GÜNDEM - 20 Mart 2024 Çarşamba 13:46

Av. Erkulu: "TCK’ye göre Fenerbahçeli futbolcuların daha çok kendilerini savunma amacıyla hareket ettikleri, bu noktada da hukuki olarak haklarını kullandıkları gözüküyor"

A
A
A
Av. Erkulu: "TCK’ye göre Fenerbahçeli futbolcuların daha çok kendilerini savunma amacıyla hareket ettikleri, bu noktada da hukuki olarak haklarını kullandıkları gözüküyor"

Süper Lig’in 30. haftasında oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe maçının ardından çıkan olayları değerlendiren Kayseri Barosu Avukatı Mustafa Erkulu, Türk Ceza Kanunu’na göre futbolcuların müdahalesinin ’meşru müdafaa’ çerçevesinde hukuki olduğunu söyleyerek, Osayi Samuel’in bıçaklı saldırgana müdahalesinin orantılı olduğunu belirtti. Erkulu ayrıca; sahaya giren taraftarın elinde bulunan korner direğinin de ’silah’ niteliğinde sayılacağını ve en ağır seyirden men cezasının verilebileceğini kaydetti.


Hafta sonu oynanan ve gündemden düşmeyen Trabzonspor - Fenerbahçe maçı sonrasında çıkan olayları değerlendiren Avukat Mustafa Erkulu, maçın skorundan çok yaşanan saha olaylarının damga vurduğunu aktardı. Erkulu, "17 Mart tarihinde oynanan Trabzon’daki bu maçta maçın skorundan öte yaşanan saha olayları, daha doğrusu maçın bitimiyle beraber gerçekleşen olaylar damga vurdu diyebiliriz. Spor medyasına da özellikle bu durum yansımış durumda. Şunu belirtelim; temel bir kanunumuz mevcut, 6222 sayılı sporda şiddetin önlenmesine yönelik bir kanunumuz var. Tabii ki Türkiye Futbol Federasyonu’nun talimatları mevcut. İşin bu kanun ve talimat uyarınca incelenmesi gerekmekte. Yalnız şu açıdan bakmamız gerekiyor; bizim temel bir ceza kanunumuz var. Bu ceza kanunumuzda da özellikle ’meşru müdafaa’ ve zorunluluk halinden bahsediliyor. Maç sonunda özellikle medyaya yansıyan Fenerbahçeli futbolcu Osayi Samuel’in bıçaklı bir taraftarla yumruklaşması. Bu konuda futbolcuların meşru müdafaada, yani zorunluluk halinde bulunup bulunmadığına ayrıca gözetilmesi gerekmekte" dedi.



"Futbolcuların daha çok kendilerini savunma amacıyla hareket ettikleri, bu noktada da hukuki olarak haklarını kullandıkları gözüküyor"


Özellikle Osayi Samuel’in bıçaklı saldırganla yumruklaşmasının medyada yer aldığının altını çizen Erkulu, Osayi’nin kendisini savunma amacıyla haklarını kullandığı görüldüğünü söyledi. Taraftarların sahaya girmemesi için gerekli tedbirlerin alınmasında Trabzonspor Kulübü’nün sorumlu olacağını da ifade eden Erkulu, "Trabzonspor Kulübü’nün taraftarlarının sahaya girmemesine yönelik gerekli tedbirleri almakla sorumlu olduğunu belirtelim. Her ne kadar Fenerbahçeli futbolcuların sevinmeleri tahrik olarak algılanıp algılanmayacağı takdiri kendilerindedir ama ne olursa olsun taraftarların sahaya girmemelerine yönelik tedbirleri almakla Trabzonspor Kulübü sorumludur. Bu noktada gerekli tedbirlerin alınmadığı, taraftarların rahat bir şekilde sahaya girdiği görülmekte. Öncelikle kulübün burada bir sorumluluğu mevcut. Sonrasında futbolculara yönelik bir saldırının olduğu net bir şekilde gözükmekte. Yani futbolcuların direk taraftarlara saldırmadığı, Fenerbahçeli futbolculara yönelik bir saldırı sonrası futbolcuların bir savunmada olduğu gözetilmekte. Bu noktada savunmanın saldırıyla orantılı olup olmadığı tartışılması gerekmekte. Özellikle Osayi Samuel’e yönelik olan ve elinde bıçak olan bir taraftar karesi medyada gözükmekte. Burada net bir şekilde bıçaklı bir saldırgan olduğu görülüyor. Futbolcuların savunmasının orantılı olduğunun kabulü gerekmekte. Tabi saha içerisinde o kadar çok olay oldu ki hepsinin analizi çok mümkün değil. Batshuayi’nin taraftara yönelik müdahalesi var, bu müdahalelerden bazılarının taraftara zarar vermeye yönelik olduğu kameralarda gözüküyor. Onu ayrıca belirtmemiz lazım. Dediğim gibi Fenerbahçeli futbolcuların daha çok kendilerini savunma amacıyla hareket ettikleri, bu noktada da hukuki olarak haklarını kullandıkları gözüküyor. Yalnız 6222 sayılı kanun temel esas alınacağı, Türk Ceza Kanunu’ndan daha özel bir kanun olduğu için futbolculara ceza verilip verilmeyeceği noktasında disiplin kuruluna sevkler olacaktır. Yalnız bu müdahalelerin hukuki olduğu görüşündeyim" diye konuştu.



"Korner direği silah niteliğinde sayılır"


Öte yandan sahaya inen bir taraftarın elindeki korner direğinin de silah niteliğinde sayılacağını da belirten Av. Mustafa Erkulu, "Korner direği ve bıçak arasında bir fark bulunmuyor. Kanunumuzda zaten geniş bir şekilde yer aldığı için yaralayıcı, bereleyici, delici tüm eşyalar silah niteliğinde sayılabilir. Korner direği de yaralayıcı bir cisim olduğu bariz. dolayısıyla korner direği de silah niteliğinde sayılır. Bu futbol seyircilerine 1 yıla kadar seyirden men cezası verilebiliyor. Büyük olaylar yaşanmıştır, futbolculara yönelik saldırılar çok ağır niteliktedir. Bu nedenle soruşturma çerçevesinde en ağır seyirden men cezaları verileceği söylenebilir" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Binlerce yıllık Roma Hamamı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bulunan ve halk arasında ‘Kral Kızı Hamamı’ olarak da bilinen 2 bin yıllık Roma Hamamı yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edildiği değerlendirilen hamam, Anadolu’da antik çağlardan günümüze kadar işlevini koruyarak ulaşan nadir yapılar arasında yer alıyor. Termal su kaynağı üzerine kurulan yapı, hem mimarisi hem de sürekli akan sıcak suyuyla dikkat çekiyor. Sarıkaya Belediyesi’nde Roma Hamamı’nın Sorumlu Şefi olarak görev yapan Rasim Şahin günlük ortalama 50 ile 200 arası ziyaretçi geldiğini belirtti. Şahin, okul gezisi için öğrencileri sıklıkla ağırlayan Roma Hamamı’na en son gelen ziyaretçilerin Fransız turistler olduğunu söyledi. Şahin, "Bisiklet ile dünya turuna çıkan iki tane Fransız arkadaş geldi. Burayla alakalı fikirlerini beyan ettiler. Buraya gelen ziyaretçilerin yorumları güzel. Karşılama, ağırlama, çay kahve ikramımız, fotoğraf çekimi olsun gerekli ilgi alakayı gösteriyoruz. Roma Hamamı’nı ziyarete gelen vatandaşlarımız için ören yerini ziyaretleri bittikten sonra rahatça oturup kahve içebilecekleri bir alanı bize sunan Sarıkaya Belediye Başkanı Osman Gözan’ın katkılarıyla tahsis edilmiştir. Ayrıca hediyelik eşya bölümümüz de mevcut" dedi. Yıl boyunca yerli turistlerin yanı sıra yurt dışından da gelen ziyaretçileri ağırlayan Sarıkaya Roma Hamamı, Yozgat’ın kültürel mirasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" dedi. İstanbul’da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’da mitinge katılanlar arasında yerini aldı. Miting alanında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün İstanbul’dan tarihi bir çağrı yapıyoruz. Yılın ilk gününde Filistin’de, Gazze’de zulmün sona ermesi adına çok önemli bir buluşmayı İstanbullular gerçekleştiriyor. Galata Köprüsü’nün üstünde muhteşem bir kalabalık var. İnsan hakları çağrısı yapıyorlar adalet çağrısı yapıyorlar. Maalesef 7 Ekim 2023’den bu yana 70 bini aşkın Filistin’li şehit edildi. Bunun yüzde 50’den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde soykırım suçu işlendi. Soykırım suçunu işleyenlerle ilgili olarak uluslararası hukuk maalesef işletilemedi. Uluslararası adalet divanın aldığı tedbir kararları icra edilemedi. Uluslararası ceza mahkemesinde açılan soruşturma ilerletilemedi. Batılı ülkeler İsrail’e destek çıktılar. İnsan haklarının ve adaletin savunucusu olmadılar. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep Filistin davasını savunduk. Bu son iki yılın problemi değil bu bir asrı aşan bir sorun. Dünyanın kanayan yarası. uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletlerin bütün kararları bugüne kadar hep yok saydı. Uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan onları takmayan bir devlet var. Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Hala orada çocuk ve kadın katliamı devam ediyor. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Buz gibi bir hava var ama İstanbullular akın akın Galata’ya geldiler. Burada bir millet ittifakının olduğunu hep beraber görüyoruz. Milletimiz duyarlılığını gösterdi. Milli İrade platformu da öncelik etti. Herkes burada top yekun Filistin’le ilgili olarak insanlığın vicdanının sesi oldu" dedi.
Yozgat Saraykent Yılan Boynu Tepesi, keşfedilmeyi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde yer alan ve Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Yılan Boynu Tepesi, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal manzarasıyla dikkat çekiyor. Yozgat’ın doğusunda yer alan ve tarihi ipek yolu güzergahındaki stratejik konumuyla bilinen Saraykent ilçesi, önemli bir kültür mirasını taşıyor. İlçenin Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yılan Boynu Tepesi, bölgenin binlerce yıllık tarihini yüzeyindeki kalıntılarla gösteriyor. İlçe merkezinin yaklaşık 50 metre kuzeyinde, doğal kayalık bir alan üzerinde yükselen Yılan Boynu Tepesi, yaklaşık 250 metre çapındaki yerleşim alanıyla ilgi çekiyor. Yüzey araştırmalarında elde edilen seramik buluntular; tepenin Erken ve Orta Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemlerinde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ediyor. Dik yamaçları ve stratejik konumuyla antik çağlarda bir savunma veya gözetleme noktası olarak kullanıldığı tahmin edilen bölge, doğa yürüyüşü ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası oluşturuyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Doğan ilk yerleşim alanının Yılan Boynu Tepesi eteklerinin olduğunu söyledi. Doğan, "Eskiler tepe başlarında yaşıyordu, biliyorsunuz. Orada bir uygarlık yaşamış. Sonraki kuşaklar tepenin eteklerine geçmiş. İlk önce bizim ailelerimiz ve ağaların aileleri yerleşmiş. Mezarlardan, arazi tutmalardan belli. Kitap yazmıştım, orada bahsettim. O tepede Göcenler isimli bir aile kalmış. 1530’lu yıllarda Yılanlı Hüyük diye geçiyor. Osmanlı’da Kanuni dönemi sonrası ekinlik arazilere yerleşmişler" diyerek tarihi sürece değindi.