TEKNOLOJİ - 28 Mayıs 2025 Çarşamba 17:20

Başkan Büyükkılıç’tan bilime ve tarihe iz bırakan açılış

A
A
A
Başkan Büyükkılıç’tan bilime ve tarihe iz bırakan açılış

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Kayseri Bilim Merkezi’nde ‘İnsanlı İlk Uzay Misyonu yıl dönümüne özel Ufkun Ötesinde Sergisi’ ve ‘7,5 Milyon Yıllık Fosiller Sergisi’nin açılışını gerçekleştirdi. Başkan Büyükkılıç, uzaydan gelen ekipmanlarla, geçmişin derinliklerinden çıkan fosilleri aynı çatı altında buluşturarak bilim ve kültür adına önemli bir adım attı.


Kentte kültür sanat alanında çeşitli hizmetlere imza atan Büyükşehir Belediyesi tarafından ’Geçmişten Geleceğe’ temalı iki özel ve anlamlı sergi, Kayseri Bilim Merkezi’nde ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Serginin açılış törenine Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın yanı sıra, genel sekreter yardımcıları, daire başkanları, genel müdürler, öğretmen ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan sergi açılışı töreninde konuşan Başkan Büyükkılıç, "Kayseri’mizde TÜBİTAK’ımızla iş birliği halinde Türkiye’deki önemli bilim merkezlerinden biri olan Kayseri Bilim Merkezi’mizde sevgili öğrencilerimize zemin hazırlamak, onları yapılan çalışmalarla ilgili geçmişten geleceğe yönlendirmek ve tabi ki bilim adamlarının neler yaptığını da burada paylaşmak amacındayız" dedi.


Gençlerin donanımlı ve eğitimli bir şekilde kendilerini geleceğe hazırlamalarının önemine dikkat çeken Büyükkılıç, "Günün koşullarına uygun, zamanı iyi okuyabilmek ve şehrimizi de geleceğe taşımak sizlerle birlikte olacaktır. O açıdan siz sevgili öğrencilerimizin donanımlı, eğitimli olmaları, bilinçli bir şekilde kendilerini geleceğe hazırlamaları bizim için önemli ve anlamlıdır" diye konuştu.



"İki boyutlu bir çalışma"


Başkan Büyükkılıç, "Burada Milli Uzay Programı kapsamında uzaya giden astronotlarımızın birebir eşyalarının sergilendiği, hepimizi heyecanlandıran boyutuyla önemli bir sergi var. Yine yaklaşık 7,5 milyon yıl önce yaşamış hayvanların fosillerinin sergileneceği iki boyutlu bir çalışmayla baş başa bulunacağız. Kızılırmak kenarında Yamula bölgesinde Taşhan ve Kuşçu bölgesinde yapılan kazılardan 7,5 milyon yıl önce yaşamış olan fosiller çıkarıldı. Hocalarımıza ve ekiplerine teşekkür etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.


Ufkun Ötesinde Sergisi ile gençleri yüreklendirmek istediklerini kaydeden Büyükkılıç, "Milli Uzay Programı projemiz ile yerli ve milli uydularımızı geliştirmek, kendi roketlerimizi fırlatabilmek, uzayda bilimsel çalışmalar yapabilmek ve insan kaynağımızı uzay teknolojilerine yönlendirmek hedeflenmektedir. Siz yapamazsınız diyenlere inat, icat çıkartma diyenlere inat, bizlerin evlatları bunu nasıl yapıyormuş hep beraber göstereceğiz. O açıdan inşallah Ufkun Ötesinde Sergimiz ile sizleri yüreklendirmek, sizlerin yapacağı çalışmalara zemin hazırlamak bizim olmazsa olmazımız olacaktır" şeklinde konuştu.



"Bizler zemin hazırlayacağız, sizler de hayata geçireceksiniz"


Türkiye’nin gelişmesi yönünde gençler için zemin hazırlayacaklarının altını çizen Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, "Amacımız ülkemizin her alanda gelişmesini sağlamak. Bunu yapacak olan sizlersiniz. Bizler zemin hazırlayacağız, sizleri seviyoruz, sizlere güveniyoruz, sizler de hayata geçireceksiniz. Üniversitelerimizle iş birliği yapmak suretiyle bu çalışmalarımızı güçlendirmek bizim için olmazsa olmaz olacaktır" dedi.


Kayseri Büyükşehir Belediyesi olarak Bilim ve Toplum Şube Müdürlüğü kurduklarını, bu alanda gerekli çalışmaları yaparken Bilişim Akademisi projesini de hayata geçirdiklerini paylaşan Başkan Büyükkılıç, 150 bin kişinin katılımıyla 6. Bilim Şenliği’ni, 1 milyonun üzerinde ziyaretçi ile 7’nci Kayseri Kitap Fuarı’nı ve 500 bin minik kitapseverin ziyareti ile 23 Nisan Çocuk Şenliği ve Kitap Fuarı’nı gerçekleştirdiklerini söyledi.



"Bilim Tırı projemizi hayata geçireceğiz"


Büyükkılıç, Bilim Tırı Projesi’nin de hayata geçeceğini dile getirerek, "Şimdi hizmeti ayağa götürme anlayışıyla Bilim Tırı projemizi hayata geçireceğiz. İçerisinde bilimle ilgili sizlerin projelerden yararlanacağı ve sizleri teşvik edici çalışmalar ile okullarımızın önüne, mahallelerimize, ilçelerimize bilimsel çalışmalar yapacağınız ortamı sağlamak suretiyle sizlere destek olmaya gayret ediyoruz" diye konuştu.


Kayseri Bilim Merkezi’ndeki gerçekleştirilen Robotik Atölyesi’nden Fen Bilimleri Atölyesi’ne Sanat Atölyesi’nden Ahşap Tasarım Atölyesi’ne, Bilim Akademisi’nden Kış Bilim Kampı’na pek çok faaliyeti sıralayan Başkan Büyükkılıç, Teknofest gençliği oluşturma yönünde irade ve gayret gösterdiklerinin altını çizdi. Büyükşehir Belediyesi Akıllı Şehircilik ve Bilgi İşlem Daire Başkanı Abdullah Avan da sergi hakkında bilgiler verdi. Türkiye’nin ilk astronotları Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever’in gerçekleştirdikleri Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu kapsamında kapılarını açan ‘Ufkun Ötesinde’ isimli TÜBİTAK uzay sergisi meraklıları ile buluştu. Astronotların uzaya götürdükleri eşyalar, deney malzemeleri ve uydu maketlerinin sergilendiği alanı ilgiyle gezen Başkan Büyükkılıç, Gezeravcı’nın kullandığı astronot kıyafetleri ve uzayda kullanılan ekipmanları inceledi.



Milyonlarca yıllık fosillerin sergisi de açıldı


Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Kayseri Bilim Merkezi’nde ayrıca Yamula Barajı çevresindeki bilimsel kazılarda bulunan ve dünyanın ilgisini çeken ve Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri ile ayağa kaldırılan 7,5 milyon yıllık fosillerin de sergisi kapılarını açtı.


Dünyanın paleontoloji tarihine adeta ışık tutan 7,5 milyon yıllık fosil faunası yeniden canlandırma çalışmaları Kayseri Büyükşehir Belediyesi destekleriyle sürerken, çalışmalarda bulunan fosiller de sergilerle vatandaşlarla buluşturuldu.


Sergide, 2018 yılından bu yana çıkarılan birçok farklı türdeki canlıların fosilleri ve bu fosiller kullanılarak elde edilen replika ayaklandırmaları ve Proboscidae (Hortumlugiller), Bovidae (Boş Boynuzlular) ile Giraffidae (Zürafagiller) ailelerinden türler ziyaretçilerini ağırlıyor.



Başkan Büyükkılıç’tan bilime ve tarihe iz bırakan açılış

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Aldemir: "Limon ithalatında vergi düzenlemesi hem üreticiyi hem tüketiciyi koruyacak" AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir, Ticaret Bakanlığı tarafından limon ithalatında uygulanan gümrük vergisine yönelik yapılan yeni düzenlemenin, hem üreticiyi hem de tüketiciyi korumayı amaçladığını söyledi. Başkan Aldemir yaptığı açıklamada, tarım ve gıda ürünlerinde arz güvenliğinin sağlanması ve piyasada oluşabilecek spekülatif fiyat hareketlerinin önüne geçilmesi amacıyla Ticaret Bakanlığının önemli bir adım attığını belirtti. Bu kapsamda limon ithalatında uygulanan gümrük vergisinin 31 Temmuz 2026 tarihine kadar geçerli olmak üzere yüzde 10 olarak yeniden düzenlendiğini ifade etti. Mersin’in, Türkiye’nin en önemli limon üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Aldemir, düzenlemenin hem piyasa dengesi hem de üreticinin korunması açısından önemli olduğunu dile getirdi. Aldemir, "Bilindiği üzere Mersin ilimiz Türkiye’de limon üretiminin merkezi konumundadır. Devletimiz üreticimizin emeğini korurken aynı zamanda tüketicimizin de uygun fiyatlarla ürüne ulaşmasını sağlamak adına dengeli bir politika yürütmektedir. Limonun hasat dönemi de dikkate alınarak 1 Ağustos 2026 tarihinden itibaren ithalatta gümrük vergisi tekrar yüzde 54 seviyesine çıkarılacaktır. Bu uygulama yerli üreticimizin korunmasına katkı sağlayacaktır" dedi. Hükümetin tarım ve gıda piyasalarını yakından takip ettiğini belirten Aldemir, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hükümetimiz, hem üreticimizin emeğini hem de vatandaşımızın alım gücünü koruyacak politikaları kararlılıkla uygulamaya devam etmektedir. Tarım ve gıda ürünlerinde fiyat istikrarını sağlamak, piyasayı dengede tutmak ve üreticimizi desteklemek adına gerekli tüm adımlar atılmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.
Eskişehir "Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, akran zorbalığını yalnızca iki öğrenci arasındaki bir sorun olarak değil, okul, aile ve öğrencilerin birlikte ele alması gereken bir sistem sorunu olarak değerlendirmek gerektiğini belirtti. "Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı" konusunu ilgili değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, akran zorbalığında seyirci kalmanın çoğu zaman sessiz kalmak olmadığını, zorbalığın sürmesine katkıda bulunmak olduğunu belirtti. Akran zorbalığının yalnızca iki öğrenci arasında yaşanan bireysel bir çatışma olarak görülmemesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, zorbalığın tekrarlayıcı bir niteliğe sahip olduğunu ve taraflar arasında güç eşitsizliğinin bulunduğu durumlarda sistematik bir sorun haline geldiğini ifade etti. Zorbalıkla mücadelede yalnızca zorbayı cezalandırmaya ya da mağdura yönelik bireysel müdahalelere odaklanmanın yeterli olmayacağını vurgulayan Şahbudak, okul ortamı, aileler ve öğrencilerin dâhil olduğu bütüncül bir yaklaşımın önemine dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: "Akran zorbalığı dediğimiz zaman aslında birebir bir çatışmadan ya da bir akran tartışmasından bahsetmiyoruz. Bu sürecin kronik olması, tekrarlayıcı zeminde olması önemli. Taraflar arasında güç eşitsizliğinin olması önemli ve sistematik bir hale geldiğinde akran zorbalığı diyoruz. Akran zorbalığı dediğimiz zaman müdahale sırasında sadece zorba ya da sadece mağdura yönelik bir müdahaleden değil, aslında sisteme yönelik bir müdahaleden bahsetmek mümkün. Zorbanın okuldan uzaklaştırılması ya da sadece mağdura yönelik bir müdahaleden bahsetmiyoruz. Orada bir sorun var ve bu sorun aslında ailelerin de dahil edildiği bir sistem sorunu olarak görülür ve okul içerisinde ele alınırsa o zaman çözüm çok daha kolay oluyor. "Sessiz kalmak zorbaya yardım etmektir" Çözüm dediğimizde aslında öğrencilerin de içine dahil edildiği, öğretmenlerin ve ailelerin de içine dahil edildiği çözümden bahsediyoruz. Söylediğimiz şey aslında seyircilerin de ortamdaki zorbalığa müdahil olması. Çünkü seyirci kalmak demek aslında sessiz kalmak demek değil. Aslında zorbaya yardım etmek demektir. Ve zorbanın okuldan uzaklaştırılması çoğu zaman bir çözüm olmuyor. Aksine bir sistem sorunu olarak ele alırsak eğer bir süre sonra mağdurun da zorlu olabileceğini düşünmemiz gerekiyor ve bunu bu şekilde ele alırsak aslında hepimizin üzerine düşen sorumluluklar var. Bir zorbayı cezalandırmaktansa hem akan zorbalığı yapan kişinin hem de mağdurun ruhsal olarak güçlendirilmesi ve değerlendirilmesi, mutlaka sisteme ailelerin de dahil edilmesi ve ailelerin de bu konuda sorumluluk alması önemli. Aslında öğrencilerin kendisine de adalet duygusunu sağlamak üzere bir sorumluluk verilmesi önemli. Seyirci kalmıyoruz. O sırada akran zorluğuna uğrayan kişiye hemen müdahale edemesek bile sonradan müdahale etme şansımız var ve bunu özellikle değerlendirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Bunu bir sistem sorunu olarak ele alırsak çözüme ulaşmak çok daha kolay. Çünkü orada birebir bir zorbayı cezalandırdığımızda aslında sistemin çarkları dönmeye devam ediyor. "Hem zorba, hem mağdur için ruhsal yardım mümkün" Ergenlik döneminde akran ilişkileri oldukça önemli. Bu akran grubunda kabul görmek, dışlanmama ihtiyacı aslında kişiliğin de belirleyici yanlarından biri oluyor. Kimlik gelişiminde bunlar da önemli. Hem zorba için hem mağdur için aslında bir ruhsal etkilenme varsa yardım arayışında olmak sadece okul ikliminde çözülebilen sorunlardan bahsetmiyoruz. Aileler de bu konuda sorumluluk alarak ruhsal yardım ihtiyaçlarını görmezden gelmemeli ve bununla ilgili destek almalı. Hem zorba hem mağdur için ruhsal yardım mümkün ve aslında bu çocukların her birini suça sürüklenen çocuk ya da zorba çocuk olarak etiketlemeden önce onlar, bizlerin çocukları ve mutlaka yardımla değiştirebileceğimiz şeyler var. Bu umudu aşılayarak bitirmek istiyorum. Çünkü özellikle yardım alırsak değiştirebileceğimiz çok fazla şey var."