SAĞLIK - 19 Haziran 2020 Cuma 17:30

Uzmanından uyarı: Bu belirtiler, ’ALS’ hastalığının habercisi olabilir

A
A
A
Uzmanından uyarı: Bu belirtiler, ’ALS’ hastalığının habercisi olabilir

Nöroloji Uzmanı Dr.

Nöroloji Uzmanı Dr. Nursel Erdal, Amiyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastalığı hakkında yaptığı değerlendirmede, "Üst motor nöron tutulumu sonucu kol ve bacaklarda katılık, reflekslerde canlılık, nedensiz gülme ve ağlamalar ve alt motor nöron tutulumu sonucu kol ve bacaklarda asimetrik güçsüzlük, kaslarda erime, kramplar, kaslarda seğirme, konuşmanın zor anlaşılması ve yutma güçlüğü ortaya çıkar" dedi.


Amiyotrofik Lateral Skleroz (ALS) veya yaygın kullanılan bir diğer adıyla Motor Nöron Hastalığı (MNH) merkezi sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapında istemli kas hareketinden sorumlu motor sinir hücrelerinin kaybı ile karakterize olan ilerleyici bir hastalık olduğunu belirten Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesinde görevli Nöroloji Uzmanı Dr. Nursel Erdal, hastalığın yüzde 90’ının sporadik yani tesadüfi olarak ortaya çıktığını yüzde 10’unun ise ailesel ALS hastası olduğunu söyledi. Hastalığın dünyanın her yerinde ve her kesimden insanda ortaya çıkabileceğini ifade eden Erdal, erkeklerde biraz daha sık çıktığını ortalama başlangıç yaşı 55 ile 60 olduğunu kaydetti.



"Yatağa bağımlı ve solunum cihazına bağlı hale gelebilir"


ALS belirtileri hakkında bilgiler aktaran Erdal, "Motor nöronlar üst ve alt motor nöronlar şeklinde iki çeşittir. ALS hastalığında her iki motor nöronlarda da etkilenme olur. Üst motor nöron tutulumu sonucu kol ve bacaklarda katılık, reflekslerde canlılık, nedensiz gülme ve ağlamalar ve alt motor nöron tutulumu sonucu kol ve bacaklarda asimetrik güçsüzlük, kaslarda erime, kramplar, kaslarda seğirme, konuşmanın zor anlaşılması ve yutma güçlüğü ortaya çıkar. Zihinsel fonksiyonlar ve bellek ise bozulmaz. İlk belirtiler cisimleri kaldırmada, yazı yazmada veya anahtar çevirmede güçlük, yürürken sık sık tökezleme, el kaslarında erime, konuşmanın zor anlaşılması şeklinde olabilir. Hastalığın son evresinde solunum kaslarının da etkilenmesiyle hasta yatağa bağımlı ve solunum cihazına bağlı hale gelebilir" dedi.



"Bunlardan en önemlisi EMG’dir"


Erdal, ALS tanısı ile ilgili yaptığı değerlendirmede, "Tanı klinik belirti ve bulgulara dayanarak konulur. Hastalık pek çok kas ve sinir hastalığı ile karışabildiği için bazı tetkiklerin yapılması gerekir. Bunlardan en önemlisi EMG’dir. Beyin ve omurilik sıvısının incelenmesi, manyetik rezonans görüntüleme, bazı kan ve idrar tetkikleri ve kas biyopsisi de ayırıcı tanı için gerekebilir" ifadelerini kullandı.



"ALS hastalarının konforlu yaşam sürmesi kendini iyi hissettirir"


ALS hastalığının tedavisinden bahseden Erdal, sözlerini şu şekilde tamamladı:


"ALS’de hastalığı tamamen iyileştirecek tedavi ne yazık ki şu an için mümkün değildir. Belirtileri düzeltmeye yönelik semptomatik ve destekleyici tedavi hastaların yaşam kalitesini ve yaşam süresini arttırmaya yardım eder. ALS’nin son evrelerine kadar kişi günlük ihtiyaçlarını kendi başına karşılayabilir, kaslarda çok yoğun erimeler başladığında ise yürüyemez, konuşamaz ve kollarını kullanamaz hale gelir. Ancak hafıza ve zihin etkilenmediği için göz hareketleri ve göz kırpma ile alfabe kartı, göz kırpmaya duyarlı bilgisayar gibi yöntemlerle hasta ile iletişim kurulabilir. Hasta yakınlarının sabırlı, şefkatli ve özenli davranmaları gerekir. Düzenli egzersiz, konuşma terapisi beslenme takviyeleri, psikolojik ve sosyal destek tüm süreç boyunca ALS hastalarının konforlu bir yaşam sürmesi ve kendini iyi hissetmesi için çok önemlidir."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Memur-Sen, 1 Mayıs’ı Çorum’da kutladı Çorum’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısı meydanı dolduran binlerce kişiye seslenen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "12 kişi için tüm dünyayı Paris’e toplamışlardı ama 70 bin aşkın insan soykırıma uğradı, hepsi sustu" dedi. Memur-Sen Konfederasyonu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü Çorum’da kutladı. Çorum Saat Kulesi Meydanı’nda oluşturulan alandaki kutlamalara binlerce kişi katıldı. Memur-Sen Konfederasyonu Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen’e bağlı sendika başkanlarının katıldığı kutlamaya katılan vatandaşlar, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını sloganlarla kınadı. Türk bayraklarıyla alanı dolduran binlerce kişi, 1 Mayıs’ı kutladı. "1 Mayıs kardeşlik sözün, sesin yükseldiği gündür" Alanı dolduran vatandaşlara ve sendika üyelerine seslenen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Paylaşımda adalet, dünyada barış diyoruz. Buluşmamız emekli, işçi, memur, bütün emekçiler, ülkemiz, üyelerimiz, milletimiz, insanlık için, mazlumlar ve mağdurlar için, alın teri mücadelemiz için hayırlara vesile olsun. Bugün bu coşkulu meydandan kadınıyla, erkeğiyle, amiriyle, memuruyla, emeklisiyle, engellisiyle, kadını, genciyle emeğin gür sesi yükseliyor. Uzak, yakın demeden meydanı dolduran coşkulu, emekçi kardeşlerimle birlikte, kamu görevlilerimizin gururu tüm kamu çalışanlarının umudu olarak sendikalarımızı tek tek selamlıyorum. 1 Mayıs kardeşlik günüdür, birlik ve beraberliğin günüdür, emeklisiyle, işçisiyle, emekçisiyle sözün, sesin yükseldiği gündür. 1 Mayıs emperyalizme karşı küresel adaleti, kapitalizme karşı alın terindeki asaleti, zalime karşı mazluma refakati, adil bir dünyayı, hakça savunma günüdür. Bugün kapitalistlerin, kompradorların emek istismarına dur demek için, küresel iktisat şebekelerinin aile düşmanlığına, LGBT borazanlarına sus demek için meydandayız. Sebebi olmadığımız enflasyonun bedeli emekçiye ödetilmesin, insan çalışma şartları tahsis edilsin demek için, kamuda ücrette denge, gelirde adalet talebimizi haykırmak, emekçinin gür sesini duyurmak için, aile dostu vergi politikamızı bir kez daha dillendirmek için buradayız. Uluslarası çalışma normlarına, ILO normlarına uygun bir sendika yasası, memur sendika yasası için, sorunlarından arınmış bir kamu personel rejimi için bugün buradayız. Küresel zulüm düzenine karşı dünya beşten büyüktür demek için, emek sermayeden büyüktür demek için, emeğin adalet talebini yükseltmek için, savaşlara hayır, soykırıma hayır demek için buradayı" dedi. "En namuslu kelimeler, en namussuz insanların ağzında" Dünyadaki gelir adaletsizliğine değinen Yalçın, "Emperyalizmin dünyanı kan gölüne çevirdiği, insanlığa açlığı, yoksulluğu, sefaleti, ölümü dayattığı bir çağdayız. Bu çağda adalet insanlığın hasretidir. Bu çağda adalet insanlığın umudu, duasıdır. Çünkü çivisi çıkmış olan bu dünyada kapitalist hırsızlar, emperyalist arsızlar dünyayı dünyayı cehenneme çeviriyor, adaletsizlik her geçen gün yeryüzünü kuşatıyor, emek horlanıyor, sömürü gittikçe azgınlaşıyor. Bu çağda adalet susturuluyor, zulüm konuşuyor, insanlık kan kaybediyor. Böyle bir düzene razı mıyız, tabi ki hayır. Dünyanın nüfusunun yüzde 20’si aşırı yoksulluk sınırının altında, yarısı ise yoksullukla mücadele ediyor, küresel serveti ise dünyanın yüzde 1’i kontrol ediyor. En zengin 26 kişinin serveti dünyadaki toplam servetin yarısına denk geliyor. Tam 1 milyar insanın açlıkla boğuştuğu bu çarpık düzene ‘gelişmişlik’, ‘büyüme’, ‘yeni dünya’ düzeni diyorlar. Bir tarafta servet dağ olur, bir tarafta açlık can alır. Bu düzende büyüyen dünya değil, büyüyen ancak zulümdür. Milyonlarca çocuğun açlıktan öldüğü, namussuzluğun, alçaklığın, hırsızlığın kol gezdiği böyle bir düzeni asla tasvip etmiyoruz. Bunun neresinde gelişmişlik, neresinde adalet, neresinde insan, vicdan var? İnsanlığa cennet vaad ediyor ama cehennemi yaşatıyorlar. Onun için emperyalizme hayır diyoruz, siyonizme hayır diyoruz, kapitalizme hayır diyoruz, sömürüye hayır diyoruz. Çünkü emperyalizm sömürür, aç bırakır, savaş çıkarır, savaş yapar. Sonra ‘insan hakları’, ‘özgürlük, ‘insan hakları’, ‘özgürlük’ ‘medeniyet’, ‘demokrasi’ der. En namuslu kelimeler, en namussuz insanların ağzında" diye konuştu. "12 kişi için tüm dünyayı Paris’e toplamışlardı ama 70 bin aşkın insan soykırıma uğradı, hepsi sustu" Gazze’de yaşanan soykırıma değinen Yalçın, "Coğrafyamızın durumu ortada. Gazze’de 10 binleri katlettiler. Yüz yılın soykırımı yaptılar, soykırıma uğrayanların tamamına yakını savunmasız kadınlar, yaşlılar, bebekler ve çocuklar. Anneler parçalanmış evlatlarının bedenini ellerine alıp çığlık atarken, siyonist katiller çocukları bilinçli olarak hedef yapıyorlar. Hani nerede insan hakları, nerede kadın hakları savunucuları, hani çocuk hakları, insan hakları hamaseti yapanlar nerede Kutup ayıları, su kaplumbağaları, bilmem ne balinaları için ortalığı yıkanlar Gazze’de yaşanan vahşet karşısında ne oldu, kökünüze kibrit suyu mu döküldü, neredesiniz? Charlie Hebdo saldırısında ölen 12 kişi için tüm dünyayı Paris’e toplamışlardı ama 70 bin aşkın insan soykırıma uğradı, hepsi sustu. Bu onların çifte standartı, işte bu küresel adaletsizliğin en çarpık hali. Öyle bir düzen ki kendi kirini bile ört bas ediyor, kendi suçunu bile dosyalara gömüyor. Epstein dosyalarından ortaya çıkan o çürümüşlük bile bu kirli düzeni anlatmada az kalır" diye konuştu. "Birimizi alırsanız, binimiz yola çıkarsınız" Gazze’deki ağır kuşatmayı kırmak amacıyla yola çıkan Sumud Filosu’na uluslarası sularda saldıran İsrail’e tepki gösteren Yalçın, "Yüreği sınırsız aktivistler, kardeşlerimiz Barselona’dan yola çıktı, İtalya kıyısında duraklayıp yeni aktivistler aldı. Gazze için yolculuğunda Girit açıklarında, uluslararası sularda haydut, korsan İsrail tarafından alıkonuldu. Gemileri açıklarda bırakılarak batması istendi. Onun için buradan söylüyoruz. Bakın, birimizi alırsanız, binimiz yola çıkarsınız. Onlar o kontejsana sığabilen arkadaşlarımız. İçlerinde 10 tane Memur-Sen il temsilcimiz, genel başkan yardımcımız var. Aktivistlerimize bir şey olursa bunun bedelini ödetiriz diye başlangıçtan beri sesimizi, sözümüzü yükseltiyoruz. Sadece bizim kardeşlerimiz değil, dünyanın tamamında, dini, rengi, mezhebi, meşrebi, milliyeti farklı olsa da insanlık ortak paydasında yüreği aynı olan yiğit aktivistlerin tamamını buradan selamlıyoruz. İletişimi karartıyorlar ama unutmayın, cicdanlarımızı karartamazsınız. Biz itiraz etmeye, hareket etmeye, Gazze’ye ulaşmak için gayreret edeceğiz. O çocuklara eğitim yardımını, sağlık yardımını götüreceğiz. Gıda yardımları ulaşsın, Gazze özgürleşsin, Filistin özgür olsun diye elimizden geleni ilk günden bugüne kadar ortaya koyduğumuz gibi bundan sonra da devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Bizi güçlü kılacak olan alın teriyle yoğrulmuş bir adalettir" Konuşmasında Memur-Sen Konfederasyonunun taleplerini de dile getiren Yalçın, "Güçlü memur, güçlü Türkiye. Güçlü Türkiye’den kastımız gelir dağılımında adaletin olduğu, toplumun her kesiminin refahtan ve büyümeden hakkına düşeni alabildiği, alın terinin karşılığının tastamam teslim edildiği adil Türkiye’dir. Bizi güçlü kılacak olan alın teriyle yoğrulmuş bir adalettir. Bizi muhkem kılacak olan gelirde adalet, vergide adalet, paylaşımda adalettir, insanı yaşat ki devlet yaşasın şiarına sımsıkı sarılmaktır. Fakat bu noktada tablo iç açıcı değil. Yüksek enflasyon ve fiyat istikrarsızlığı sabit gelirliyi eziyor, enflasyonla mücadelede fatura emekçiye kalıyor. Neoliberal politikalar sebebiyle gelir dağılımında adalet derinleşiyor, orta sınıf yok oluyor, emekliler ay sonunu getiremiyor. Görev aylığımız ile emekli aylığı arasındaki bağ koptu. Emekliler 22 bin TL seyyanen zammı hala alamadılar. Onun için emekliyi el açtıracak durumdan bir an önce kurtarmak gerekiyor. Genç işsizliği, gençlerimizi umutsuzluğa düşürmesin. Ücretlerin vergi yükü azaltılsın. Emeğin payı küçülürse umut da küçülür. Umut küçülürse alın teri başkasının kazancına dönüşür. Defalarca bu böyle olmaz dedik. Sebebi olmadığımız enflasyonun faturasını bize kesmeyin dedik. Ücretleri kısaltarak enflasyonu düşüremezsiniz dedik ve bütün bu yanlışların sosyal maliyetini anlattık. Bir kez de dünyanın merkezi Çorum’dan haykırıyoruz. Kamuda ücret adaletsizliği var, kamuda gelir dengesizliği var. Ücretlerimiz arasındaki makas büyüyor. Statüler arasındaki çalışma barışını bozan tartışma her geçen gün yükseliyor. Onun için bir an önce adım atmak gerekiyor. 8. Dönem Toplu Sözleşme’de uzlaşamadık, 7’incisinde de genel hükümlerde uzlaşamamıştık, süreç gergin bitti. Bu zam oranıyla kamuda aynı işi yapanlar arasında ücret dengesini alt üst edersiniz, aynı iş yapanların arasını açarsınız, kamuda çalışma barışını başarırsınız dedik, anlatamadık. Büyümeden, refahtan pay vermeden gelirde adaleti sağlamayı bırakın, alım gücündeki azalmayı düzeltemezsiniz dedik, anlatamadık. Onun için ‘bütçe disiplini’, ‘enflasyon hedefi’ dediler, gerçekleri görmezden geldiler. Bugün geldiğimiz noktada enflasyona reva görüleni yedi, bitirdi" ifadelerini kullandı.
Samsun OMÜ’de uluslararası öğrencilere afet farkındalık eğitimi Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), uluslararası öğrencilerin afetlere karşı bilinçlendirilmesi amacıyla "Temel Afet Farkındalık Eğitimi" düzenledi. Programda, öğrencilere afet öncesi hazırlık, afet anı davranışları ve temel müdahale yöntemleri uygulamalı olarak anlatıldı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) arasında imzalanan protokol kapsamında ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) Türkiye Bursları çerçevesinde gerçekleştirilen eğitimler, Vezirköprü ilçesindeki Vezirsuyu Tabiat Parkı ile Şahinkaya Kanyonu’nda yapıldı. Farklı ülkelerden çok sayıda öğrencinin katıldığı programda, güvenli yaşam kültürü ele alındı. Çok paydaşlı iş birliği OMÜ’nün ev sahipliğinde düzenlenen programa; AFAD Samsun İl Müdürlüğü, OMÜ Afet Eğitimi ve Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi, Cemre Öğrenci Topluluğu ve OMÜ Arama Kurtarma ekipleri katkı sundu. Eğitimlerin, öğrencilerin afet durumlarında doğru ve hızlı hareket edebilme becerilerini geliştirmesi amaçlandı. Teorik ve uygulamalı eğitim Uzmanlar tarafından verilen eğitimlerde, afet öncesi hazırlık süreçlerinin önemi vurgulanırken, afet anında uygulanması gereken doğru davranış biçimleri uygulamalı olarak gösterildi. Katılımcılara, acil durumlarda kişisel güvenliklerini sağlama ve çevrelerine destek olma konusunda temel bilgiler aktarıldı. Uyum sürecine katkı Eğitim programı, afet farkındalığının artırılmasının yanı sıra uluslararası öğrencilerin Samsun’un sosyal ve kültürel yapısına uyum sağlamalarına da katkı sundu. Yetkililer, benzer eğitimlerin farklı gruplara yönelik olarak sürdürüleceğini belirterek afet bilincinin yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti.