ASAYİŞ - 08 Şubat 2025 Cumartesi 14:25

Belediye başkanı ve korumasını öldüren zanlı hakkındaki iddianame hazırlandı: Ağırlaştırılmış müebbet talep edildi

A
A
A
Belediye başkanı ve korumasını öldüren zanlı hakkındaki iddianame hazırlandı: Ağırlaştırılmış müebbet talep edildi

Kırıkkale’nin Balışeyh ilçesinde, Belediye Başkanı Hilmi Şen ve koruması Mikayil Çelikkol’u öldüren katil zanlısı hakkında hazırlanan iddianame tamamlandı. İddianamede cinayet zanlısının "tasarlayarak kasten öldürme ve ruhsatsız silah bulundurma" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanması talep edildi.


Olay, 4 Kasım 2024 tarihinde Balışeyh ilçesi TOKİ Mahallesi’nde meydana geldi. Balışeyh Belediye Başkanı Hilmi Şen ve ekibi saha incelemeleri yaparken, zanlı Erdem Çelebi, Başkan Şen ile karşılaştı. Cinayet zanlısı, makam aracının önünü keserek tartışma başlattı ve silahını ateşledi. Açılan ateş sonucu Belediye Başkanı Hilmi Şen ve koruması Mikayil Çelikkol, kaldırıldığı Yüksek İhtisas Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Olay yerinde bulunan Koray Kaya (45), Ömer Şengül (42) ve diğer belediye çalışanı saldırıdan yaralı olarak kurtuldu.



Kaçan zanlı, polis takibi sonucu yakalandı


Saldırının ardından minibüsüne binerek kaçan zanlının, Yeni Mahalle Lise Caddesi üzerinde kendisine ait dolmuşla hareket ettiği belirlendi. Polis ekiplerinin "dur" ihtarına uymayan şüpheli, Balışeyh Belediyesi önünde aracını durdurarak teslim oldu. Üzerinde yapılan aramada, cinayette kullanılan tabanca ele geçirildi.



İddianame hazırlandı


Katil zanlısı Edem Çelebi hakkında Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame tamamlandı. İddianamede, saldırının ardındaki nedenler ve olay anı tüm detaylarıyla ortaya konuldu. Cinayet zanlısı Erdem Çelebi Şen’in, seçim öncesinde Balışeyh Belediye Başkanı Hilmi Şen’e destek verdiği, ancak seçim sonrası belediyede işe alınmadığı için husumet beslediği ve cinayeti bu nedenle işlediğinin belirtildiği iddianamede, "olayın öncesinde şüphelinin Hilmi Şen’e yönelik tehdit içerikli sosyal medya paylaşımları yaptığı, cinayeti önceden planladığı ve olay günü evine giderek ruhsatsız tabancasını aldıktan sonra saldırıyı gerçekleştirdiği" bilgilerine yer verdi.



"6-7 el ateş ettiğini fark ettim"


Cinayet zanlısı Erdem Çelebi Şen’in iddianamede yer alan ifadesine göre ise Hilmi Şen ile akrabalık bağı bulunduğunu ve 2024 yerel seçimleri öncesinde onu desteklemek amacıyla partisinden istifa ettiğini belirttiği öğrenildi. Seçimlerin ardından Şen’in kendisine belediyede iş vereceğini vadettiğini, ancak sözünü tutmadığını öne süren Şen, yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisini baskı altında hissettiğini iddia etti. Olay günü, Hilmi Şen’in aracını görünce yanına giderek konuşmak istediğini, ancak tedirgin olduğu için ruhsatsız tabancasını yanına aldığını belirten Erdem Çelebi Şen, Başkan Şen ve yanındaki kişilerin hareketlerinden şüphelenerek önce aracın tavanına, ardından bacaklarına ateş ettiğini söyledi. Amacının öldürmek olmadığını savunan zanlı Şen, daha sonra birkaç el ateş ettiğini hatırlamadığını belirtti. Olayın ardından annesinin evine gittiğini ve teslim olmaya karar verdiğini ifade eden Şen, polise teslim olurken üzerinde bulunan silahı da verdiğini söyledi.


Müşteki Ömer Şengül ifadesinde, "Belediyede garaj amiri olarak görev yapıyorum. Olay günü saha çalışmasına çıkmak için hareket etmiştik. O sırada dikiz aynasından Erdem Çelebi Şen’in minibüsü ile Başkan Hilmi Şen’in aracının önünü kestiğini gördüm. Yanlarına doğru yöneldiğimde silah sesleri gelmeye başladı. Başkan Şen’in vurulduğunu gördüm ve Erdem Çelebi Şen’in yerde bulunan silahı alarak bize doğru 6-7 el ateş ettiğini fark ettim. Kaçmaya çalışırken sol kolumdan vuruldum. Şikayetçiyim" dedi.



"Canımı kurtarmak için kaçtım"


Cinayet zanlısıyla herhangi bir husumetinin olmadığını belirten müşteki Ümüt Kaplan, "Erdem Çelebi Şen ile bir husumetim yoktu. Ancak daha önce Belediye Başkanı Hilmi Şen’in, Erdem Çelebi Şen’i işe alacağına dair söz verdiğini ancak sonra vazgeçtiğini duyuyordum. Olay günü Hilmi Şen’in aracının önünün kesildiğini ve tartışma yaşandığını gördüm. Sonrasında silah sesleri geldi ve ben de canımı kurtarmak için kaçtım. Erdem Çelebi Şen’in silahla bizi hedef aldığını gördüm. Şikayetçiyim" diye konuştu.


Olay sırasında maktul belediye başkanının yanında oturduğunu anlatan müşteki Özgür Akyel, "Olay günü makam aracında Başkan Şen’in yanında oturuyordum. Şüpheli aracıyla önümüzü kesti. Başkan Şen araçtan indiği anda zanlı silahına davranarak ateş etmeye başladı. İlk kurşunla yere düştü. Daha sonra ikinci tabancayı da alarak ateş etmeye devam etti. Toplam 20-25 el silah sesi duydum. Kaçarken üzerimize de ateş etti. Şikayetçiyim" şeklinde konuştu.


Zanlının aniden tabancaya sarıldığını ifade eden müşteki Koray Kaya, "Şüpheli aracıyla önümüzü keserek indi ve tartışmaya başladı. Aniden belindeki tabancayı çıkararak Başkan Şen’e ve yanında bulunan Mikayil Çelikkol’a ateş etti. Daha sonra bizlere doğru da ateş açtı. Kaçmaya çalışırken vuruldum. Şikayetçiyim" dedi.



Tehdit paylaşımları yapmış


Zanlının belediye başkanına yönelik saldırısını bir süredir planladığının belirtildiği iddianamede, Hilmi Şen’in kendisini belediyeye işe almadığı için sosyal medya üzerinden tehdit içerikli paylaşımlar yaptığı ve bu paylaşımlarında "Uyuyan devi uyandırdınız", "En sonunda iadeyi ziyaret zamanı" ve "Siz ateş olsanız ben su olurum" gibi ifadeler kullandığı belirtildi.



İddianamede, şüphelinin olay günü silah taşıyarak olay yerine gittiği, saldırıyı tasarladığı ve öldürme kastıyla hareket ettiği belirtildi. Olayda iki farklı tabanca kullanıldığı ve şüphelinin yaralanan maktullere yerdeyken de ateş etmeye devam ettiği kaydedildi. Ayrıca iddianamede, şüphelinin olay günü sabah erken saatlerde evine giderek ruhsatsız silahını aldığı, daha sonra ise belediye başkanının konvoyunun önünü kestiği, hedef gözeterek ateş açtığı ve yerde yatan Başkan Hilmi Şen’e soğukkanlı bir şekilde tekrar ateş ettiği belirtildi.


İddianamede, şüphelinin eylemlerinin "kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme" suçu kapsamında değerlendirildiğini ve zanlının ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanması gerektiğini kaydedildi.



Şen’in vücudunda 11 kurşun yarası tespit edildi


Kırıkkale Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan otopsi raporlarına göre de Belediye Başkanı Hilmi Şen’in vücudunda altı giriş ve beş çıkış deliği olmak üzere toplam 11 kurşun yarası tespit edildi. Şen’in göğüs ve sırt bölgesine isabet eden kurşunların ölümcül olduğu ifade edildi. Koruması Mikayil Çelikkol’un ise vücudunda yedi giriş ve beş çıkış deliği olmak üzere toplam 12 kurşun yarası bulunduğu belirlendi. Çelikkol’un ölümünün akciğer, böbrek ve mide hasarına bağlı iç ve dış kanama nedeniyle gerçekleştiği kaydedildi.


Cinayet zanlısı Erdem Çelebi Şen’in yargılanmasına Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.



Belediye başkanı ve korumasını öldüren zanlı hakkındaki iddianame hazırlandı: Ağırlaştırılmış müebbet talep edildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Kanserle savaşmıyor ’misafir’ gibi karşılıyor Trabzon’da bir çocuk annesi Güzin Emral Yazıcı, kanser olduğunu öğrendiği andan bugüne geçen hastalık sürecini bir ’savaş’ değil bir ’misafir’ olarak kabul ederek tedavi sürecini herkese örnek olacak bir olgunlukla yaşıyor. Erzurum’da uzun yıllar yaşayan sağlık çalışanı Güzin Emral Yazıcı, memleketi Trabzon’a tayin olduktan sadece iki hafta sonra mide ağrısı şikayetiyle doktoruna başvurdu. İlk etapta mide kanseri teşhisi konulan Yazıcı’nın detaylı tetkikler sonucu iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. "Kanserle savaşmıyorum" diyerek hastalığı geçici bir misafir olarak gördüğünü belirten Yazıcı, sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer durumdaki kadınlarla iletişim kurarak dayanışma ve moral desteğinin önemini vurguluyor. Ameliyata hazırlanırken... Trabzonlu 41 yaşındaki Güzin Emral Yazıcı, üniversite eğitimini Erzurum’da tamamladıktan sonra çalışma hayatına da aynı şehirde başladı. Uzun yıllar Erzurum’da görev yapan sağlık çalışanı Yazıcı, bir süre önce memleketine tayin talebinde bulundu. Atamasının gerçekleşmesiyle birlikte Trabzon’da görevine başlayan Yazıcı’nın hayatı ise göreve başladıktan iki hafta sonra yaşadığı sağlık sorunu ile bambaşka bir yön aldı. Mide ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran Yazıcı’ya ilk etapta mide kanseri teşhisi konuldu. Tedavi için Ankara’ya giden Yazıcı, Hacettepe Üniversitesi’nde ameliyata hazırlanırken yapılan ileri tetkiklerde kan değerlerindeki anormallik dikkat çekti. Mide kanserinin bu tabloyu açıklamaması üzerine ameliyat iptal edildi ve tanı süreci yeniden başlatıldı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından Yazıcı’nın aslında iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamıyor Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamayan Yazıcı için akıllı ilaç tedavisi planlandı. Ankara’da bir onkolog eşliğinde başlatılan tedavinin ilk üç aylık kontrolünde gerileme tespit edildi. Altıncı ayını doldurmak üzere olan Yazıcı’nın tedavi sürecinin planlandığı şekilde devam ettiği, Nisan ayında yeniden kontrole gideceği öğrenildi. 15 yaşında bir kız çocuğu annesi olan Yazıcı, teşhis sürecinin psikolojik olarak yıpratıcı geçtiğini ancak hastalığa teslim olmadığını dile getirdi. "Kanserle savaşmıyorum" diyen Yazıcı, hastalığı bedeninde oluşan ancak geçici olduğuna inandığı bir misafir olarak gördüğünü ifade etti. Süreç boyunca sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer hastalıkla mücadele eden kadınlarla iletişim kurduğunu belirten Yazıcı, dayanışmanın ve moral desteğinin tedavi sürecine olumlu katkı sağladığını vurguladı. Pozitif kalmanın önemine dikkat çeken Yazıcı, tamamen iyileşeceği güne odaklandığını kaydetti. "Çok şükür gerileme var; tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" Trabzon’da mide kanseri teşhisi konulduğunu tedavi için gittiği Ankara’da ise meme kanseri teşhisi konulduğunu belirten Güzin Emral Yazıcı, "Erzurum’da yaşarken bir anda memleketime tayin isteme kararı aldım. Tayinim çıktı ve Trabzon’a geldim. Ancak görev yerimde yalnızca iki hafta çalışabildim. İkinci haftanın sonunda mide kanseri teşhisi aldım. Bu haberi almak büyük bir şoktu. Kanser kelimesini duyduğunuz an, sanki doktor size doğrudan öleceksin demiş gibi hissediyorsunuz. Tedavi için Ankara’ya gitmeye karar verdim. Apar topar Ankara’ya, Hacettepe Üniversitesi’ne gittik. Mide kanseri olmam imkansızdı. Midemde rahatsızlık hissetmiyordum. Sadece midem ağrıyordu. Orada yapılan tetkiklerde mide kanseri olduğu söylendi ve hemen ameliyatla midemin alınması planlandı. Kendimi psikolojik olarak ameliyata hazırladım. Ameliyat olacak ve iyileşecektim. Ancak ameliyat öncesi alınan kan örneklerinde ilikle ilgili bir bozukluk tespit edildi. Doktorlar, mide kanserinin bu şekilde kan değerlerini bozmayacağını belirterek ameliyatı iptal etti. Yeniden araştırmalar başladı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından aslında mide kanseri değil, meme kanseri olduğum ortaya çıktı. Meme kanseri midede metastaz yapmazmış, dünyada çok az görülen örnekleri varmış. Aslında akciğer, karaciğer ve kemiğe yayılım görüldüğünü ifade ettiler. Bende ise hem midede hem de kemikte metastazlarım oluşmuş. Çok zor teşhis aldım. İki taraflı meme kanseri teşhisi konuldu. Ankara’da bir onkologla tedavi sürecine başladık. Kan değerlerim çok bozuk olduğu için kemoterapi alamadım. Bunun yerine akıllı ilaç tedavisine başlandı. Tedaviye vücudum güzel yanıt veriyor. İlk üç aylık kontrolüm Ankara’da yapıldı. Şu anda altıncı ayın içindeyim ve Nisan ayında yeniden kontrole gideceğim. Çok şükür gerileme var. Tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" dedi. "Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum" "İlk duyduğumda dünyam başıma yıkıldı" Yazıcı, "Çok gencim hiçbir şey yaşamadım diye düşündüm. Teşhisi ilk öğrendiğimde aklıma hemen 15 yaşındaki kızım geldi. Bir kız çocuğu annesiyim. O an, sanki dünyadaki son günümü yaşıyormuşum gibi hissettim. Ama zamanla bunun böyle olmadığını anlıyorsunuz. Tedaviye yanıt aldıkça, vücudunuz karşılık verdikçe kendinizi daha iyi hissediyorsunuz. Şimdi sürece alıştım. Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum. İyi olacağıma inanıyorum. Bu süreçte sosyal medyada bir sayfa açtım. Benim gibi olan kadınlarla iletişim kurmak, birbirimize destek olmak istedim. Çok güzel ve pozitif mesajlar alıyorum. İnsanlar kendi hikayelerini paylaşıyor. Bu süreç psikolojik olarak yıpratıcı. İnsanlarla dertleşmek, birbirimize moral vermek bana güç veriyor. Kimseyle kendimi kıyaslamıyorum. Kanser kıyaslanacak bir hastalık değil. Herkesin süreci ve tedavisi kendine özgü. Ancak birlik olmanın, birbirimize moral vermenin çok önemli olduğuna inanıyorum. Kanser kelimesi korkutucu ama değil. Korkmuyorum" şeklinde konuştu. "Kanserle savaşmıyorum" Kanserle savaşmadığını onu kabul ettiğini kaydeden Yazıcı, "Hastalığı ilk öğrendiğimde herkesi kendim aradım. Merhaba, nasılsın cümleleri ile başladım sonrasında ‘biliyor musun, ben kanser oldum’ dedim. Sanki grip oldum der gibi söyledim. Bir kuzenim var, kişisel gelişim uzmanı. Onu aradığımda önce inanmakta zorlandı. Ne yapacağım diye sordum. Bana, ‘Kendini bununla yorma, bununla savaşma’ dedi. Bu cümle bana çok iyi geldi. Çünkü bu hastalık benim bedenimde oluştu. Onunla savaşmıyorum, onu kabul ettim. Ama zamanı geldiğinde geldiği gibi geri püskürteceğim. O benim bir parçam değil, sadece geçici bir misafir. Genç ya da yaşlı, birçok insan bu hastalıkla mücadele ediyor. Zor bir hastalık. Hem psikolojik hem maddi olarak zor bir süreç. Ancak eve kapanıp sürekli ah, vah demenin kimseye faydası yok. Pozitif kalmanın çok önemli olduğuna inanıyorum. Ben, bu hastalığın psikolojik etkenlerle de bağlantılı olabileceğini düşünüyorum. Bu zamana kadar gamlı yaşadıysak bugünden sonra kendimizi daha iyi yaşamaya adapte edelim. Dolaşalım, nefes alalım, bugüne şükredelim. İnanıyorum ki yeneceğiz. Herkes yenme umuduyla yaşasın. Ben böyle yaşıyorum ve kendimi iyi hissediyorum. Onu yeneceğime yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı. Öte yandan Güzin Emral Yazıcı’nın bu süreçte en büyük destekçisi eşi Fatih Yazıcı olurken, eşinin tedavi süreciyle yakından ilgileniyor.
Manisa Köse: "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" diyerek kadınların toplumdaki önemine dikkat çekti. Kadınların hayatın her alanında emekleri, fedakarlıkları ve başarılarıyla topluma yön verdiğini belirten Köse, güçlü ve sağlıklı bir toplumun ancak kadınların hak ettiği değeri görmesiyle mümkün olacağını ifade etti. Kadınların aileden eğitime, ekonomiden sosyal yaşama kadar her alanda önemli sorumluluklar üstlendiğini vurgulayan Köse, "Kadınlarımız toplumun temel taşı, aile yapısının en güçlü dayanağıdır. Onların emeği, sabrı ve fedakarlığı sayesinde toplumlarımız ayakta durmakta ve geleceğe umutla bakabilmektedir." dedi. Kadınların sadece bir gün değil yılın her günü hatırlanması ve desteklenmesi gerektiğini belirten Köse, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların toplumsal hayattaki yerini hatırlamak, onların emeklerine saygı göstermek ve karşılaştıkları sorunlara dikkat çekmek açısından önemli bir gündür. Kadınların eğitimde, çalışma hayatında, sosyal ve kültürel alanlarda daha fazla yer alması, toplumların gelişmişlik seviyesini de doğrudan etkilemektedir." Kadınlara yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu da dile getiren Köse, kadınların huzur, güven ve eşit fırsatlar içinde yaşayabildiği bir toplumun herkes için daha güçlü bir gelecek anlamına geldiğini ifade etti. Köse, mesajının sonunda tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, sağlık, huzur ve başarı dolu bir yaşam temennisinde bulundu.