ASAYİŞ - 10 Ekim 2023 Salı 12:11

Metrelerce sürüklenen araç şarampole devrildi: 3 yaralı

A
A
A
Metrelerce sürüklenen araç şarampole devrildi: 3 yaralı

Kırıkkale’de kontrolden çıkan hafif ticari aracın metrelerce sürüklendiği kazada, aynı aileden 3 kişi yaralandı.


Kırıkkale-Kırşehir kara yolu üzerindeki Keskin ilçesinde meydana gelen kazada, D.A. idaresindeki 34 VZ 9707 plakalı hafif ticari araç, metrelerce sürüklenerek şarampole devrildi. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbarla olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan sürücü D.A. (28) ile yolculardan H.A. (67) ve S.A. (58) ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Tedavi altına alınan yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Kazada hurdaya dönen araç, çekici yardımıyla otoparka kaldırıldı.



Metrelerce sürüklenen araç şarampole devrildi: 3 yaralı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Ekran başında geçen süre çocukların motor gelişimini yavaşlatıyor Biruni Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Safa Heybet, konsol ve mobil oyunların uzun süreli kullanımının çocukların motor becerilerini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Dr. Öğr. Üyesi Safa Heybet, dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte çocukların ekran başında geçirdiği sürenin arttığını belirterek, bu durumun motor gelişim üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Motor gelişimin çocukların kaslarını kullanarak hareket etme, denge kurma ve koordinasyon sağlama süreçlerini kapsadığını ifade eden Dr. Heybet, "Bu gelişim özellikle erken çocukluk döneminde fiziksel oyunlar ve aktif hareketle desteklenir. Ancak günümüzde çocuklar açık havada oyun oynamak yerine uzun süre ekran karşısında vakit geçiriyor" dedi. "Hareketsizlik motor gelişimi olumsuz etkiliyor" Konsol ve mobil oyunların uzun süreli kullanımının çocukların fiziksel aktivite düzeyini düşürdüğünü vurgulayan Heybet, "Hareketsiz yaşam tarzı kas gelişimi, denge ve koordinasyon üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Özellikle uzun süre aynı pozisyonda kalmak, duruş bozuklukları ile boyun ve sırt ağrılarını da beraberinde getirebilir" diye konuştu. Çocukların ekran başında geçirdiği sürenin artmasıyla birlikte doğal hareket deneyimlerinin azaldığını belirten Heybet, "Koşma, zıplama, tırmanma gibi aktiviteler kaba motor becerilerin gelişimi için kritik öneme sahiptir. Bu aktivitelerin azalması gelişimi sınırlayabilir" ifadelerini kullandı. "Sadece ekrana dokunmak yeterli değil" İnce motor becerilerin gelişimi için farklı aktivitelerin gerekli olduğunu dile getiren Heybet, "Tablet ve telefon kullanımı tek başına yeterli değildir. Çocukların kalem tutma, kesme, yapıştırma gibi el becerilerini geliştiren etkinliklere de yönlendirilmesi gerekir" dedi. "Dengeli kullanım en doğru yaklaşım" Dijital oyunların tamamen yasaklanması yerine kontrollü kullanımın önemine dikkat çeken Heybet, "Çocukların günlük ekran süresi sınırlandırılmalı, açık hava oyunları ve spor aktiviteleri teşvik edilmelidir. Ailelerin çocuklarıyla birlikte fiziksel aktiviteler yapması, bu alışkanlıkların kalıcı hale gelmesini sağlar" şeklinde konuştu. Heybet, çocukluk döneminde kazanılan hareket alışkanlıklarının ilerleyen yaşlarda da bireyin fiziksel aktivite düzeyini ve genel sağlık durumunu belirlediğini vurgulayarak, "Teknoloji doğru kullanıldığında faydalıdır ancak çocuk gelişiminde hareketin yerini hiçbir dijital deneyim dolduramaz" dedi.
Denizli Bir oğlunu kaybetti, diğer oğlu için yardım istiyor 2020 yılında 22 yaşındaki oğlunu kas hastalığından kaybeden baba, aynı hastalığın 7 aylıkken teşhis edildiği 9 yaşındaki diğer oğlu için mücadele veriyor. Oğlunun tedavisi için destek çağrısında bulunan baba, "Bir oğlumu bu hastalıktan kaybettim. Şimdi diğer oğlum da aynı hastalıkla mücadele ediyor. Onu da kaybetmek istemiyorum" dedi. Muş’tan Denizli’ye yerleşen Kerem Doğan’ın hayatı, oğullarına konulan kas erimesi hastalığı teşhisiyle değişti. Ailenin büyük oğlu Ferdi Doğan, uzun yıllar hastalıkla mücadele ettikten sonra 2020 yılında 22 yaşındayken hayatını kaybetti. Aynı hastalığın küçük oğlu Tugay Doğan’da da 7 aylıkken tespit edilmesi üzerine aile yeniden büyük bir mücadeleye başladı. Şu anda 9 yaşında olan Tugay Doğan’ın tedavisi ve ihtiyaçları için destek arayan baba Kerem Doğan, oğlunun yaşam mücadelesini sürdürebilmesi için yardım beklediklerini söyledi. "Bir oğlumu bu hastalıktan kaybettim" Bir oğlunu hastalık nedeniyle kaybetmenin acısını yaşadığını belirten Kerem Doğan, "Bir oğlumu bu hastalıktan kaybettim. Şimdi diğer oğlum Tugay da aynı hastalıkla mücadele ediyor. Onu da kaybetmek istemiyorum. Oğlumun yaşayabilmesi için herkesin desteğine ihtiyacımız var" dedi. "Tüm Türkiye’den kim olursa olsun bu hastalığa yakalanan herkese yardım edilsin" Herkesten destek istediklerini ifade eden baba Doğan, "Oğlumuz için kampanya başlattık. 4 aya yakındır geziyorum ve kampanya var ama daha yüzde 1 bile olmadı. Oğlum diyor ki ‘Ben okula gideceğim’. İlk başlarda okula gidiyordu ama sonrasında hastalığından dolayı yürüyemedi ve okulu bırakmak zorunda kaldı. Herkesten destek istiyoruz. Tüm Türkiye’den kim olursa olsun bu hastalığa yakalanan herkese yardım edilsin" diye konuştu. "Oğlumun hayalleri var ama yürüyemediği için yapamıyor" Oğlunun hayalleri olduğunu ve destek istediklerini belirten anne Filiz Doğan ise, "Ben bütün Türkiye’den destek istiyorum. Benim bir çocuğum vefat etti ve diğer çocuğumda kas erimesi hastası. Destek istiyoruz. Oğlum, okula gitmek, top oynamak, gezmek istiyor. Ama yürüyemediği için hiçbir şey yapamıyor. Çok üzülüyorum" ifadelerini kullandı.
Kütahya Gediz’in Yunuslar köyündeki şehitliği resmi statüye kavuştu Kütahya’nın Gediz ilçesine bağlı Yunuslar köyü, Milli Mücadele yıllarının en çetin çatışmalarına sahne olan topraklarıyla, vatan savunmasının simgesi olmaya devam ediyor. Köy girişinde bulunan ve yıllardır köylülerin titizlikle koruduğu 61. Tümen 174. Alay Şehitliği, Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan incelemeler neticesinde 2023 yılında resmi şehitlik statüsüne dahil edildi. Araştırmacı-Tarihçi Yazar Hüseyin Göksal, uzun yıllar sürdürdüğü arşiv taramaları ve saha araştırmalarıyla bu kutsal mekanın hikayesini gün ışığına çıkardı. Göksal, şehitlikte yatan 7 askerin bizzat buraya defnedildiğini vurgulayarak şu bilgileri paylaştı: "Gediz genelindeki pek çok şehitlik temsili nitelikteyken, Yunuslar Köyü Şehitliği direkt kabirlerin bulunduğu bir mezarlıktır. Çocukluğumuzda her biri mezar yığını şeklinde belliydi. 2020 yılında Gediz Kaymakamlığı’nın desteğiyle bugünkü anıt görünümüne kavuştu. Burada yatan kahramanlar, 1920’li yıllarda Yunan işgaline karşı direnirken şehit düşen evlatlarımızdır." Şehitlikte yatan isimsiz kahramanlardan birinin hikayesi, bölgedeki sözlü tarih çalışmalarında sıkça karşımıza çıkıyor. Anlatılanlara göre; Gediz’in Kayaköy köyünden olan bir asker, vatani görevini yaparken hava değişimi (tebdili hava) izni alarak memleketine doğru yola çıkar. Geceyi geçirmek için Yunuslar köyündeki bir köy odasına misafir olur. Ancak durumu haber alan işgalci Yunan askerleri köyü basar. Asker olduğu anlaşılan vatan evladı, köy içinde şehit edilir ve naaşı köylüler tarafından şimdiki şehitlik alanına defnedilir. Bu hikaye hem Yunuslar hem de Kayaköy halkı tarafından nesilden nesile aktarılmaktadır. İstiklal Harbi döneminde Gediz ve çevresi, stratejik konumu nedeniyle büyük çarpışmalara sahne olmuştur. Özellikle 24 Ekim 1920 tarihinde başlayan Gediz Taarruzu sırasında, Yunuslar Köyü ile Yaylaköy arasında bulunan Derbent Boğazı, savunma hattının en kritik noktalarından biriydi. Yunuslar köyünde, Hüseyin Göksal’ın Genelkurmay arşivlerinden yaptığı tespitlere göre, sadece Derbent Boğazı mevkiinde yaşanan savaşlarda 128 askerimiz şehit düşerken, 61.Tümen 174.Alay birlikleri, Yunan birliklerinin ilerleyişini durdurmak ve iç bölgelere sızmayı engellemek için bu darboğazda cansiparane bir mücadele verdi. Gediz Muharebeleri, düzenli ordunun kuruluş sürecinde ve Batı Cephesi’ndeki stratejilerin belirlenmesinde önemli bir ders ve tecrübe noktası olmuştur. Yunuslar Köyü girişine dikilen "61. Tümen 174. Alay Şehitliği" tabelası, bölgenin tarihi önemini tescillerken, ziyaretçilere de bu kutsal toprakların hikayesini fısıldıyor. Köylülerin 1940’lı yıllardan bu yana büyük bir duyarlılıkla çevresini kapatıp koruduğu bu alan, artık devlet koruması altındaki resmi bir anıt mezar olarak gelecek nesillere taşınıyor.