâyı en hızlı adapte eden ve ekonomik değere dönüştüren bir marka, bir şehir ve bir ülke olmalıyız" ifadelerini kullandı. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları kapsamında 8 ayrı salonda 120’yi aşkın yerli ve yabancı konuşmacının yer alacağını belirten Baran, etkinlikte paneller, eğitim programları ve uygulamalı deneyim alanlarının bulunacağını söyledi. Gençlere yönelik özel eğitim programları düzenleneceğini ifade eden Baran, katılımcıların yapay zeka araçlarını kullanarak iş geliştirme konusunda uygulamalı eğitim alabileceklerini ve sertifika programlarına katılabileceklerini kaydetti. Etkinlik kapsamında ayrıca, Ankara Ticaret Odası’nın 2026 takviminde yer verdiği, Ankara’nın kültürel değerlerini yansıtan ‘Doku Ankara’ dijital sergisi gibi özel deneyim alanlarının da yer alacağını belirten Baran, katılımcıların hem teknoloji, hem de kültürle iç içe bir deneyim yaşayacağını söyledi. Baran, konuşmasının sonunda tüm basın mensuplarını, iş dünyasını, gençleri ve vatandaşları 24-25 Nisan tarihlerinde ATO Congresium’da ‘Braind Conference’ temasıyla gerçekleştirilecek ’Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’na davet etti.
İstanbul Kapalıçarşı’da satılmaya çalışılan 80 karatlık kaçak elmas sergilendi İstanbul Kapalıçarşı’da satılmaya çalışıldığı esnada yakalanan ve kaçak yollarla Endonezya’dan getirilen 80 karat, 16 gram ağırlığında 3 milyon dolar değerindeki sarı elmasla işlenmiş pırlanta, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesinde sergilendi. Endonezya’dan İstanbul’a 4 şüpheli tarafından getirilen 80 karat, 16 gram değerindeki sarı elmasla işlenmiş pırlantanın Fatih Kapalıçarşı’da satıldığı tespit edildi. Bu tespit üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma bürosunca yürütülen soruşturmada elması ülkeye getirdiği belirlenen 4 şüpheli yakalandı. Olaydaki 6 şüpheli yakalandı Olayla ilgili çalışma yürüten İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, kaçak yollarla yurda soktukları yaklaşık 3 milyon Dolar değerindeki tek parça halinde bulunan 80 karatlık sarı elmas niteliğinde pırlantayı getiren 6 şüpheliyi gözaltına aldı. Kaşıkçı Elmasından 1 gram daha hafif 80 karat, 16 gram ağırlığındaki sarı elmasla işlenmiş pırlanta, Türkiye’de Kaşıkçı Elmasından sonraki en değerli pırlanta olarak yerini koruduğu öğrenildi. Tek parça halinde işlemelerle süslenmiş pırlanta, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesinde sergileniyor. Emniyet kaynaklarından alınan bilgiye göre soruşturmanın titizlikle devam ettiği öğrenildi.