GÜNDEM - 20 Ocak 2026 Salı 15:01

Kayseri Büyükşehir’den öğrencilere 1,4 milyon bardak sıcak çorba desteği

A
A
A
Kayseri Büyükşehir’den öğrencilere 1,4 milyon bardak sıcak çorba desteği

Kayseri Büyükşehir Belediyesi, "Öğrenci ve Genç Dostu Belediye" vizyonu doğrultusunda 2025 yılı boyunca üniversitelerde ve belediye kütüphanelerinde toplam 1 milyon 400 bin bardak sıcak çorba ikram ederek gençlerin içini ısıtmaya devam etti.


Büyükşehir Belediyesi, eğitim hayatlarını sürdüren gençlere yönelik sosyal destek uygulamalarını aralıksız sürdürüyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın öncülüğünde hayata geçirilen "Öğrenci ve Genç Dostu Belediye" anlayışı kapsamında, Kayseri’de bulunan devlet ve vakıf üniversiteleri ile Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren kütüphanelerde öğrencilere ücretsiz sıcak çorba ikramı yapılıyor.


2025 yılı boyunca haftanın yedi günü devam eden uygulama kapsamında, öğrencilere günlük 1 bardak sıcak çorba ve 2 adet roll ekmek ikram edildi. Yıl genelinde toplam 1 milyon 400 bin bardak sıcak çorba dağıtılırken, hizmetin toplam maliyeti 13 milyon 536 bin 187 lira 57 kuruş olarak gerçekleşti.


Kayseri Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı koordinasyonunda, belediyenin iştiraklerinden KAYTUR aracılığıyla gerçekleştirilen ikramlar, özellikle sınav dönemlerinde ve soğuk kış günlerinde öğrencilerin büyük takdirini topladı. Hem üniversite kampüslerinde hem de kütüphanelerde sunulan bu hizmet, gençlerin ders çalışma motivasyonuna ve sosyal yaşamına katkı sağlıyor.


Öte yandan Büyükşehir Belediyesi, Kayseri’yi "kütüphaneler şehri" yapma hedefi doğrultusunda kütüphaneleri hem teknolojik hem de fiziki altyapı açısından sürekli yenilerken, çay ve çorba ikramlarıyla da bu alanları gençler için cazibe merkezine dönüştürüyor.


Sıcak çorba ikramından duydukları memnuniyeti dile getiren öğrenciler, sunulan hizmetten dolayı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a teşekkür etti. Büyükşehir Belediyesi, gönül belediyeciliği anlayışıyla gençlere yönelik sosyal projelerini arttırarak sürdürmeyi hedefliyor.



Kayseri Büyükşehir’den öğrencilere 1,4 milyon bardak sıcak çorba desteği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa BUÜ Mühendislik Fakültesinde yeni dönem Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Mühendislik Fakültesinde bayrak değişimi yaşandı. Üniversitenin en köklü akademik birimlerinden biri olan fakültenin dekanlığına Prof. Dr. Ali Rıza Yıldız atandı. Gerçekleştirilen devir teslim törenine, Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu ve Prof. Dr. Cafer Çiftci’nin yanı sıra çok sayıda akademisyen ve idari personel katıldı. Törende konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Prof. Dr. Adem Akpınar’a bugüne kadar sunduğu kıymetli hizmetler ve akademik katkılar dolayısıyla teşekkür etti. Mühendislik Fakültesinin üniversitenin lokomotif güçlerinden biri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, BUÜ’nün "Araştırma Üniversitesi" vizyonuna dikkat çekti. Bu hedefin sürdürülebilir kılınmasında mühendislik camiasına büyük görev düştüğünü belirten Yılmaz, yeni yönetimin bu çıtayı daha da yukarı taşıyacağına olan inancını dile getirdi. "Daha güçlü bir fakülte için el birliğiyle çalışacağız" Dekanlık görevini devralan Prof. Dr. Ali Rıza Yıldız ise konuşmasında, Prof. Dr. Adem Akpınar ve Prof. Dr. Fatih Çavdur’a fakülteye kattıkları değerler için teşekkür etti. Temel önceliklerinin devlete, millete ve üniversiteye katma değer sağlayacak projeler üretmek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yıldız, şunları söyledi: "Akademik başarıyı pratik faydaya dönüştürme gayretinde olacağız. Birlik ve beraberlik içerisinde çalışarak fakültemizi bugün olduğundan daha ileriye taşımak için çaba göstereceğiz."
İstanbul Mide küçültme ameliyatı olan Semanur Aydın’ın ölümüne ilişkin 7 sanıklı davada 1 sanığa tahliye Yenidoğan Çetesi davasında adı geçen Bağcılar Şafak Hastanesi’nde, hekimlik yapması yasak olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı gerçekleştiren doktorun 25 yaşındaki Semanur Aydın’ın ölümüne neden olduğu iddialarına ilişkin 7 sanıklı davada mahkeme ara kararını açıkladı. Heyet, tutuklu sanık Orhan G.’nin tahliyesine hükmetti. Öte yandan, maktul Semanur Aydın’ın müşteki ailesi, avukatları aracılığıyla davadan feragat ettiklerini ve şikayetlerinden vazgeçtiklerini bildirdikleri dilekçeyi mahkemeye sundu. Duruşma, eksiklerin giderilmesi için erteledi. Yenidoğan Çetesi davasında adı geçen Bağcılar Şafak Hastanesi’nde, hekimlik yapması yasak olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı gerçekleştiren doktorun 25 yaşındaki Semanur Aydın’ın ölümüne neden olduğu iddialarına ilişkin yargılama bugün başlıyor. Erol V.’nin de aralarında bulunduğu 6’sı tutuklu 7 sanık, ilk kez hakim karşısına çıktı. Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, 5’i tutuklu 7 sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Ayrıca, 1 tutuklu bir sanık da duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. ’’Maktul, her türlü rızayı kabul ettiğini belirten kağıdı imzaladıktan sonra hastaneden çıkış yaptı’’ Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Erol V. meslekten men edildiği zaman sağlık turizmi işine başladığını, bu nedenle Şafak Hastanesine hasta götürdüğünü, obezite üzerine çalıştığını ve maktulün kendisine referansla ulaştığını belirterek, ’’Maktule ön değerlendirme yaptım. Maktul, obezite kriterlerine uygundu. Cerrahi işlemi yapacak uzmanın müsaitliğine göre gün verdim. Maktulü, 18 Aralık 2023 günü doktor Şaban C. ameliyat etti. Maktul, ayın 20’ sinde ise taburcu edildi. Sağlık turizminde hasta giriş, çıkışında hastanın tüm süreçlerine dahil oluyoruz, tüm tetkikleri hastaya anlatıyoruz, süreci hastayla beraber takip ediyoruz. 26 Aralık’ ta, hasta şikayetlerinin başlamasıyla bizimle irtibata geçti. Hemen doktor Şaban C.’yi bilgilendirdim ve onun talimatıyla hastayı hastaneye yatırdık. Ayın 27’sinde ise gereken tüm tıbbi tedavileri hastaya uyguladık. Tetkiklerin çoğu yapılmış ancak sonuçları açıklanmamıştı. Ameliyat sonrası Semanur Aydın, hastaneden ayrılmak istedi. Biz bu durumu kabul etmedik. Maktul, her türlü rızayı kabul ettiğini belirten kağıdı imzaladıktan sonra hastaneden çıkış yaptı. Hastanın durum takibini telefonla yaptık’’ ifadelerini kullandı. ’’Hastaya, operasyon yapmadığımı söyledim, meslekten men edildiğimi söylemedim’’ Savunmasının devamında, maktul Aydın’ın taburcu olduktan bir gün sonra Arnavutköy Devlet Hastanesi’ne götürülüğünü belirten Erol V., ’’Rutin aramamızda, hastanın Arnavutköy Devlet Hastanesi’ne götürüldüğünü öğrendik. Maktulün, acil serviste tedavisi başlamış fakat sonuçlanmadan riskli bir şekilde taksiyle Şafak Hastanesi’ne getirilmiş. Aile, Arnavutköy Devlet Hastanesi’nde yapılan tedavinin tüm risklerine rağmen bizim hastaneye getirdiklerini söyledi. Maktulün eşi bize, hastanın dili boğazına kaçmasın diye elini ağzına sokmuş ve yetkisiz tıbbi müdahalede bulunmuş. Maktulün durumu ağırlaşmış, kusmuğu akciğerlerine kaçmış. Ben bu olaylar yaşanırken hastanede değildim. Bana bu süreci anlattılar. Ben kesinlikle maktulün ameliyatını yapmadım. Hastayı ameliyathaneye teslim edip çıktım, hatta hasta yakınları da beni gördü. Belli aralıklarla ameliyathaneye inerek durumu kontrol ettim. Her seferinde hasta yakınları beni gördü. Şafak Hastanesinde sağlık turizmi kapsamında 3 hafta boyunca yaklaşık 40 hasta götürdüm. Bu hastaların ameliyat işlerini ben yapmadım. Doktor Şaban C.’ye meslekten men edildiğimi söyledim. Maktul benim başarılı bir hekim olduğumu öğrenip bu referansla bana geldi. Hastaya, operasyon yapmadığımı söyledim, meslekten men edildiğimi söylemedim’’ diye konuştu. Şafak Sağlık Grubu ortaklarından olan ve firariyken yakalanıp tutuklanan sanık Cem Türker Öztürk, ’’Refik Arslan bana geldiğinde Gaziosmanpaşa’da hastanem vardı. Maktulün ailesinin ifadelerinde hastanenin sahibi olarak tanıtılan kişi ben değilim. Bunun gerek görüldüğü taktirde aileye sorulmasını talep ediyorum. Kamera kayıtlarının silindiğine dair bilgim yoktur. Bakırköy Adliyesi’nde 2 davam var. 22 Ağır Ceza Mahkemesi’ne kendim teslim oldum, sanki ben yakalanmışım gibi lense edilmektedir. Erol V. ya da diğer hekimleri işe alma gibi bir görevim yoktur. Hastanede resmi bir görevim olmadığı için delilleri karartacak ya da düzenlenen bir evrakı değiştirmem gibi bir durumum da söz konusu değil. Atılı suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum. Maktulün ölümünden, benim aylar sonra haberim oldu. Beni hedef gösteriyorlar, bunun nedeni ise benden para alamadıkları içindir’’ şeklinde konuştu. Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Şaban C., ’’Sanık Erol V. ile ameliyattan çıkarken karşılaştım, o sırada laf arasında bana aynı fakülteden mezun olduğumuzu söyledi. Telefon numaralarımızı verdik, hasta yönlendiririz düşüncesiyle. Çalıştığım hastane kapanınca bu süreçte Erol V. beni aradı, Bağcılar’daki Şafak Hastanesi’nde çalışmak isteyip, istemediğimi sordu. Erol V. bana, iyi fiyatlı hastalarının A sınıfı hastanelerde, daha düşük maliyetli hastalarının ise Şafak Hastanesi’nde ameliyat edildiğini söyledi. Kendisine ait muayenehanesinin olduğunu ancak sigortalı hastalarını ameliyat edemediğini belirterek, Şafak Hastanesine başlarsam, bana getirebileceğini, benim ameliyat yapabileceğimi söyledi. Bana, meslekten men edildiğini söylemedi. Bu durumdan bilgim yoktu. Maktulün, ameliyatına benim girmediğim HTS kayıtları ve tanık beyanlarıyla sabittir. Beni hastaneden aradılar ve bir hastamın ex olduğunu, bu nedenle imzalamam gereken evrakların olduğunu söylediler. Evraklar sabah karakola verilecekmiş. Ben de sabah geleceğimi söyledim. Hastanın ismini sorgulamadım. Ancak o gece başhekim Semiha Yavuz ve yanında ismini bilmediğim bir kişi evime gelip evrakları imzalattı. Maktulden haberim yoktu’’ dedi. ’’Ölmüş birini öldürmekle suçlanıyorum’’ Yenidoğan Çetesi davasında yargılanan tutuksuz sanık Semiha Yavuz ise savunmasında, ’’Bağcılar Şafak Hastanesinin başhekimiydim. 2023 Şubat ayında görevime başladım. Benimle beraber birçok hekim bu hastanede çalışmaya başladı. İşe alırken, yetkin, yetkili ve donanımlı kişilerden kadro oluşturmaya çalıştım. Hastaneye başladığımda hastane konkordato sürecindeydi. Konkordato komiserleri hastanedeydi, hastanenin sahibinin kim olduğunu bu yüzden bilmiyordum. Ben aynı zamanda çocuk doktoruyum. Özellikle yenidoğan bebek hastalarla ilgiliydim. Hastane borçlu olduğu birçok eksiği vardı. Hastalarla ilgili tıbbi cihaz ve alet tedariği için uğraştım. Maktulün ameliyat süreciyle ilgili bilgim yoktu. Kontrol süreci de aynı şekilde. Hastayı ilk olarak acil servise kalp atışı ve solunumu yokken geldiğinde gördüm. Hasta geldiğinde mavi kod verdim. Hastaya 70 dakika kalp masajı yaptık, solunum cihazına bağladık. Bu esnada hastalık öyküsünü öğrendim. Hastanın vefatı kesinleşince acil servis doktoru adli rapor hazırladı. Ben hasta yakınlarından ilk kez Erol V. ismini duydum. Erol V.’yi tanımıyorum, hasta yakınları Erol V.’nin hastası olduğunu söylediler. Ben dosyaya baktığımda maktulün doktorunun Şaban C., olarak gördüm. Çelişkiyi düzeltmek için Şaban C. ile görüştüm, o da bana hasta hakkında bilgi verdi, ameliyata Erol V. ile birlikte girdiklerini söyledi. Ben, Erol V.’yi gözlemci hekim olarak bildirimini İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne yaptım. Müdürlükte memurlar beni aradı ve Erol V.’nin meslekten men edildiğini ilettiler. Delilleri karartmadım, süreçle ilgili tarafların bana söyledikleri kadar bilgi sahibiyim. Maktulün vefat ettiği gece hastaneye gelen polislere tüm evrakları teslim ettik. Şaban C.’nin evine giderek, evrak imzalatmadım. İmzalar eksik olsun olmasın tüm evrakları teslim ettim. 5 Aralık 2023’te kameraların bozuk olduğunu ve tamir edilmesi talimatını verdim. Ben hastaneyi usulüne uygun şekilde yönettim. Bir kusurum olmamıştır. Şaban C.’yi hastaneye ben kabul ettim. Ölmüş birini öldürmekle suçlanıyorum. Adli Tıp Kurumu raporunda, hastanın gelişen komplikasyon sonucu vefat ettiği mütalaa edilmiştir’’ şeklinde konuştu. Savunma yapan tutuklu sanık Orhan G., ’’Benim hastanede hiçbir görevim yok. Bir kırtasiyem var, ayrıca hastanenin kartonpiyer işlerini yapıyordu. Hastanede çalışan arkadaşlarım var. Daha öncesinde sanık Erol V. ile tanışmışlığım yoktur. İlk kez Semanur Aydın’ın ölümü olayında gördüm. Savcılıkta verdiğim ifade yanlış anlaşıldı. Ben diyabet hastasıyım, sağlık durumum cezaevine elverişli değil’’ dedi. Tutuksuz sanık Refik Arslan ise savunmasında, ’’72 yaşındayım, Şafak Hastanesi’nin resmi sahibiyim. Bu hastaneyi 4-5 yıl önce satın aldım. Hastane kontordot sürecine girdikten sonra başka biri atandı. Ben sanıkların hiçbirini tanımıyorum. Hastaneyi ticari amaçla satın aldım. Cem Türker Öztürk benim aile dostum, ona hastaneyi işletmesini söyledim. O tecrübeliydi, benim gelirim var, hastaneyi sadece kar amacıyla aldım. Benim oğlum evlatlıktı. Cem Türker Öztürk’ü onun yanına verecektim. Bu olaylar yaşanınca battım. Hastanenin işleyişiyle bir alakam yok’’ diye konuştu. Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, dava dosyasındaki eksik hususların giderilmesini ve sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti. ’’Bir hekim, kendi hastasını öldürmekten yargılanamaz’’ Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Erol V.’nin avukatı Damla Deniz, ’’Tam 21 aydır bu duruşmayı bekliyoruz. Benim açımdan bu iddianame bir çöp hükmündedir. Yenidoğan dosyasının içerisinde tespit edilen bir tape oldu ve bu tapenin de bizim dosyamızın içerisine gelerek bu dosyanın ana delilini oluşturduğuna ilişkin bir iddia var. Dosya önünüze geldiğinde önce maddi manevi unsurları oluşmuş mudur diye bakarız. Fakat burada, ne maddi ne de manevi unsurlar oluşmamıştır. Bir hekim, kendi hastasını öldürmekten yargılanamaz. Bu nedenle, ihmali davranışla kasten öldürmeden ceza verilemez. Semanur Aydın, Arnavutköy Devlet Hastanesi’ne gittiğinde doğru işlemler yapılsaydı bu olay yaşanmayacaktı. Sistemde, acilde yapılan işlemler incelenmelidir. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin tarafından benim müvekkilime baskı uygulandı. Ben odasındayken müvekkilime, ’Şaban C. ya da Erol V. umurumda bile değil, benim derdim, Şafak Hastanesinin sahiplerini Yenidoğan davasında alamadım, burada alacağım’ dedi’’ şeklinde konuştu. Müştekiler davadan feragat etti Duruşmada, maktul Semanur Aydın’ın müşteki eşi Ali Aydın ile kardeşi Doğan Yelboy, avukatları aracılığıyla davadan feragat ettiklerini ve şikayetlerinden vazgeçtiklerini bildirdikleri dilekçeyi mahkemeye sundu. 1 sanık tahliye edildi Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanık Orhan G.’nin tahliyesine hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi.
Kilis Kilis’te 37 yıllık ustadan ’burger tatlı’ Kilis’te 37 yıllık tatlı ustası, kente özgü cennet çamurunu modern bir dokunuşla ’burger tatlı’ya dönüştürerek geleneksel lezzeti yeni nesille buluşturdu. Kilis’te 8 yaşından bu yana tatlıcılık mesleğinin içinde olan 45 yaşındaki usta, kente özgü cennet çamuru ve katmeri modern bir yorumla yeniden ele aldı. "Hamur adam" olarak tanınan usta, geleneksel lezzetleri genç nesle sevdirmek amacıyla ’burger tatlı’ adını verdiği bir tatlı yaptı. Meslekte 37 yılı geride bıraktığını belirten usta, tatlıcılığın kendisi için bir aşk olduğunu ifade ederek, "Kilis’in kendine has tatlıları var. Cennet çamurumuz ayrı bir lezzet. Biz de buna bir farklılık katmak istedik. Yeni nesle sevdirelim, daha çok tattıralım diye burger tatlıyı çıkardık" dedi. Burger tatlının yapım aşamasını da anlatan usta, hamurların tek tek sarılıp açıldığını, aralarına fıstık konularak kalıplara basıldığını söyledi. Tatlının kızgın yağ ile yağlandıktan sonra 220 derecedeki fırında yaklaşık 35 dakika pişirildiğini belirten usta, "Pişen tatlıların üzerine kendi kaynattığımız pancar şekerinden üretilen şerbeti ekliyoruz. İsteğe göre arasına cennet çamuru, kaymak ve dondurma ilave edilebiliyor" diye konuştu. Burger tatlının fıstıklı ve sade olmak üzere iki çeşidinin bulunduğunu ifade eden usta, iç dolguda cennet çamuru ve kaymağın öne çıktığını kaydetti. Yeni lezzeti tadan müşteriler ise burger tatlıyı çok sevdiklerini belirterek, bu özgün tatlının eşsiz ve muhteşem olduğunu dile getirdi.