GENEL - 26 Mayıs 2020 Salı 13:16

Asırlık çınarın en buruk bayramı

A
A
A
Asırlık çınarın en buruk bayramı

Kırıkkale’de yaşayan ve önceki bayramları evinde çocuk ve torunlarıyla kalabalık bir şekilde geçiren 108 yaşındaki Ayşe nine, bu bayramı sevdiklerinden ayrı geçirmenin hüznünü yaşıyor.

Kırıkkale’de yaşayan ve önceki bayramları evinde çocuk ve torunlarıyla kalabalık bir şekilde geçiren 108 yaşındaki Ayşe nine, bu bayramı sevdiklerinden ayrı geçirmenin hüznünü yaşıyor.


Korona virüs dolayısıyla alınan tedbirler kapsamında eğitimden sağlığa, üretimden tüketime kadar farklı alanlar yeniden şekil kazanmaya başlarken, şenlik havasında geçen bayramlar da salgından etkilendi. Türkiye’nin 81 ilinde uygulanacak sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle bu yıl milli bayramlarda olduğu gibi Ramazan Bayramı da sessiz geçiyor. Salgın sürecinde alınan tedbirler nedeniyle 11 ayın sultanı Ramazan ayında olduğu gibi bayramda da vatandaşlar alışkanlıklarından mahrum kalarak buruk bir sevinç yaşadı. Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesine bağlı Irmak Köyünde yaşayan 108 yaşındaki Ayşe Gümüş de, yıllardır süregelen kalabalık bayramlardan uzak kalmanın hüznünü yaşadı. Asırlardır uygulanan aile büyüklerini ziyaret, misafir kabul etme ve ikram gibi birçok geleneğin yaşanamadığı bayramda 6 çocuk sahibi Ayşe nine, çocuk ve torunlarının da ziyaret edememesi sonrasında geçmiş bayramların özlemini yaşadı. Gençlik dönemlerini de iyi hatırlayan Gümüş, o yıllardan da duygulanarak bahsetti. Cumhuriyetin ilk dönemlerini de anımsayan Gümüş, Atatürk sevgisini de sık sık dile getiriyor.



“Eski bayramlarda baklavalar çörekler yapılırdı”


Asırlık çınar Ayşe Gümüş, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, bayramların eskiden şenlik içinde geçtiğini anlattı. Gümüş, “Eski bayramlar da iyi olurdu, düğünler de iyi olurdu. O dönemlerin adeti davul, zurna, köçek öyle düğün ederlerdi. Bayramlarda ne yenir? Et, ekmek, baklava, güzel yemekler de yapılır. Oruç bayramı bir türlü olurdu, Kurban Bayramı bir türlü olurdu. Eski bayramlarımız iyiydi. Baklava yaparız, çörek yaparız, herkesin evinde yemekler çok yapılırdı. Düğünlerde çok yemek yaparız biz. Adamlar saz çalardı, türkü çağırırdı, düğün ederdi şimdi de iyi çok şükür. 3 tane gelinim var, kızım var, torunum var. Akşama kadar oturur yatarım. Çok şükür Allah’a memnunum rahatım. Gelinim pişirir ben yerim. Yemeği yapar getirir yerim. Allah ömür versin. Çok şükür rahatım” dedi.



“Bu korona virüs annemi çok etkiledi”


Annesinin yaşına rağmen beslenmesine çok dikkat ettiğini belirten 74 yaşındaki Gazi Gümüş ise “Annem söylediğine göre 108 yaşında. Annem çok az yer. Köy peyniri yer. Tereyağını kaşıkla yer. Yumurtanın beyazını yiyor sarısını yemiyor. Yoğurt çok yer. Ama çok az yer. Tabağını tam bitirmez yarım kalır derki ‘dursun bunu da yarın yerim’ der. Öyle sağlığına çok dikkat eder. Annemin sülalesi Bala’dan gelmiş dede tarafı. Kalecik’in yalın köyüne yerleşmiş. Ev almış, bark olmuş, evlenmiş. Bu korona virüs annemi çok etkiledi. Sokağa çıkılmayacak, kimse ile tokalaşmayacaksın, kimsenin yanına varmayacaksın dediğimizde kadın korktu. Niye çıkılmıyor dediğinde kadın üzüldü. Biraz da o etkiledi rahatsızlandı. Eskiden hastalıklar vardı diyor, sıtma vardı diyor, verem vardır diyor, bunun gibi değildi diyor bu neden böyle diyor. Hayatta 3 oğlu 3 kızı var 4 tane de ölmüş” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya TBB’de kriz oluşturan ‘mektup’ gerginliği sonrasında Alemdar’dan sert eleştiri Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) seçimlerinde yaşanan ve arbedeye dönüşen ’mektup’ gerginliğinin ardından Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Kamusal bir statüsü olmayan ismin mesajını divanda okunması açık bir usul hatasıdır" dedi. TBB Meclisi; Başkan, Meclis Başkanlık Divanı, İhtisas Komisyonu Üyeleri ile Encümen Üyeleri seçimi yapılması için Ankara’da bir araya geldi. TBB Başkanvekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in açılış konuşmasının ardından Divan’da konuşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, İBB davası kapsamında tutuklu bulunan ve İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu okumak istemesi üzerine, salonda tepkiler oluştu. Çavuşoğlu’nun mektubu okumaya başlamasıyla birlikte AK Partili belediye başkanlarıyla CHP’li belediye başkanları arasında tartışma yaşandı. Belediye başkanlarının tartışmaları kısa sürede fiziksel arbedeye dönüştü. Tepkilerin ardından salonda bulunan bir grup kürsüye yöneldi ve bunun üzerine fiziksel arbede yaşandı. Yaşanan arbedenin ardından Olağan Meclis Toplantısı’na bir süre ara verildi. "Kamusal bir statüsü olmayan ismin mesajını divanda okunması açık bir usul hatasıdır" Kamuoyunun gündemine oturan olaylı oturumun ardından Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, konuya ilişkin sosyal medyasından açıklamada bulundu. Alemdar, "Türkiye Belediyeler Birliği, kamu yararına çalışan, her görüşten belediye başkanının üye olduğu bir çatı kuruluşudur. Bu yapının tarafsızlığı ve kurumsal itibarı hepimiz için esastır. Kamusal bir statüsü olmayan ismin mesajını divanda okunması açık bir usul hatasıdır. Kurumların teamüllerine ve ciddiyetine gölge düşüren bu tür uygulamalar kabul edilemez. Her zemini siyasi ikbal için istismar etmeye kalkmak, en başta kurumlara zarar verir. TBB bir partinin arka bahçesi değildir, olmaz. Bu tavır, yerel yönetimlerin birlik ruhunu yaralar. Tekrar soruyoruz, ‘Bu yapılan doğru bir şey mi?" dedi.
İstanbul Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2003’ten bu yana GAP’a yaptığımız kamu yatırımları 1.9 trilyon lirayı bulmuştur. DAP dediğimiz Doğu Anadolu bölgemizdeyse bu yatırımlar 1.4 trilyon lirayı aşmıştır. Çok ciddi kamu yatırımları yapıldı. Yollar inşa edildi, duble yollar, üniversiteler, havalimanları, hastaneler, kırsala götürülen hizmetler. Bütün bunlarla Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda" dedi. Gaziosmanpaşa Belediyesi tarafından, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Buluşması programı düzenlendi. Programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Davut Gül, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel ve çok sayıda milletvekili katıldı. Programda, Doğu ve Güneydoğu’ya yapılan yatırımlar ve bölgede yürütülen çalışmalar ele alındı. "Üretim geleneği, kalkınma yolculuğunda her zaman güçlü dayanaklarımızdan biri olmuştur" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin birlik ve beraberliğine vurgu yaparak, "Dayanışma, hemşerilik bağının nasıl canlı tutulduğunu gösteren güçlü bir tabloyu ortaya koymaktadır. Aynı şehirde yaşayan, benzer birikimleri paylaşan ve kökleri aynı yörelere uzanan insanlarımızın kurduğu bu ilişki, toplumsal dayanışmamızın en sağlam zeminlerinden birini oluşturmaktadır. Doğu ve Güneydoğu medeniyetlerin harmanlandığı, bu toprakların tarihi hafızasını ve kültürel birikimini ruhunda taşıyan müstesna bir coğrafyadır. Kadim şehirleri ve köklü mirasıyla bu bölgelerimiz, Türkiye’nin sarsılmaz gücünü ve zenginliğini de temsil etmektedir. Aynı zamanda bereketli toprakları, stratejik su kaynakları ve üretim kabiliyetiyle tarımın, ticaretin ve zanaatın can damarlarından biri konumundadır. Nesiller boyu aktarılan bu üretim geleneği, kalkınma yolculuğunda her zaman güçlü dayanaklarımızdan biri olmuştur. Ülkemizin gücüne güç katan kalkınma potansiyeline büyük destek olan bölgelerimizdir. Maalesef bu bölgelerimiz, uzun yıllar boyunca terörün gölgesinde baskılanmış, bu durum şehirlerimizin kalkınmasını, ekonomik büyümesini, sahip olduğu büyük potansiyeli tam anlamıyla kullanmasını engellemiştir. Ancak Türkiye, bu makus tarihi bir daha geri gelmemek üzere tarihe gömme iradesini kararlılıkla sergilemektedir" şeklinde konuştu. "Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda" Sağlanan huzur ortamıyla birlikte bölgede ekonomik hareketliliğin arttığını belirten Yılmaz, "Değerli hemşehrilerim, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da son yıllarda ortaya çıkan tempo, atılan adımların sahada nasıl bir karşılık bulduğunu açık bir şekilde gösteriyor. Bölgeler arası gelir farkının belirgin bir şekilde gerilemesi, GAP ve DAP bölgelerimizin milli gelirden aldığım payın artması ve ihracatı 2002 yılında sadece 800 milyon dolar olan ihracatın, geçtiğimiz yıl 13 milyar doları bulması bu değişimin bazı göstergelerinden olarak ifade edilebilir. Bu dönüşüm tabii ki kendiliğinden olmadı. Bu ekonomik gelişme kendiliğinden olmadı. Bunun arkasında bir zihniyet var. O zihniyeti de Sayın Cumhurbaşkanımız şöyle ifade ediyor, batıda ne varsa doğuda da o olacak. Kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak. Bütün ülkemize, 86 milyona belli hizmetleri aynı standartta götüreceğiz. Bu zihniyetin bir neticesidir ki, Doğu ve Güneydoğu’ya bu dönemde muazzam kamu yatırımları yapılmış. 2003’ten bu yana GAP’a yaptığımız kamu yatırımları 1.9 trilyon lirayı bulmuştur. DAP dediğimiz Doğu Anadolu bölgemizdeyse bu yatırımlar 1.4 trilyon lirayı aşmıştır. Çok ciddi kamu yatırımları yapıldı. Yollar inşa edildi, duble yollar, üniversiteler, havalimanları, hastaneler, kırsala götürülen hizmetler. Bütün bunlarla Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda" dedi. "Biz, laf üstüne laf koyan anlayışla değil, taş üstüne taş koyan, sorunları çözen hükümetler olarak son 23 yılda çok büyük ilerlemeler kaydettiğimize inanıyoruz" Sadece kamu yatırımlarıyla bir bölgenin, bir ülkenin gelişmesinin mümkün olmayacağına da değinen Yılmaz, "Kamu yatırımlarının yanı sıra, özel sektör yatırımlarının da artması lazım. Burada, Doğu’dan, Güneydoğu’dan gelmiş, İstanbul’a, metropollere yatırım yapmış, birçok iş insanımız da var. Huzur, güven ortamı zamanında olsaydı, belki hiç gelmeyecekti bu insanlar, orada yatırım yapacaklardı. Sadece Doğu’da, Güneydoğu’da değil, tüm ülkemizden, iş dünyasının çok daha fazla özel sektör yatırımı yapabileceği bir ortamı da tesis etmiş durumdayız. Gerek, huzur güven ortamıyla, gerek altyapıya yaptığımız yatırımlarla, gerek insan kaynağına, eğitime yaptığımız yatırımlarla ve bunları tamamlayıcı sunduğumuz teşviklerle, Doğu Güneydoğu’da özel sektör yatırımlarına da ayrı bir güç veriyoruz. Bunun sonuçlarını önümüzdeki dönemde daha fazla göreceğiz. Sulama projelerimizle yüz binlerce hektar arazi sulanabilir hale gelmiş, organize sanayi bölgelerimiz genişletilmiş ve yüzbinlerce insanımıza iş imkanı sağlanmıştır. Tarımdan, sanayiye, ulaştırmadan, lojistiğe ulaşan bu yatırımlar, bölgenin üretim kapasitesini kalıcı bir şekilde güçlendiren bir değişim sürecinin kapısını açmıştır. Sloganlarla, içi boş tartışmalarla ne bir şehrin, ne de bir bölgenin bir yere ulaşması mümkün değil. Biz, laf üstüne laf koyan anlayışla değil, taş üstüne taş koyan, sorunları çözen hükümetler olarak son 23 yılda çok büyük ilerlemeler kaydettiğimize inanıyoruz" diye konuştu.