KÜLTÜR SANAT - 05 Haziran 2020 Cuma 12:23

Üniversitede E-Kıraathane Söyleşisi sürüyor

A
A
A
Üniversitede E-Kıraathane Söyleşisi sürüyor

Kilis 7 Aralık Üniversitesinde E-Kıraathane Söyleşileri’nin beşincisi Doç.

Kilis 7 Aralık Üniversitesinde E-Kıraathane Söyleşileri’nin beşincisi Doç. Dr. Ubeydullah Sezikli’nin konuşmacı olarak katılımıyla gerçekleşti.


E-Kıraathane Söyleşileri’nin beşincisi İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ubeydullah Sezikli’nin konuşmacı olarak katılımıyla gerçekleşti. Sezikli’ye, eşi Nur Sezikli ve kızları Nazlı Betül Sezikli de enstrümanları ile eşlik etti.


Dr. Öğretim Üyesi M. Fatih Güloğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşi 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Doğan Karacoşkun’un açılış konuşmalarıyla başladı. Rektör Karacoşkun, sanat olmadan bilimin eksik kalacağını ifade ederek Ramazan ayı içerisinde gerçekleştirilen programların ardından E-Kıraathane Söyleşileri’nin bu haftaki konuğu olarak Doç. Dr. Ubeydullah Sezikli’nin teşriflerinden duyduğu mutluluğu belirtti.


Doç. Dr. Ubeydullah Sezikli, musikinin toplumumuz ve batıdaki durumu hakkında tarihsel ve güncel bilgiler vererek söyleşisine başladı.


Sezikli, İnsanların dinlediği müziğin, onun kimliğini de betimleyen en önemli unsurlardan birisi olduğunu, müziğin kimliği yansıtmakla birlikte aynı zamanda coğrafyayı da tanımladığını belirtti.


Sezikli, İslam tarihindeki klasik eserlerde yer alan “Enstrümanların şahı insan sesidir. Diğer enstrümanlar, ona yakınlığı ölçüsünde değer kazanır.” ifadesiyle müziğe karşı gösterilmesi gereken yaklaşımı da belirtti. İcra edilen her müziğin, gönül alemindeki zenginliğe katkı sunduğunu, bu şekilde dinleyicileri kendi iç alemine yolculuğa çıkardığını belirten Sezikli, bununla birlikte gerek o müziğin sözlerinin gerekse müzikteki ritimlerin dinleyicileri bir coğrafyaya ve kimliğe yönlendirdiğini ifade etti. Sezikli, “Üç nesil boyunca kendi müziğinden habersiz olan bir topluma dördüncü nesilde soracak bir müziği olamaz” ifadelerinin oldukça önemli olduğunu, müzikle kültür dönüşümünün oluşturulduğunu ve toplumların kendi kültürlerine yabancı müziklerle büyük bir olumsuz başkalaşım yaşadığını söyledi.


Sezikli, Kab b. Züheyr’in yazmış olduğu naat sonrasında, Hz. Peygamber’in ona kendi hırkasını vermesiyle şiir ve musikinin İslam kültüründe baş başa ilerlediğini ve ne şiirin ne de musikinin İslam sınırlarının dışında olmadığını söyledi.


Musikinin, tarih ve toplumların arasında da güçlü bir bağ olduğunu belirten Sezikli, “Üsküdar’a Gider İken (Katibim)” parçasına ait müziğin aynı zamanda Endülüs’te yazılan bir naatta da müzik olarak kullanıldığını, bu etkileşimin Anadolu, Balkanlar ve Ortadoğu’da yoğun şekilde görüldüğünü ifade etti.


Belli aralıklarla farklı yörelere ait çeşitli eserlerin de icra edildiği söyleşi, soru cevap bölümüyle sona erdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Rize 96 yaşındaki kadının bağışlanan karaciğeri bir hastaya umut oldu Rize’de beyin ölümü gerçekleşen 96 yaşındaki kadının karaciğeri, vasiyeti üzerine çocukları tarafından bağışlanarak Malatya’da nakil bekleyen bir hastaya umut oldu. Uzun yıllar Almanya’da yaşadıktan sonra 4 yıl önce eşini kaybetmesi üzerine memleketi Rize’ye gelen 96 yaşındaki 5 çocuk annesi Refiye Kıdal, yaşlılığa bağlı nedenlerle hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden Kıdal’ın sağlığında organlarını bağışladı ve organ bağşını vasiyet etti. Beyin kanaması nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Kıdal’ın karaciğeri Malatya’da organ bekleyen bir hastaya nakledilmek üzere Rize’den yola çıktı. Rize Devlet Hastanesi’nde gerçekleşen ameliyatın ardından alınan karaciğer karayolu ile Rize-Artvin Havalimanı’na getirildi, ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait uçakla Malatya’ya gönderildi. Annesinin bu kararının kendilerine de sürpriz olduğunu ifade eden Hüseyin Kıdal, "Bize sürpriz oldu. Annem babam yurt dışında yaşıyordu. Orada bu kararı vermişler. Mutlu olduk. Annemizi kaybettik ama böyle bir şey yapmasından mutlu olduk. Hiçbir hastalığı yoktu, beyin kanaması geçirdi. Aniden gelişen bir beyin kanaması. Süreç hızlı ilerledi, yoğun bir beyin kanaması yaşadık. Onun sonunda işte cenazemizi beklerken böyle bir şey yaptığını söylediler. Biz de ailece karar verdik annemizin, babamızın bu kararına. İyi bir şey yapmış, insanların da yapmasında fayda var. Biz de karar verdik evlatlar olarak ailece, hepimiz yapacağız. Organ bildiğimiz kadarıyla Malatya’da organ bekleyen bir kardeşimize gidiyor. İnşallah sağlığına kavuşur" dedi. "Bu ailenin ferdi olarak mutluyuz" Yaşadıkları kaybın tarifsiz bir acı olduğunu ancak organının başka bir bedende can bulacak olmasının da kendilerini mutlu ettiğini sözlerine ekleyen Kıdal, "Bu ailenin ferdi olarak mutluyuz. Bir yerde bir kaybımız var, sonsuz bir kayıp, telafisi mümkün olmayan bir kayıp. Bir kaybımız var ama annemin, babamın böyle bir karar vermesi bizi bayağı bir mutlu etti. Karşı tarafa inşallah uyum sağlar, yani ömrüne bereket katılır. Bize de dua eder, annemize dua eder" ifadelerini kullandı. "Aile üzücü haberden sonra organ bağışlamak istediklerini söylediler" Hastanın organ bağışı sürecine değinen Rize Devlet Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Uzm. Dr. Mustafa Sakın, "Hastamız 4 gün öncesinde RTEÜ Eğitim ve Araştırma Hastanemizde beyin damar tıkanıklığı tanısıyla başvurmuş. Orada yapılan işlemlerden sonrasında yoğun bakım takipleri için hastanemiz yoğun bakımına aldık. Hem hastamızın tedavisinin hem de gidişatta neler yapacağımızla ilgili tanı ve tedavi işlemlerini yaparken maalesef hastamıza beyin ölümü tanısı koyduk. Daha sonrasında aileyle görüşme yaptık. Aile görüşme esnasında bize üzücü haberden sonra organ bağışlamak istediklerini söylediler. Bunun üzerine de biz Sağlık Bakanlığımız bölge koordinasyon merkezimizle iletişime geçerek organizasyona başladık" dedi. "Küçücük bir umudumuz bile olsa sonuna kadar her şey yapmakla yükümlüyüz ve yapıyoruz" 96 yaşında bir insandan organ naklini ilk kez gerçekleştirdiklerine değinen Uzm. Dr. Sakın, "İtalya’da, Amerika’da 100 yaş üzeri ve 100 yaş civarında vakalar var. Türkiye’de ise özellikle Rize için söylüyorum, Rize’de ilk vakamız, ilk hastamız 96 yaşında. Bizim işimiz hastalarımızı iyileştirmek, onun için uğraşıyoruz. Onun için çaba gösteriyoruz. Küçücük bir umudumuz bile olsa sonuna kadar her şey yapmakla yükümlüyüz ve yapıyoruz da" ifadelerini kullandı. Organ bağışının önemine de değinen Sakın, "Artık organ bağışı yapmak Türkiye’de çok çok daha kolay" şeklinde konuştu.