- 04 Şubat 2021 Perşembe 10:09

’Can dostlarının’ yaşama tutunmaları için mücadele ediyor

A
A
A
’Can dostlarının’ yaşama tutunmaları için mücadele ediyor

Kırıkkale’nin Yahşihan Belediyesinde görevli Seda Er, sokak hayvanlarının hakları ve yaşama tutunmaları için mücadele ediyor.

Kırıkkale’nin Yahşihan Belediyesinde görevli Seda Er, sokak hayvanlarının hakları ve yaşama tutunmaları için mücadele ediyor.


Havalar soğudu, sokak hayvanları için zor günler başladı. Sokak hayvanları bu soğuk kış günlerinde hem yiyecek bulmak hem de vücut ısılarını korumak zorunda. Yahşihan Belediyesine ait geçici hayvan barınağında görevli Seda Er, sokak hayvanlarının hakları ve yaşama tutunmaları için amansız bir mücadele içinde. Ekibiyle birlikte ilçedeki hayvanların durumunu, korunma ve beslenme ihtiyaçlarını sağlıyor. Barınakta ise 200’e yakın sokak köpeği yaşıyor. Her gün can dostlar için yoğun bir mesai harcayan Er, sevgisini ve şefkatini hayvanların üzerinden hiç çekmiyor.


İHA muhabirine konuşan Seda Er, hayvanların doğanın bir parçası olduğunu ve insanların hayvanlarla birlikte yaşamaya alışması gerektiğini söyledi.



"Hayvanlar doğanın bir parçası"


Hiçbir barınakta hayvanların ömür boyu bakılmadığını anlatan Er, “Ben şunu istiyorum. İnsanlar, hayvanların da bu doğanın da bir parçası olduğunu ve bizim aslında onların alanlarını gasp ettiğimizi artık fark etsinler ve artık hayvanlarla birlikte yaşamaya alışsınlar. Çünkü insanlar bir de şunu düşünüyor; barınaklarda hayvanlar ömür boyu bakılıyor. Hiçbir barınakta hayvanlar ömür boyu bakılmıyor. Geliyor buraya aşısı yapılır, kısırlaştırılır, tedavi gerekiyorsa tedavisi yapılır. Sonrasında da bu hayvanlar sokağa geri salınır. Bu sebepten insanlar da bu hayvanlarla yaşamak zorunda” dedi.



"Artan yemekler çöp yerine hayvanlara verilsin"


Kış mevsimi dolayısıyla beslenmeyi iki öğüne çıkardıklarını belirten Er, sözlerini şu şekilde sürdürdü:


“Bu aralar havalar çok soğuk olduğu için beslememizi iki öğüne çıkardık. Sabah besliyoruz sonra temizlikleri yapılıyor. Sonrasında tedavi olacakların tedavileri, geri kalan vakitte yapabildiğimiz kadar kısırlaştırma yapıyoruz. Kısırlaştırma, beslemeden ve tedaviden bence daha önemli. Çünkü nüfusu azaltmadıkça hayvanlara daha fazla faydalı olamayacağız. Sayı arttıkça emek bölünüyor. Sayıyı ne kadar azaltabilirsek sokak hayvanları da o kadar rahat edecekler. Ayrıyeten besleme bölgelerimiz var. Hem israfı önlemek hem de sokak hayvanlarının daha tok olması adına biz hastanelerden, askeriyelerden artık yemekler topluyoruz. Bayat ekmek kutularımız var, oraları boşaltıyoruz yemekle ekmekleri harmanlayıp sokak hayvanlarımızı besliyoruz. Aslında onları doyurmak çok zor değil. Her insan evinde artan yemeği çöp yerine bir kaba koysa daha tok olacak ve yok olduklarında da daha az zararsız olacaklar. İnsan bile aç kaldığında sinirleri bozuluyor ki bunlar genelde hep açlar.”



"Aç kalırlarsa donabilirler"


Hayvanseverlerin kulübeler yapmaları için tavsiyelerde bulunan Er, “İçini strafor döşeyip önlerini branda ile kapadıklarında soğuğun önüne geçebilirler. Kış aylarında hayvanlar yaza nazaran daha çok acıkıyorlar. Kediler 6 saat, köpekler 17 saat aç kaldıklarında donma olayı daha çok yaşanıyor. En önemlisi barınma ve beslenme. Düzenli beslenen bir hayvan donmaz. Ev yemeklerinde çok sebze ağırlıklı olmadığı takdirde sıkıntı yok beslemede. Ekmekle artık yemeklerle beslenebilirler. Mama olursa daha güzel olur. Ama özellikle tavuk kemiği ve balık kılçığı hayvanlara faydanın aksine zarar veriyor. Çünkü bağırsak ya da iç organlarını parçalayabiliyor. Bu sebepten kaybettiğimiz köpeklerimiz oldu” diye konuştu.



"Süt kediyi kanlı ishal yapıyor"


Kedilere sütün bir faydasının olmadığını dile getiren Er, “Çünkü bu hayvanlarda laktoz enzimi yok. Sütten faydalanamıyor aksine süt kediyi kanlı ishal yapıyor. Eğer vereceksek sulandırmak gerekiyor. Sütün içerisine de çok az bir tereyağı eritmemiz gerekiyor. Bu şekilde verilebilir. Soğuk havalarda kapıların önüne koyulan suların donmaması için de hakiki zeytinyağı kullanılabilir. Suya birkaç damla damlatıldığında donma olayının önüne geçilebilir" ifadesini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Uraloğlu ’Eğer Kalkınma Yolu Projesi’nin önemine vurgu yaptı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Eğer Kalkınma Yolu Projesi’ni bugün bitirmiş olsaydık, Hürmüz Boğazı bu kadar dünya gündemine oturmamış olacaktı" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Nisan Ayı Meclis Toplantısı ve Türk Telekom ile İSO arasında imzalanacak olan stratejik iş birliği protokolü imza törenine katıldı. Burada bir konuşma yapan Uraloğlu, 5G’nin artık lüks bir teknoloji olmadığını, sanayinin geleceği olduğunu belirterek, "Tam da bu nedenle Türk Telekom ile İstanbul Sanayi Odası arasında imzalayacağımız iş birliği protokolü büyük stratejik önem taşımaktadır. Bu protokol kapsamında Türk Telekom, güçlü teknoloji altyapısı, yenilikçi dijital çözümleri ve mühendislik birikimiyle İstanbul Sanayi Odası üyelerimizin dijital dönüşümünü hızlandıracak, verimlilik, rekabetçilik ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkılar sağlayacaktır. Gerçek zamanlı veri akışı, makineler arası kesintisiz iletişim, otonom sistemler, yapay zeka destekli kalite kontrol ve robotik uygulamalar gibi alanlarda yeni çağların kapısını aralamaktır. Demo günleri, eğitimler, pilot projeler ve stratejik yol haritaları ile 5G’yi fabrikalarımızın kalbine yerleştireceğiz. Bu işbirliği, Bakanlığımız ile Türk Telekom’un sanayimize sunduğu en somut dijital desteklerden birisi olacaktır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde son 24 yılda ülkemiz siyasi istikrar ve vizyoner yönetim sayesinde ekonomik alanda önemli mesafeler katetmiştir. 2025 yılında mal ihracatımız 273,4 milyar dolara ulaşarak, Cumhuriyet tarihimizin rekorunu tazelemiş olduk. Ekonomimiz yüzde 3,6 büyüme kaydederek OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ilk üç ekonomi arasında, G20 ülkeleri arasında ise üst sıralarda yerini almıştır" dedi. "Son 24 yılda ulaşım ve haberleşme altyapımıza yaklaşık 355 milyar dolar yatırım yaptık" Tam 22 çeyrektir kesintisiz süren bu büyüme performansının üretim, yatırım, istihdam ve ihracata odaklanan politikaların somut sonucu olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, "İstanbul’umuz ise 95 milyar dolarlık ihracatla her yıl olduğu gibi açık ara liderliğini sürdürdü. Bu ekonomik başarılarda hiç şüphesiz ulaştırma ve altyapı alanına yapılan devasa yatırımların büyük rolü vardır. Çünkü burada bulunan herkes çok iyi biliyor ki ulaştırma ve haberleşme yatırımları ekonominin can damarlarını oluşturan, üretimi harekete geçiren, ticareti hızlandıran, istihdamı arttıran ve refahı yaygınlaştıran kritik altyapılardır. Modern ve etkin bir ulaştırma sistemi sayesinde lojistik maliyetler düşmekte, tedarik zincirleri kısalmakta, sanayicilerimiz ve ihracatçılarımız küresel pazarlara daha rekabetçi imkanlarla ulaşmaktadır. Bu kapsamda son 24 yılda ulaşım ve haberleşme altyapımıza yaklaşık 355 milyar dolar yatırım yaparak bu gerçeği hayata geçirdik" diye konuştu. "Dijital altyapıda fiber optik ağımızı 657 bin kilometreye ulaştırdık" Bölünmüş yol ağını 6 bin 101 kilometreden 30 bin 51 kilometreye, otoyol ağını bin 714 kilometreden 3 bin 796 kilometreye çıkardıklarını söyleyen Bakan Uraloğlu, "Sadece 6 ilimiz bölünmüş yollarla bağlıyken, bugün 77 ilimizi modern yol ağıyla buluşturduk. Demiryolu ağımızı 13 bin 919 kilometreye ulaştırdık; bunun 2 bin 251 kilometresi Yüksek Hızlı Tren hattıdır. Havacılıkta aktif havalimanı sayımızı 58’e, dış hat uçuş noktalarımızı 133 ülkede 356 noktaya yükselttik. Denizcilikte filomuz dünya sıralamasında ilk 10 arasına girdi. Limanlarımız küresel konteyner trafiğinde güçlü konumlarını sürdürüyor. Dijital altyapıda fiber optik ağımızı 657 bin kilometreye ulaştırdık. Yerli uydumuz TÜRKSAT 6A’yı hizmete aldık ve 5G teknolojisini başarıyla hayata geçirdik. Bu yatırımlarımız, sanayi sektörümüzün dijital dönüşümünü ve yüksek katma değerli üretimini de desteklemektedir" ifadelerini kullandı. "Orta Koridor ile Çin’den Avrupa’ya taşıma süresi, geleneksel rotalara göre önemli ölçüde kısalmıştır" İran-ABD-İsrail savaşıyla özellikle Hürmüz Boğazı’nda ortaya çıkan belirsizliklerin küresel ticaretin ana arterlerinde önemli kırılmalara yol açtığını, deniz taşımacılığında ciddi aksamalara neden olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, "Bu durum, küresel ticarette alternatif rota arayışını hızlandırmış ve alternatif ulaştırma güzergahlarının önemini yeniden gündeme taşımıştır. Tam da bu noktada, coğrafi konumu itibarıyla Asya-Avrupa ve Afrika’nın kesişiminde yer alan ülkemiz, sunduğu güvenli, hızlı ve rekabetçi koridorlarla küresel ticaretin yeni omurgalarından biri haline gelmektedir. Özellikle Orta Koridor bu süreçte öne çıkan başlıca hatlar olarak dikkat çekmektedir. Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda ilerlettiğimiz Orta Koridor ile Çin’den Avrupa’ya taşıma süresi, geleneksel rotalara göre önemli ölçüde kısalmıştır. Süveyş Kanalı üzerinden ortalama 35 gün, Ümit Burnu üzerinden ise yaklaşık 45 gün süren taşımalar, Orta Koridor üzerinden 18 güne kadar inmektedir. Hedefimiz bunu 14 güne düşürmektir. Orta Koridor’u güçlendirmek için Zengezur Koridoru bağlantısını sağlayacak Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu demiryolu hattı çalışmalarına da başladık" diye konuştu. "İstanbul’u hem ulusal üretimimizin hem de küresel ticaretin en önemli merkezlerinden biri haline getiriyoruz" Kuzey-güney ekseninde şekillenen Kalkınma Yolu Projesi ile Irak’taki Fav Limanı’ndan başlayarak yaklaşık bin 200 kilometrelik hat üzerinden Türkiye’ye ve buradan Avrupa’ya uzanan yeni bir ticaret omurgası oluşturduklarını ifade eden Bakan Uraloğlu, "Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Irak’ın ortaklığında yürütülen bu proje sayesinde Fav Limanı’na gelen yükler hem yurt içimize hem de Avrupa’ya alternatif ve rekabetçi bir koridorla taşınacaktır. Eğer bu projeyi bugün bitirmiş olsaydık, bu proje bugün işliyor olsaydı, biraz önce bahsettiğim süreler bu koridorla 15 güne inecek ve Hürmüz Boğazı bu kadar dünya gündemine oturmamış olacaktı. Proje bitti. Finansman modeline karar verdik. Ancak yaklaşık bir yıldır Irak’taki seçim sürecinden dolayı henüz bir adım atamadık. İnşallah orada hükümet kurulduktan sonra çok hızlı bir şekilde bunun finansmanı ve yapım çalışmalarına başlamayı da hedefliyoruz. Tıpkı bu uluslararası koridorları güçlendirdiğimiz gibi Türkiye’nin kalbi İstanbul’umuzun ulaşım ve iletişim altyapısını da devasa yatırımlarla güçlendirerek şehrimizi hem ulusal üretimimizin hem de küresel ticaretin en önemli merkezlerinden biri haline getiriyoruz. İstanbul’umuzda; Marmaray, Avrasya Tüneli, İstanbul Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu, İstanbul-İzmir Otoyolu ve İstanbul-Ankara Yüksek Hızlı Tren Hattı gibi mega projeleri hayata geçirerek İstanbul’u modern ve efektif bir ulaşım altyapısı ile hayallerin ötesinde bambaşka bir noktaya taşıdık. Son 24 yılda İstanbul’un ulaşım ve iletişim altyapısı için 2 trilyon lirayı aşan yatırım gerçekleştirdik. Yani yaklaşık 45 milyar dolar. Bu da Malta’dan Kongo’ya, İzlanda’dan Butan’a, Gambiya’dan San Morino’ya 65 ülkenin 2025 yılı gayri safi yurt içi hasılasından büyük bir rakam. Kuzey Marmara Otoyolumuzun son kısmını oluşturan Nakkaş-Başakşehir kesimindeki yapım çalışmalarımız tüm hızıyla ilerliyor" ifadelerini kullandı. Sarıyer-Kilyos Tüneli’nin yapım çalışmalarını da bu yıl tamamlama hedefiyle 7 gün 24 saat aralıksız sürdürdüklerini ifade eden Bakan Uraloğlu, "Projemizle Kuzey Marmara Otoyolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne Sarıyer, Maslak ve Levent bölgelerinden erişimi 5 dakikaya indireceğiz. Şu anda da Halkalı-İstanbul Havalimanı hattının Halkalı-Arnavutköy kesimi ve Yavuztürk-Ümraniye Spor metro inşaatları dahil toplam 27 kilometrelik yeni hat çalışmalarımız da hızla devam ediyor. Bu çalışmalar tamamlandığında İstanbul genelinde inşa ettiğimiz toplam hat uzunluğu 189 kilometreye ulaşacak. Halkalı-Arnavutköy metromuzu da yakında hizmete açıyoruz. Yine Kuzey Çevre Demiryolu Projesi ile İstanbul’u uluslararası lojistik için vazgeçilmez kılacak tarihi bir adımın da eşiğindeyiz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinde hayata geçireceğimiz demiryolu bağlantısı ile İstanbul Boğazı üzerinde Marmaray’a alternatif çift hatlı yeni bir demiryolu hattına daha kavuşacağız. İhale sürecinin ardından bu yıl içinde inşa çalışmalarına başlamayı hedefliyoruz. İstanbul Havalimanımız da dev kapasitesiyle Türkiye’yi uluslararası bir aktarma merkezi yapmış ve ülkemizi küresel havacılıkta zirveye taşıdı" dedi.
Ankara Ankara’da 5. sınıf öğrencisinin okula tabanca getirdiği iddiası Ankara’nın Sincan ilçesinde bir ortaokulda okuyan 5. sınıf öğrencisi erkek çocuğunun okula tabanca getirdiği iddia edildi. Olayla ilgili çocuğun ailesinden gözaltına alınanlar olduğu ve güvenlik amacıyla çocukların okula çanta yerine şeffaf poşetlerle gelmesi kararının alındığı öğrenildi. Olay, dün Sincan ilçesi Andiçen Mahallesi Haki Sokak’taki bir ortaokulda meydana geldi. İddialara göre, 5. sınıf öğrencisi erkek çocuk, dedesine ait olduğunu söylediği tabancayla 3 gün boyunca okula geldi. Durumdan haberdar olan velilerin ihbarı üzerine okula sevk edilen polisler, silaha el koydu. Başlatılan soruşturma çerçevesinde ise çocuğun ailesinden bazı isimlerin gözaltına alındığı öğrenildi. Olayın ardından okul yönetimi tarafından güvenlik gerekçesiyle çocukların okula çanta yerine şeffaf poşetle gelmelerinin istendiği belirtildi. Yaşanan durum nedeniyle okul çevresindeki polis sayısının arttırıldığı, yöneticilerden birkaçının ifade vermek için emniyete çağrıldığı aktarıldı. "Öğretmenlerden bazıları da ifade verecekmiş" Olayla ilgili konuşan bir veli, "Dün bazı olaylar olmuş. Bir çocuğun kesici alet ya da benzeri bir şeyle okulda geldiğini söylediler. Birkaç kişinin gözaltına alındığını belirttiler. Polisler okula gelmiş. Öğretmenlerden bazıları da ifade verecekmiş. Duyunca korktum. Normalde gelmezdim çıkış saatine ama bundan sonra oğlumu asla bırakmayacağım. Buradan da kızımı almaya gideceğim. Sabah öğrencilerin çantalarına baktılar. Bu haftalık öğrencilerin şeffaf poşetlerle gelmesini söylediler. Her gün de arama yapacaklarmış" dedi. "Eline almış geziyordu silahla" Silahlı çocuğun sınıf arkadaşı ise, "Arkadaşım karnında silahla geziyordu. Gördüğümde çok korktum, hemen kaçtım oradan. Eline almış geziyordu silahla. Bugünden itibaren şeffaf poşetle okula geliyoruz. Güvenlik ve içinde ne olduğu görünsün diye böyle bir karar aldılar. Arkadaşımızı olaydan sonra hiç görmedim. Nerede bilmiyorum. Görünce korkudan elim ayağıma dolanmıştı" ifadelerini kullandı.
Ankara Memur-Sen: "4688 sayılı Kanun; kamu görevlilerinin yükünü ve emeğin karşılığını taşımakta yetersiz kalmaktadır" Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) tarafından yapılan açıklamada, "Mevcut haliyle 4688 sayılı Kanun; kamu görevlilerinin yükünü ve emeğin karşılığını taşımakta yetersiz kalmaktadır. Adil, eşitler arası ve özgür sendikacılığı esas alan yeni bir yasal düzenleme artık zorunluluktur" denildi. Memur-Sen tarafından yapılan açıklamada, "2026 yılının ilk Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) toplantısını; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun güncel koşullara göre yeniden ele alınması ve toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında yaşanan sorunların giderilmesi gündemiyle gerçekleştirdik. Mevcut haliyle 4688 sayılı Kanun; kamu görevlilerinin yükünü ve emeğin karşılığını taşımakta yetersiz kalmaktadır. Adil, eşitler arası ve özgür sendikacılığı esas alan yeni bir yasal düzenleme artık zorunluluktur. KPDK’nın bu değişim için somut iradenin ortaya konduğu bir milat olmasını bekliyoruz. 4688 sayılı kanun değişmelidir. Geride kalan süreçler, mevcut yapının sürdürülemez olduğunu açıkça göstermiştir. Memur-Sen olarak çözüm önerilerimizi ortaya koyduk. Artık söz değil, icraat zamanıdır. Bekleyen talepler karşılanmalıdır" ifadelerine yer verildi. Masada kazanılanın sahada korunması için mücadelenin devam ettiği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Mühendislik Meslek Kanunu’nun çıkarılması, kariyer uzmanları ve akademik personelin haklarının iyileştirilmesi, disiplin affı, enflasyon kayıplarının giderilmesi, seyyanen zam, 1 derece verilmesi, bayram ikramiyesi, YHS’nin kaldırılması ve gelir vergisinin yüzde 15’e sabitlenmesi öncelikli başlıklardır. Toplu sözleşme hükümleri eksiksiz uygulanmalıdır. İmza altına alınan kazanımların uygulamada geciktirilmesi kabul edilemez. Sorunun temelinde, uyuşmazlıklarda hızlı karar verecek bir mekanizmanın bulunmaması ve mevcut yasanın katı yapısı yer almaktadır. Toplu sözleşme hükümlerinin korunması ve keyfi uygulamaların önüne geçilmesi için; tek muhataplı, hızlı ve bağlayıcı karar alabilen bir Merkezi Kurum acilen hayata geçirilmelidir. Liyakat ve adalet temelinde hazırladığımız 10 başlıkta reform paketi; mülakattan merkezi yapıya, kadro ve statüden emeklilik ve mali haklara kadar kapsamlı bir dönüşüm içermektedir. Masada kazanılanın sahada korunması, emeğin karşılığını bulması ve adaletin tesisi için mücadelemizi sürdürüyoruz."