ÇEVRE - 25 Kasım 2025 Salı 14:33

Belediye başkanı dalgıç kıyafeti giydi, dibe indi: Gördüğü manzara şaşırttı

A
A
A
Belediye başkanı dalgıç kıyafeti giydi, dibe indi: Gördüğü manzara şaşırttı

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Avrupa’nın en büyük çevre projesinde gelinen noktayı görmek için dalgıç kıyafetlerini giydi ve İzmit Körfezi’nin derinliklerine indi. Bir zamanlar balçıkla kaplı olan zeminde pisi balıkları ve deniz şakayıklarını gören Büyükakın, "Yakın zamanda burada çok daha farklı şeyler görmeye başlayacağız" dedi.


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Kocaeli Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde yürütülen ve "Avrupa’nın en büyük çevre dönüşüm projesi" olarak nitelendirilen ekolojik rehabilitasyon çalışması, artık gözle görülür neticeler vermeye başladı. Deniz tabanında biriken 11 milyon ton çamurun, yaklaşık 8 milyon tonluk kısmını oluşturan 3,8 milyon metreküpünün temizlenmesinin hedeflendiği projede, bugüne kadar 190 hektarlık alan balçıktan arındırıldı. Ayrıca, 2023 yılında "Dipten Diriliş" sloganıyla başlatılan proje ile İzmit Körfezi’nin dev bir akvaryuma dönüştürülmesi hedefleniyor.



İzmit Körfezi’nde dalış


Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, yapımcı ve dalgıç Savaş Karakaş ile dünya rekortmeni serbest dalışçı Devrim Cenk Ulusoy, çalışmaları yerinde incelemek ve deniz yaşamındaki değişimi gözlemlemek üzere İzmit Körfezi’ne daldı.



"Yaklaşık 150 milyon dolarlık bir proje"


Dalış öncesi açıklama yapan Başkan Büyükakın, Türkiye’nin ve dünyanın en önemli rehabilitasyon projelerinden birinin Kocaeli’de gerçekleştirildiğini belirtti. Projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ortaklaşa yürütüldüğünü hatırlatan Büyükakın, "Daha öncesinde, Kocaeli Büyükşehir Belediyemizin TÜBİTAK ile birlikte yürüttüğü çalışmalar vardı. Yapılan incelemelerde burada 11 milyon ton çamur bulunduğu ve bunun yaklaşık 8 milyon tonunun, yani 3,8 milyon metreküpünün deniz ortamından uzaklaştırılması gerektiği tespit edilmişti. Sonrasında çamurun hangi yöntemle uzaklaştırılacağı üzerine çalışmalar yapıldı. LOGAN’daki uygulamadan esinlenerek bugün burada yürütülen proje geliştirildi. Yaklaşık 150 milyon dolar bütçesi olan bir proje bu" diye konuştu.



"Toplamda 460 hektarlık bir alanın temizlenmesi hedefleniyor"


Büyükakın, toplamda 460 hektarlık alanın temizlenmesinin hedeflendiğini aktararak, şunları kaydetti:


"Şu ana kadar 190 hektarlık alanda temizlik yapıldı. Temizleme yapılan bölgelerde elde edilen sonuçları da gözlemlemeye devam ediyoruz. Arkadaşlar daha önce yaptığı dalışlarda hem biyoçeşitliliğin kendini yeniden yenilediğini hem de balık popülasyonunda, denizin diğer bölgelerine kıyasla artışlar olduğunu gözlemlemeye başladı. Farklı farklı türler var."



"170 bin metreküp çamurun denize ulaşmasını önlüyoruz"


Ayrıca, 23 ileri biyolojik arıtma tesisiyle de çalışmaların yapıldığına değinen Başkan Büyükakın, "Senede yaklaşık 170 bin metreküp çamurun denize ulaşmasını önlüyoruz ama diğer yandan da denizde yıllardır birikmiş olan çamuru temizliyoruz. Bu, deniz ekosisteminin rehabilitasyonu açısından çok kıymetli bir çalışma ve dünyada da benzerlerinden biri sayılı. Dünyayı daha yaşanabilir bir hale getirmek için büyük bir emek veriyoruz. Biz bu mirası aslında büyüklerimizden değil, çocuklarımızdan ödünç aldık. Bu mirası onlara layıkıyla teslim etmek için elimizden geleni yapacağız" ifadelerini kullandı.



"Bu yaklaşık 50 yılın birikimi"


Prof. Dr. Mustafa Sarı ise dipteki kirliliğin yaklaşık 50 yıllık bir birikim olduğuna dikkati çekerek, "Birikmiş olan bu doğal olmayan atıkların çıkarılması Marmara Denizi’ne çok büyük fayda sağlayacak. Marmara Denizi hem Akdeniz’in hem Karadeniz’in hem de Ege’nin dengesine katkı veren bir ekosistem. Marmara’yı kirlettiğinizde, bir anlamda Karadeniz’i, Ege’yi ve Akdeniz’i de kirletmiş oluyorsunuz. Üstelik Marmara Denizi’nin tüm kıyıları bizim ülkemizin sınırları içinde. Marmara’da olan her şey bizim namusumuzdur" dedi.



"İzmit Körfezi’ne dalmayı hiç aklımıza getirmedik"


Dalgıç Savaş Karakaş da İzmit Körfezi’nin geçmişte dalgıçlar için "ölümcül bir bataklık" gibi görüldüğünü belirterek, "Bugüne kadar dünyanın yedi denizinde ve Türkiye’nin dört bir yanında dalış yaptım fakat İzmit Körfezi’ne dalmayı hiç aklımıza getirmedik. Çünkü bizim için burası adeta ölümcül bir yerdi. Takdir edersiniz ki burası bir deniz değil, bir bataklık gibiydi. Hiçbir dalgıç bataklığa dalmak istemez ama bugün, yaklaşık 50 hatta 100 yıllık kötü bir alışkanlıktan kurtuluyoruz" diye konuştu.



"Canlıların artması hayatın yeniden başladığını gösteriyor"


Dalışın ardından su altındaki gözlemlerini aktaran Tahir Büyükakın, değişimin çıplak gözle görülebildiğini vurguladı. Daha önce balçık nedeniyle yaşamın mümkün olmadığı alanlarda artık deniz canlılarının yuva yapmaya başladığını anlatan Büyükakın, "Denizin dibinde deniz şakayıkları ve benzeri türlerin yaygın şekilde yer tuttuğunu görüyoruz. Bunların deniz tabanına tutunmuş olması, orada bir yaşamın yeniden başladığını gösteriyor. Bu türlerin orada yaşaması çok önemli. Belli kabuklu türler ortaya çıkmaya başlamış. Deniz hıyarı ya da deniz patlıcanı olarak bilinen türlerden var, yengeçler var. Önce kabuklu canlılar geliyor, ardından bu kabuklularla beslenen diğer türler geliyor. Örneğin pisi balığının gelmesi, orada kabuklu türlerin yaşamaya başladığının önemli bir göstergesi. Çünkü pisi balığı, bu canlılarla beslenmek için geliyor" cümlelerini kullandı.



"Burada çok daha farklı şeyler görmeye başlayacağız"


Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, sözlerini şöyle noktaladı:


"Ayrıca anemonlar da vardı. Bunlar, denizdeki canlılığın en önemli göstergelerinden biridir. Burada çamurun yer yer 3 metreye kadar ulaştığı bir bölgeden bahsediyoruz. O çamur temizlendi ve denizin dibindeki kum oksijenle buluştu. Daha önce yüzeyi kaplayan balçık tabakası nedeniyle hiçbir canlı türünün burada tutunması mümkün değildi. Şimdi ise kumlu zeminde tutunabilen türler yeniden köklenmeye başladı. Yavaş yavaş diğer türler de beslenmek için gelecek, yumurtalarını bırakacak ve yakın zamanda burada çok daha farklı şeyler görmeye başlayacağız. Hem tür çeşitliliğinin artmasını hem de popülasyonların çoğalmasını bekliyoruz. İnşallah çok güzel şeyler olmaya başladı ve bundan sonrası da hızlı bir şekilde devam edecek."



Belediye başkanı dalgıç kıyafeti giydi, dibe indi: Gördüğü manzara şaşırttı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Thorsten Fink: "Kendimize güveniyoruz, çeyrek finale kalacağımıza inanıyorum" SAMSUN (İHA) – Samsunspor Teknik Direktörü Thorsten Fink, Rayo Vallecano karşısında kendilerine güvendiklerini ve çeyrek finale çıkacaklarına inandıklarını söyledi. UEFA Avrupa Ligi son 16 turunda Rayo Vallecano ile karşılaşacak Samsunspor’da Teknik Direktör Thorsten Fink ve futbolcu Joe Mendes, basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. İspanyol temsilcisi karşısında kendilerine güvendiklerini ifade eden Thorsten Fink, "Benim için evimizde veya deplasmanda olması önemli değil. İlk maçı kendi evimizde oynamak bir avantaj. Sonuçta 2 karşılaşma oynanacak. Çok önemli bir maça çıkacağız. Taraftarımızın çok iyi destekte bulunacağını düşünüyorum. Tekrardan bir tarih yazabiliriz. Rayo çok iyi bir takım. En iyi baskı yapan takımlardan birileri. Barcelona karşısında bile topa hakim olmayı başarmışlardı. Fenerbahçe maçında biz de çok iyi oynadık. Kendimize inanıyoruz. İki maçta da iyi bir sonuç almak istiyoruz. Rayo son 5 maçını kaybetmedi. Çok tehlikeli bir takım bizi bekliyor. Futbolda her şeyi gördüm. Güçlü rakiplere bile baskılı oynuyorlar. Bizim de özgüvenimiz yerinde. Geleli 3 hafta oldu ama her hafta kendimizi geliştiriyoruz. Son 16’daki tüm takımların bir kalitesi var. Kendimize güveniyor ve çeyrek finale kalacağımıza inanıyorum. Lige iyi başlamadılar ama şu anda çok iyi bir performans gösteriyorlar, biz de bunun bilincindeyiz. Kendi oyun stilimiz var. Onlarla daha önce bir maçta karşılaşmıştık. 38 yaşında genç bir hocaları var. Çok iyi bir rakibe karşı oynayacağız. Onlara zarar vermek adına iyi olduğumuz yönlerimizi sahaya yansıtmak isteyeceğiz. Oyuncularımız sakatlıktan döndü. Kanat oyuncularına ihtiyacımız var. Emre Kılınç ve Zeki Yavru sakatlığını atlattı. Opsiyon anlamında elimiz güçlenecek" dedi. Tecrübeli defans oyuncusu Joe Mendes ise, "Mental olarak maça hazırız. Takım halinde tutkuluyuz. Yarınki maça odaklanmış durumdayız. En iyi şekilde oynayıp istediğimiz sonucu almak istiyoruz. Benim futbolda hayalim her zaman elimden gelenin en iyisini yapmak. Kafamdaki tek düşünce bu" diye konuştu.
Giresun Tarihi sokakta paylaşım sofrası Giresun’un Tirebolu ilçesinde "Bir kap fazla yap" geleneği, sokakta kurulan iftar sofrası mahalle kültürünü yaşatıyor. Giresun’un Tirebolu ilçesinde tarihi evlerin bulunduğu Yeniköy Mahallesi’nde mahalle sakinleri, evlerinde hazırladıkları yemeklerle sokakta kurdukları iftar sofralarında buluşuyor. "Bir kap fazla yap" sloganıyla sürdürülen gelenek, Ramazan ayında komşuluk bağlarını güçlendiriyor. Giresun’un Tirebolu ilçesinde tarihi dokusuyla dikkat çeken Yeniköy Mahallesi’nde, mahalle kültürünü yaşatan anlamlı bir gelenek sürdürülüyor. Mahalle sakinleri, Ramazan ayında evlerinde hazırladıkları yemekleri sokağa kurulan iftar sofralarına getirerek birlikte oruç açıyor. Yeniköy Mahallesi Muhtarlığı öncülüğünde 2016 yılında başlatılan ve "Bir kap fazla yap" sloganıyla hayata geçirilen sokak iftarı geleneği, her yıl artan katılımla devam ediyor. Mahalle sakinlerinin tencere ve kaplarla getirdiği yemekler masalarda paylaşılıyor. Çorba ve tatlı ise hayırseverler tarafından ikram ediliyor. İftar sofraları yalnızca mahalle halkını değil, üniversite öğrencilerini, ihtiyaç sahiplerini ve ilçe dışından gelen misafirleri de bir araya getiriyor. Tarihi sokakta kurulan uzun masalar, Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ruhunu yansıtıyor. Yeniköy Mahallesi Muhtarı Osman Altay, etkinliğin temel amacının komşuluk bağlarını güçlendirmek olduğunu belirterek, "Buradaki amaç beraber iftar yapıp olanın olmayana vermesi mantığıyla eski komşuluk bağlarını güçlendirmek. Bu yıl Allah izin verirse ‘Bir Kap fazla yap" iftar yemeğinin 10’uncusunu gerçekleştirdik" dedi. Altay, iftarın belirli bir konseptle hazırlandığını ifade ederek, sosyal farklılıkların oluşmaması için herkesin benzer yemekler hazırladığını söyledi. Altay, "Mahalleli genellikle fırında tavuk ve pilav yapıp getiriyor. Böylece herkes aynı sofrayı paylaşıyor, kimse kendini farklı hissetmiyor" diye konuştu. Tirebolu Kaymakamı Muhammed Lütfi Kotan da iftar programına ailesiyle birlikte katıldığını belirterek, Ramazan’ın birlik ve beraberlik için önemli bir vesile olduğunu söyledi. Kotan, "Ben de bu mahallenin bir sakiniyim. Bir kaymakamdan ziyade bir komşu olarak buradayım. Herkes kendi evinde yaptığı yemeği getirip paylaşıyor. Bu çok güzel bir gelenek" ifadelerini kullandı. Mahalle sakinleri ise sokakta kurulan iftar sofralarının özellikle çocuklar için unutulmaz hatıralar oluşturduğunu belirterek, geleneğin uzun yıllar devam etmesini istediklerini dile getirdi.
Hatay İran’da hayatını kaybeden tır şoförünün yakınları, cenazenin Türkiye’ye getirilmesini istiyor Afganistan dönüşünde İran’ın Tebriz şehrinde tırına füzenin şarapnel parçasının isabet etmesiyle hayatını kaybeden Hataylı tır şoförü Hüseyin Fırat’ın yakınları, cenazenin Türkiye’ye getirilmesi için yetkililerden destek bekliyor. Fırat’ın akrabası Cuma Karakılınç, Amerika ve İsrail’in sivillere yönelik saldırılarını kınayarak hastanenin bile saldırıya uğradığını söyledi. Reyhanlı ilçesi Bağlar Mahallesi’nde yaşayan 29 yaşındaki Hüseyin Fırat, Askerlik mesleğini bıraktıktan sonra baba mesleği olan tır şoförlüğünü sürdürerek yaşamını ekmek parasını kazanıyordu. İstanbul’dan aldığı yükle Afganistan’a doğru yola çıkan Fırat, dönüş yolunda İran’ın Tebriz şehrine geldiği esnada düşen füzenin şarapnel parçalarının tıra isabet etmesiyle ağır yaralandı. Ağır yaralanan tır şoförü Fırat, İran’ın Zincan Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Fırat, İran’da hastanede 6 gün süren yaşam mücadelesini kaybederek öldü. Fırat’ın yakınlarıysa yakınları cenazenin Türkiye’ye getirilmesi için yetkililerden destek beklediklerini söylediler. Afganistan’a yük bıraktıktan sonra aynı mesleği yaptığı babasıyla birlikte Türkiye’ye dönerken Hüseyin Fırat’ın tırına İran’da şarapnel parçası isabet ettiğini söyleyen Cuma Karakılınç, "Hüseyin kardeşimiz tır şoförü. İstanbul’dan yükünü alıp, Afganistan’a götürüyor. Afganistan’dan yükünü bıraktıktan sonra dönüş yolunda İran’da geçerken Amerika ve İsrail’in attığı füzenin şarapnel parçaları tıra isabet ediyor. Kendisi ağır yaralanıyor ve hastaneye kaldırıyorlar. Hastanede ilk müdahaleler yapılıyor ve kaldığı hastane tekrar bombalanıyor. Ameliyat oldu ve yaklaşık 1 haftadır İran’da hastanedeydi ve Türkiye’ye gelemedi. Sabaha doğru da kardeşimiz vefat etti" dedi. "Cenazenin Türkiye’ye gelmesi için yetkililerden destek bekliyoruz" Amerika ve İsrail’in sivillere saldırı gerçekleştirdiğini söyleyen Karakılınç, "Cenazesini getirmek için uğraşıyorlar, otopsi yapılması gerekiyormuş ve orada nevruz bayramı varmış. Bir an önce yeğenimizin cenazesinin Türkiye’ye getirilmesini istiyoruz. Cenazenin Türkiye’ye gelmesi için yetkililerden destek bekliyoruz. Amerika ve İsrail hastaneleri bile bombalıyor, insaf kalmamış. Nükleer tesisleri bombalayacağız diye Türk tırcıları bombalıyorlar. Kardeşimizde burada mağdur oldu ve vefat etti" dedi.