GÜNDEM - 08 Mayıs 2026 Cuma 09:53

65 saatlik elektriğin faturası SEDAŞ’a kesildi

A
A
A
65 saatlik elektriğin faturası SEDAŞ’a kesildi

Kocaeli’de bir otel işletmesinin, elektrik kesintisi sırasında yaşanan altyapı arızası sebebiyle jeneratörlerinin devreden çıkamaması ve 65 saat boyunca çalıştırarak binlerce lira yakıt masrafı yapmak zorunda kalması üzerine açtığı tazminat davasında karar kesinleşti. İstinaf mahkemesi, SEDAŞ’ın "kusursuz (objektif) sorumluluk" ilkesi gereği otele 245 bin lira tazminat ödemesine hükmeden yerel mahkeme kararını onadı.


Edinilen bilgiye göre yargıya taşınan olay, 6 Eylül 2024 tarihinde yaşandı. Bir otelin bulunduğu bölgede sabah 09.00 sıralarında elektrik kesintisi meydana geldi. İddiaya göre, kesinti sırasında Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş. (SEDAŞ) altyapısındaki "faz sıralaması hatası" nedeniyle otelin jeneratörleri otomatik olarak devreden çıkamadı.



"Süreci yavaşlattılar" iddiası


Dağıtım şirketini arızayı gidermek yerine süreci yavaşlatmakla suçlayan taraf avukatları, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesine başvurdu. Avukatlar tarafından mahkemeye sunulan dilekçede; 6 Eylül 2024 saat 09.00’da yaşanan kesinti sonrası yapılan tüm uyarılara ve oluşturulan kayıtlara rağmen SEDAŞ’ın sorumluluk almaktan ve sorunu çözmekten kaçındığı iddia edildi. Toplam zararın tespiti zaman alacağından hukuki süreci "belirsiz alacak davası" olarak başlatan işletme, ilk etapta 20 bin TL’nin avans faiziyle birlikte ödenmesini talep etti.



Dağıtım şirketinden "yetkisizlik ve kusur" itirazı


Davaya cevap veren SEDAŞ avukatları ise davanın ticari bir dava olmadığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk, yetkili mahkemenin ise Sakarya veya Gölcük mahkemeleri olduğunu savundu. Alacağın baştan hesaplanabilir olduğunu belirterek belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını öne süren dağıtım şirketi yetkilileri, otelin elektrikten faydalanamamasının "jeneratörlerin devreden çıkamamasından" kaynaklandığını, bunun tamamen davacı otelin hatası olduğunu ve kurumun hiçbir kusuru bulunmadığını iddia ederek davanın reddini istedi.



65 saatin kuruşu kuruşuna faturası çıkarıldı


Dava kapsamında alınan bilirkişi raporu, kesintinin faturasını net şekilde ortaya koydu. Raporda, faz kesintisinin SEDAŞ’ın planlı kesinti aşamasında yaptığı hizmet kusurundan kaynaklandığı ve arızanın kurumun kendi altyapısındaki teknik aksaklıklarla ilişkili olduğu belirtildi.


Rapora göre, jeneratör sistemi 6 Eylül saat 23.00’ten 9 Eylül saat 10.00’a kadar tam 65 saat boyunca çalışmak zorunda kaldı. Bu sürede jeneratörün tükettiği yakıt miktarı 225 bin 558 lira 36 kuruş, yüksek gerilim arıza ve servis hizmet bedeli ise 36 bin lira olarak belirlendi. Toplam zararın 261 bin 558 lira 36 kuruş olduğu tespit edildi. Mahkeme, işletmede kesinti olmasaydı kuruma ödenecek olan 16 bin 553 lira 22 kuruşluk normal elektrik tüketim bedelini bu rakamdan mahsup ederek, SEDAŞ’ın otele 245 bin 5 lira 12 kuruş tazminat ödemesine hükmetti.



"Tehlike arz eden işletme kusursuz sorumludur"


Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararında, Türk Borçlar Kanunu’nun 69. ve 71. maddeleri ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin emsal niteliğindeki içtihatlarına vurgu yapıldı. Elektrik dağıtımı faaliyetinin doğası gereği tehlike taşıdığı belirtilen kararda, "Kusursuz sorumlulukta, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etme zorunluluğu yoktur. Aksine kusursuz sorumlu olan davalının, olayla zarar arasında illiyet (nedensellik) bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir" denildi.


Yerel mahkemenin bu kararının ardından SEDAŞ avukatları, kararın usulsüz olduğu ve bilirkişi raporunun çelişkiler barındırdığı gerekçesiyle dosyayı istinafa taşıdı.


Dosyayı inceleyen Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2 Nisan 2026 tarihinde oy birliğiyle son sözü söyledi. İstinaf heyeti, ilk derece mahkemesinin kararında delillerin eksiksiz toplandığına, yasanın olaya doğru uygulandığına ve gerekçede hata bulunmadığına hükmederek, dağıtım şirketinin istinaf başvurusunu esastan reddetti.


Kesin olarak verilen bu kararla birlikte, dağıtım şirketinin 245 bin liralık tazminatı, harç ve yargılama giderleriyle birlikte ödemesi hükme bağlanmış oldu.



65 saatlik elektriğin faturası SEDAŞ’a kesildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Hatalı parka sloganlı uyarı: "Hey şoför baksana, ne işi var bu arabanın kaldırımda" Aydın’da 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nda düzenlenen yürüyüşe katılan görme engelliler, kaldırım üzerine hatalı park eden aracın şoförüne "Hey şoför baksana, ne işi var bu arabanın kaldırımda" sloganıyla uyarıda bulundu. Görme engellilerin uyarısına rağmen şoför araç başına gelmezken, trafik ekipleri tarafından araç plakasına cezai işlem uygulandığı öğrenildi. Efeler ilçesinde Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şubesi tarafından 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla "Erişilebilirlik İçin Hepimiz Yürüyoruz" etkinliği düzenlendi. Atatürk Kent Meydanı’nda Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan yürüyüş, Adnan Menderes Bulvarı üzerinde devam ederek, tekrar kent meydanında sonlandı. Yürüyüş esnasında engellilerin geçiş sağladığı kaldırım üzerine hatalı park eden araçla karşılaşan görme engelliler, karşılaştıkları duruma hep bir ağızdan söyledikleri sloganla dikkat çektiler. Yürüyüşe katılan görme engelliler "Hey şoför baksana, ne işi var bu arabanın kaldırımda" sloganları ile şoföre seslendiler. Bir süre devam eden sloganların ardından sürücü araç başına gelmezken görme engelliler yürüyüşe devam etti. Görme engellilerin yürüyüşte güvenliğini sağlayan trafik ekipleri tarafından ise araç plakasına cezai işlem uygulandığı öğrenildi. Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şubesi Başkanı Bayram Özen, düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, "Biz bugün sadece yürüyüş için bir araya gelmedik. Biz bugün burada görünür olmak için, erişilebilirliğe dikkat çekmek için, erişilebilir olmayan kamu alanlarına, parklara bahçelere, binalara dikkat çekmek için, önümüze çıkan fiziki engellere dikkat çekmek için bugün buradayız. Aslın biz bugün yardım alan yerine, siyasete, topluma, ülkenin yönetimine, katkı koyan olmak istiyoruz. Bugün bizleri bir araya getiren, gerekli araç gereç desteğini veren, bizleri yalnız bırakmayan, engellilerin annesi Büyükşehir Belediye Başkanımız Özlem Çerçioğlu’na çok teşekkür ediyoruz. Biz kendisinden razıyız, rabbimde kendisinden razı olsun" diye konuştu.
Erzurum Yapay zekâ destekli adli diş analizi projesine TÜBİTAK’tan destek Atatürk Üniversitesi, bilimsel araştırma ve proje üretimindeki güçlü ivmesini sürdürmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Mühendislik Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Ammar Karcıoğlu’nun yürütücülüğünü üstlendiği "Yapay Zekâ Destekli Diş Analizi ile Adli ve Klinik Karar Sistemlerinin Geliştirilmesi" başlıklı proje, TÜBİTAK 3501 Kariyer Geliştirme Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Söz konusu proje, özellikle adli diş hekimliği alanında karşılaşılan ve teşhis süreçlerini zorlaştıran karmaşık vakalara çözüm üretmeyi hedefliyor. Kimlik tespiti yapılamayan, bütünlüğü bozulmuş veya travmatik hasar görmüş olgular gibi durumlarda, dijital panoramik diş radyografilerinden yararlanılarak bireylerin yaş, cinsiyet ve olası hastalıklarının otomatik biçimde belirlenmesine yönelik yüksek doğruluklu derin öğrenme modellerinin geliştirilmesi amaçlanıyor. Bu yönüyle proje, hem adli bilişim hem de sağlık teknolojileri alanlarında önemli bir boşluğu doldurmayı hedefliyor. Atatürk Üniversitesinde Disiplinlerarası Yenilikçi Çalışma, Adli ve Klinik Karar Süreçlerine Katkı Sunacak Disiplinler arası bir yaklaşımla kurgulanan projede, araştırmacı olarak Dr. Öğr. Üyesi Esra Aydemir Kadan ve Dr. Dt. Abubekir Laloğlu görev alırken; danışmanlık süreçleri Prof. Dr. Rabia Meryem Yılmaz ve Doç. Dr. Mete Yağanoğlu tarafından yürütülüyor. Ayrıca projede bir doktoralı bursiyerin de yer alacak olması, genç araştırmacıların yetiştirilmesine katkı sunması açısından ayrı bir önem taşıyor. Yapay zekâ teknolojilerinin sağlık alanındaki uygulamalarına somut katkılar sunması beklenen bu proje, aynı zamanda Atatürk Üniversitesinin bilimsel üretkenliğini ve araştırma altyapısını güçlendiren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Çavuşoğlu ile Proje Geliştirme ve Koordinasyon Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Serdar Burmaoğlu ise Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun tebriklerini iletmek üzere başarılı bilim insanını ziyaret ederek, bilimsel çalışmaların artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
İstanbul Topkapı Sarayı Haremi’nde Yeni Dönem: ‘Cariyeler Taşlığı’ ziyarete açıldı Topkapı Sarayı’nın Harem Bölümü’nde yer alan Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı’ kapsamlı restorasyon ve tefriş çalışmalarının ardından ziyarete açıldı. Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Çalışmalar 2020 yılında başladı, dolayısıyla 6 yıllık bir süreci kapsadı. Yaklaşık 700 parça taşınabilir eseri buralarda kullandık. Bu koleksiyonlara ait eserleri de depolarımızdan çıkarıp konservasyon ve restorasyonlarını tamamlamak suretiyle ziyaretçiyle buluşturduk" dedi. Topkapı Sarayı’nın Harem Bölümü’nde yer alan ‘Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı’, Milli Saraylar Başkanlığı tarafından yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından ziyarete açıldı. Topkapı Sarayı Harem’i, yapısal olarak ‘haremde yaşayanlar’ ve ‘hareme hizmet edenler’ olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Harem’e hizmet eden erkek görevliler ‘karaağalar’, kadın görevliler ise ‘cariye’ olarak tanımlanıyor. Cariyeler, harem düzeninin ikinci halkasında yer alıyor. Bu yapı içerisinde konumlanan Cariyeler Taşlığı, haremde gündelik hayatın sürdüğü merkezlerden biri olarak öne çıkıyor. İlk kez bütüncül bir anlatımla ele alındı Gezi güzergahında yer almakla birlikte bugüne kadar sınırlı erişime açık kalan ‘Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı’, restorasyonun tamamlanmasıyla birlikte ilk kez kapsamlı bir kurguyla ziyaretçilere sunuldu. Yeni düzenleme ile ziyaret süresine yaklaşık 20 dakika eklenirken mekanın mimari bütünlüğü üzerinden saray içi yaşamın tüm aşamaları okunabilir hale getirildi. Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı, üç kadınefendi dairesi, cariyeler koğuşu, çamaşırhane, mutfak, kiler, hamam, kahve ocağı ve yardımcı birimlerden oluşan çok katmanlı bir yapıya sahip. Gündelik hayatın sürdüğü bu merkezde cariyeler; dil ve din eğitiminin yanı sıra adab-ı muaşeret, el sanatları ve hizmet alanlarında yetiştirilir aynı zamanda dinlenme ve eğlenme imkanı buluyordu. Öte yandan ‘Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı’, Topkapı Sarayı’nın kapalı olduğu salı günleri dışında her gün 09.00-17.30 saatleri arasında, mevcut ziyaret düzeni kapsamında ek ücret alınmaksızın gezilebilecek. "Burası gerek mimari açıdan gerek saray teşkilatında tuttuğu yer açısından oldukça önemli bir nokta" Restorasyon çalışmasıyla ilgili bilgi veren Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Bugün bu önemli mekanların ziyaretçiyle buluşması için bir aradayız. Topkapı Sarayı’nın şu an Cariyeler Taşlığı olarak bilinen çok önemli bir avlusundayız. Burası gerek mimari açıdan gerek saray teşkilatında tuttuğu yer açısından oldukça önemli bir nokta. Zira Harem bölümü zaten Topkapı Sarayı’nın hem yerli hem yabancı ziyaretçi tarafından en çok merak edilen bölümü, burası da onun kalbi. Hemen ileride sol tarafta Padişah Hanımlarının daireleri bulunuyor. Burada yanımızda bulunan koğuşlarda da Cariye Koğuşları bulunuyor. Bu cariyeler biliyorsunuz; Valide Sultan’dan başlamak üzere Osmanlı sarayında, Osmanlı hareminde; Valide Sultan’dan, Kadın Efendilerden, padişah ailesinin hizmetinde bulunan özel görevliler" dedi. "Cariyeler Taşlığının bugün açılan bölümlerindeki yapılar 17’inci yüzyılın sonuna ait" Restorasyonu yapılan mekanın 17’inci yüzyılın sonuna ait olduğunu söyleyen Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Bu noktada da buradaki gerek mimari kompozisyon gerekse içeride sergilemiş olduğumuz taşınabilir eserler bize çok ciddi fikir veriyor. Bu noktada alınmış olan eğitimler, burada uygulanmış olan pratikler, ritüellerin hepsiyle ilgili biz de bu eserleri ziyaretçimizle buluşturacak bir kürasyon düzenini benimsedik. Cariyeler Taşlığının bugün açılan bölümlerindeki yapılar 17’inci yüzyılın sonuna ait. Yani Harem yangınından, 1660’lı yılların sonunda gerçekleşen Harem yangınından sonra kurulan düzen. Bu yönüyle çok önemli. Hatırlayacaksınız; geçtiğimiz yıl bu vakitlerde de hemen bu duvarın arkasında olan aynı döneme ait Kara Ağalar Taşlığı ve bağlı birimleri ziyaretçiyle buluşmuştu" şeklinde konuştu. "Çalışmalar 2020 yılında başladı, dolayısıyla 6 yıllık bir süreci kapsadı" Restorasyon çalışmasının 6 yıl sürdüğünü belirten Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Aradan geçen bir yılda gerçekten yerli ve yabancı ziyaretçinin olağanüstü bir teveccühüyle karşılaştık. Zira bu alanlar Topkapı Sarayı Haremi’nin hiç görülememiş alanları ve çok özgün alanları. Aynı durum burası için de geçerli. Hem geleneksel fonksiyonu olarak hem de saray düzenindeki yeri olarak bugüne kadar ziyaretçiyle buluşmamış yerlerdi. Burada yürütmüş olduğumuz restorasyon çalışmaları 2020 yılında başladı, dolayısıyla 6 yıllık bir süreci kapsadığını söyleyebiliriz. Bunun içinde tabii ki öncelikli olarak mimari restorasyonlar var. Yaklaşık 350 yaşında olan binalardan söz ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Özellikle, kadın efendiler dairelerinde, padişah eşlerinin dairelerinde Osmanlı çini sanatının muazzam örneklerini gördüğümüz unsurlar var" Onarımı yapılan bölümde çini sanatının muazzam örneklerinden eserler olduğunu söyleyen Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Bu binaların fonksiyon olarak da birbirinden çok farklı ve kompleks yapılar olduğunu ifade etmemiz gerekir. Özellikle, kadın efendiler dairelerinde, padişah eşlerinin dairelerinde Osmanlı çini sanatının muazzam örneklerini gördüğümüz unsurlar var. Vitrayların sarayın en eşsiz vitraylarının burada olduğunu görüyoruz. Kalem işlerinde, özellikle erken dönem kalem işlerinin muazzam örnekleri yine burada bulunuyor. Ancak bu mekanların dışında özellikle hizmete yönelik arkamızdaki çamaşırhane, mutfaklar gibi bölümlerde ise mimari yapının çok daha kuvvetli olduğunu ama süslemenin daha düşük olduğu mekanlar da var. Dolayısıyla kompleks ama çok öğretici bir restorasyon sürecini biz burada meslektaşlarımızla yerine getirdik" diye konuştu. "Yaklaşık 700 parça taşınabilir eseri de buralarda kullanılmış, bu koleksiyonlara ait eserleri de depolarımızdan çıkarıp konservasyon ve restorasyonlarını tamamlamak suretiyle ziyaretçiyle buluşturmuş oluyoruz" Onarım sonrasında 700 parça eserin bir araya getirildiğini söyleyen Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Taşınabilir eserler anlamında, burada sergilediğimiz koleksiyon eserleri anlamında yaklaşık 700 parça taşınabilir eseri de buralarda kullanılmış, bu koleksiyonlara ait eserleri de depolarımızdan çıkarıp konservasyon ve restorasyonlarını tamamlamak suretiyle ziyaretçiyle buluşturmuş oluyoruz. Bu bizim açımızdan çok önemli; zira burayla ilgili temel verileri, arşiv verileri ve keşif defterlerinin yanında burada kullanılmış olan bu koleksiyonlar oluşturuyor. Biz bu koleksiyonlardan burada, özellikle Cariyeler bölgesinde buranın da bir okul olduğunu hiç unutmayalım aynı Enderun’daki koğuşlar gibi burası da buraya seçilmiş olan cariyelerin Acemioğlanlar Koğuşu’ndan başlamak suretiyle Gedikli Cariye olana kadar bir öğretim sürecinden geçtikleri bir dönem. Bu noktada aldıkları yabancı dil öğretimleri, el becerileri eğitimleri, geleneksel sanatlar ve musiki gibi pek çok alanda aldıkları eğitimlerin yansımasını gösteren eserleri de taşınabilir olarak sergiliyoruz" ifadeerini kullandı. (DH-RU
Gaziantep Mehmet Kaya’dan "Anneler Günü" mesajı Gaziantep’in Araban ilçesinde faaliyet gösteren Müteahhit Mehmet Kaya, Anneler Günü dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı. Arabanlı Müteahhit Mehmet Kaya, mesajında, "Dünyanın en zor ve ulvi görevlerinden birini üstlenmiş, iyiliğin, şefkatin, fedakarlığın, merhametin ve sevginin timsali olan kıymetli annelerimizin ‘Anneler Günü’nü kutlamanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz. Annelik yeri doldurulamayan, değeri hiçbir şeyle ölçülemeyen, dünyadaki en yüce duygulardan biridir. Karşılıksız sevginin en güzel örneklerini veren annelerimiz sonsuz bir sevgi ve özveri ile bizlere geleceğimize uzanan yolda rehberlik eden ilk öğreticilerimizdir. Peygamber Efendimizin ‘Cennet, annelerin ayakları altındadır’ Hadis-i Şerifine mazhar olan, varlıklarıyla hayata anlam katan, sevgi dolu yürekleriyle çocuklarına yol gösteren annelerimizin hakkı hiçbir şekilde ödenemez. Sevgi ve şefkatle, fikren ve bedenen sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinde büyük bir sorumluluk üstlenen annelerimiz, aile ve toplum hayatının temel direğini oluşturmaktadır. Taşıdığı büyük sorumluluğun ötesinde, bu sorumluluğa tüm varlığını adayan annelerimiz dünyanın en güzel, en temiz, en masum duygularını taşırlar. Dünyanın her yerinde, hangi sosyal statüde yaşarsa yaşasın tüm anneler yüreklerinde taşıdıkları merhamet, iyilik, güzellik, sabır, adalet ve eşitlik gibi erdemlerle hayatlarımıza ışık tutmaktadır. Bizleri dünyaya getiren, hayata hazırlayan, destek olan, sevgisi ve sıcaklığı daima aranan annelerimiz, vazgeçilmez değerlerimiz, hayat zenginliğimizdir. Anne sevgisi, sevgilerin en büyüğü, en kıymetlisidir. En değerli varlığımız, baş tacımız annelerimizin beklentisi ise sevgidir. Onları mutlu etmek, emeklerinin boşa gitmediğini göstermek, gurur duyacakları evlatlar olmak, annelerimiz için en büyük armağandır. Annelerin istediği tek şey hatırlanmak, çocuklarını sadece ihtiyaç duyduğu zamanlarda değil, her an yanlarında görmektir. Dolayısıyla Anneler Günü, annelerimize verdiğimiz değeri, duyduğumuz sevgiyi ve yalnız olmadıklarını göstermek için önemli bir fırsattır. Annelerimizi mutlu etmek, annelerimizin yüreklerini sevgiyle doyurmak, nefes aldığımız her gün annelerimizin merhametine, şefkatine ve ilgisine layık olmaya çalışmak hepimizin görevi olmalıdır. Bu duygu ve düşüncelerimle, başta evlatlarını vatan uğruna şehit vermiş annelerimiz olmak üzere, baş tacımız, en değerli varlığımız annelerimizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, sadece anne olan değil, yüreği annelik hisleriyle dolu olan tüm kadınların Anneler Günü’nü kutluyorum’’ ifadelerine yer verdi.