GÜNDEM - 17 Ağustos 2025 Pazar 15:34

Ayrımcılığa karşı en eğlenceli protesto

A
A
A
Ayrımcılığa karşı en eğlenceli protesto

Kocaeli’den yola çıkan özel gereksinimli çocuklar öğretmeni Zeynep Bulut, geçtiğimiz aylarda Ankara’da bir oyun alanına alınmayan down sendromlu Mert Affan ve onun gibi 100’e yakın özel çocuğu lunaparkta bir araya getirerek, özel çocukların "dışlanmasına" en güzel cevabı eğlenceyle verdi.


Geçtiğimiz nisan ayında, Etimesgut’ta bir AVM’deki oyun alanına görevlilerce alınmayan Mert Affan’ın öğretmeni tarafından çekilen görüntüleri, sosyal medyada büyük tepki toplamıştı. Olayın ardından ruhsatsız olduğu tespit edilen işletme mühürlenmişti.


Bu olayın ardından harekete geçen Sevgi Varsa Engel Yok Derneği Başkanı Zeynep Bulut, özel çocukların "dışlanmasına" en güzel cevabı eğlenceyle verdi. Ankara’nın Çubuk ilçesindeki bir lunaparkta gerçekleşen organizasyona, Kocaeli ve Ankara’dan yaklaşık 100 özel birey ve ailesi katıldı. Sabah kahvaltısıyla başlayan etkinlikte bir araya gelen özel bireyler, gün boyunca lunaparktaki oyuncaklara binerek unutulmaz anlar yaşadı.



"Kimsenin onların kalbini kırmasına izin vermeyeceğiz"


Etkinliğin, ayrımcılığa karşı bir duruş niteliği taşıdığını belirten Zeynep Bulut, "Bundan birkaç ay önce Ankara’da bir oyun alanına alınmayan down sendromlu bir çocuğumuz vardı. Onun yaşadığı bu olumsuz durum bizi çok derinden etkiledi. Özel çocuklarımız hayatın her alanında yer almalılar. Her çocuk özeldir, her çocuk eşittir. Her çocuğun eşit derecede bu hayatta yaşamaya, bu hayatta yer almaya, mutlu olmaya, gülmeye, eğlenmeye ihtiyacı vardır. Bizler onların yüzlerinde küçücük bir tebessüm bırakabilmek için bu kadar mücadele veriyorken kimsenin onların kalbini kırmasına izin vermeyeceğiz" dedi.



"Özel bireyleri ağırlamaktan onur duyduk"


Özel çocukları ağırlamaktan mutluluk duyduğunu belirten lunapark işletmecisi Selahattin Akdoğan, "Onurlandık, gururlandık ve onlar kadar da mutluyuz. Onları da mutlu edebildiysek ne mutlu bize. Sizlere de bizlere bu imkanı tanıdığınız için ayrıca teşekkür ediyorum. Bu çocuklar bizim özellerimiz. Aileleri de takdir ediyorum. Bu çocuklara sahip çıkalım. Bu bizim insanlığımızın görevidir" diye konuştu.



"Her çocuk gibi üzüldü"


Oyun alanına alınmayan Mert Affan’ın annesi Hatice Yücel, olayı ilk duyduğunda hissettiklerini anlattı. Yücel, "Çocuğum bu durumu yaşadığında ben yanında yoktum, öğretmenimiz yanındaydı. Her çocuk gibi üzüldü. Hocam, olayı kameraya aldı. Görüntüler medyaya yansıdı. Görüntüleri ilk izlediğimde açıkçası, bende ’normal şeylerle karşılaşıyoruz’ hissi oluştu. Zaten bu aşamaya gelene kadar ben, benim gibi birçok aile birçok yerde kırılma noktalarını yaşıyor" dedi.



"Bu uygulamalar yükümüze yük katıyor"


Sürekli benzer zorluklarla karşılaştıklarını belirten Yücel, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Verdiğim röportajlarda da gelen soru, ’Bu duruma üzüldünüz mü?’ oluyor. Tabii ki üzüldüm ama bizler bundan daha çok üzüleceğimiz şeyler yaşıyoruz. Bu durum açıkçası düşük dozajlı üzüntü yaşadığım durum oldu. Eğitimde ciddi sıkıntılar yaşıyoruz, sağlık kuruluşlarında daha dün çok ciddi sıkıntılar yaşadım. Yani birçok alanda zaten biz özel gereksinimli çocuklarla ilgilenen anneler olarak yorgun durumdayız. Ama toplumun içerisine çıktığımızda da bu uygulamalar yükümüze yük katıyor açıkçası. Buradan yetkililerden bu konulara duyarlılık göstermelerini rica ediyorum"



"Gurur duydum"


Yücel, öğretmen Zeynep Bulut’un düzenlediği etkinliğin kendisini çok duygulandırdığını belirterek, "Zeynep Hocam bana telefonda ulaştı. Telefonda gözlerim dolarak kendisini dinledim. Çünkü ’Bu etkinliğin vesilesi sizlersiniz’ dedi. Bizim yaşadığımız sorundan bir ilham almış. Çok güzel bir organizasyon. Bu şekilde vicdan sahibi, iyi yürekli insanların kendi alanlarında farkındalık oluşturması çok değerli. Kendisine yürekten teşekkür ediyorum. Gerçekten gurur duydum ve onore oldum" ifadesini kullandı.



Ayrımcılığa karşı en eğlenceli protesto

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Dilovası’ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davada, tanık olarak dinlenen çevre sakinleri patlama seslerinin peş peşe geldiğini, içeride kalanlara müdahale edemediklerini ve iş yerinin daha önce defalarca şikayet edildiğini öne sürdü. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 9 sanığın savunmaları ile müşteki ifadelerinin dinlenmesi tamamlandı. Sıra tanıkların dinlenmesine geçildi. "Patlamalar peş peşe oldu" Tanık Cemil Düzgüner, yangının çıktığı fabrikanın evine çok yakın olduğunu belirterek, "Yanan fabrika evime yaklaşık 10 metre mesafedeydi. Patlama sesi duydum. Dışarı çıktığımda Tuncay’ın yandığını gördüm. Hürol’un ise onu söndürmeye çalıştığını gördüm. Hemen hortumla müdahale ettik. Çocukların ve kadınların içeride olduğunu öğrendik. Alevlere yaklaşamadık. Onları kurtarma imkanımız olmadı. Patlamalar peş peşe oldu. Altay ve İsmail’i iş yerinde gördüm. Çalışanlar kaldırımda yemek yiyordu, çalışma şartları kötüydü" dedi. "İkinci patlamadan sonra içeriden ses gelmedi" Tanık Mehmet Düzgüner ise olay günü yaşananları anlatarak, "Olay günü gümleme ve çığlık sesleri duydum. Yanan birini gördüm. Abim Cemil ile altlı üstlü oturuyoruz. Hemen hortumu çektik ve şahsı söndürdük. İkinci bir patlamadan sonra içeridekilerin sesi kesildi. Orası daha önce başka bir iş yeriydi, lazer işleri yapılıyordu. Sonrasında parfüm üretimi yapılmaya başlandı. Kurtuluş’u tehlike konusunda uyardığımda bana ‘Biz önlemlerimizi aldık’ dedi" diye konuştu. "Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım" Olay gününden bahseden İlhan Altan, "Olay yerine 50-60 metre mesafemiz vardı. Patlama sesi duyunca olay yerine gittim. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım ancak çok da yapabileceğim bir şey yoktu" ifadelerini kullandı. "Sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı" Tesisin elektrik işleriyle ilgilenen tanık Adem Çukan, "Elektrik işleri ile uğraşıyorum. Kurtuluş Bey beni çağırdı, üst katta dağıtım panosunu yaptım. Elektrik kablosu çektim. Ben işlemleri yaptığımda sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı. Kaçak akım rölesi çektim" dedi. "Bir işçi ‘İçimde kötü bir his var’ dedi" Tanık Gökçe Şadiye Sağlam, "Raviva’da ön muhasebe işlerini yapıyordum. Hafta sonu mesaisine gittim, Tuncay ve Hürol ürün yapıyordu. Bir işçi, ‘İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var’ dedi. Kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Eski yerde de tesise kadar çalıştım. Olaydan bir hafta önce Kurtuluş çağırdı, yeni yerde öylece çalışmaya başladım. Sheliq marka krem ve Shauran markalarına ait parfüm yapılıyordu. Dosyada yer alan iş yeri müracaat kontrol müessese açma ruhsatı gösterildi. Atılan imzaların kendisine ait olmadığını söyledi" ifadelerini kullandı. "Eşyalarını almaya gittiler, çıkamadılar" Kıvılcımın karıştırıcıdan çıktığını belirten tanık Hürol Eroğlu, "Olay günü Tuncay ile iş yerine geldik. O gün yapmamız gereken karışımlar vardı. Ben krem, Tuncay ise kolonya karışımı yapıyordu. Birden patlama oldu. Alevlerin içinden Tuncay geldi, onun üzerini söndürmeye çalıştım. Komşu hortum uzattı, onunla söndürdük. 112’yi aradım, içeri giremedim. Kurtuluş’u aradım, ‘Yangın var, hemen gel’ dedim. Sonra itfaiye geldi. 4-5 aydır orada çalışıyordum, geçici süreliğine orada işe başladım. Tuncay, yaralıyken ‘Karıştırıcıda kıvılcım çıktı’ dedi. Ataşehir’deki merkez ofiste Kurtuluş’un çocukları kalıyordu. Ayten’e olay günü, ‘Nasıl oldu da sen yangından çıkabildin, diğerleri çıkamadı?’ diye sorduğumda bana, ‘İşçiler telefon ve çantalarını almaya gitti’ dedi" ifadelerini kullandı. "Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz" Müşteki avukatı, "Tanık, bizim sorduğumuz sorulara düşünerek; sanık avukatlarının sorularına ise soluksuz ve düşünmeden cevap verdi. Tanık Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz. Bu sebeple hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının incelenmesini talep ediyoruz. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi. Duruşma, avukatların savunmasının alınması ve ara karar verilmesi amacıyla yarına ertelendi.