POLİTİKA - 06 Kasım 2025 Perşembe 18:29

Bakan Yardımcısı Bulut: "Bu binanın zarar görmesinde zemin önemli bir etken olmuş"

A
A
A
Bakan Yardımcısı Bulut: "Bu binanın zarar görmesinde zemin önemli bir etken olmuş"

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde bir binanın yıkılması ile 4 kişinin öldüğü ve 21 binanın boşaltıldığı bölgede incelemelerde bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Ömer Bulut, "Binanın kendi zeminine bağlı olarak bir yıkımın gerçekleştiğini görüyoruz. Bu binanın zarar görmesinde zemin önemli bir etken olmuş. Yıkılan binada ölüm vakaları olduğundan dolayı adli süreç devam ediyor. Bu adli süreçle beraber idari süreçte başlatılmış durumda" dedi.


Bulut, ayrıca tedbiren boşaltılan 21 bina için karot alma işleminin başladığını, binaların riskli çıkması halinde bölgenin "dönüşüme gireceğini" ve vatandaşlara taşınma ile kira yardımı yapılacağını belirtti.


Mevlana Mahallesi’nde 29 Ekim’de 7 katlı bina yıkılmış, binada kiracı olarak yaşayan Emine (37) ve Levent Bilir (44) ile çocukları 12 yaşındaki Muhammet Emir ve 14 yaşındaki Hayrunnisa Nur Bilir hayatını kaybetmiş, 18 yaşındaki Dilara Bilir ise enkazdan sağ kurtarılmıştı. Facianın ardından bölgedeki zemin ve yapı güvenliği araştırmaları sürerken, 3 gün sonra Gaziler Mahallesi İbrahim Ağa Caddesi’ndeki 5 katlı binanın kolonlarında çatlama meydana gelmişti. Olayın ardından tedbir amacıyla toplam 21 bina, 28 iş yeri ve 79 bağımsız birim güvenlik önlemleri kapsamında boşaltılmıştı.



"Dilara’nın yaralarını hem psikolojik olarak hem fiziki yaralarını toplum olarak sararız"


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Ömer Bulut, beraberinde Vali İlhami Aktaş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz ile bölgede inceleme yaptı. İnceleme sonrasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Bakan Yardımcısı Bulut, "Öncelikle hepimizin başı sağ olsun, geçmiş olsun. 4 vatandaşımızı kaybettik. Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun. Bir evladımız yaralı olarak çıkartılmıştı, sağlık durumu iyi. İnşallah onun da yaralarını hem psikolojik olarak hem fiziki yaralarını toplum olarak sararız. Tabii 29 Ekim sabah itibarıyla burada bir bina çöktü. İlk andan itibaren hemen yerel unsurlarımız, valiliğimiz, Büyükşehir Belediyemiz ve Gebze Belediyemiz hemen olay mahalline intikal etti. Dolayısıyla ilk andan itibaren devlet olarak buradaydık. Hemen akabinde Bakanlığımızın personelleri, AFAD ve diğer kamu kurumlarımızdaki personellerimizle gerek arama kurtarma ve gerekse daha sonraki faaliyetler için sahadaydık" dedi.



"Binanın kendi zeminine bağlı olarak bir yıkımın gerçekleştiğini görüyoruz"


Yıkılan binaya ilişkin ise Bulut, şu bilgileri verdi:


"Bu yapının hasarına baktığımız zaman zaten zemininde göçme meydana geldi. Dolayısıyla binanın kendi zeminine bağlı olarak bir yıkımın gerçekleştiğini görüyoruz. Bina yapı denetimi almış bir bina. Dolayısıyla bu binanın zarar görmesinde zemin önemli bir etken olmuş. Bu yıkılan binada ölüm vakaları olduğundan dolayı adli süreç devam ediyor. Bu adli süreçle beraber idari süreçte başlatılmış durumda. Dolayısıyla bu süreç kendi mecrasında devam ediyor. Adli olsun, idari olsun bu süreçte gerek yapının statiği ile ilgili, gerek zemini ile ilgili çok daha ayrıntılı rapor mahkemeler suretiyle alınmış ve neticelendirilmiş olacak."



"300 metrelik yarı çapta ayrıntılı tespitlere başladık"


Bakan Yardımcısı Bulut, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Binanın kendiliğinden çökmüş olması, temelinde toprak kayması gibi bir husus meydana gelince bölge ile ilgili ayrıntılı inceleme durumu söz konusu oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum da hemen buraya intikal etmişti. Dolayısıyla vatandaşımızın hem o tedirginliğini hem de can güvenliğini sağlamak bakımından biz alanı daha da büyüterek, diğer yapılarda muhtemel risk var mı yok mu diye bu maksatla 300 metrelik yarı çapta ayrıntılı tespitlere başladık. Binaların fiziksel durumu ile ilgili tespitler yapılırken, bir taraftan da zeminle ilgili çalışmalar AFAD koordinasyonunda TÜBİTAK’tan ve diğer üniversitelerden birçok değerli hocalarımızın katılımıyla başladı."



"Bir an önce evlerine dönmeleri yönünde biz de gayret ediyoruz"


Bakan Yardımcısı Ömer Bulut, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak bölgede bin 200’e yakın binayı incelediklerini belirtti. Bulut, bu binalardan sadece yıkılan binanın bitişiğindekinde ağır hasar tespit edildiğini, diğerlerinde fiziksel bir hasar bulunmadığını aktardı. Gözlemsel hasar olmamasına rağmen bazı binaların eski olması ve donatılarında korozyon bulunması gibi durumlarla karşılaştıklarını ifade eden Bulut, "21 bina tedbiren boşaltılmıştı. Bu boşaltılan binalardaki vatandaşlarımız Büyükşehir Belediyesinin ve Gebze Belediyesinin sağlamış olduğu imkanlarla ikamet ediliyorlar. Bu arkadaşlarımızın tabii bir an önce evlerine dönmeleri yönünde biz de gayret ediyoruz ama tabii her ne kadar zeminden kaynaklı bir hasar meydana gelmemiş olsa bile bu aşamada binaları ayrıntılı olarak incelemeden, vatandaşın binalarına dönmesine müsaade etmek istemeyiz" ifadelerini kullandı.



"Bu binalar eğer riskli çıkacak olursa bunların dönüşüme tutulması gerekiyor"


Dün Bakan Murat Kurum başkanlığında toplantı yapıldığını bildiren Bulut, binaların sağlamlığını belirlemek ve risk tespiti amacıyla bugünden itibaren karot alma işlemlerine başlandığını duyurdu. 21 binadaki karot çalışmalarının bir haftada bitirilmesinin planlandığını belirten Bulut, şunları kaydetti:


"Bu binalar eğer riskli çıkacak olursa bunların dönüşüme tutulması gerekiyor. Riskli çıkmaması durumunda, yani oturulabilir çıkması durumunda vatandaşlarımıza izin vereceğiz. Riskli çıkma durumlarında, bu alanı da içerisine alan, yeni bir dönüşüm işini yapalım diyoruz. Zaten Gebze’de Belediye Başkanımız da biliyor, daha önce bir dönüşüm projemiz de vardı. Vatandaşlarımızı burada mağdur edemeyiz. Dolayısıyla bu süreç içerisinde gerek taşınma, gerek kira yardımlarında bulunacağız. Tüm dediğim bu işlemler tek tek binaların ayrıntılı olarak bina risk analizleri yapıldıktan sonra devam edecek bir süreç. Bakanlık olarak zaten bugüne kadar gerek İstanbul’da, gerek İzmir’de, gerek Türkiye’nin birçok yerinde kentsel dönüşüm konusunda çok ilerleme sağladık. Bugünkü risklerle karşılaşmayalım diye Cumhurbaşkanımız da 2012 yılında bedeli ne olursa olsun 6306 Sayılı Kanunu çıkartarak destek olmak suretiyle bu dönüşümlerin önünü açtı. Ki bu süreçte de birçok bina yenilendi. Eğer burada da riskli bina çıkacak olursa bu dönüşüm sürecini hızlı bir şekilde yürütüp tamamlayıp, vatandaşlarımıza teslim etmiş olacağız."



Bakan Yardımcısı Bulut: "Bu binanın zarar görmesinde zemin önemli bir etken olmuş"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Birilerinin bölüp parçaladığı bu coğrafyayı derleyip toparlamak bizim milletimize düşer, Türkiye’ye düşer" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bölgedeki bölüp parçalama senaryolarına işaret ederek, "Bir asır boyunca bu senaryo bütün detaylarıyla uygulanmış ve ne yazık ki sonuç da alınmıştır. Şimdi bu oyunu bozuyoruz. Birilerinin bölüp parçaladığı bu coğrafyayı derleyip toparlamak bizim milletimize düşer, Türkiye’ye düşer" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen "Emekçilerle İftar Programı"na katıldı. Kurtulmuş, işçi ve memur sendikalarının temsilcileri ve işçilerle Türkiye demokrasisinin kalbi, milli iradenin tecelligahı TBMM’deki iftar sofrasında bir arada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Bu mübarek ramazan akşamında Allah oruçlarımızı, dualarımızı, niyazlarımızı, dileklerimizi kabul etsin. İnşallah sağlık afiyet içerisinde sevdiklerimizle beraber nice ramazanlara ulaşmayı hayırlısıyla her birimize nasip etsin" ifadesini kullandı. Ramazan ayının manevi ikliminin oluşturduğu güzelliklerin başta Türkiye olmak üzere bütün İslam dünyasına ve bütün insanlığa huzur, barış, esenlik getirmesini temenni eden Kurtulmuş, "Ümit ediyorum ki içinden geçmekte olduğumuz bu zor dönemin koşulları en kısa süre içerisinde değişir ve başta Türkiye olmak üzere bütün Müslüman ülkeler huzur ve selamete erer" diye konuştu. "Bu aziz millet sıradan bir millet değildir" Dünyanın zor bir dönemden geçtiğini, şimdiye kadar kabul edilen ne kadar kural varsa bunların hepsinin altüst olduğu ve kuralın yerine kuralsızlığın geçtiği bir sürecin yaşandığını ifade eden Kurtulmuş, gücü elinde bulunduranın güçsüz gördüğünü istediği gibi terbiye etmeye çalıştığı, orman kanunlarının geçerli olduğu bir döneme de girildiğine işaret etti. Kurtulmuş, "İçinde yaşadığımız dönemin şartları bizi çok daha uyanık olmaya mecbur bırakmaktadır. Çok daha güçlü olmak, olan biteni çok iyi anlamak ve kendi içimizde birliği, dirliği, beraberliği, kardeşliği tahkim etmek mecburiyetindeyiz. Başka şansımız yoktur. Çünkü Türkiye, diğer ülkeler gibi değildir. Bütün muhataplarının hem bölgesinde büyük bir güç olarak telakki ettiği hem de tarihten getirmiş olduğu mirasına her an sahip çıkabilecek bir güç ve potansiyele sahip olduğunu gördüğü oldukça önemli bir ülkedir. Böyle baktığınız zaman Türkiye, sıradan bir ülke, bu aziz millet de sıradan bir millet değildir" şeklinde konuştu. Türkiye’ye karşı dost düşman herkesin bakışlarının başka bir ülkeyi değerlendirdiklerinden çok daha farklı olduğunu belirten Kurtulmuş, "Düşmanlarımız, rakiplerimiz Türkiye’nin güçlü bir şekilde ayakta durmamasını isterler. Aynı şekilde dostlarımız ve bizden bir şekilde dostluk sözleri duymak isteyenler de Türkiye’nin daha güçlü olmasını, ayaklarını daha sağlam bir şekilde yere basmasını arzu ederler. Onun için bizler elimizdeki bütün imkanları seferber ederek her alanda barışı, iç huzuru, güvenliğimizi ve kardeşliğimizi tesis etmek mecburiyetindeyiz" dedi. "Türkiye’nin her köyünde, her mezrasında sadece kardeşlik türküleri söylenecek" TBMM’de oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun, Terörsüz Türkiye sürecinde ortaya koyduğu çalışmasının büyük bir demokratik başarı olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Komisyon’un nihai raporunun da Türkiye’nin geleceğiyle ilgili ümitvar olmak için fevkalade değerli bir çalışma olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki siyasi partiler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin muktedir olduğunu, en zor meseleleri bile çözebilecek bir demokratik olgunluğa sahip olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bunun yanında milletimizin büyük bir çoğunluğunun, Türkiye’deki bu çalışmaya yürekten destek verdiğini ve bir an evvel bu işin artık tamamıyla sonlandırılmasıyla ilgili dilek ve temennilerini ifade etmişlerdir. Ümit ediyorum ki böylesine zor bir süreçte inşallah Türkiye bu meseleyi de geride bırakacak ve artık bu ülkenin her yerinde, her köşesinde sadece kardeşliğin diliyle konuşulacak, Türkiye’nin her köyünde, her mezrasında sadece kardeşlik türküleri söylenecektir." Gelecek dönemde emekle ilgili konuşacak konuların en başında "emeğin değeri" konusunun geleceğini ifade eden Kurtulmuş, "Ülkelerin bir kısmının yeraltı zenginlikleri olabilir, bir kısmının yerüstü zenginlikleri olabilir, kiminin serveti olabilir, kiminin çok büyük zenginlikleri olabilir ama bütün insanların ortak olan tek varlığı emektir. Yani herkesin emeği vardır ve herkesin emeğinin değerinin korunması önemlidir. Zaten başından itibaren insanlık tarihi boyunca çalışma hayatıyla ilgili verilen mücadelenin de ana fikri bu terminoloji etrafında dönmek durumundadır. Emeğin değeri bilinmezse, emeğin kadri kıymeti bilinmezse o toplumda birliğin dirliğin olması, o toplumda paylaşmanın olması asla mümkün olmaz" ifadesini kullandı. "Emeğin değerinin bilinmesi, emeğin değerinin korunması en temel siyasal ödevlerimizden, toplumsal ödevlerimizden birisidir" Savaşlardan, çatışmalardan, enerji arzındaki sıkıntılardan, iklim değişikliklerinden bahsedildiği bir dönemde, belki de dünyanın en önemli sorununun gelir dağılımındaki adaletsizlik olduğunu söyleyen Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: "1970’lerden sonraki süreçte, yani yüksek teknolojilerin hızlı bir şekilde dünyada yayılmasıyla birlikte gelir dağılımındaki adaletsizlik dünyanın hemen her ülkesinde, her bölgesinde alabildiğince açılmıştır. Bu dünyanın en temel sorunlarından birisidir. Bunun için emeğin değerinin bilinmesi, emeğin değerinin korunması en temel siyasal ödevlerimizden, toplumsal ödevlerimizden birisidir. Dünyada adaletin sağlanabilmesinin en temel şartlarından birisi de gelir dağılımındaki adaletin temin edilmesidir. Gelir dağılımında adalet olmazsa, toplumsal sınıflar arasındaki gerilim başka hiçbir şey olmaksızın zaten artmaya müsait hale gelir. Orta sınıf çöker. Orta sınıf çöktüğü zaman toplumda zenginle fakir arasındaki uçurum ayrı çatışma konularını da gündeme getirir. Onun için diyoruz ki, gelir dağılımı adaletine odaklanan, bunun için emeğin değerini artırmayı temel felsefesi olarak kabul eden ve böylece adaletli bir ekonomik düzeni kurmak isteyen niyetler ve bu yöndeki çabalar fevkalade önemlidir ve dünya barışına büyük bir katkı sunar" Dünyada gelecek dönemde gelir dağılımıyla ilgili adaletsizliği artıracak gelişmelere de işaret eden Kurtulmuş, dijitalleşmenin artması, robotik alandaki gelişmeler ve yapay zekanın gelişmesiyle birlikte emek alanıyla ilgili yeni tartışmaların ortaya çıktığını söyledi. Kurtulmuş, sadece emek ve ekonomiyle ilgili değil, bu konudaki gelişmelerin hukuk alanında da ciddi tartışmaları beraberinde getireceğini vurguladı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye olarak gelişmeleri hem çok yakın takip etmek hem de bu gelişmelerle birlikte emeğin değerini korumak gibi bir vazifelerinin bulunduğunun altını çizdi. Emeği birinci derece ilgilendiren önemli gelişmelerden birisinin de bu döneme ilişkin "kırılganlıklar" olduğunu ifade eden Kurtulmuş, jeostratejik birtakım gerilimlerin ve kırılganlıkların dünyadaki ekonominin bildik gidişatını da derinden ve çarpıcı şekilde etkileyeceğine dikkati çekti. "Türkiye olarak daha sıkı kenetlenmek, daha ciddi bir şekilde birliği, dirliği, kardeşliği artırmak zorundayız" İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının üçüncü yılına girdiğini dile getiren Kurtulmuş, "Birileri Netanyahu’ya gaz veriyor, ikinci Davut’sun diyorlar. Yani ‘Sen yürü, Davut’un krallığını kuracaksın’ diye dini bir misyonla donatmaya çalışıyorlar. Netanyahu’dan olsa olsa ikinci Davut değil, ikinci Hitler çıkar, ikinci Führer çıkar, o istikamette ilerliyor. Gazze’deki en ağır bedeli çocuklar, kadınlar ve yaşlılar ödüyor. Şifa Hastanesi’nde öldürülenlerle bugün İran’da ilkokulda öldürülen çocukların acısı aynıdır ve bedeli yine hep dediğim gibi masum ve mazlum insanlar ödemektedir. Onun için bizim Türkiye olarak hem bölgemizdeki gelişmelerden hem de dünyadaki bu küresel türbülanstan etkilenmemek için daha sıkı kenetlenmek, daha ciddi bir şekilde birliği, dirliği, kardeşliği artırmak zorundayız" ifadesine yer verdi. Türkiye’de uzun yıllar bu milletin insanları sımsıkı sarılıp kucaklaşmasın diye oynanan oyunları hatırlatan Kurtulmuş, binlerce gencin hayatını kaybettiği 1980’lerdeki sağ-sol çatışmasının Türk halkının kendi iç kavgası olmadığını emperyalistlerin bu milletin üstüne tahmil ettiği bir çatışma olduğunu kaydetti. Bu ülkede çıkarılmak istenen Alevi-Sünni, Türk-Kürt çatışmasına prim verilmediğini, bundan sonra da verilmeyeceğini belirten Kurtulmuş, "Bu ülkede hiçbir vatandaşımızın hiçbir gerekçeyle bir diğerinden ayrıldığı senaryoya asla ve asla eyvallah etmeyeceğiz. Türk’ün, Arap’ın, Kürt’ün, Sünni’nin, Alevi’nin, Şii’nin hiçbirisi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan hiçbir vatandaşımızın bir diğerinden farkı yoktur. Bütün bu farklılıklarımızı, etnik, mezhebi, kültürel, hayat tarzına ilişkin farklılıklarımızı ise sadece büyük zenginliğimizin bir parçası olarak kabul edeceğiz" dedi. "Bu oyunu bozuyoruz" Türkiye gibi bu kadar zengin kültürel bir mirasa sahip birkaç ülkenin bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, Anadolu’da taşınan her bir kültürel farklılığı, "pırlanta değerinde tarihsel miras" şeklinde niteledi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye’nin gerçekleşmesiyle, bölgede terörün sona ermesi, halkların arasına sokulmaya çalışılan fitnenin ortadan kaldırılmasıyla birlikte bu coğrafyanın her yerinde insanların barış ve huzur içerisinde olacağını vurguladı. Bu topraklarda yaşayan Arap’ı, Kürt’ü, Türk’ü birbirinden ayırt edecek bir tek rasyonel sebep bulunmadığını vurgulayan Kurtulmuş, bunların bölgeyi bir asır evvel bölüp parçalayıp kendilerince kolay lokma haline getirmek isteyenlerin ortaya koyduğu senaryolar olduğunu anlattı. Kurtulmuş, "Üzülerek ifade ediyorum ki bir asır boyunca bu senaryo bütün detaylarıyla uygulanmış ve ne yazık ki sonuç da alınmıştır. Şimdi bu oyunu bozuyoruz. Allah’ın izniyle birilerinin bölüp parçaladığı bu coğrafyayı derleyip toparlamak bize düşer, bizim milletimize düşer, Türkiye’ye düşer" dedi. Bunun için gayretle mücadele ettiklerini kaydeden Kurtulmuş, "Her birimiz bulunduğumuz her noktada, her yerde bu kardeşlik türkülerini birlik ve beraberlikle ilgili konuları gündeme getireceğiz ve sonuç alacağız. Bir asır evvel yapmış oldukları o ayrılık senaryosunun üzerinden nasıl bu aziz millet hep bir araya gelerek, ’Ya Allah’ diyerek ayağa kalktı, bir büyük kurtuluş mücadelesi verdi, istiklalini kazandıysa biz de Allah’ın izniyle istikbalimizi garanti altına alarak yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu. Kurtulmuş, İstiklal Marşı’nın kabul edilmesinin 105. yıl dönümünü iftiharla kutladıklarını da ifade ederek, "Mehmet Akif Bey, sadece İstiklal Marşı’mızın yazarı değil, o dönemdeki milletimizin tamamının sahip olduğu ruhu anlatabilen bir büyük insandır. O ruhu bugün de taşıyoruz, o ruhu bugün de yaşıyoruz. Mehmet Akif Bey, aynı zamanda Burdur Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin de fevkalade önemli, kahraman kurucularından birisidir. Kendisinin şahsında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bütün kurucularını, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere saygıyla anıyorum ve Türkiye’nin bu ulusal kurtuluş mücadelesinde yaşadıklarımızın bizim için yarınımızın da teminatı olduğunun altını çizerek ifade ediyorum" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şu dua ile sonlandırdı: "Allah birliğimizi, dirliğimizi daim etsin, hanelerimize neşe, birlik ve beraberlik versin. Cenab-ı Allah bu milletimize kıyamete kadar beraber olmayı nasip etsin. Allah bizi sevsin, bizleri sevdirsin ve kendisini hakkıyla sevenlerden olmayı nasip etsin. Ahirimiz ve akıbetimiz hayır olsun, dinimiz ve dünyamız mamur olsun diyorum." TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, milletvekilleri ve işçilerle fotoğraf çektirdi.
İstanbul Trendyol 1. Lig: Esenler Erokspor: 1 - Bandırmaspor: 1 Trendyol 1. Lig’in 30. haftasında evinde karşılaştığı Bandırmaspor ile 1-1 berabere kaldı. Maçtan dakikalar 6. dakikada sol taraftan savunma arkasına sarkan Kayode, kalesinden çıkan Akın’ın ceza sahası dışındaki müdahalesiyle yerde kaldı. Hakem Ayberk Demirbaş faul kararı verdi Akın’a sarı kart gösterdi. Sonrasında VAR’dan gelen tavsiye üzerine Ayberk Demirbaş pozisyonu izlemeye monitöre gitti. 9. dakikada incelemesini tamamlayan Ayberk Demirbaş, kaleci Akın Alkan’ın sarı kartını iptal edip doğrudan kırmızı kartla oyundan ihraç etti. 14. dakikada Recep Niyaz’ın pasında kale önünde kaleciyle karşı karşıya kalan Kayode, meşin yuvarlağı kontrol edip yaptığı vuruşla filelere gönderdi. 1-0 45+6. dakikada Amaral’ın sağ taraftan kullandığı serbest vuruşta ceza sahası içinde topa yükselen Kerim, Mikail’in müdahalesiyle yerde kaldı. Hakem Ayberk Demirbaş penaltı noktasını gösterdi. 45+9. dakikada penaltıda topun başına geçen Tanque’nin yerden şutunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 1-1 Stat: Esenler Hakemler: Ayberk Demirbaş, Harun Güngör, Ferhat Çalar Esenler Erokspor: Ertuğrul Çetin, Hayrullah Bilazer, Cavare, Onur Ulaş, Enes Alıç, Mikail Okyar (Jack dk. 63), Amilton (Catakovic dk. 75), Recep Niyaz (Berat Luş dk. 76), Ömer Faruk Beyaz (Kanga dk. 63), Faye, Kayode Yedekler: Birkan Tetik, Enes Ali Oral, Nzaba, Eray Korkmaz, Yunus Emre Gedik, Alper Karaman Teknik Direktör: Osman Özköylü Bandırmaspor: Akın Alkan, Kerim Alıcı, Hikmet Çiftçi, Atınç Nukan, Enes Aydın (Oğuz Ceylan dk. 78), Mulumba, Muhammed Gümüşkaya (Mücahit Albayrak dk. 78), Fall (Arda Özçimen dk. 12), Amaral (Abdulkadir Parmak dk. 70), Kehinde (Badji dk. 46), Tanque Yedekler: Yasin Midiliç, Yusuf Can Esendemir, Enes Çinemre, Ndongala, Emirhan Acar Goller: Kayode (dk. 14) (Esenler Erokspor), Tanque (dk. 45+9 pen.) (Bandırmaspor) Kırmızı kart: Akın Alkan (dk. 9) (Bandırmaspor) Sarı kartlar: Mikail Okyar, Recep Niyaz (Esenler Erokspor), Amaral (Bandırmaspor)