KÜLTÜR SANAT - 07 Kasım 2025 Cuma 11:31

Bu taş sadece Kayseri’de çıkıyor

A
A
A
Bu taş sadece Kayseri’de çıkıyor

Kayseri’nin Melikgazi ilçesi Ağırnas Mahallesinde çıkan dorak taşı Oğuz Ayata’nın elleriyle hayat buluyor. Yapısıyla diğer taşlardan farklı olan ve dünyada sadece Ağırnas’ta çıkan dorak taşı sayesinde yoğurtlar daha lezzetli ve uzun ömürlü oluyor.


Osmanlı Devleti’nde Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde baş mimar olan Mimar Sinan’ın doğduğu yer olan Ağırnas’ta çıkarılan dorak taşı; dünyada tek olma özelliğini taşıyor. Babasından öğrendiği meslekle günümüzde sayılı dorak taşı ustasından biri olan Oğuz Ayata, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan Somut Olmayan Kültür Mirası Taşıyıcıları kimliğini aldı. Asırlık ekipmanlarla sanatı devam ettirdiğini söyleyen Ayata, "Ağırnas taş işçiliğiyle bilinen, ’Baş Mimar’ Mimar Sinan’ın doğduğu köydür. Dorak taşı işçiliğinde kendimi geliştirdim, yüzyıllardır kullanılan ekipmanlarla devam ettiriyorum. Elektrik malzemesi kullanmadan bu taşı yapmaya çalışıyorum. Yaklaşık 7-8 yıldır dorak taşı yapıyorum. Babamın çocukluğunda yaptığı evimizde bir dorak taşı vardı; onda yoğurt süzdürmek istedik. Babamla küçük bir taş getirdik. Babam yaparken ben şevkle izledim, çok hoşuma gitti. Yaparken videoya çektim ve sosyal medyada paylaştım. Dorak taşını bana babam öğretti, benim ustam babam Bekir Ayata’dır" dedi.



"Miras taşıyıcısı olarak sanatımı yapmaya devam edeceğim"


Tescil sürecini aktaran Ayata, "Yoğurt 2 bin 200 sene öncesinde Türk yemeği olarak kabul edilip görüldüğünden bu yana inanıyorum ki bu taş da kullanılıyordu. Çok eski bir tarihte kullanıldığı için günümüzde aktif kullanılmasına önem verdim. Bu sanatımızı canlı tutmaya çalışıyorum. Bu sanatı üzerime tescilletmek istedim. Yaptığımız bilinmiyordu, ben bilinsin istedim. O yüzden Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Somut Olmayan Kültür Mirası Taşıyıcıları için başvuruları yaptım ve kabul edildi. Ankara’ya heyete çağrıldım ve 3-4 tane örnek götürerek sundum. Heyetimiz bu sanatı uygun gördü ve bu kimliği kazandım. Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak sanatımızı yapmaya devam edeceğim" şeklinde konuştu.


Sanatın kendisinden sonra da devam etmesini istediğini söyleyen Ayata, "Burada taşla ilgilendiğimi gören çocuklar tozuyor diye kaçıyor. Birkaç kişi de olsa benden sonra bu sanatı devam ettirmesini isterim. Çünkü çok önemli bir sanat, sadece köyümüzde olan bir sanat. Madeni de sadece bizim köyümüzde var, her yumuşak taştan olmuyor. Bu taş diğer yumuşak taşlardan çok farklı, yoğurda taşını, toprağını çıkartmıyor" ifadelerini kullandı.



"Yoğurtla beraber dorak taşının yaygınlaşması her geçen gün artmaktadır"


Dorak yoğurdu ile dorak taşına ilginin her geçen gün arttığını ifade eden Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtım Vakfı (ÇEKÜL) Kayseri İl Temsilcisi Prof. Dr. Osman Özsoy, "Ağırnas, Mimar Sinan ile simgeleşmiş bir belde. Sinan denildiğinde akla taş gelmektedir. Ağırnas’ta taş, insanlık tarihi boyunca kullanılan bir malzemedir. Kayaları oyarak içinde yerleşim yerleri oluşturdukları gibi, yeryüzüne de evler yapılarak bu taş sürekli kullanılmakta ve hâlâ günümüzde en önemli yapı malzemesidir. Birçok çeşit taş vardır, ancak Ağırnas’a mahsus özel bir taş bulunmaktadır. Coğrafi işaret alabilecek kadar da önemli bir taş bu. Biz buna Dorak taşı diyoruz. Bu taş ‘doraklık’ dediğimiz yerden çıkıyor. Mimar Sinan zamanından beri kullanılan, bölgemizdeki taş ocaklarında dorak için açılmış, sadece bu taşın ustalarının tespit edebildiği damarına, yönüne, yumuşaklığına karar vererek belirledikleri bölgelerden temin edilmektedir. Türkiye’deki dorak işi ile uğraşan tek yer Ağırnas Koramaz Vadisi’dir. Birkaç ustamız kaldı bu ustalardan. Bir tanesi Oğuz Ayata, Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak Kültür Bakanlığı tarafından 2025 yılında kimlik verilmiştir. Bu taşın hem bulunması, kesilip atölyeye getirilmesi, yerinde işlenmesi, bunun bir ürüne dönüşmesi, dönüşen ürünün içine yoğurt konularak kullanılması ve buna dönük bir obje haline getirilmesini, Ağırnas’ın tanıtımı ve Kayseri için oldukça önemsiyoruz. Buranın büyükbaş ya da küçükbaş hayvanlarından elde edilen yoğurt, taşın içine dökülerek yoğurdun suyunun özünden ayrışması için kullanılan bir araçtır dorak taşı. Buzdolabının ve elektriğin olmadığı zamanlarda daha yaygındı. Hem yoğurdu kullanabilmek hem de uzun süre muhafaza edebilmek için önemliydi. Bu taşın burada kullanılması, yoğurdun tüketilmesi ve aynı zamanda iş kolu olarak taşın kesilip objeye dönüştürülmesi bir gelenek haline gelmiştir. Günümüzde de zor da olsa, Ağırnas’ın ziyaret edilmesiyle tekrar gündeme gelen bir kavram oldu. Coğrafi işaretlerin alınmasıyla ilgili çalışmalar, yoğurdun niteliği ile ilgili çalışmalar var. Taşın süzdüğü su veya bu süreç sonunda kalan yoğurdun kendine has kokusu ve içeriğiyle ilgili bazı çalışmalar var ancak bu çalışmalar henüz neticelenmemiştir. Bu konuda TÜBİTAK projeleri yapan lise öğrencilerimiz var; Nazlı Hayat Baykan ve Beren Kandefer. Öğrencilerin yaptığı çalışma; lise ve üniversite düzeyinde patentleme sürecini başlatmış durumda. Dorak yoğurdu ve dorakcılık adına önemli bir gelişme. Bu yoğurdun kullanılması, yoğurtla beraber dorak taşının yaygınlaşması, pazarlanması ve ilgi duyulması her geçen gün artmaktadır. Bir marka haline geleceğini düşünüyoruz. Bu yoğurttan yapılan ayran, omletin içine çeşitli baharatlar katılarak kullanılması son derece beğeni kazanıyor. Bunlar üzerinden de yeni coğrafi işaretlerin alınması mümkün olabilir. Bu gelişmeleri takip edeceğiz" diye konuştu.



Bu taş sadece Kayseri’de çıkıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Jeopolitik gelişmeler ve altının yükselişi emlak piyasasını etkiledi Eskişehir’de emlakçı Kasım Karakaş, yatırım yapmak isteyen vatandaşların jeopolitik gelişmeler ve altının yükselişi sonrası piyasada oluşan belirsizlik sebebiyle ev almayı tercih etmediklerini söyledi. Son dönemlerde dünya genelinde meydana gelen çeşitli jeopolitik olaylar altın piyasasını etkiledi. Altın fiyatları, 2025’teki yükselişin ardından bu yıl rekor seviyelere ulaştı. Buna bağlı olarak piyasada oluşan belirsizlik, emlak sektörünü de etkiledi. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan emlakçı Kasım Karakaş, yatırım yapmak isteyen vatandaşların şu anda ev almayı tercih etmediğini belirtti. Yalnızca çok ihtiyacı olanların ev aldığını ifade eden Karakaş, emlak fiyatlarında ise ciddi bir artış beklemediğini dile getirdi. "Bu belirsizliklerin yıl sonuna kadar süreceğini düşünüyorum" Emlak piyasasının yaklaşık 2 yıldır durgun olduğunu söyleyen Kasım Karakaş, "Jeopolitik gelişmelerle birlikte dünyada tansiyon arttı, bu da altının yükselmesine sebep oldu. Altın sürekli oynuyor. Kimisi altını bozup ev alıyor, kimisi de belirsizlikten dolayı parasını faizde tutmayı tercih ediyor. Örneğin, 3 milyon lira bankaya koyan biri ayda 80-90 bin lira gelir alabiliyor ama aynı parayla ev alsa 20 bin liraya kiraya veremiyor. Şu anda yalnızca çok ihtiyaç sahibi olanlar ev alıyor; yatırım için kimse ev almıyor. Bu belirsizliklerin yıl sonuna kadar süreceğini düşünüyorum. Emlak fiyatlarında ciddi bir artış beklemiyorum" dedi. "Kiralar 2 sene öncesinin altına düşmüş durumda" Son yıllarda ev fiyatlarının genel olarak sabit olduğundan bahseden Karakaş, "Hatta bazı mülklerde geçen senenin altına düşmüş durumda. Geçen yıl 4 milyon olan bir yer şu anda 3,5 milyona kadar düşebiliyor. Kiralar da 2 sene öncesinin altına düşmüş durumda. Yüzde 34’lük enflasyon oranını kimse uygulamıyor. Ev sahipleri, ’Kiracım çıkmasın’ diyerek ya aynı kiradan devam ediyorlar ya da çok cüzi bir artış yapıyorlar" ifadelerini kullandı. Öte yandan, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) kura sonuçları geçtiğimiz günlerde açıklandı. Karakaş, TOKİ’den ev çıkmayan vatandaşların piyasaya yöneldiğini belirtti.
İzmir İzmir’de örnek proje: Yükümlüler her gün 2 bin kişiye iftar hazırlıyor İzmir’de hayata geçirilen Türkiye’ye örnek proje ile denetimli serbestlik yükümlüleri hem meslek sahibi oluyor hem de her gün binlerce ihtiyaç sahibi için sıcak yemek hazırlıyor. Başsavcı Ali Yeldan projenin önemine dikkat çekerek, "Burada hem kamu hizmetinin doğru şekilde yerine getirilmesi hem de burada çalışan yükümlülerin meslek sahibi olması hedefleniyor" dedi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ve Türk Kızılayı İzmir İl Merkezi iş birliğinde yürütülen çalışma ile yükümlüler, kamu hizmeti yükümlülüklerini yerine getirirken aşçılık eğitimi alıyor. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan ve Türk Kızılayı İzmir İl Başkanı Kerem Fahri Baykalmış’ın koordinesinde hayata geçirilen proje kapsamında, Buca Halk Eğitim Merkezi usta öğreticileri ve Kızılay uzmanları eşliğinde mutfağa giren yükümlüler, her gün 2 bin kişilik yemek üretimine katkı sağlıyor. Ramazan boyunca her gün iftar çadırı Meslek öğrenimi alan denetimli serbestlik yükümlüleri ile Kızılay yetkililerinin hazırladığı yemekler, Ramazan boyunca Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün bahçesinde kurulan iftar çadırında vatandaşlarla buluşturulurken, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan da çadırın konukları arasında yer aldı. Başsavcı Yeldan, vatandaşlarla selamlaştı; çocuklara oyuncak dağıttı. Özellikle çocuklar ve gençler ile yakından ilgilenen Yeldan, iftarını da bina içerisinde bulunan Gençlik Merkezinde, gençlerle birlikte açtı. Başsavcı Yeldan: "Örnek uygulama" Yürütülen projeye dair açıklamalarda bulunan İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, çalışmanın hem kamu kaynaklarının verimli kullanılması hem de sosyal hizmet noktasında örnek olduğunu vurguladı. Başsavcı Yeldan, "Bugün burada İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü bünyesinde kamu hizmetini yerine getiren yükümlüler, Türk Kızılayı ile birlikte bu mutfağı kullanarak her gün 2 bin vatandaşımıza yemek ikramı hazırlıyorlar. Bu yemekler sıcak olarak muhtelif ilçelere gönderiliyor ve ihtiyaç sahiplerine sunuluyor. Burada hem kamu hizmetinin doğru şekilde yerine getirilmesi hem burada çalışan yükümlülerin iş ve meslek sahibi olması, sertifika sahibi olması aynı zamanda hayırseverlerimizin de desteğiyle Kızılayımızın iş birliğiyle burada hazırlanan yemekler Ramazan boyunca ve yıl boyunca ihtiyaç sahiplerine sunulacak" dedi. "Yaygınlaşarak devam etmesini diliyoruz" Projenin İzmir’de bir ilk olduğunu belirten Yeldan, "Bu örnek proje aynı zamanda ilimizde bir ilk uygulama. Kızılayımızın birçok yerde faaliyetleri var ama Denetimli Serbestlik kapsamında ilimizde yaptığımız ilk ve örnek bir uygulama. Yaygınlaşarak devam etmesini diliyoruz. O noktada biz de çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Hem Türk Kızılayı’na hem Denetimli Serbestlik Müdürlüğümüzün çalışanlarına hem de kamu hizmetini yerine getiren arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Hem meslek ediniyorlar hem de sofralara umut oluyorlar Program çerçevesinde İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü bünyesindeki mutfakta pratik ve teorik eğitim alan yükümlüler, aşçı yardımcılığı alanında uzmanlaşıyor. Eğitimler sonucunda sertifika alacak olan yükümlülerin, ilgili sektörlerde istihdama yönlendirilmesi hedefleniyor. 2026 yılı Ramazan ayı boyunca her gün hazırlanan 3 çeşit sıcak yemek, kentin muhtelif noktalarındaki ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Ayrıca Denetimli Serbestlik Müdürlüğü bahçesinde kurulan 140 kişilik iftar çadırı ve 80 kişilik salonda günlük yaklaşık 250 vatandaşa iftar hizmeti sunuluyor. Halihazırda yürütülen programda; Türk Kızılayı’ndan 1 aşçı, 1 aşçı yardımcısı ve 4 gönüllü, Buca Halk Eğitim Merkezi’nden 1 usta öğretici, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nden 6 personel ve 9 yükümlü aktif olarak görev alıyor.
Ankara Bakan Gürlek: "Yargı bağımsızlığı bizim için bir temenni değil, vazgeçilmez bir ilkedir" Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Yargı bağımsızlığı bizim için bir temenni değil, vazgeçilmez bir ilkedir" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. HSK üyelerine ve çalışanlarına hitap eden Bakan Gürlek, Ramazan’ın aynı zamanda iç muhasebe ayı ve bir arınma iklimi olduğunu belirtti. Adaletin her şeyden önce vicdanlarda başladığını, kanunla şekillendiğini ve hükümle hayat bulduğunu söyleyen Bakan Gürlek, yargı mensuplarının ağır bir emanet taşıdıklarını kaydetti. Bakan Gürlek, "Bu teşkilatın içinden gelmiş bir meslektaşınız olarak şunu gönül rahatlığıyla söylüyorum: Yargı görevi sadece bilgi değil; sabır, vakar ve güçlü bir vicdan gerektirir. Hakimler ve Savcılar Kurulu ise bu büyük emanetin kurumsal teminatıdır. Kurulumuzun verdiği her karar; sadece bir atama ya da terfi işlemi değil, aynı zamanda yargı teşkilatımızın geleceğine dair bir istikamet belirlemesidir. Bu yönüyle sorumluluğumuz büyüktür" dedi. Bakan Gürlek, konuşmasında, "Yargı bağımsızlığı bizim için bir temenni değil, vazgeçilmez bir ilkedir. Güçlü bir yargı, güçlü kurumlarla ve güçlü bir meslek onuruyla ayakta durur" ifadelerini kullandı. "Yargı teşkilatımızın vakarını ve meslek onurunu korumak hepimizin ortak görevidir" Bakan Gürlek, yargı teşkilatı üzerinde bulunan iş yükünün farkında olduğunu dile getirerek konuşmasına şöyle devam etti: "Toplumsal beklentinin ağırlığını biliyorum. Zaman zaman yargının üzerinde oluşan tartışma ikliminin sizi nasıl yorduğunu da görüyorum ama şundan emin olun: Bu teşkilat sahipsiz değildir. Her birinizin mesleki teminatının korunması, liyakatin güçlendirilmesi ve adalet hizmetinin saygınlığının muhafazası bizim önceliğimizdir. Yargı teşkilatımızın vakarını ve meslek onurunu korumak hepimizin ortak görevidir. Adalet yalnızca doğru karar vermek değildir; aynı zamanda toplumun o kararın adil olduğuna inanmasını sağlamaktır. Güven, en kıymetli sermayemizdir."