KÜLTÜR SANAT - 20 Eylül 2025 Cumartesi 16:07

Kırşehir esnafından ’davullu, zurnalı’ Ahilik daveti

A
A
A
Kırşehir esnafından ’davullu, zurnalı’ Ahilik daveti

Ahilik kültürünün merkezi Kırşehir’de, Ahilik Haftası kutlamaları öncesinde Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği üyeleri, yöresel kıyafetler giyerek davullu zurnalı yürüyüşle esnafa kutlamalara katılım çağrısı yaptı. Her yıl yapılan geleneksel kutlamalara ilginin düşük olması üzerine dikkat çekici olduğu düşünülen yöresel katılım daveti şehirde kutlamalar öncesinde uygulanıyor.


Ahilik Haftası etkinlikleri kapsamında yapılacak kutlamalar öncesinde Esnaf Odaları Birliği, esnafların katılımını artırmak için davet programı düzenledi. Yöresel Ahilik kıyafetlerini giyen birlik üyeleri, kent merkezinde davul zurna eşliğinde yürüyüş yaparak, esnafları tören ve etkinliklere davet etti. Davullu zurnalı çağrı kent merkezinde vatandaşlar tarafından ilgiyle karşılanırken esnaflar, oda başkanlarını dinleyerek Ahi Helvası yedi.


Ahilik Haftası kutlamaları Ticaret Bakanlığı öncülüğünde Türkiye genelinde Kırşehir merkezli olarak organize ediliyor.



Kırşehir esnafından ’davullu, zurnalı’ Ahilik daveti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kahramanmaraş En hüzünlü Anneler Günü Kahramanmaraş’ta okula düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybeden öğrencilerden Bayram Nabi Şişik’in annesi Mine Hayva Şişik, "Ben çok seviyorum diye o bana her gün papatya toplardı, her gün çiçek getirirdi. Ben onu çiçeksiz koymam, o benim meleğim, cennet kuşum oldu" dedi. Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulunda gerçekleşen silahlı saldırıda hayatını kaybeden 11 yaşındaki 5. sınıf öğrencisi Bayram Nabi Şişik’in mezarına ziyaretler sürüyor. Anne Mine Hayva Şişik, oğlunun mezarına gelerek papatya çiçeği dikti. Anneler gününü oğlu olmadan girmenin üzüntüsünü yaşayan anne Mine Hayva Şişik, oğluna dair anlattıklarıyla yürekleri dağladı. Oğlunun son yaptığı resmin Türk bayrağı olduğunu ifade eden anne, arkadaşı ile olan son ses kaydı ve bir videoyu da paylaştı. Gözyaşları içinde konuşan anne Mine Hayva Şişik, Bayram Nabi Şişik’in arkadaşına gönderdiği son ses kaydını da anlattı. Bayram’ın Türk bayrağı boyama ödevinden bahsettiğini belirten anne, oğlunun arkadaşına "Vakit nakittir, zamanı iyi değerlendirelim" diyerek ödevi hızlı yapmasını söylediğini ifade etti. Mine Hayva Şişik konuşmasında, "Ben çok seviyorum diye o bana her gün papatya toplardı, her gün çiçek getirirdi. Ben onu çiçeksiz koymam, o benim meleğim, cennet kuşum oldu. En son uçan balon almıştı. Anneme diye jest yapmayı severdi. Yani bizi mutlu etmeyi severdi. Allah razı olsun. Biz ondan razıydık. Rabbim de razı olsun. Son yaptığı resim de yine Türk bayrağıydı. Arkadaşına da akşamında ses kaydı atmış. Türk bayrağını tamamlayalım, vakit nakittir, zamanı iyi değerlendirelim diye Adnan’a. Adnan da sıra arkadaşıydı zaten. Ses kaydını da iki gün önce dinledim. Rabbim yanına aldı, tertemiz yanına aldı" dedi.
Hakkari Yüksekova’da bir annenin ömre bedel fedakarlığı: 38 yıldır 4 engelli evladına gözü gibi bakıyor Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yaşayan 55 yaşındaki Naciye Erekli, doğuştan zihinsel ve bedensel engelli 4 çocuğuna 38 yıldır büyük bir özveriyle bakarak örnek bir fedakarlık sergiliyor. Orman Mahallesi’nde ikamet eden 7 çocuk annesi Erekli, çocukları Hasan, Şiyar, Feyruz ve Fatma’nın tüm ihtiyaçlarını tek başına karşılıyor. Çocuklarının yemesinden içmesine, giyiminden kişisel bakımına kadar her detayla titizlikle ilgilenen fedakar anne, hayatını tamamen çocuklarına adamış durumda. Sergilediği bu örnek tutum nedeniyle Erekli, 2017 yılında Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından "Yılın Annesi" seçilerek onurlandırılmıştı. "Onlar benim canım, ciğerim" Yaşadığı tüm zorluklara rağmen çocuklarını bir an bile yalnız bırakmadığını ifade eden Naciye Erekli, "4 çocuğumun bakımıyla her gün aynı titizlikle uğraşıyorum. Ben yaşadıkça onlara bakmaya devam edeceğim. Onlar benim canım, ciğerim. Devletimizden Allah razı olsun, çocuklarımın ihtiyaçlarını her şekilde karşılıyorlar. Bazıları bir çocuğa bakmakta zorlanırken, ben 4 engelli evladıma bakıyorum. Bunlar bize Allah’ın bir lütfudur. Çocuklarım yaşça büyümüş olabilirler ama benim gözümde hala bebekler. Onları bir dakika bile yalnız bırakamadığım için yıllardır ne bir taziyeye ne de bir misafirliğe gidebildim" dedi. "Eşimin hakkı ödenmez" Eşinin gösterdiği sabır ve sevgi karşısında duyduğu minneti dile getiren baba Mikail Erekli ise çocuklarının dünyadan habersiz yaşadıklarını belirterek, "Eşim 38 senedir hiç bıkmadan, gece gündüz demeden çocuklarına annelik yapıyor. Onun hakkını ödeyemem. Bu çocuklar hayal dünyasında yaşıyorlar, ne büyürler ne de konuşurlar. Biz nefes aldığımız sürece onlara gözümüz gibi bakmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Adana Roman annelerin renkli Anneler Günü Adana’nın Kozan ilçesinde yıllar önce kurdukları çadır ve kerpiç evlerde yaşamlarını sürdüren Roman vatandaşlar, Anneler Günü’nü kutladı. Tarlada, bağda ve bahçede çalışarak, kamıştan sepet örüp geçimlerini sağlayan Roman aileler, zorlu yaşam şartlarına rağmen yüzlerindeki tebessümü kaybetmiyor. Kozan’ın Gazi Mahallesi’nde kendi düzenlerini kuran Roman anneler, Anneler Günü için sac başına geçerek çocukları için yemek hazırladı. Kerpiç evlerin önünde kurulan sofralar renkli görüntülere sahne oldu. Yalın ayak sokaklarda oyun oynayan çocukların kahkahaları mahallede yankılanırken, anneler hem yaşam mücadelesi sürdürüyor, hem de çocuklarıyla Anneler Günü’nün mutluluğunu yaşıyor. Kimi ocak başında ekmek yaptı, kimi kamıştan sepet ördü. Zorlu yaşamlarına rağmen birbirine sıkı sıkıya bağlı ailelerin sıcak görüntüleri dikkat çekti. İki çocuk annesi Rabia Demir, Anneler Günü için ocak başına geçerek ailesine ekmek ve kebap hazırladığını belirterek, "Biraz zorluk yaşıyoruz. Yağmur yağınca iş olmuyor. Ama yine de mutluyuz. Mutluluğumuzu ailemize ve çocuklarımıza borçluyuz. Anneler Günü’nde eşlerimize kebap yapacağız, annemi de akşam davet edeceğim. Çocuklarım çamurda oynamasın, güzel bir evimiz olsun isterdim. Evimin içinde oyuncaklar olsun isterdim" dedi. İki çocuk annesi Emine Fidan ise daha güzel şartlarda yaşamak istediklerini ifade ederek, "Müstakil ev dışında yaşayamam ama evlerimiz daha güzel ve bakımlı olsa bizim için daha iyi olurdu" diye konuştu.
Kocaeli 13 yıllık emek görücüye çıktı Kültür ve Turizm Bakanlığı "Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı" unvanına sahip olan deri işleme sanatçısı Yasemin Akbulut, 13 yıllık birikimini yıl sonu sergisinde sanatseverlerle buluşturdu. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitim Kursları (KO-MEK), bu yıl "Biz Birlikte Türkiye’yiz" temasıyla kapılarını açan yıl sonu sergisi el emeği eserlere ev sahipliği yapıyor. Serginin en çok dikkat çeken çalışmalarından biri ise deri işleme sanatçısı Yasemin Akbulut’un Selçuklu motifleri ve rumi desenlerle hazırladığı özel eser oldu. Yaklaşık 13 yıldır deri sanatıyla ilgilendiğini belirten Akbulut, 2018 yılında aldığı unvanla memleketi Kocaeli’de dericiliği yaşatmaya ve dünyaya tanıtmaya çalıştığını söyledi. "Deriyi hayatın her alanında kullanabiliyoruz" Deri üzerinde dövme ve rölyef kabartma teknikleri kullandıklarını anlatan Akbulut, derinin kullanım alanlarının çok geniş olduğunu vurgulayarak, "Çantalardan aksesuarlara, kıyafetlerden duvar tablolarına kadar deriyi hayatın her alanında değerlendirebiliyoruz. Hatta runner olarak yaptığımız bir ürünü duvar halısına dönüştürebiliyoruz" dedi. Sergi için hazırladığı eserde UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki değerlerden ilham aldıklarını ve bu çalışmanın daha büyük projelerin ön hazırlığı niteliğinde olduğunu belirten Akbulut, şunları kaydetti: "’Biz Birlikte Türkiye’yiz’ teması kapsamında gönlümüzden geleni yaptık. Selçuklu motifleri Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan bir miras. Rumi desenlerle çalışmayı taçlandırdık. Bu motifler adeta bir güneş gibi Türkiye’nin üzerine doğuyor ve güçlü bir ülke olduğumuzu simgeliyor. Sekiz köşeli Selçuklu yıldızının merkezde yer aldığı tasarım; merhamet, sabır, şükür ve sadakat gibi değerleri temsil ediyor." Kentin kültürel kimliğine önemli katkılar sunan KO-MEK’in imkanlarına da değinen Akbulut, "Kocaeli Büyükşehir Belediyesi çatısı altında çalışmaktan gurur duyuyorum. Tüm imkanlar bize sunuluyor, herkes gönülden destek oluyor. KO-MEK ailesinde olmaktan gerçekten çok mutluyum" ifadelerini kullandı.
Antalya Üç kuşak kadın serada: Nineden toruna hem üretime hem aile ekonomisine katkı sağlıyorlar Antalya’nın Aksu ilçesine bağlı Boztepe Mahallesi’nde yaşayan Teslime Uçkan, kızı Nebise Tekerek ve torunu Teslime Tekerek, üç kuşaktır seracılıkla uğraşarak hem üretime hem de aile ekonomisine katkı sağlıyor. Yaklaşık 25 yıldır patlıcan üretimi yapan aile, sıcağa rağmen sabahın ilk ışıklarıyla seraya girdiklerini, gün boyu büyük emekle hasat yaptıklarını söyledi. On dönümlük serada üretim yapan aile, patlıcan sezonunun ardından yaylada domates üretimine geçiyor. Nesilden nesile aktarılan üretim kültürüyle çalışan kadınlar, tarımı sadece bir geçim kaynağı değil aynı zamanda yaşam biçimi olarak görüyor. "Üç kuşaktır bu mesleğin içindeyiz" Teslime Tekerek, hemşirelik mezunu olduğunu ve atama beklediğini belirterek, boş durmak yerine ailesine destek olmaya devam ettiğini söyledi. Küçük yaşlardan beri üretimin içinde olduğunu anlatan genç kadın,"Anneannem Teslime Uçkan, annem Nebise Tekerek, biz üç kuşaktır patlıcan topluyoruz, sera işi yapıyoruz. Sabah çok erken kalkıp seraya geliyoruz. Öğlen hava aşırı ısınınca eve gidip biraz dinleniyoruz, sonra tekrar seraya dönüp hasada devam ediyoruz. Haziran sonuna kadar burada patlıcan topluyoruz. Ardından yayladaki üretim başlıyor. Yaylada da üç dönüm domatesimiz var. Burayı bitirmeden orayı ekiyoruz. Sürekli üretimin içindeyiz." İlk yıllarda sera işinin kendisine zor geldiğini ancak zamanla alıştığını söyleyen Teslime Tekerek, "İnsan kendi işi olunca severek yapıyor. Baba mesleği olduğu için ben de alıştım. Şu anda severek yapıyorum. Eğer atanamazsam çiftçiliğe devam ederim. Şu anda patlıcanın kilosu 15 lira civarında. Ama yaptığımız iş gerçekten çok zor. Sıcak, soğuk demeden çalışıyoruz. Hastalanıyoruz, tozun içinde kalıyoruz. O kadar emek veriyoruz ama emeğimizin karşılığını bazen alamıyoruz. Şu anki fiyat bir ekmek parası bile değil" diye konuştu. Ailenin en büyüğü olan 67 yaşındaki Teslime Uçkan ise yıllardır üretim yaptıklarını belirterek çalışmayı bırakmadığını söyledi. Kış aylarını Aksu’da, yaz aylarını ise yaylada geçirdiklerini anlatan Uçkan, "Patlıcan topluyoruz, dolama yapıyoruz. Yıllardır bu işi yapıyoruz. Genç çiftçi kadınlara Allah yardımcıları olsun diyorum. Yapacak bir şey yok, mesleğimiz bu" ifadelerini kullandı. "Sağlığımız el verdiği sürece üretmeye devam edeceğiz" Anne Nebise Tekerek de üretimin ailece sürdürüldüğünü belirterek, "Annem, kızım, eşim hep birlikte seracılık yapıyoruz. Üretmeyi seviyoruz. Sağlığımız el verdiği sürece çalışmaya devam edeceğiz. Bu bizim hayatımız oldu" dedi. "Tarım bir bilgelik işidir" Aileyi ziyaret eden İlçe Tarım Müdürü Dilek Boğatimur ise üç kuşaktır üretim yapan kadın çiftçilerin örnek olduğunu söyledi. Tarımın kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültür olduğuna dikkat çeken Boğatimur, şu ifadeleri kullandı: "Bugün Boztepe Mahallemizin üç kuşak hanımıyla bir aradayız. Bu hanımlar bana göre bilgeliğe sahip. Çünkü tarım bir bilgelik işidir. Elden ele geçer. Teslime Hanım’dan Nebise Hanım’a, Nebise Hanım’dan genç Teslime’ye geçmiş. Bunu görmek bizi çok mutlu ediyor." Seradaki çalışma şartlarının zorluğuna dikkat çeken Boğatimur, "Şu anda yaklaşık 45 derece sıcaklık var. Bu sıcaklıkta ürünlerin hazırlanıp sofralara ulaşması gerçekten takdir edilesi bir emek. İnsanlar marketten ürünü alırken belki fark etmiyor ama bu işin arkasında çok büyük bir emek var" dedi. "Üretmek haz veren bir iş" Kadın üreticilerin çalışma azmine hayran kaldığını ifade eden Boğatimur, "Teslime teyzemiz bize ilham veriyor. Enerjik, mutlu ve üretmeye devam ediyor. Üretmek aslında haz veren bir iş. Belki günümüzde unutulan bir duygu ama burada bunu net şekilde görüyoruz" diye konuştu. Genç Teslime’nin eğitimli bir genç olmasına rağmen tarıma değer vermesinin önemli olduğunu belirten Boğatimur, "Bugünün gençlerinden onu farklı kılan şey tarıma olan saygısı ve sevgisi. Bizi güler yüzle karşıladılar. Üretime olan bağlılıklarını görmek çok kıymetli" ifadelerini kullandı.
Manisa Kökten Hayata Şenliği’ne yoğun ilgi Manisa’nın Alaşehir ilçesinde, lösemi nedeniyle hayatını kaybeden emekli öğretmen ve eski belediye meclis üyesi Bilge Altan’ın anısını yaşatmak amacıyla düzenlenen "Kökten Hayata Şenliği", yoğun katılımla gerçekleştirildi. Alaşehir Belediyesi, Türk Kızılay Alaşehir Şubesi ve Altan ailesi iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte vatandaşlar kök hücre ve kan bağışı konusunda bilgilendirilirken, çok sayıda kişi bağışçı oldu. Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda 9-10 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen "Bilge Öğretmen Anısına Kökten Hayata Şenliği’nde kök hücre ve kan bağışının önemine dikkat çekildi. Eğlence, farkındalık ve sosyal dayanışmanın bir araya geldiği etkinlikte oyun alanları, workshoplar, ikram stantları, çekilişler ve çeşitli gösteriler yer aldı. Alan genelinde kök hücre bağışını teşvik eden afişler asılırken halk oyunları gösterileri de vatandaşlardan ilgi gördü. Etkinliğin açılışına Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, Türk Kızılay Alaşehir Şube Başkanı Nedim Yamak, geçtiğimiz yıl lösemi nedeniyle hayatını kaybeden Bilge Altan’ın kızı Avukat İpek Altan Paker, Altan ailesi ve çok sayıda vatandaş katıldı. "Anneler Gününde en anlamlı hediye" Annesinin yaşadığı süreçte insanlara yardım etmeyi hiç bırakmadığını anlatan Avukat İpek Altan Paker, duygusal anlar yaşadı. Hastalığının en ağır dönemlerinde bile annesinin öğrencilerinin sorunlarıyla ilgilenmeye devam ettiğini anlatan Paker, "Geçen sene lösemi hastalığından dolayı hayatını kaybettiğimiz annemizin anısını yaşatmak ve bu süreçte yaşadığımız zorlukları başkalarının yaşamamasına katkı sağlamak istedik. İnsanların kök hücre bağışının ne kadar kolay olduğunu öğrenmesini amaçlıyoruz. Sadece üç tüp kanla bir insana umut olabilirsiniz. Anneler Günü’nde anneme verilebilecek en anlamlı hediyenin bu olduğuna inanıyorum" dedi. Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu ise Bilge Altan ile yıllara dayanan dostluklarına değinerek, "Bilge hocamız Cumhuriyet kadını, Atatürkçü ve binlerce öğrenci yetiştirmiş çok değerli bir öğretmendi. Kızı İpek’in annesinin anısını yaşatmak için düzenlediği bu etkinlik çok kıymetli. Üç tüp kan deyip geçmeyeceğiz. Belki bir gün vereceğimiz bağış bir insanın yeniden hayata tutunmasına vesile olacak" diye konuştu. Türk Kızılay Alaşehir Şube Başkanı Nedim Yamak da kan ve kök hücre bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, "Kan bağışı bir cana nefes, kök hücre bağışı ise bir hastaya yeniden yaşam umudu olabilir. Unutmayalım ki kanın tek kaynağı insandır" ifadelerini kullandı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ise Kızılay’ın toplum için büyük önem taşıyan bir kurum olduğunu belirterek, "Kızılay siyaset üstü bir kurumdur. Kan ve kök hücre bağışı konusunda herkesin destek olması gerekiyor. Üç tüp kan vererek birçok insanın hayatına dokunabiliriz" dedi. Gün boyu süren etkinliklerde vatandaşlar hem çeşitli aktivitelerle keyifli vakit geçirdi hem de kök hücre ve kan bağışı hakkında bilgi aldı. Çok sayıda vatandaş bağışçı olarak farkındalık çağrısına destek verdi. Öte yandan etkinlik kapsamında vatandaşlara kimlerin kan ve kök hücre bağışında bulunabileceği konusunda da bilgilendirme yapıldı. Yetkililer, 18-65 yaş arasında sağlıklı bireylerin kan bağışı yapabileceğini, kök hücre bağışı için ise 18-50 yaş arasında sağlıklı bireylerin üç tüp kan örneği vermesinin yeterli olduğunu belirtti. Kök hücre bağışının ameliyat olmadığı, genelde koldan kan alınarak gerçekleştirilen güvenli bir işlem olduğu vurgulandı.