EĞİTİM - 29 Nisan 2026 Çarşamba 11:50

Babaeski’de okul güvenliği toplantısı gerçekleştirildi

A
A
A
Babaeski’de okul güvenliği toplantısı gerçekleştirildi

Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde, okulların daha güvenli hale getirilmesi amacıyla okul güvenliği toplantısı düzenlendi.


Babaeski Kaymakamı Tamer Orhan başkanlığında Cumhuriyet İlkokulu salonunda gerçekleştirilen toplantıya, İlçe Emniyet Müdürü İsmail Çetin, İlçe Jandarma Komutanı Jandarma Üsteğmen Muhammed Uysal, İlçe Sağlık Müdürü Uz. Dr. Fatma Banu İşler, Aile ve Sosyal Hizmetler Merkezi Müdürü Erdal Tekin, İlçe Milli Eğitim Müdürü Selahattin Özdemir ile okul müdürleri ve rehber öğretmenler katıldı.


Toplantıda, ilçedeki okulların mevcut güvenlik durumu ele alınırken, kurumlar arası koordinasyonun artırılması ve bilgi alışverişinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Kaymakam Tamer Orhan, okul müdürlüklerinin İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü aracılığıyla diğer kurumlarla eşgüdüm içinde çalışmasının önemine dikkat çekti.


Okul, aile ve çocuk üçgeninde karşılıklı sevgi ve saygı bağlarının güçlendirilmesinin en önemli unsurlardan biri olduğunun altı çizilen toplantıda, katılımcıların soruları yanıtlanarak görüş alışverişinde bulunuldu. Toplantı, değerlendirmelerin ardından sona erdi.



Babaeski’de okul güvenliği toplantısı gerçekleştirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Uzmanlardan ’Kene’ uyarısı: "Vaka sayısı artacak, ölümcül olabiliyor, ciddiye alalım" Havaların sıcaklıklarının yükselmesiyle kene kaynaklı vakaların da kendini gösterebildiğini söyleyen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İlker İnanç Balkan, "Ülkemizde 3 hastalık kenelerle ilgili çok önemli, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), lyme, Akdeniz benekli ateşi. Çıplak elle değil tutunmuşsa cımbızla hiç koparmadan almak lazım. KKKA için konuşursak kenenin tutunmasından sonra 10 gün içerisinde belirtiler başlar. Halsizlik, ateş, kas ve baş ağrısı gibi belirtiler çok özgül değil, o yüzden gecikmelere yol açabiliyor. İlk 2-3 gün hiç belirti olmayabilir, keneler ölümcül bir virüsü bulaştırabilir ve 10 gün içerisinde de ölüme yol açabilir. Vaka sayısı artacak, ciddiye alalım, daha dikkatli olmamız gerekiyor" dedi. Sivas’ta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) nedeniyle 21 yaşındaki bir gencin vefat ettiği iddia edilirken havaların ısınmasıyla birlikte uzmanlar keneye karşı uyardı. Sıcak yaz günlerinde park, bahçe, mesire alanı gibi yeşil alanlarda vatandaşların yoğunluk oluşturduğuna dikkat çekilirken İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa- Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. İlker İnanç Balkan da önemli tavsiyelerde bulundu. Kenenin kesinlikle çıplak elle çıkarılmaması gerektiğini aktaran Prof. Dr. Balkan, kişilerin açık renkli, uzun giysiler tercih etmesi ve vücutlarını kontrol etmesi gerektiğini belirtti. "Çıplak elle çıkarılmamalı" "Keneler nisan ayı ortasıyla eylül ayı ortası arasında toprak sıcaklığı 16-18 dereceye çıktığında hayatımızda bir yer teşkil etmeye, hastalık bulaştırmaya başlıyor" diyen Prof. Dr. İlker İnanç Balkan, " Ülkemizde 3 hastalık kenelerle ilgili çok önemli, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), lyme, Akdeniz Benekli Ateşi. Lyme hastalığı, Akdeniz Benekli Ateşinin kene popülasyonu daha farklı bölgelerde. Akdeniz benekli ateşi özellikle Trakya bölgesinde daha çok görülüyor. Lyme daha kırsal, dağlık ve ya tarımla ilgili faaliyetlerin olduğu bölgelerde. KKKA’nın taşıyıcısı keneler ülkemizde belirli bir bölgede daha çok görülüyor. Kelkit Vadisi denilen veya Doğu Karadeniz, Orta Anadolu Hattı’nda özellikle Sivas, Çorum, Tokat gibi illerimizin bulunduğu bölgede yoğun olarak görülüyor. Kırsal alanda çalışanlar, pikniğe gidenler, tarım ve hayvancılıkla meşgul olanlar özellikle dikkat etmeli. Kenenin tutunduğunu fark etmek bazen güç oluyor. Pikniğe gidenler, açık alanda çimenlerin üzerine oturmak yerine bir örtünün üzerine oturmalı, mümkünse pantolonlarını bir çorabın içerisine alarak bulunmalı. Eve geldiklerinde kontrol etmeleri çok önemli. Vücutta diz arkası, kulak arkası, saçlı deri gibi kıyıda köşede kalmış vücut bölgelerine keneler tutunabilir. Çıplak elle değil eğer kene tutulmamışsa bir peçete yardımıyla alınmalı. Eğer tutunmuşsa cımbızla hiç koparmadan almak lazım. Kenenin çıkartılması esnasında baş kısmı eğer cildin içerisinde kalırsa hastalığın bulaşması kolaylaşır" dedi. "İlk 2-3 gün hiç belirti olmayabilir" Sözlerini sürdüren Prof. Dr. Balkan, "KKKA için konuşursak kenenin tutunmasından sonra 10 gün içerisinde belirtiler başlar. Halsizlik, ateş, kas ve baş ağrısı, mide bulantısı, karın ağrısı gibi çok özgül olmayan belirtiler, gribi de düşündürebilecek belirtiler. O yüzden kişinin dikkatini çekmeyebiliyor, bu da gecikmelere yol açabiliyor. İlk 2-3 gün hiç belirti olmayabilir, sonrasında başlayabilir. Kene tutunmasını izleyen 10 gün içinde belirtilerden herhangi birisi ortaya çıkarsa derhal sağlık kuruluşuna başvurmak, gecikmemek gerekir. KKKA’ya yol açan virüs, vücuda yayıldığında tüm organları etkileyen organ yetmezliklerine, vücut içerisinde kanamalara yol açan, çok ağır bir klinik tabloya ve çoklu organ yetmezliğine sebep olabiliyor, bu çok hızlı ilerleyebiliyor. Burada biraz zamanla yarıştığımızı söylemeliyim. Destek tedavisi yapılıyor, kanamayı önleyici tedaviler. Antiviral bir ilacımız var ama hafif vakalarda çok ihtiyaç olmuyor. Yılda 500 ila bin vaka arası kayıtlara geçiyor. Bunlardan da yüzde 3 ila 5’i arasında vaka maalesef ölümle sonuçlanıyor. Yüzde 10-15 gibi ağır vaka olduğunu söyleyebiliriz. Eşlik eden başka hastalıkların bulunması da bir faktör. İyi takip edilmezse, geç kalınırsa ölümcül olabiliyor. Virüse özgü bir antiviralimiz yok, aşı çalışmaları devam ediyor. Spesifik, virüse özgü bir tedavi henüz elimizde yok" şeklinde konuştu. "Vaka sayısı artacak, ciddiye alalım, ölüme yol açabilir" Henüz sıcaklıkların yeni geldiğini ve kişilerin bulundukları noktalarda mutlaka dikkatli olması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Balkan sözlerine şöyle devam etti: "Vaka sayısı artacak, bunu ciddiye alalım, böyle bir risk var. Keneler ölümcül bir virüsü bulaştırabilir ve bu virüs 10 gün içerisinde de ölüme yol açabilir. Çocuklarımızı, sevdiklerimizi korumak amacıyla daha dikkatli olmamız gerekiyor. Sağlık Bakanlığı’mızın yayınladığı broşürler var, bilgilendirme videoları var. Bağda, bahçede, tarlada, piknikte vakit geçiren vatandaşlarımız eve döndüklerinde vücuda tutunan bir kene var mı, kontrol etsinler. Aile fertleri birbirini kontrol ederek kene tutunması açısından birbirini gözden geçirerek bu önlemi alabilirler. Açık renk kıyafetler giymek kenenin fark edilmesini kolaylaştıracaktır. Kişinin kene teması bütün yaklaşımı değiştiriyor, hastayı gözlem altına almayı gerektiriyor. Tanı konuncaya kadar mutlaka hastalarımızı gözlem altında tutuyoruz. Durumu hekime bildirmemiz, özellikle bu aylarda nisan-eylül aylarında keneyle ilişkili hastalıkların görüldüğü coğrafyada yaşayan vatandaşlarımız bu konuda daha duyarlı, hassas olabilirlerse daha erken tanı konulması ve tedavinin başlanması açısından hayat kurtarıcı olacaktır. Bütünlüğünü koruyarak çıkarmak lazım, sonra orayı sabunlu suyla yıkamak lazım. Kene tutunmuş vaziyetteyken üzerine herhangi bir kimyasal uygulamak kenenin kusmasına yol açacağından kene de virüsü zaten sindirim sisteminde taşıdığı için hastalığı daha da fazla bulaştırmasına yol açacağından kesinlikle önerilmez. Kenenin bütünlüğünü bozmadan çıkarma imkanımız yok ise hiç dokunmadan sağlık kuruluşuna başvuralım bu önemli"
Bursa Başkan Vekili Biba: "Daha güçlü bir Bursa için çalışıyoruz" Bursa Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen Bursa İş Dünyası İstişare Toplantısı’na katılan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, "Şehrimizin altyapısını güçlendirmek, ulaşımını daha akıcı hale getirmek, sanayimizin ve ticaretimizin ihtiyaç duyduğu lojistik imkânları geliştirmek için yoğun bir çaba içerisinde olacağız. Daha yüksek katma değer üreten, teknolojiye daha fazla yatırım yapan, sürdürülebilirlik konusunda daha güçlü adımlar atan bir Bursa için çalışıyoruz" dedi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Nisan Ayı Meclis Toplantısı, BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleşti. Toplantının ardından Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba ve BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Bursa’nın üretim, ticaret ve ihracattaki faaliyetlerinin değerlendirildiği toplantıda, şehri daha ileri taşımak amacıyla istişarelerde bulunuldu. Bursa ekonomisine yön veren sanayici ve iş insanlarına hitap eden Bakan Ömer Bolat, gerçekleştirdiği sunumda; küresel, ulusal ve bölgesel ölçekte örnekler eşliğinde Türkiye’nin ticaret vizyonunu, Ticaret Bakanlığı’nın yürüttüğü faaliyetleri ve geleceğe yönelik potansiyel alanları kapsamlı şekilde değerlendirdi. Bursa’nın üretim gücüyle Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden olduğunu vurgulayan Bakan Bolat, Bursa’nın ihracatının 2025 yılında yüzde 10 artış göstererek 20 milyar dolara ulaştığını, 2026 yılının ilk üç ayında da artış eğiliminin devam ettiğini söyledi. Bursa ekonomisine sağlanan destek ve hibeler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Ömer Bolat, kentte 88 bin esnaf ile yaklaşık 100 esnaf ve sanatkâr odasının faaliyet gösterdiğini belirterek, ziyaretleri kapsamında TESKOMB kefaleti ve Halkbank kaynaklarıyla 200 milyon TL tutarında esnaf destek kredisinin hayata geçirileceğini açıkladı. Bursa Valisi Erol Ayyıldız da Bursa’nın sanayisiyle, ihracatıyla ve girişimcilik ruhuyla Türkiye’nin üretim gücünü temsil ettiğini söyledi. Bursa’nın otomobilden tekstile, makineden gıdaya kadar birçok sektörde üretim altyapısına sahip olunduğunu söyleyen Vali Ayyıldız, iş dünyasının sahip olduğu dinamizm ve vizyonla ülke ekonomisine katkısını artırarak sürdüreceğini belirtti. Vali Ayyıldız, Bursa’nın gücüne güç katmak amacıyla iş dünyasına destek olmaya devam edeceklerini söyledi. "Bursa, Türkiye’nin en önemli ihracat üslerinden biri" Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba da, Bursa’nın üretim gücüne ve ticaret kapasitesine gösterdiği yakın ilgi için Bakan Bolat’a teşekkür etti. Bursa’nın tarih boyunca ticaretin ve üretimin merkezinde yer almış bir şehir olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, "Bu kentin ipekle başlayan güçlü ticaret geleneği zaman içinde sanayiyle birleşmiş, Bursa bugün Türkiye’nin en önemli üretim, ticaret ve ihracat üslerinden biri olarak konumlanmıştır. Kent olarak onlarca ülke için dahi büyük bir değer olan 36 milyar dolarlık bir dış ticaret performansına sahibiz. Bu tabloyu tesadüfle açıklamak mümkün değildir. Çünkü bir tarafta devletimizin ortaya koyduğu güçlü irade, diğer tarafta ise iş dünyamızın kararlılığı ve çalışma azmi bulunmaktadır. Bu iki unsur bir araya geldiğinde Bursa’mızın ortaya koyduğu performans çok daha anlamlı hale gelmektedir. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde oluşan istikrar ortamının altını özellikle çizmek isterim. Bu istikrar, sahada üretim yapan herkes için önemli bir güven ortamı sağlamaktadır" diye konuştu. Büyükşehir Belediyesi olarak görevlerinin bu güveni somut hizmetlerle ve güçlü bir şehir altyapısıyla desteklemek olduğunu belirten Başkan Vekili Biba, "Bu kapsamda şehrimizin altyapısını güçlendirmek, ulaşımını daha akıcı hale getirmek, sanayimizin ve ticaretimizin ihtiyaç duyduğu lojistik imkânları geliştirmek için yoğun bir çaba içerisinde olacağız. Bu kentte üretim yapan ve ticaretle uğraşan herkesin daha öngörülebilir ve daha güçlü bir ortamda yoluna devam edebilmesini sağlamak öncelikli amacımızdır. Bunu yaparken hem Ticaret Bakanlığımızla güçlü bir koordinasyon içinde olmayı hem de iş dünyamızla sürekli temas halinde kalmayı son derece önemli buluyoruz. Aynı şekilde merkezi politikalarla yereldeki uygulamaların uyum içinde olması da büyük önem arz etmektedir" dedi. "Ortak akıl yoluyla güçlü sonuçlar alacağımıza inanıyorum" Dünya ekonomisinin içinden geçtiği günümüzde rekabetin her zamankinden daha çetin hale geldiğinin altını çizen Başkan Vekili Biba, "Tedarik zincirleri değişmekte, yeni pazarlar oluşmakta, üretim anlayışı dönüşmektedir. Böyle bir tabloda belirleyici unsurlar; şehirlerin refleksi, kurumların uyumu ve iş dünyasının gücüdür. Bursa’nın bu anlamda önemli bir avantajı bulunmaktadır. Köklü bir üretim kültürü, güçlü bir sanayi ve ticaret altyapısı ve dış pazarlara açılma konusunda ciddi bir tecrübe birikimine sahibiz. Bizim hedefimiz bu avantajı daha da ileri taşımaktır. Daha yüksek katma değer üreten, teknolojiye daha fazla yatırım yapan, sürdürülebilirlik konusunda daha güçlü adımlar atan bir Bursa için çalışıyoruz. Bu süreçte Bakanlığımızla kurulacak iş birliklerinin çok değerli olduğuna inanıyoruz. Aynı şekilde iş dünyamızın sahadaki tecrübesi ve önerileri de bizim için yol gösterici olmaya devam edecektir. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu buluşmanın da bu açıdan önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Ortak akılla hareket ettiğimiz sürece çok daha güçlü sonuçlar alacağımıza inanıyorum" şeklinde konuştu. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay ise BTSO’nun yürüttüğü çalışmalar ve projelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, "Tüm başarı hikayelerimiz güçlü bir kamu ve özel sektör iş birliğinin ürünüdür. Sağlanan imkânlar, Bursa’nın üretim gücünü büyütmekte, ticaretini derinleştirmekte ve girişimcimizin ufkunu dünya pazarlarına taşımaktadır. Destekleriniz için sizlere ve Bakanlığımızın değerli kadrolarına teşekkür ederim" dedi.
Kars Kars-Gümrü demiryolu hattında çalışmalar başladı Türkiye ile Ermenistan arasındaki Kars-Gümrü demiryolunun rehabilitasyonu ve yeniden faaliyete geçirilmesine yönelik çalışmalar kapsamında oluşturulan Türkiye-Ermenistan Ortak Çalışma Grubu, Kars’ta saha incelemeleri gerçekleştirdi. Türkiye-Ermenistan Ortak Çalışma Grubu, Kars’ın Akyaka ilçesinde yer alan Doğu Kapı demiryolu hattında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) tarafından yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Teknik ekiplerin katılımıyla yapılan incelemelerde, hattın mevcut durumu, altyapı iyileştirme çalışmaları ve yeniden işletmeye açılmasına yönelik planlamalar ele alındı. Kars-Gümrü demiryolu hattındaki çalışmaların Kars için çok önemli olduğunu ifade eden Kars Ticaret ve Sanayi Odası (KATSO) Başkanı Kadir Bozan, "Geçen yıl Ankara’da ocak ayında Türkiye’nin Ermenistan Özel Temsilcisi olan Serdar Kılıç ile Hasan Kanpolat vasıtasıyla bir toplantı gerçekleştirdik. Burada yönetim kurulu arkadaşlarımızla birlikte Doğu Kapı’daki gelişmelerle ilgili bilgi aldık. Sağ olsunlar kendileri bize çok üst düzeyde bilgilendirme yaptı. Bunun akabinde Türkiye tarafında yapılan demiryolu ile ilgili çalışmaların duyumunu aldık. Ermenistan-Türkiye arasında heyetler arasında bir çalışma, bir ortak toplantı yapıldı. Toplantının Dışişleri Bakanlığı’nda yayımlanan kısmı ile ilgili Gümrü ve Kars tarafında tren yolunda çalışmaların başlatıldığı, bu çalışmaların hızlı bir şekilde yürütülmesi için kararlar alındığı kulağımıza geldi. Bunun bizim şehrimiz, ülkemiz için hayırlı sonuçlar doğuracağına, şehirdeki tacir, tüccarımız için, bölgemiz için çok iyi fırsatlar sunacağına inanıyoruz" dedi. Akyaka’da yürütülen çalışmaların kendilerini sevindirdiğini belirten Belediye Başkanı Ergüder Toptaş ise, Doğu Kapı ile ilgili temaslarda bulunduğunu söyledi. Toptaş, TCDD’nin hat ile ilgili ihaleye çıktığını ve ihaleyi alan firmanın çalışmalara başladığını kaydetti. Dışişleri Bakanlığı tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada ise, söz konusu toplantının Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme süreci kapsamında daha önce varılan mutabakat doğrultusunda gerçekleştirildiği belirtildi. Açıklamada, iki ülke arasında ulaşım altyapısının geliştirilmesinin bölgesel iş birliği ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olduğu vurgulandı. Demiryolu hattının yeniden faaliyete geçirilmesinin hem ticaretin canlanmasına hem de bölgedeki ulaşım ağlarının çeşitlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.
Konya İlkokul öğrencilerinin sıra tartışmasında okula gelen baba, anne ve babaanne 2 çocuğu darp etti Konya’da ilkokul öğrencileri arasındaki sıra tartışması sonrası 8 yaşındaki 2 öğrenci, tartıştıkları çocuğun baba, anne ve babaannesi tarafından okulda darp edildi. Darp edilen çocukların anneleri ise olaya tepki gösterdi. Olay, geçtiğimiz Cuma günü merkez Karatay ilçesinde bulunan Kocatepe İlkokulu’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, geçtiğimiz Çarşamba günü ilkokul 2. sınıf öğrencileri 8 yaşındaki H.G. ile S.M.S. sınıf arkadaşları olan bir kız öğrenci ile sıra nedeniyle tartıştı. Tartışma sonrası cuma günü ise kız öğrencinin anne, baba ve babaannesi okula gelerek H.G. ile S.M.S.’yi darp ederek okuldan ayrıldı. Olayın ardından okula gelen aileler, H.G.’nin başında, kulağında, ensesinde, yanağında ve kollarındaki izleri, S.M.S.’nin ise başındaki izlerini görerek hastaneye giderek darp raporu aldı. Aileler daha sonra karakola giderek şikayetçi oldu. "Beni dövselerdi bu kadar içim acımazdı" Olay gününü anlatan 8 yaşındaki H.G.’nin annesi Fatma Gül, "Bu çok farklı bir duygu evlat, gelip beni dövselerdi bu kadar içim acımazdı benim. 8 yaşındaki çocuk benim evladım olmasa bile ben bunu dile getirdiysem diğer çocuklar için de aynı. Bugün benim çocuğuma yaptı, yarın gidecek ‘nasıl olsa bir şey olmuyor’ diyecek başkasının evladına yapacak. O gün eşim telefonla aradı beni ‘Okula gitmemiz gerekiyor’ dedi. Eşim, ‘çocuğu velinin biri dövmüş’ dedi. Ben de herhangi bir velinin çocuğuyla kavga ettiler en fazla bir tokat vurdu diye düşündüm. Hani öyle abartılı bir şey olduğunu düşünmemiştim. Okula gittim müdür odasına girdik çocuğun yüzü kıpkırmızı, diğer çocuk ile birlikte ağlıyorlardı. S.M. bana olayı anlattı ama benim çocuk tam olayın şokuyla hiçbir şey de söyleyemiyordu. Hemen çocuğu aldık hastaneye götürdük burada darp raporu aldık ve karakola ifade de bulunduk. Olay günü öğrenciler okula girerken bu veliler babaanne ile anne, çocukların arasında sınıfa girmiş. Kendi çocuklarını dışarı çıkartıyorlar etkilenmesin olaydan diye. Benim çocuğum çantasını çıkarırken saçından tutup sürükleyerek tahtanın önüne getirmişler. Daha sonra babaanne çocuğu darp ediyor, sonra anne karnına vurmuş, bacağına vurmuş. Ben çocukların söylemleriyle bu olaya vakıf oldum. Sonra baba geliyor. Baba da temizlik fırçasıyla çocuğumun koluna vuruyor. Üzerinde kabanı olmasına rağmen çocuğun kolu mor arıyor. Panoya kafasını birkaç kere vurmuş" dedi. Çocuğunun olaydan etkilendiğini aktaran Gül, "Hiçbir şekilde okuldan bahsetmek istemiyor çocuğum. Ben çocuğumu zaten o okula bir daha nasıl göndereceğimi de bilemiyorum. Bir çocuk nasıl bir travma yaşarsa ömür boyu o travmanın etkisinde kalır. Ben bu çocuğumu o okula nasıl göndereyim bu saatten sonra. Kavgaya neden olan çocuğu sürekli görecek. Sürekli o anı yaşayacak" ifadelerini kullandı. "Çocuğumu sevmek için yaklaştığımda tepkisi direkt korumaya alıyor" Olayda başından darp edilen S.M.S.’nin annesi Mine Selbasanoğlu ise, "O gün evdeydim, saat 12.53’te öğretmen beni aradı, ’çocuğunuzun başına ufak bir mesele geldi’ dedi. Velinin beraberindeki karısı ve annesi gelip sınıfa girmiş. Benim çocuğumu babaanne saçından tutmuş, kafasına yumruk vurmuş ve hırpalamış. Bu çocukları daha sonradan öğretmenler görmüş. Okula vardığımızda çocuk çok perişan vaziyetteydi. Hemen oradan aldık, hastaneden darp raporu aldık ve polis karakoluna gidip şikayetçi olduk. Çocuklarla dertleri Çarşamba günü sırada kavga etmişler. O onu itelemiş, o onu itelemiş. Babaanne kinlenmiş bu yüzden gelip bunun kinini almak için cuma günü böyle bir eylem gerçekleştirilmiş. Çocuğum polis olmak istiyordu ve çocuk korkudan şimdi hiçbir şey olmak istemiyor. Ben bu çocuğun psikolojisini nasıl düzelteceğim. Çocuğumu sevmek için yaklaştığımda tepkisi direkt korumaya alıyor kendisini, geri çekiliyor, korkmuş. Bana bir şey yapacaklar diye çok kötü korkuyor. Dışarıda pencereden biri bakıyor mu anne diyor geceleri ‘perdeyi kapat’ diyor. O derece çok kötü korkmuş. Darp raporu alındı, uzaklaştırılma için şikayetçi olundu. Avukat da tutuldu, sonuna kadar devam edecek davamız" diye konuştu.