GÜNDEM - 04 Ekim 2025 Cumartesi 20:04

Beyaz önlüklüler Gazze için yürüdü

A
A
A
Beyaz önlüklüler Gazze için yürüdü

Kayseri’deki sağlık çalışanları önlüklerini giyerek, Gazze’deki soykırım ve ablukaya karşı yürüyüş yaptı.


Kayseri’deki sağlık çalışanları önlüklerini giyerek, Gazze’deki soykırım ve ablukaya karşı farkındalık oluşturmak için yürüyüş yaptı. Seyyid Burhaneddin Türbesi’nden yürüyüşe başlayan sağlık çalışanları Cumhuriyet Meydanı’nda yürüyüşlerini tamamladı. Yürüyüşün ardından grup adına konuşma yapan Dr. İsa Üzüm, "Tam iki yıl oldu. Kelimelere nasıl sığar neler söylemeliyim. Bunun adına ne demeliyiz; savaş, katliam, işkence, haydutluk, canilik, ikiyüzlülük, hainlik, soykırım kelimesi bile artık yeterli gelmiyor. Bir anlığına gözlerinizi kapatın ve Gazze’de yaşayan bir ailenin yerine koyun. çocuklarınızın korku dolu gözlerle size baktığını, yankılanan patlama seslerinin kulaklarınızdaki çınlamasını hayal edin. Aylardır gecelerini ne kadar uzun ve uykusuz geçiren bir Gazze var. Artık çok yorulan ve dayanma gücünün en üst düzeyde sınırlarını zorlayan bir Gazze var. Gazzeli çocuklar bu yıl da okula başlayamadı. okul açılmadan önce çantalarını, ayakkabılarını hazırlayamadılar. Servislere binip okula gidemediler. Okul formaları kalem defter kitapları yine olmadı. 2 yıldır teneffüs zili çalmadı. Onun yerine siren ve bomba sesleri uykularını böldü. Dersler ful boş geçti. Karne alamadılar. Çünkü onlar çocuk olmanın tanımını bize çok farklı bir şekilde öğrettiler. Gazze’de çocuk olmak, ‘acaba ben de bugün atılan bir bomba ile katledilen binlerce şehit çocuktan birisi olur muyum’ diyebilmek; her gün saatte bir açlıktan, susuzluktan veya bombardımandan ölen çocuklardan biri olmak demektir. Gazze’de çocuk olmak, annesi sedyede yatarken sedyenin ayağına, onu hiç bırakmamak istercesine annesine sarılır gibi sarılmaktır. Gazze’de çocuk olmak, ansızın gelen saldırı ile uzvunu kaybederek ampute kalma korkusu yaşayan binlerce çocuktan biri olabilir miyim kaygısını taşımaktır. Gazze’de çocuk olmak, ‘doktor amca bacağım bir daha çıkar mı’ diye sormaktır. Gazze’de çocuk olmak, on binlerce yetim veya öksüz çocuktan biri ben de olur muyum demenin adıdır. Gazze’de çocuk olmak, eğer şanslı ise ebeveyni veya bir yakını tarafından kefenlenebilmek, bu mümkün olmazsa bir poşetin içerisinde gömülmeyi beklemek demektir" ifadelerini kullandı.


Gazze’nin çırpınışlarını göz ardı edemeyeceklerini aktaran Üzüm, "Bizler sağlık çalışanları olarak, hiçbir kimsenin çağrısıyla değil; kalbimizdeki merhametle, vicdanımızdaki sorumlulukla burada duruyoruz. Bugün Gazze’de yaşanan vahşet, zulüm ve soykırım karşısında artık çok net görüyoruz ki, zalimden merhamet, işgalciden güzellik, katilden güven beklenemez. Dünyanın dört bir yanında yapılan bu vicdan yürüyüşleri, işte bu yüzden sadece bir yürüyüş değil; insanlığın onuru, adaletin sesi ve vicdanın direnişi olarak görüyoruz. Bugün artık ak ile kara ortaya çıkmıştır. Gazze’ye yardım etmek küresel küresel insani vicdanın temsili haline gelmiştir. Biz bu kıymetli vatanın evlatları olarak, İslâm’dan aldığı izzet ile asırlarca dünyaya adaletle hükmetmiş ecdadımızdan kalan mirasla, nerede bir mazlum görürsek ona kol kanat gereriz. bayrağımıza uzanan kirli elleri Çanakkale’de doktor Nusretler gibi; bugün de bir zamanlar Anadolu toprağı olan Gazze’nin direnişini ve çırpınışını görmezden gelemeyiz, gelmeyiz. Çin’in Doğu Türkistan’ı asimile etme çabalarına ve annelerin, babaların, evlatların çaresizliğine gözümüzü kapatamayız, kapatmayız. Zulmün, nerede ve kime karşı olursa olsun karşısında olmak, mazlumun ise her daim yanında olmak imanımızın ve ahlaki mirasımızım bir gereğidir" dedi.


Konuşmanın ardından grup olaysız şekilde dağıldı.



Beyaz önlüklüler Gazze için yürüdü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Çeşme’de, duygu dolu Çanakkale anması 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla Çeşme’de anlamlı bir anma programı düzenlendi. 18 Mart’ta okulların ara tatilde olması nedeniyle bugün gerçekleştirilen törende duygu dolu anlar yaşandı. Çakabey Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa ilçe protokolü, daire amirleri, siyasi parti temsilcileri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, Sıdıka Kelami Ertan Ortaokulu tarafından hazırlanırken, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı okul müdürü Hikmet Aykut yaptı. Aykut, konuşmasında Çanakkale Zaferi’nin yalnızca bir askeri başarı olmadığını, aynı zamanda bir milletin kaderini değiştiren tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Çanakkale’de verilen mücadelenin fedakârlık, inanç ve kararlılığın en büyük örneklerinden biri olduğunu ifade eden Aykut, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğine dikkat çekerek, "Onun askeri dehası ve sarsılmaz iradesi olmasaydı bugün bu topraklarda özgürce yaşamak mümkün olmayacaktı" dedi. Konuşmasında gençlere de seslenen Aykut, Çanakkale ruhunun yalnızca geçmişte kalmaması gerektiğini belirterek, bu ruhun bilim, sanat ve üretimle geleceğe taşınmasının önemine değindi. Şehitlerin emaneti olan vatanın korunmasının en büyük sorumluluk olduğunu ifade etti. Öğrencilere ödülleri verildi Program kapsamında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen şiir ve resim yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Öğrencilerin Çanakkale ruhunu yansıtan eserleri, katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. Tören, öğrenciler tarafından sahnelenen "Geçilmez Çanakkale" adlı gösteri ile devam etti. Duygusal anların yaşandığı gösteri, izleyicilerden büyük alkış aldı. Anma programı, toplu hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Kocaeli Patrondan nezarethanede para teklifi iddiası: "Başını kaldır bana bak, sigortalı söyle" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin hayatını kaybettiği parfüm fabrikası yangınına ilişkin davanın duruşmasında, olaydan yaralı kurtulan personel Gülhan Bendi yaşananları anlattı. Olaydan önce elektrik sorunları yaşandığını ve yangın merdiveninin maliyet gerekçesiyle yapılmadığını söyleyen Bendi, ayrıca fabrikada Defacto ve LC Waikiki gibi ünlü markalara parfüm dolumu yaptıklarını belirterek, üretimin iddiaların aksine aktif şekilde sürdüğünü söyledi. Bendi, "Kurtuluş Oransal bana nezarethanede ’Gülhan başını kaldır bana bak. İşçilerin SGK’lı olduğu söyle’ diyerek para teklif etti" dedi. Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki Ravive Kozmetik isimli parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Sanık savunmaları tamamlandı Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 2’si firari 16 sanığın savunmaları tamamlandı. Sanık savunmaları tamamlanmasının ardından müşteki ifadelerinin dinlenmesine geçildi. Müştekilerden, patlamadan yaralı kurtulan çalışan Gülhan Bendi (40), fabrikanın çalışma düzeni, üretim süreci ve yangın öncesine ilişkin beyanlarda bulundu. "Yandım ama sesleri duyuyordum" Olaydan yaklaşık bir hafta önce elektrik tesisatında sıkıntıların başladığını ve şalterlerin sürekli attığını belirten Bendi, "Ravive Kozmetik’te yaklaşık 4,5-5 yıldır çalışıyordum. Olaydan 1 hafta önce elektrikte sıkıntı vardı. Tuncay Yıldız fişi taktıktan sonra patlama oldu. Ben çıktım ama diğerleri çıkamadı. Yandım ama sesleri duyuyordum, çıktığımda ben de yanıyordum. Saniyeler içinde fabrika tutuştu, herkes çığlık çığlıyaydı. Kurtuluş Bey de yoldan geri dönmüş" dedi. "Hafta sonu çalışmamız istendi" Fabrikadaki üretim süreci ve eksiklikler hakkında bilgi veren Bendi, "Kurtuluş Bey bize özellikle ’hafta sonu gelin, yetişmesi gereken ürünler var’ dedi. Defacto, LC Waikiki, Sheliq, Kiva, Shauran ürünleri o gün yapılacaktı. Önce hastaneye, sonrasında karakola gittik. Shauran üretimini de yapıyorduk, yapılmıyordu söylemleri yalandır. Biz Sheliq paketlemesine gidiyorduk, hatta Ataşehir’deki ofiste bizi görmedikleri, tanımadıkları iddiası yalandır. Olay günü Tuncay Yıldız Defacto’nun karışımını yaptı, biz de dolumunu yapacaktık. Tuncay alana getirdi ürünü. Aynı zamanda krem yapıyordu. Yaklaşık bir hafta boyunca şalter atıyordu ama bir problem olmuyordu, aynı zamanda elektrik faturası da geliyordu" diye konuştu. Tutuklu sanıklardan fabrika sahibinin gelini Aleyna Oransal’ın "iş yerine hiç gitmediği" yönündeki savunmasını yalanlayan Bendi, "Eski fabrikada bir makine vardı, ikinci fabrikaya geçince 2 makine alındı. Aleyna Oransal fabrikaya gelmediğini söylüyor ancak geldi, hatta işimiz yoğun olduğu zaman yardımcı da oldu. Çağatay ve Gökberk Güngör de ofise geliyordu" ifadelerini kullandı. "SGK yalanı için para teklif etti" Çalışanların sigortasız çalıştırıldığına ilişkin de konuşan Bendi, gözaltı sürecinde kendisine para teklif edildiğini ileri sürerek, "Kurtuluş Oransal bana nezarethanede ’Gülhan başını kaldır bana bak. İşçilerin SGK’lı olduğu söyle’ diyerek bana para teklif etti. Ben de 3 gün nezarethanede kaldım. Çok merak ediyorum, babaları yaşasaydı suçu yine babalarının üzerine atabilecekler miydi" diye konuştu. "Kurtuluş Oransal çok para dedi" Gülhan Bendi, sözlerine şöyle devam etti: "Tekirdağ’dan ürünler geliyordu, burada dolum yapıyorduk. Kiva, Defacto, LC Waikiki dolumlarını yapıyorduk. Hem kendi fabrikalarına hem de başka fabrikalara üretim ve dolum yapıyorduk. Altay Ali Oransal ve İsmail Oransal (tutuklu fabrika yetkilileri) yeni yere geliyordu. Bazen çalışıyor, müşteri de getiriyorlardı. Daha çok Altay müşterilerle görüşüyordu. Yangın merdiveni için 300 bin TL istediler, Kurtuluş Oransal ’Çok para’ dedi. İkinci kez gelenler 500 bin istedi, yaptırmadı." "Kurtuluş Oransal Kartepe’ye taşınmak istemişti, o da farkındaydı tehlikenin" Gülhan Bendi ayrıca, fabrikaya hiçbir resmi kurumun denetime gelmediğini söyleyerek, "Bize iş güvenliği eğitimi verilmedi. Hiçbir resmi kurum denetime gelmedi. Sadece zabıta geliyordu, çaylarını içip gidiyorlardı. Çevreden şikayet geliyordu, koku ve çöplerle ilgili. Kurtuluş Oransal Kartepe’ye taşınmak istemişti, o da farkındaydı tehlikenin. Zabıtalar parfüm alıp gidiyordu" cümlelerine yer verdi. Bendi’nin ifadesinin ardından duruşmaya ara verildi.