GÜNDEM - 08 Ekim 2025 Çarşamba 13:37

Üçüzleri anne sevgisi iyileştiriyor

A
A
A
Üçüzleri anne sevgisi iyileştiriyor

Kayseri’de yaşayan 8 yaşındaki serebral palsi hastası üçüzler, annelerinin ilgisi, sevgisi ve şefkati ile günden güne iyileşiyor.


Kayseri’de yaşayan 8 yaşındaki üçüzler Gülce, Defne ve Çınar Kemik, erken doğum esnasında oksijensiz kaldı. Bundan dolayı serebral palsi teşhisi konulan üçüzler uzun bir süre kuvözde kalan ve gelişim gösteremeyen üçüzler, fizik tedaviye başladı. Anneleri 36 yaşındaki Ayşe Kemik ise, üçüzlerini biran oldun yalnız bırakmayarak hayatını çocuklarına adadı. Kayseri Şehir Hastanesi’nde tedavi gören çocuklarını düzenli olarak hastaneye getiren, tedavilerinin ardından evlerinde de süreci aksatmayan anne Ayşe’nin uğraşları ile çocukları iyileşme göstermeye başladı.


"Sabırla çok güzel sonuçlar elde edeceğiz inşallah"


Çocuklarının hikayesini anlatan Ayşe Kemik, "4 çocuk annesiyim, 1 tane de oğlum var. Üçüzlerim 29 haftalık doğdular. Prematüre oldukları için kuvözde kaldılar. Doğum esnasında oksijensiz kaldıkları için serebral palsi teşhisi kondu. Kuvözde biraz sıkıntılarımız oldu. Kendimizi toparlamamız zor oldu ama 2 yaşından sonra şehir hastanesinde rehabilitasyona başladık. Aslında 8 aylık iken başlamıştık ama çok ilerleyemedik. 2 yaşında doktor ile görüşme fırsatımız oldu. Serap doktorumuzun desteği ile güzel ilerledik. Gülce’nin oturması gelişti, Çınar şu an 20 dakika falan anca oturabiliyor. Burası çok güzel. Doktorumuz Serap Hanım çok bilgili ve ilgili bir doktor. Ailelere karşı tutumu çok iyi. Şehir hastanesi; fiziğiyle, robotu, havuzu gibi imkânların bulunmasıyla çocuklara çok güzel gelişimler katıyor. Doktorlar çocukları muayene ettikten sonra neye ihtiyaçları var ise; bir gün fizik, bir gün robot, bir gün havuz desteği alıyoruz. Gerçekten çok güzel bir hastane. Ortam çok güzel, çok kolay. Yani engelli bireylerin rahatlıkla kalabileceği güzel bir hastane. Bizler Yahyalı’da oturuyoruz. Yahyalı’dan buraya senede 2 defa geliyoruz, kalıyoruz. Güzel kazanımlarla dönüyoruz eve. Evde de devam ettirmeye çalışıyorum. Üçüz oldukları için biraz daha zorlu. Üçünün de gelişimi çok farklı. Serebral palsi ama üçünün de durumu oldukça farklı. Fiziki ihtiyaçları farklı, kazanımları farklı. Uzun bir yol. Çocuklarımız doğduğunda nöroloji doktorumuz bize "Çok uzun bir yol" dedi. Bu yol çok güzel de bir yol. Sabırla çok güzel sonuçlar elde edeceğiz inşallah. Birden olacak bir şey değil. Fizik tedavi ilaç gibi değil. Yavaş ama güzel. Fizik tedavi ile çocuğumun başını dik tutması belki aylar, yıllar alıyor. Yavaş oluyor ama bir şeyler oluyor. Çocuklarım çok mutlular. Onları mutlu etmeye çalışıyorum. Onların bana verdiği duygu çok farklı. Onların yapamadığı her şeyi yaptırmaya çalışıyorsun. Eli, ayağı, öğretmeni oluyorsunuz. Şu anda çocuklarım 8 yaşında, okul çağına geldiler. Evde eğitim alıyoruz, öğretmenimiz eve geliyor. Öğretmen gittikten sonra ben öğretmen oluyorum" diye konuştu.


"Çocuklarımın gücüyle ben de güçleniyorum"


Anne Kemik, "Çocuklarım çok güçlüler. Onların gücüyle ben daha da güçleniyorum. Bu şekilde 8 yılı geçirdik. İnşallah önümüzde de güzel günler var. Gülce ortopedik ameliyat oldu. Bu ameliyat çok güzel bir ameliyat ve iyi sonuçlar alınıyor. Bu durumda olan çocuklarımızda ayağa kalkmada gerçekten kolaylık oluyor. Gülce gevşetme ameliyatı oldu ve bu ameliyattan sonra fizik tedavi çok önemli. Bu durumu değerlendirmek için biz şu an buradayız. Bu durumda olmayan, çocukları normal bir gelişim gösteren aileler fizik tedaviyi 1-2 ay gibi bir süreç ya da bir ilaç gibi sanıyor ama öyle değil. Yıllarınızı alıyor ama bir bardak tutması, bardaktan kendi başına su içmesi, kalem tutması. Bunlar bizim için çok önemli basamaklar. Oturması, ayakta durması bunlar sizler için çok basit şeyler gibi görünebilir ama değil. Çocuklar bunları kazanmak için resmen savaş veriyorlar. Bıkmıyorlar ve asla usandık demiyorlar. Bütün fizik tedavi hareketlerini yapıyorlar ve yorulduk demiyorlar. Biz neden bu haldeyiz diye hiçbir sorguları yok. Bazı insanlar dışarıdan gördüğünde ‘Vah vah, tüh tüh, bu çocuklar yürümez, yatalak bu çocuklar’ gibi düşünceler var ama değiller. Bu sözler bence bu çocuklara hiç yakışmıyor. Asla acınacak bir durum değil. Bir engel durumu var ama bu engel aşılamayacak durumda değil. Bu engel aşılamasa bile biz çocuklarımızı çok mutlu büyütüyoruz" şeklinde konuştu.


"Düzenli takipleri olmasaydı şu anda bu aşamada olmayacaklardı"


Kayseri Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği Eğitim Görevlisi Prof. Dr. Serap Tomruk Sütbeyaz ise, üçüzlerin tedavileriyle ilgili, "Serebral palsi; beynin gelişimini tam tamamlamadığı dönemde, herhangi bir nedenle oluşan hasar sonucunda görülen, motor, duyusal, işitmeyle alakalı ve zekâyı ilgilendiren bir takım problemlerin olduğu fiziksel bir rahatsızlık. Çocuklarda görülen çok önemli sorunlardan birisi. Bu hastalıkta hasar kalıcı, fakat ilerleyici değil. Bu yüzden de çocuklardaki serebral palside erken teşhis çok önemli. Çocuğun daha sonraki gelişimi ile birlikte hem bir takım motor beceriler kazandırabiliyoruz, hem de hastalığın gelişimini durdurabiliyoruz. Çocuklar şu anda 8 yaşındalar, bizlere ilk başvurduklarında 2 yaşındalardı. 2 yaşında başvurdukları için fizik tedaviye erken başlama fırsatı bulduk. Şu anda Gülce yürüme aşamasında. Ortopedi kliniğimizde Dr. Fırat Ozan tarafından bir gevşeme ve uzama operasyonu gerçekleştirildi. Çınar da yürüme aşamasının ilk başlarında. Defne, yatak seviyesinde. Çocuklarımızı biz ilk baştan beri takip ediyoruz. Düzenli takipleri olmasaydı şu anda bu aşamada olmayacaklardı ve tüm çocuklarımız yatak seviyesinde olacaktı. 2 çocuğumuz tedaviye yanıt verdi, onlarla ilerliyoruz. Ailenin desteği çok önemli. Aile, bizimle çok iyi koordine oldu. Bizim söylediklerimizi harfiyen uyguluyorlar. Serebral palsi hastalığı için ailelere ben şunu diyorum; İğne ile kuyu kazmak gibi. Çok küçük kazanımlar, çok büyük emeklerle elde ediliyor. Tünelin sonunda mutlaka bir başarı var. Bize başvuran tüm çocuklar, bize başvurdukları aşamaya göre bir kazanç elde ediyorlar. Serebral palsi çocukların büyüme ve gelişmesiyle birlikte olduğu için değişken bir hastalık. Onun için takiplerinin yapılması çok önemli" ifadelerini kullandı.


(AG-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Başkan Karabatı sokak iftarında vatandaşlarla buluştu Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, Ramazan ayının manevi atmosferini vatandaşlarla paylaşmayı sürdürüyor. Gazi Mahallesi’nde hayırseverlerin katkılarıyla Mustafakemalpaşalılar Derneği önünde düzenlenen sokak iftarına katılan Karabatı, mahalle sakinleriyle aynı sofrada bir araya gelerek birlik, beraberlik ve dayanışma mesajı verdi. İftar sonrası dernek lokalinde mahalle sakinleriyle sohbet eden Başkan Karabatı, talep ve önerileri dinleyerek belediye hizmetleri hakkında bilgi verdi. Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, Ramazan ayının manevi atmosferini vatandaşlarla birlikte paylaşmaya devam ediyor. İlçenin Gazi Mahallesi’nde hayırseverlerin katkılarıyla düzenlenen sokak iftarına katılan Karabatı, mahalle sakinleriyle aynı sofrada buluşarak birlik ve beraberlik mesajı verdi. Programa, AK Parti İlçe Başkanı Gültekin Saygısever de eşlik etti. Gazi Mahallesi’nde bulunan Mustafakemalpaşalılar Derneği önünde gerçekleştirilen iftar programı, yoğun katılımla gerçekleşti. Mahalle sakinleri, aileleriyle birlikte uzun sofralarda oruçlarını açarken, Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ruhu bir kez daha güçlü şekilde hissedildi. İftar öncesinde alana gelen Başkan Karabatı, vatandaşlarla tek tek tokalaşarak hal ve hatır sordu. Özellikle çocuklarla yakından ilgilenen Karabatı, yaşlı vatandaşlarla da sohbet ederek Ramazan ayının hayırlar getirmesi temennisinde bulundu. Samimi görüntülerin ortaya çıktığı programda, mahalle halkı da Başkan Karabatı’na ilgisinden dolayı teşekkür etti. Ezanın okunmasıyla birlikte dualar eşliğinde oruçlar açıldı. Başkan Karabatı, Ramazan ayının toplumsal dayanışmayı güçlendiren özel bir dönem olduğuna dikkat çekti. Karabatı, "Ramazan’ın bereketini, paylaşmanın huzurunu ve birlik beraberliği hemşehrilerimizle aynı sofrada hep birlikte hissettik. Bu güzel organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, tuttuğumuz oruçların ve yaptığımız duaların kabul olmasını diliyorum. Rabbim birliğimizi ve beraberliğimizi daim eylesin." dedi. Programın ardından Başkan Karabatı ve İlçe Başkanı Saygısever, Mustafakemalpaşalılar Derneği lokaline geçerek vatandaşlarla bir araya geldi. Burada çay eşliğinde gerçekleştirilen sohbet ortamında mahalle sakinlerinin talep ve önerileri dinlendi. Karacabey’de yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren Karabatı, belediye olarak her mahalleye eşit ve etkin hizmet götürme anlayışıyla hareket ettiklerini vurguladı.
Aydın Kalcık Mahallesi, Venedik’e döndü Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Kalcık Mahallesi, Sarıçay ve Büyük Menderes Nehri’nin taşkınlarıyla yeniden sular altında kaldı. Adeta Venedik’e dönen köyde ulaşım kayık ve traktörlerle sağlanırken, taşkınlar hem günlük yaşamı hem de tarihi mezar taşlarını tehdit ediyor. Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Bağarası sınırlarında yer alan Kalcık Mahallesi, Sarıçay ve Büyük Menderes Nehri’nin taşkın dönemlerinde bir kez daha sular altında kaldı. Her yıl benzer manzaraların yaşandığı mahallede, sokaklar göle dönerken günlük yaşam suyun ritmine göre şekilleniyor. Taşkın sularıyla çevrilen Kalcık’ta yaya ulaşım mümkün olmazken, mahalle içinde hareket kayıklar ve yüksek traktörlerle sağlanıyor. Kayıklar, hayvanlara yem taşımak, temel ihtiyaçları karşılamak ve ulaşımı sağlamak amacıyla kullanılırken, taşkın öncesinde bazı üreticiler koyun ve sığırlarını daha güvenli alanlara taşısa da, köy içindeki suyun ulaşamadığı küçük yükseltilerde sığır, tavuk ve hindilerin yaşam mücadelesi sürüyor. Mahalle sakinleri, suların bir an önce çekilmesini ve yaşamın normale dönmesini bekliyor. Taşkınların yalnızca bugünü değil, geçmişi de tehdit ettiğini ifade eden Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü; "Taşkın sularıyla çevrilen Kalcık, adeta gondolların dolaştığı Venedik’i andırıyor. Ancak burada romantik bir manzara değil, günlük yaşamın suya teslim olduğu bir tablo var. Köy sokaklarında gondollar değil, hayvanlara yem taşımak, ulaşımı sağlamak ve temel ihtiyaçları karşılamak için kullanılan kayıklar dolaşıyor. Bu köye yaya olarak girilmesi mümkün değil. Sokaklara yalnızca yüksek traktörlerle ya da kayıklarla girilebiliyor. Köy mezarlığında yer alan ve kitabeleri, taş işçiliği, form ve süslemeleriyle Osmanlı Dönemi’ne uzanan mezar taşları her taşkında su altında kalıyor. Bu mezar taşları yalnızca birer kabir değil, döneminin sanat anlayışını ve kültürel belleğini yansıtan önemli tarihi belgelerdir. Taşkınlar, Kalcık’ın yalnızca bugününü değil, geçmişini de tehdit etmektedir. Köylüler, geçmiş yıllarda Sarıçay seddesinde yapılan bir müdahalenin taşkınları artırdığına inanmakta ve bu uygulamanın yeniden değerlendirilmesini istemektedir. Yaz ve kış aylarında birbirine zıt görüntülere sahne olan Kalcık’ta, taşkın sularının yaşam alanlarını, hayvancılığı ve tarım arazilerini olumsuz etkilediği görülmektedir" dedi. "Sular altında kalan tarlalar, yüzlerce flamingoya ev sahipliği yapıyor" Öte yandan taşkınların ekosistem açısından sağladığı katkılara da dikkat çeken Sürücü; "Kalcık’ın arkasındaki sular altında kalan tarlalar, yüzlerce flamingoya ev sahipliği yaparak adeta bir kuş cennetine dönüşmektedir. Sular çekildiğinde tarlalar, kuşların beslenmesine imkan sağlayan zengin besin kaynaklarıyla dolmakta, azmaklarda ve tarlalarda kalan sucul canlılar hem kuşlar için önemli bir besin zinciri oluşturmakta hem de yöre insanına doğal bir destek sunmaktadır. Yoğun yağmurlar sonunda yaşanan taşkınlar yalnızca doğal bir afet gibi görülmemelidir. Sorunun temelinde, nehirlerin doğal taşkın alanlarının daraltılması ve yanlış müdahalelerle suyun akış rejiminin değiştirilmesi de çok önemlidir. Nehirlerin doğal taşkın yatakları mutlaka korunmalı, taşkın yönetim planları hazırlanırken, taşkın suları içinde yaşayan deneyim sahibi olan yerel halkın da görüşleri alınmalıdır. Nehirler, akarsular bilimsel, akılcı ve doğayla uyumlu bir şekilde yönetildiğinde hem yereldeki insanların güvenliği hem de sağlıklı nehirlerin sağladığı ekolojik ve ekonomik faydalardan yararlanılabilir" şeklinde konuştu.
Samsun Canik’te depreme dayanıksız 741 bina yıkılıyor Samsun’un Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, ilçede kentsel dönüşüm çalışmalarını aralıksız bir şekilde sürdürdüklerini, depreme dayanıksız ve yüksek riskli binaların yıkımlarına devam ettiklerini söyledi. Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, ilçede kentsel dönüşüm çalışmalarına yoğun bir şekilde devam ettiklerini belirtti. 17,5 hektar alanda sürdürdükleri ve bölgenin en büyük kentsel dönüşüm projeleri arasında yer alan Soğuksu Kentsel Dönüşüm Projesi çerçevesinde, depreme dayanıksız ve yüksek riskli 741 binanın yıkım çalışmalarına devam ettiklerini kaydeden Başkan İbrahim Sandıkçı, projeyle vatandaşları depreme karşı dayanıklı konutlarla ve yeni sosyal yaşam alanlarıyla buluşturacaklarını belirterek, "Canik’imizde kentsel dönüşümü sürdürüyor, depreme dayanıklı yaşam alanları için var gücümüzle çalışıyoruz" dedi. 741 bina yıkılıyor Soğuksu Kentsel Dönüşüm Projesi’yle ilçede yer alan depreme dayanıksız ve yüksek riskli 741 binanın yıkım çalışmalarını adım adım sürdürdüklerini kaydeden Başkan İbrahim Sandıkçı, "Soğuksu Kentsel Dönüşüm Projemizle ilçemiz Soğuksu Mahallesi’nde yer alan depreme dayanıksız ve yüksek riskli binaların yıkım çalışmalarına ara vermeden devam ediyoruz. Soğuksu Mahallemizde 17,5 hektar alanda sürdürdüğümüz kentsel dönüşüm projemizle, mahallemizde yer alan ve 2 bin 864 bağımsız birimden oluşan depreme dayanıksız ve yüksek riskli toplam 741 binanın tamamının yıkım işlemini tamamlayacağız. Depreme dayanıksız 741 binanın yıkım çalışmalarına devam ediyoruz. Depreme dayanıksız yapıların ortadan kalkmasıyla yeni ve güvenli yaşam alanlarına dair yapım sürecimizle kentsel dönüşüm çalışmalarımız devam edecek. Hemşehrilerimizi depreme dayanıklı konutlarla ve güvenli sosyal yaşam alanlarıyla buluşturacağız" diye konuştu. Güvenli şehirleşme Canik’te kentsel dönüşüm, ulaşım ve sosyal yaşam alanlarına yönelik projelerle güvenli ve modern şehirleşme hamlesini hız kesmeden sürdürdüklerini dile getiren Başkan İbrahim Sandıkçı, "Canik’imizde güvenli ve modern şehirleşme hamlemize kararlılıkla devam ediyoruz. Bir taraftan kentsel dönüşüm çalışmalarımızı sürdürürken, diğer taraftan yeni yolları ve sosyal yaşam alanlarını hemşehrilerimizin hizmetine sunmaya devam ediyoruz. Yeni sosyal donatı alanlarıyla ilçemizin çehresine değer katıyoruz. Canik’imizin güçlü yarınları için bugünden çalışıyoruz. Geleceğe yönelik eserleri ilçemize kazandırıyoruz" şeklinde konuştu.