GÜNDEM - 16 Eylül 2025 Salı 16:22

Organ bağışından doğan eser

A
A
A
Organ bağışından doğan eser

Verdiği böbrek ile eşinin hayata tutunmasını sağlayan Gizem adına parçalı bohça sanatıyla yaptığı eserini her sergisinde sergileyen Tekstil Sanatçısı Elisabeth Strub Madzarorgan bağışına dikkat çekiyor.


1957 yılında Paris’te doğan Elisabeth Strub Madzar, babasının işi gereği Türkiye’de yaşamaya başladı. 32 yaşında geleneksel Türk el işlerinden biri olan ’parçalı bohça’ sanatıyla uğraşan Madzar, kendisinin kurduğu ’Hayat Ağacı’ isimli grubuyla pek çok sergiye imza attı. 1999 yılında eşine böbreğini veren Gizem’i rüyasında gören Madzar, ailesi ile tanıştıktan sonra genç kız için eser ortaya çıkardı. Eserini yıllardır sergileyen Madzar, organ bağışının önemine dikkat çekiyor.


Sanatıyla ilgili bilgiler veren Elisabeth Strub Madzar, "Bizim sanatımız, kadınların geleneksel el becerileri. Bunlar, evde kalmış fazla kumaşlar ile elde yapılıyor. Bu çalışma, evlerde yapılan çalışmanın bize yön veren şekli. Anadolu’dan değişik temaları kullanarak insanlara mesajlar vermek. Anadolu’daki kültürü; Selçuklu, Osmanlı, İslam kültürü ve hatları tekrar canlandırarak bu sergileri yurt içi ve yurt dışı, Anadolu’yu kumaşlarla yorumlayarak tanıtmak. Bunu yaparken Anadolu’daki motif, sembol ve simgeleri kullanıyorum ve biriktirdiğim kumaşların hayatını uzatmaya çalışıyorum. Bir eser en az 9 ayda çıkar" dedi.


Gizem için yaptığı eser hakkında konuşan Madzar; "Benim eşim böbrek hastasıydı ve sırada böbrek bekliyorduk. Bir gün, nakil için uygun böbrek bulundu. Eşimin hastanede yoğun bakımda olduğu gece, ben bir rüya gördüm. Çok güzel, uzun saçlı, elinde beyaz bir örtü sallayan, uçuşan bir genç kız gördüm. Uyandığımda dostuma, mutlaka donörün ailesini araştırın, dedim. Dostum bulup donörün bir genç kız olduğunu söyledi. Kızın annesine ulaşıp cenazeye gitmek istediğimi belirttim. Cenazeye gittiğimiz gün, benim için dünyadaki en zor gündü. Annesinin yakasındaki fotoğrafta, benim rüyamda gördüğüm genç kız vardı. O an anladım ki, benim bir şey yapmam gerekliydi, bana mutlaka bir işaret yolladı. Eve döndüğümde, 3-4 yıl öncesinden çizdiğim Edirnekapı aklıma geldi. 2 buçuk ay içinde, Gizem’i anlatan, ona hitap eden ve benimle bütün sergilerde organ bağışının ne kadar önemli, değerli olduğunu anlatan bir eser yaptım. Candan cana diyebiliriz bu esere. İnsanlar, sadece bu durumla karşı karşıya kaldıklarında organ bağışının ne kadar önemli olduğunu anlıyor. Bu durum aslında hepimizin başında. Bugün ben, yarın sen, yarın çocuğunuz, belki de torununuz..." ifadelerini kullandı.



"Bu çalışma ile insanlardan, Allah’ın yarattığı kullarına değer vermelerini ümit ediyorum"


Madzar, "Bu hastalıklarda çok büyük çareler var, artık her şey çok kolaylaştı. Canlı donörlere zarar verilmeden işlem yapılıyor. Bunu yaparak hem çok büyük bir sevap işliyorlar. Benim eşim, 20 sene o böbreği ’başının tacı’ diyebileceğim bir tabirle korudu, ona göre yaşayıp dikkat etti. Çünkü başka bir canın bir parçasını taşımak, sorumluluk ister. Gizem vefat ettiğinde, karaciğeri 2 genç bir kadına verildi ve bu kadın şu anda üniversiteyi bitirdi, çalışıyor. Başka bir böbreği, çok kötü durumda olan başka bir genç kıza nakledildi. Retinaları, gözleri kör olmak üzere olan 2 hastaya nakledildi ve son böbreği de benim eşime nasip oldu. Eşim, korona virüs hastalığından ölmeden önce bu böbrek sayesinde 20 sene çok güzel ve huzurlu bir hayat yaşadı. Bu durumun vebali bizler için çok zor. İnsanların, Gizem’in annesi gibi cesur olup, cana can katmanın ne kadar büyük bir görev ve sevap olduğunun bilincinde olurlarsa, birçok insana ve hastaya şifa olacaklar. Sergilerde Gizem’i görenler ve dinleyenler oldu. Ağlayanlar ve kart alıp organlarını bağışlayanlar oldu. Bu durumda Gizem, bu dünyada sonsuzluğu yakalamış oldu. Herkesin bu durumu içten hissetmesini istiyorum. Bu çalışma ile insanlardan, Allah’ın yarattığı kullarına değer vermelerini ümit ediyorum" şeklinde konuştu.



Organ bağışından doğan eser

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzmanı açıkladı: "Kurban Bayramı’nın manevi yönü çocuklara anlatılmalı" Kurban Bayramı’nın paylaşma, dayanışma ve aidiyet duygularını güçlendiren önemli bir bayram olduğunu belirten Uzman Psikolog Dilruba Işın, çocuklara bayramın manevi yönünün yaşlarına uygun şekilde anlatılmasının önemine dikkat çekti. Kurban Bayramı’nın yalnızca dini bir ibadet olmadığını; paylaşma, dayanışma, aidiyet, affetme ve umut gibi duyguları da içerisinde barındırdığını ifade eden Uzman Psikolog Dilruba Işın, çocukların bayram sürecine yaşlarına uygun şekilde dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Kurban ibadetinin İslam dininin bir gerekliliği olduğunun çocuklara doğru şekilde aktarılmasının önemli olduğunu vurgulayan Işın, ailelerin paylaşma duygusunu çocuklara küçük örneklerle öğretebileceğini ifade etti. Dilruba Işın, "Kurban Bayramı İslam dini için oldukça önemli bir bayram. Sadece bir dini ritüel değil aynı zamanda paylaşmayı, aidiyeti ve dayanışma gibi duyguları da içeriyor. Umudu, affetmeyi, affedilmeyi de besleyen bir bayram" dedi. "Çocuklara uygun bir dille anlatılmalı" Işın, kurban kesmenin İslam dininde yapılması gereken bir ritüel olduğunu çocuklara uygun bir dille anlatılması gerektiğini söyleyerek, "Küçük çocuklara bu durum şöyle de anlatılabilir. Bu durum dinin bir gerekliliği, İslam dini için bunu yapılması gerektiğini anlatmak gerekiyor. Kendi oyuncaklarından bir parçayı birisine vererek, hediye etmesini isteyerek kurban bayramındaki paylaşma, dayanışma gibi asıl mantığı da çocuklara anlatabilirler. Çocukların yaş seviyesine göre, İslam dininde bazı ritüeller yapılması gerektiğini ve Kurban Bayramı da bu yapılması gereken sorumluluklardan biridir şeklinde anlatabilirler" diye konuştu.