GÜNDEM - 24 Şubat 2026 Salı 11:01

Büyükşehir’den turizmde stratejik hamle: Kayseri Turizm Master Planı 2025-2030 yayımlandı

A
A
A
Büyükşehir’den turizmde stratejik hamle: Kayseri Turizm Master Planı 2025-2030 yayımlandı

Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde, Kayseri Valiliği’nin güçlü destekleri ve üniversitelerin bilimsel katkılarıyla hazırlanan 232 sayfalık, 11 bölümden oluşan "Kayseri Turizm Master Planı 2025-2030", Büyükşehir Belediyesi’nin resmi internet sitesinde yayımlandı.


Kayseri’nin turizm vizyonunu bilimsel temeller üzerine inşa eden ve 2025-2030 dönemini kapsayan Kayseri Turizm Master Planı, kamu, üniversite ve sektör temsilcilerinin geniş katılımıyla hayata geçirildi. Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Daire Başkanlığı yayınları arasında yer alan plan; belediyenin resmi internet sitesi üzerinden indirilebiliyor ve dijital ortamda incelenebiliyor.


Çalışma, Kapadokya Üniversitesi Sosyal ve Stratejik Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi koordinasyonunda, alanında uzman bilim insanlarının katkılarıyla hazırlandı.



Başkan Büyükkılıç: "Kayseri, Anadolu’da Tarihin Başlangıç Noktasıdır"


Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, master planın ön sözünde şehrin tarihi derinliğine ve turizm vizyonuna dikkat çekti. Başkan Büyükkılıç, Anadolu’da yazının ilk kez Kültepe’de kullanıldığını belirterek Kayseri’nin 6 bin yıllık kesintisiz geçmişiyle Anadolu’da tarihin başlangıç noktası olarak kabul edildiğini vurguladı. Şehrin tarih boyunca başkent niteliği taşıyan önemli bir merkez olduğuna işaret eden Büyükkılıç, Kayseri’nin tarihi ve doğal zenginliklerinin turizm açısından büyük bir potansiyel barındırdığını ifade etti.



Geniş Katılımlı ve Bilimsel Yol Haritası


Söz konusu süreçte, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un da görüşlerinin aldığını ifade eden Başkan Büyükkılıç, "Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Kayseri Valiliği ve Kapadokya Üniversitesi iş birliğiyle başlatılan çalışmalar kapsamında belge ve saha araştırmaları tamamlandı" dedi.


Büyükkılıç, 21 Aralık 2024 tarihinde gerçekleştirilen "Kayseri Turizm Master Planı Arama Konferansı" sonrasında ise farklı turizm başlıklarında oluşturulan çalışma gruplarının katkıları, anketler ve saha analizleri doğrultusunda 2025-2030 dönemini kapsayan kapsamlı strateji belgesi oluşturulduğunu kaydetti.


Kayseri Turizm Master Planı 2025 - 2030; Kayseri’nin tarihi mirasını, kültürel zenginliklerini ve doğal değerlerini sürdürülebilir kalkınma perspektifiyle ele alarak şehri ulusal ve uluslararası turizm arenasında daha güçlü bir konuma taşımayı hedefliyor.


Kayseri’nin turizmde marka şehir olma yolculuğunda önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyan Kayseri Turizm Master Planı 2025-2030’a, Kayseri Büyükşehir Belediyesi resmi web sitesi https://kayseri.bel.tr/ adresinde Hizmetler / Hizmet Birimleri / Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm başlığı üzerinden ulaşılabiliyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Erzincan’da kene sezonu açıldı Havaların ısınmasıyla birlikte kenelerde çıkmaya başladı. Kene ısırması sonucu meydana gelebilecek Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtilerek vatandaşlar uyarıldı. Erzincan’da kene ısırması sonucu 1 kişi hastanede tedavi altına alındı. Erzincan’da her yıl Toplum Sağlığı Merkezi personelleri tarafından, köylerde yaşayan vatandaşlara Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hakkında eğitim verilerek, bilgilendirmeler yapılıyor. Sağlık ekipleri "Keneyi hafife almayın tedbiri elden bırakmayın" sloganıyla uyarılarda bulunarak şu bilgilere yer verdi: "Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, keneler tarafından taşınan Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirüs grubuna ait bir virüsle oluşan ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır vakalarda kanama gibi bulgular ile seyrederek ölümlere neden olabilen zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) karakterli bir enfeksiyon hastalığıdır. KKKA ilk olarak 12. yüzyılda Tacikistan’da tanımlanmıştır. Hastalık, keneler tarafından insanlara tutunmasını takiben idrarda, tükürükte, rektumda ve abdominal kavitede kan görülmesi ve vücutta yaygın kanamalarla tarif edilmiştir. 1944-45 yıllarında Rusya’nın Kırım bölgesindeki Batı Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım eden Sovyet askerleri arasında görülmüştür. Hastalığa Kırım Hemorajik Ateşi adı verilmiştir. 1956 yılında Zaire’de de ateşli bir hastadan Kongo virüsü tespit edilmiştir. 1969 ise Kongo virüs ve Kırım hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs olduğu belirlenmiş ve Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi olarak hastalık yeniden adlandırılmıştır. Hastalık ülkemizde ilk olarak 2002 yılında dikkatleri çekmiş ve 2003 yılında kesin tanısı konmuştur. KKKA vakaları, hastalığın başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği dönemden başlayarak ülkemizde bahar ve yaz aylarında görülmektedir. Hastalık ülkemizde bulaştırıcısı kene türünün yaşam alanlarıyla uyumlu bir şekilde görülmektedir. İlk kez Tokat ili ve civarında dikkatleri çeken Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaşmaktadır. Etken Bunyaviridae ailesinden Nairovirus grubundan tek sarmallı RNA virüsü olan Crimean-Congo haemorrhagic fever virüsüdür. Hastalık ülkemizde başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaşmaktadır. Ülkemizde hastalığın bulaştırıcısı asıl kene türü Hyalomma marginatum’dur. Bunun yanı sıra hastalık viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku, vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabilmektedir. İnkübasyon süresi kene tutunmasından sonra genellikle 1-3 gün, en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında 5-6 gün; en fazla ise 13 gün olabilmektedir. Hastalığın tedavisinin esasını destek tedavisi seçenekleri oluşturmaktadır. Bu gün için hastalıktan korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmamaktadır. Ülkemizde hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kontrolüne yönelik çalışmalar Bakanlığımız tarafından bir program dâhilinde yürütülmektedir. Kişisel korunma önlemlerinin alınması hastalığın kontrolü için ön planda olduğundan Bakanlığımızca vatandaşlarımızın hastalık ve korunma önlemleri konusunda bilgilendirilmesi ve toplumda farkındalık oluşturulması çalışmaları yoğun bir şekilde yürütülmektedir. Ülkemizde KKKA bahar aylarında görülmeye başlamakta olup yaklaşık %4-5 fatalite hızıyla seyretmektedir. Yıllar itibariyle vaka görülme durumlarına bakıldığında artış ve azalış eğilimlerinden bahsedilebilmekte olup en yüksek vaka 2009 yılında 1318 vaka olarak gerçekleşmiştir. Her ne kadar 2017 yılında 343 KKKA vakası tespit edilmiş olsa da ülkemizde hala önemini korumaktadır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşinden korunmak için; Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Kene yönünden riskli alanlardan dönüldüğünde kişi kendisinin ve çocuklarının vücudunda (kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil) kene olup olmadığını kontrol etmeli, kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet, eldiven gibi) çıkarmalıdır. Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riskinin de o kadar azalacağı unutulmamalıdır. Hastalık hayvanlarda belirti göstermeden seyrettiğinden hastalığın sık olarak görüldüğü bölgelerde bulunan hayvanlar sağlıklı görünse bile hastalığı bulaştırabilirler. Bu sebeple hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya dokularına çıplak el ile temas edilmemelidir. Hastalığa yakalanan kişilerin kan, vücut sıvıları ve çıkartıları ile hastalık bulaşabildiğinden, hasta ile temas eden kişiler gerekli korunma önlemlerini (eldiven, önlük, maske v.b.) almalıdır. Kene tutunan kişiler, kendilerini 10 gün süreyle halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler yönünden izlemeli ve bu belirtilerden bir veya bir kaçının ortaya çıkması halinde derhal en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmelidirler. Hastalığa sebep olan mikrobun taşıyıcısı, saklayıcısı ve bulaştırıcısı olan keneler uçmayan, zıplamayan, yerden yürüyerek vücuda tırmanan eklem bacaklı hayvanlardır. Vücuda tutunan veya hayvanların üzerinde bulunan keneler kesinlikle çıplak el ile öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır. Keneler üzerine sigara basmak, kolonya, gaz yağı gibi maddeler dökmek kenenin kasılmasına sebep olarak vücut içeriğini kan emdiği kişiye aktarmasına sebep olacağı için yapılmamalıdır."